Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Alstom yeni ürün ve çözümleriyle enerjinin verimini artırıyor!

Hidroelektrikten rüzgara, kömürden doğalgaza kadar enerjide tüm yatırım alanları için anahtar teslim çözümler sunan Alstom, yüksek güç ve kapasite faktörünü birleştirerek geliştirdiği türbinler ile üretimde verimliliği artırıyor.





adil_tekin_alsot.jpg

Alstom Türkiye Ülke Başkanı Adil Tekin, önümüzdeki süreçte teknoloji ve üretime yapacakları birkaç yüz milyon Euro’luk yatırımla bu oranı daha da ileriye taşıyacaklarını söylüyor.

Alstom, son süreçte rüzgar enerjisi yanında güneş, okyanus enerjisi gibi alternatif kaynaklara ciddi yatırımlar yapıyor. Geliştirdiğiniz projelerinizden söz ederek,  bunların enerji verimliliğine katkılarını aktarır mısınız?

Enerji verimliliğini, tüketimde ve üretimde verimlilik şeklinde iki başlık altında toplayabiliriz. Alstom olarak biz üretimde verimlilik konusunda devreye giriyoruz. Enerjiyi en verimli ve en etkin şekilde üretebilmek için fizibilite, enerji üretim ve satış sürecini kapsayacak biçimde çalışmalar yapıyoruz. İnsanların hayatlarını kolaylaştırırken, yaşadığımız dünyadaki kaynaklara karşı da saygı gösteriyoruz. Bu saygıdan dolayı yenilenebilir enerji kaynaklarına olan yatırımlarımız artarak devam ediyor.

30 yıldan beri faaliyette olduğumuz rüzgar enerjisinin yanı sıra bir yandan da gelecek vaat eden alternatif kaynaklara ciddi yatırımlar yapıyoruz. Bunlardan birisi de verimli enerji üretiminde taşıdığı potansiyel nedeniyle yoğunlaştırılmış güneş enerjisi (CSP). Fotovoltaik güneş enerjisinin aksine CSP teknolojisi depolama kapasitesi özelliği de taşıyor, dolayısıyla güneşin batmasından çok sonra ya da bulutlu günlerde de enerji sağlamayı sürdürüyor Alstom olarak anahtar teslimi CSP santralinden, santral için ihtiyaç duyulan parçalara kadar bu alandaki bütün taleplere çözüm sunuyoruz.

 

İki yeni işbirliğiyle yenilenebilirde konumunu güçlendirdi

Öte yandan okyanus enerjisi alanında da büyük yatırımlarımız var. Fransa’nın Nantes şehrindeki merkezimizde okyanus enerjisi üzerine çalışmalar yapılıyor. Burada ticari gel-git enerjisi ürünlerini üretmek üzere Ar-Ge çalışmaları yürütülüyor. Halihazırda önümüzdeki yıl devreye alınabilecek BELUGA 9 adını taşıyan ticari ölçekte bir prototipimiz de bulunuyor. Ayrıca dalga enerjisinde uzmanlaşan İskoçya merkezli AWS Ocean Energy’nin %40 hissesini satın alarak bu pazara da girdik. Kısa bir süre önce gel-git akıntılarıyla çalışan türbinlerin tasarım ve üretiminde uzman Tidal Generation Limited (TGL) firmasını devralmak için Rolls-Royce ile bir anlaşma imzalayarak yenilenebilir enerji alanındaki konumumuzu daha güçlendirdik.

Alstom olarak önümüzdeki süreçte hem teknoloji hem de üretim alanlarında (hidroenerji için GTC, açık deniz rüzgar enerjisi için santraller, hizmet çalıştayları vb. konularda) birkaç yüz milyon Euro yatırım yapacağız. Bu yatırımlarla birlikte enerji verimliliğini artırmaya yönelik de çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

 

Alstom olarak yatırımlarında maksimum enerji verimliliğini sağlamak için nasıl bir üretim teknolojisi uyguluyorsunuz? Bu anlamda enerji yatırımcılarına sunduğunuz alternatifler ve avantajlar neler?

Alstom, dünyanın elektrik ihtiyacının %60’ını karşılayan ve CO2 salımının %40’ını oluşturan kömür ve gaz yakıtlı santrallerin enerji verimini yükselterek karbon salımını düşürüyor. Verimin daha yüksek olması demek, işletmecilerin daha az fosil yakıt tüketmesi ve dolayısıyla CO2 salımını düşürerek aynı miktarda enerji üretmesi demek. Alstom ürünleri olan GT13E2, GT24 ve GT26 türbinlerinin son modelleri ile gaz yakıtlı enerji santralleri daha fazla enerji üretiyor. GT26, kombine çevrimli gaz yakıtlı santral modunda %61’e kadar verime ulaşarak yıllık 350 bin ton CO2 salınımını önlüyor.

Şu anki enerji üretim tesislerini %5-10 daha verimli hale getiren yenilenme çözümlerine ek olarak Alstom’un geliştirmekte olduğu çok yüksek sıcaklıktaki kömür yakıtlı enerji santrali daha verimli ve daha az kirliliğe yol açıyor. Örneğin Almanya’da Niederaussem’in süper kritik enerji santrali, günümüzdeki geleneksel santrallerin ortalama %35’lik verimine karşılık net olarak %43 verim sağlıyor. RDK 8 ultra süper kritik enerji santralinde ise verimliliğin %46’yı aşması bekleniyor. Gaz, kömür ve yenilenebilir enerji dahil olmak üzere enerji üretiminin her alanında Türkiye’nin ihtiyaçlarına hizmet edebilecek durumdayız.

 

Dünyanın en büyük  offshore rüzgar türbinini yaptı

Enerji verimliliği kapsamında 2012 yılında hangi projelerin çözüm ortağı oldunuz? 2013’de bu alana yönelik olarak gündeminizde hangi projeler ve konu başlıkları yer alıyor?

Alstom olarak, geçtiğimiz aylarda bu güne kadar kurulmuş en güçlü ve en büyük açık deniz rüzgar türbini Haliade 150-6MW offshore rüzgar türbinlerinin kurulumunu gerçekleştirerek açık deniz rüzgar türbinleri alanında ilk teknolojik sıçramamızı yaptık.  Yeni nesil 6 MW rüzgar türbinlerinin en ileri noktası olan Haliade 150-6MW’nin rotor çapı 150 m, taradığı alan iki futbol sahası büyüklüğünde ve türbinde sabit mıknatıslı jeneratörü ile doğrudan sürücü var. Aynı zamanda çekici aerodinamik eğrileri bulunuyor. Makineyi daha sağlam, daha basit ve daha verimli yapan bu yenilikler elektrik maliyetini de düşürüyor. 

Fransa sahili açıklarında 3 GW rüzgar enerjisi üretecek deniz tipi rüzgar türbinlerinin kurulumu için Fransız hükümeti bir ihale yaptı. Alstom olarak, geçitğimiz Nisan ayında ihaleye çıkan ve 3 projeyi kazanan EDF Energies Nouvelles’in (EN) liderliğindeki konsorsiyum ortağı ve Haliade 150 ürünüyle, EDF EN’in liderliğindeki konsorsiyumunun tek tedarikçisi konumunda bulunuyoruz. Yaklaşık 240 adet türbinden oluşan proje için Saint-Nazaire’de 4 tane fabrika kuracağız. Haliade 150 ön-seri üretimi şu anda geçici bir tesiste başlatıldı. Ana fabrikalar faal olana kadar bu tesiste 40 ünite üretilecek.

 

Neden %60 kapasiteye çıkmasın?

30 yıl önce kapasite faktörü %20’den daha küçük 20kW türbinler yapıyorduk, bugün %40 kapasiteli 6MW türbinler üretebiliyoruz. Bu yarın neden 10MW veya 20MW ile %50-60 kapasiteye çıkmasın. Bu sektörde büyüklük çok önemli, çünkü boyut sabit maliyetleri düşürüyor. Bu amaçla kontrol sistemlerinin yanı sıra; kanatlar ve kompozit malzemeler, sabit mıknatıs jeneratörü  (Hydro PSP yardımıyla boyut, verimlilik, nadir bulunan metallerin yerine hammadde, dişli kutularının büyüklüğü) üzerine çalışıyoruz. Belirtmekte fayda var, 2000’de kara tipi rüzgar enerjisinde karbondioksit emisyonunun düşmesinde birincil etken verimlilik artışı oldu.

Kara tipi rüzgar enerjisi alanında geçtiğimiz aylarda Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş. tarafından gerçekleştirilen Hatay Şenköy Rüzgar Santrali için her biri 3 MW gücünde 9 adet ECO 100 rüzgar türbini kurduk. Buradaki yıllık tahmini enerji üretimimiz hesaplanandan daha yüksek olacak. ECO 100 türbinlerimiz sayesinde ilk başta hesaplanan üretimden daha yüksek üretim yapılabilecek. Tahmini 86 milyon 548 bin IWh/yıl üretim kapasitesiyle yaklaşık 40 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacak Şenköy RES Projesi yılda ortalama 41 bin ton karbon salınımını önleyecek.

Enerji yoğunluğunuz ne kadar düşükse, enerjiyi o kadar verimli kullanıyorsunuz demektir. OECD ülkelerinin yaklaşık 1/5’i oranında enerji tüketmemize karşılık, enerji yoğunluğumuz bu ülkelerin iki katı kadar. Bu yoğunluğu düşürmemiz ise üretimde ve tüketimde mutlaka enerji verimliliğini sağlamakla mümkün.

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz