Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Batı Hattı’ndaki yarışta 4 şirket galip çıktı

Batı Hattı’ndan doğalgaz getirmek için başvuran 13 şirketten Akfel, Bosphorus Gaz, Battı Hattı Doğalgaz ve Kibar Enerji, Gazprom ile anlaşma yaparak EPDK’dan lisans aldı. Stratejik Teknik Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nce (STEAM) düzenlenen 14. Uluslararası Enerji Arenası’nda konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, yılbaşından sonra 4 milyar metreküplük doğalgazın da özel sektör eliyle getirilmesi için Rusya’yla görüşeceklerini açıkladı.





dogalgaz_boru.jpg

Stratejik Teknik Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nce (STEAM) düzenlenen 14. Uluslararası Enerji Arenası “Jeopolitik Ve Finans Ekseninde Değişen Enerji Paradigmaları” başlığıyla 24-25 Eylül tarihlerinde İstanbul’da yapıldı.  Ulusal ve uluslararası alanda enerji ve finans kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin katıldığı arenada konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, gerçek yatırımcının önünü açmak adına gerek özel gerekse de kamuya önemli görevler düştüğünü söyledi.  Bakan Yıldız, “Her bir yatırımcımıza yardımcı olmak isteriz ama daha önce yatırım yapacakları da dikkate almamız gerekir. Gerek kamu gerek özel sektör ayrım yapılmaksızın mutlaka bu dönemde bunları gerçekleştirmek durumundayız” dedi.

Fukuşima kazasından sonra nükleere bakış açısında bazı ülkelerde politika değişikliğine gidildiğini, bunun çok gerçekçi olamadığını dile getiren Bakan Yıldız, “Sizin nükleer enerji santralini ülkenizde kullanmıyor olmanız komşu ülkeden alıyor olmanız bu gerçeği değiştirmiyor. Türkiye nükleer güç santralleri ile ilgili kararlılığını devam ettiriyor. O yüzden bizlerin hem enerji kaynaklarını çeşitlendirmek hem de ithalata olan bağımlılığı azaltmak bakımından bu izlediğimiz politikaları kararlılıkla sürdürmemiz gerekiyor” diye konuştu. Bakan Taner Yıldız, 1 Ekim’den sonra elektrik ve petrol yasası ile ilgili kanunların TBMM’ye sevk edileceğini açıkladı.

 

‘Al ya da öde’ dönemi sıfırlanıyor

İki yıl önce doğal gaz konusundaki önemli başlıklardan birisinin “al ya da öde” konusu ile ilgili olduğunu belirten Bakan Yıldız, “3.1 milyar metre küplük Rusya Federasyonu ile ilgili olan ‘al ya da öde’ bu yılın sonunda sıfırlanmış olacak. Kamuoyunda yanlış anlaşılan ‘biz almadığımız gazın bile parasını ödüyoruz’ konusu. Bizim almadığımız 1 metre küp bile gazımız kalmayacak yine 1 dolar bile her hangi bir tedarikçi de paramız kalmayacak” dedi. Bakan Yıldız yılbaşından sonra ‘6 artı 4’ kapsamında gelecek 10 milyar metre küp gazın 4 milyar metre küpünün Rusya ile yapılacak yeni bir müzakere başlangıcı ile beraber özel sektörün kullanımına açılacağını belirtti. Bölgedeki siyasi gelişmelere de değinen Yıldız, “Gerek Rusya gerekse İran ve diğer ülkelerle enerji politikamız olağan şekliyle devam edecek” dedi.

Bakan Yıldız, gerek Irak gerekse bir kısım ülkelerle politikaları zenginleştirecek argümanlara ihtiyaç olduğunu ve bunu da yaptıklarını söyledi. 

Türkiye’nin en büyük kazancının istikrar olduğunu dile getiren Bakan Yıldız şunları aktardı: “Bunun zaman zaman tehdit altında kaldığına ama bu tehdidin fırsatlara dönüştüğüne şahit birisi olarak bunu bir kez daha vurgulamak istedim. Finansman kaynaklarının Türkiye'nin oluşturduğu sağlam zemin nedeniyle ülkeye akacağına inanıyorum. Doğru sonuçlar alınacağı kanaatindeyim. Hangi ülkenin veya hangi firmanın ikinci nükleer santrali alacağına belki karar veremeyebiliriz ama hangi firmanın ya da ülkenin bu yarışmanın dışında kalacağına dair veriler elimize gelmeye başladı. Japonya, Çin, Güney Kore ve Kanada ile sürdürdüğümüz bu çalışmanın belki 3 ülkeyle devam etmesi mümkün olacak. O yüzden bunu ay sonunda tekrar kamuoyuyla paylaşacağız.”

 

8 Ayda 117 santral yapıldı

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş ise enerji sektöründe en temel paradigmanın arz güvenliğini sağlanmak olduğunu söyledi. Bunun yolunun ve yöntemlerinin zaman içinde değişmekle birlikte bu paradigmadan vazgeçilemeyeceğinin altını çizen Köktaş, “Önemli ve ideal olan ise arz güvenliğini daha fazla yerli kaynakla, daha rekabetçi bir ortamda, daha ekonomik, daha verimli ve çevreye duyarlı bir şekilde karşılayabilmektedir” dedi.  Türkiye’de son 8 yılda enerji sektörüne özel sektör tarafından 18 bin megavatın üzerinde kurulu gücü olan 665 adet elektrik üretim santrali yatırımı yapıldığını belirten Köktaş, “ En güncel rakamlarla baktığımızda ise bu yılın ilk 8 ayında devreye alınan özel sektör yatırımlarının adedi 117, kurulu gücü ise 2 bin 432 megavattır. Bu durum elektrik üretim cephesinde arz güvenliği için gereken yatırım sürekliliğinin rekabetçi bir piyasada ve özel sektör eliyle sağlandığını göstermektedir. Bu yatırımlar içinde hidroelektrik santraller yatırımlarındaki artış dikkati çekicidir. Özel sektör marifeti ile son üç yılda yaklaşık 6 milyar lira yatırım tutarı olan 3 bin 800 megavat kurulu gücünde 168 adet proje işletmeye girdi. Son 8 yılda ise iki Atatürk Barajı büyüklüğünde HES projesi devreye alındı” diye konuştu.

Köktaş, arz güvenliği ve özel sektör eksenli olarak doğal gaz sektörüne bakıldığında ise BOTAŞ’ın elindeki kontratların özel sektöre devri konusunda her geçen yıl ciddi mesafe katedildiğini kaydetti. En son Rusya Federasyonu’ndan doğal gaz ithalat faaliyeti yapmak üzere 13 adet şirketin lisans başvurusunda bulunduğunu anlatan Köktaş, bu çerçevede daha önce BOTAŞ’ın kontratlarının devir miktarları ile birlikte toplam 2013 yılı için öngörülen yaklaşık 51 milyar metreküplük doğal gaz ithalatının toplam 10 milyar metreküpünün bir başka ifade ile doğal gaz ithalatının yaklaşık yüzde 20’sinin özel sektöre geçeceğini söyledi. 

 

‘Elektrikte her yıl 8-10 milyar dolar yatırım gerekiyor!’  

Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Selahattin Hakman da, bugün dünyada hala 1.5 milyara yakın insanın elektriğe ulaşamadığını söyledi. Dünyada elektrik enerjisine olan ihtiyacın artarken, çevre konusunun da öne çıktığını ifade eden Hakman, karbon emisyonlarının üçte birinin elektrik sektöründen kaynaklandığını, bu oranın önümüzdeki yıllarda %50’ye kadar çıkabileceğini, bu anlamda iklim değişikliği açısından bakıldığında elektrik sektörünün mercek altında olduğuna işaret etti. Hakman, bütün bu küresel resim içinde Türkiye’de elektrik sektörünün, Çin ile birlikte elektrik talebi en hızlı bir şekilde artan ülke konumunda bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin ekonomik olarak hızlı büyüdüğü 2010 ve 2011 yıllarında elektrik talebinde de hızlı bir artış olduğuna işaret eden Hakman şunları aktardı:  “Ancak 2012’de, ekonomik büyümenin kontrollü bir şekilde yavaşladığı, ekonominin biraz soğutulduğu bir dönemde %4’ler seviyesinde bir ekonomik büyüme beklerken Türkiye, bu yılın ilk 8 ayında elektrik talebi artışı %7,7 oldu. Yani çok yüksek seviyelerde elektrik talebi, ekonomik büyümenin çok üzerinde artmaya devam etmiştir. Önümüzdeki 10 yılda Türkiye’de her yıl 4 ila 5 bin megavat yeni bir kapasite ihtiyacı doğuyor.”

 Elektrik talebine bağlı olarak rekabete izin veren bir piyasa yapısının daha da gelişmesi gerektiğini ifade eden Hakman, “Bu, Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılaması için gerekiyor. Neden böyle bir piyasa yapısıyla karşılamak gerekiyor bunu? Çünkü elektrik sektörü, önümüzdeki 10 yılda her yıl 8 ila 10 milyar dolarlık yatırım gerektirecek. Bu yatırımları kamunun borçlanması ile karşılamak mümkün değil. Akılcı da değil. Dolayısıyla bunu özel yatırımcıyı, özel sermayeyi bu sektere çekerek, son 10 yılda da gördüğümüz gibi yapmak mümkün ve gerekli” dedi.

 

Yeni boru hattı 2014’te hazır olacak

14. Uluslararası Enerji Arenası’nda (STEAM) gazetecilerin sorularını yanıtlayan Irak Bölgesel Kürt Hükümeti Tabii Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrami, Kuzey Irak’tan Türkiye’ye yapılacak yeni doğal gaz ve petrol boru hatlarının 2014’ün ilk yarısında hazır olacağını söyledi. Hawrami, “Doğal gaz ihracatı Türkiye’nin iç tüketimine yönelik olarak belirlenecek, henüz miktarı somutlaşmış değil. Petrolde günlük 1 milyon varil ihracat olacak” dedi.  Irak’ın yeni hat üzerinden yapacağı 1 milyon varil petrol ihracatı, Ceyhan’dan dünya piyasalarına satılacak. Türkiye’ye doğal gaz ihracatının, doğal gazla çalışan elektrik santrallerine de bağlı olduğuna işaret eden Hawrami “Gaz boru hattının yeni santraller devreye girmeden önce tamamlanmış olması gerekiyor. Doğalgaz santrallarının kullanımından artan doğalgazı, Türkiye’deki iç piyasaya verebileceğimizi düşünüyoruz” diye konuştu.  Exxon, Gazprom, Chevron, Total gibi dünya enerji devlerinin ardından Shell ile anlaşma imzalayıp imzalanamayacakları sorusuna da açıklık getiren Hawrami, “Bu doğru veya değil diyemem. Birkaç şirketle görüşmelerimiz var” dedi.

 

Rasyonel olmayan ihale bedelleri iptal getiriyor

14. Uluslararası Enerji Arenası’nda düzenlenen “Geleceğin Enerji Arzını Yönetmek; Özelleştirmeyi Hızlandırmak, Yeni Yatırımları Kolaylaştırmak” başlıklı panelde konuşan Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak ise özelleştirme süreçlerine ve yatırım ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de uygulanan özelleştirme politikalarının sorunları bulunduğuna işaret eden Ak, özelleştirmelerde karşılaşılan ihale teklif bedellerinin olması gerektiğinden çok yüksek olduğunun altını çizdi. Son dönem özelleştirmelerinin çoğunun iptal ya da iade ile sonuçlanmasının ardında ihale teklif bedellerinin rasyonel olmamasının yattığına dikkat çeken Ak, “İhale bedelleri, tahminlerin üstünde rakamlara ulaştığı için, ihaleyi kazanan yatırımcılar uygun kredi bulmakta zorluk çekiyor. Yükümlülükler yerine getirilemediği için de ihale süreçleri uzuyor. Bunun sonucunda da hem ihaleye hazırlık maliyetleri ve teminat kayıpları nedeniyle yatırımcı mağdur oluyor hem de sektörümüzün liberalleşme süreci zarar görüyor” dedi.

Sinan Ak, özelleştirmelerde tekliflerin, tavan fiyat ya da muhammen bedel üzerinden verilmesinin sağlanması durumunda ihalelerin devirle sonuçlanmasının mümkün olacağını ve ihaleye katılan tüm enerji yatırımcılarının fiyat konusunda özeleştiri yapması gerektiğini söyledi. 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz