Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Biz işin zoruna ama YERLİ OLANINA TALİBİZ!

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye’nin başta yenilenebilir olmak üzere enerji alanındaki bugününü ve geleceğini Enerji Dergisi’ne açıkladı.

 




taner_yildiz1.jpg

Türkiye, 10 yılda ekonomi başta olmak üzere her alanda ciddi bir ivme kazandı. Türkiye, siyasi istikrara bağlı olarak, ekonomik istikrarıyla da kalkınmaya devam ediyor. Büyüme ve kalkınmada önümüze koyduğumuz hedefler gerçekleştikçe daha fazlasını hedefleyen bir yapıyı ortaya koyuyoruz. Bütün bunlarla birlikte Türkiye artık dünyada hak ettiği yeri alan bir ülke konumuna geliyor. 10 yıldır sağlanan ekonomik ve siyasi istikrarla birlikte Türkiye artık güvenli bir liman haline geldi. Siyasi anlamda sağladığımız istikrar, büyüme ve güvenin yansımalarını enerji sektöründe de görüyoruz.

 

Rüzgar enerjisinde Avrupa’da ilk 10’a girdik

Yenilenebilir kaynaklarımızın etkin kullanımı konusunda yaptığımız çalışmalar devam ediyor. Yenilenebilir enerjinin tüketim içindeki payını artırmak için yenilenebilir Enerji Yasası’nı çıkardık. Türkiye 10 yıl önce sıfır düzeyinde olan rüzgar enerjisinde, Avrupa’da ilk 10’a girdi. 2002 yılında neredeyse yok düzeyinde olan rüzgar kurulu gücünü 2 bin MW’a çıkardık. Şu andaki rüzgardaki kurulu gücün en az 6 katı kadar daha rüzgar santrali tarımı yapmayı planlıyoruz. Bunların da 2015 yılına kadar gerçekleşeceğine inanıyoruz. Ondan sonra bitecek mi? Hayır. Hatay gibi, Balıkesir, Bandırma gibi, Bodrum, Alaçatı, İzmir, Manisa gibi, Çanakkale gibi rüzgarın çok bol ve sürekli estiği ilerimizde inşallah bu yatırımlarımızı gerçekleştireceğiz. Özellikle yenilenebilir enerjiye verdiğimiz önemle, bu alanda yapılacak yatırımları görmek istiyoruz.

Aynı şekilde rüzgarda olduğu gibi güneşte de bir ivme yakalayacağız. Güneşte hedefimiz 600 MW.

2002 yılında 12 bin MW olan hidrolik santral kurulu gücü 2011 yılında %44 artarak 17 bin MW’a çıktı. Biz iktidara gelmeden önce zengin jeotermal potansiyelimiz atıl vaziyette bekliyordu. Jeotermalden elektrik üretimi, termal turizm, seracılık ve konut ısıtması amaçlı olarak 81 sahayı özel sektöre devrettik. Yenilenebilir kaynaklardan rüzgar gibi, güneş gibi, jeotermal gibi kaynakları, su kaynaklarımızı ihale edeceğiz. Biz işin zoruna ama yerli olanına talibiz. Yerli kaynaklarımızı ve yenilenebilir kaynaklarımızı artıracağız.

Yenilenebilir enerjinin etkin kullanımı için başlattığımız ve sürdürdüğümüz çalışmaların yanında, enerji verimliliğine de 2012’nin ilk günlerinden itibaren ağırlık verdik. Şubat ayında “Enerji Verimliliği Strateji Belgesi”ni yayınladık. Böylece sanayiden, kamuya ve konuta, aydınlatmadan, araçlara kadar hayatın her alanında uygulanması mümkün olan ancak bu zamana kadar geç kalınmış olan bütün adımlar atılmaya başlandı. 

Özellikle LED aydınlatmaların ülkemizde yaygınlaşmasıyla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Yılda yaklaşık 600 milyon TL’lik sokak aydınlatma maliyetimiz var. Bunu, LED aydınlatmalarla maliyetimizi dörtte bir oranına düşüreceğiz.

 

Enerji üssü olma yolunda hızla ilerliyoruz

Sürdürdüğümüz yoğun enerji diplomasisiyle, enerji alanında da ülkemizi hak ettiği konuma kavuşturuyoruz. Türkiye, bölgesinde bir enerji üssü olma yolunda hızla ilerliyor. Yıllar yılı bitirilemeyen Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın inşasını bitirdik; Azeri, Kazak ve Türkmen petrolünü Türkiye üzerinden dünyaya ulaştırdık. Bakü – Tiflis – Erzurum (Şahdeniz) Doğalgaz Projesi’ni hayata geçirdik. Şahdeniz Doğalgaz Boru hattı ile sadece Türkiye’nin ihtiyacı olan doğal gazı tedarik etmekle kalmadık, AB ülkelerinin de bir kısım ihtiyacını karşılamış olduk. Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Boru hattı ile Güney Avrupa Gaz Ringi Projesi’nin ilk ayağını tamamladık ve komşu ülkeye gaz ihraç etmeye başladık. Azeri doğal gazını Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin (TANAP) ilk adımını Azerbaycan ile attık. Nabucco Projesi’ne verdiğimiz destek sürüyor. Proje, TANAP’ın tamamlayıcısı olarak, Batı Nabucco ismiyle Bulgaristan sınırından Avrupa içlerine kadar uzanan bir boru hattı şeklinde hayat bulabilir. Irak – Türkiye Doğalgaz Boru Hattı Projesi için mutabakat zaptı imzaladık. Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı Anlaşması’nın süresini 20 yıl uzattık. Ülkemizin elektrik sistemini Avrupa elektrik sistemi ile senkron hale getirdik.

Nükleer enerji santralları kurma sürecimiz devam ediyor. Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.S. 2011 yılı sonunda 700 milyon dolarla ilk sermaye girişini yaptı. Rusya'ya nükleer mühendislik eğitimine ilk öğrenci grubumuzu gönderdik. Her yıl 75 öğrencimizi, toplamda 600 öğrencimizi göndereceğiz. Sinop’a kurulacak 2. Nükleer santral için görüşmeler Çin, Japonya, Güney Kore ve Kanada ile de yürütülecek. Denizlerde petrol aramacılığında atağa kalktık. Kendi petrolümüzü bulmak için kendi sismik arama gemimizin inşasına başladık.

 

Yerli kaynaklarımızın tamamını harekete geçireceğiz

Elektrik enerjisi kurulu gücünü 55 bin MW seviyelerine çıkardık. 2011 yılında, 10 yıl önceye göre %75 artarak 230 milyar kilovatsaate çıkan elektrik tüketimini sorunsuz şekilde karşıladık. Ülkemizin enerji arzında dış kaynakların payını azaltmak için, yerli kömür kaynaklarımızın aranması ve üretilmesine yönelik çalışmalara ağırlık veriyoruz. 2002 yılında 19 bin MW olan termik santral kurulu gücü 2011 yılında % 75 artarak 34 bin MW’a çıktı.10 yılda 6 milyar ton kömür bulduk. Yerli kömürden 18 bin MW termik santral kurma potansiyelimiz var. En önemli yerli kaynağımız olan kömürden en yüksek faydayı sağlamak için modellerimizi kurduk. Kamuya ait kömür sahalarını elektrik santrali kurma amaçlı özel sektöre devrediyoruz.  2023’te tüm kömür potansiyelini kullanan bir Türkiye hedefliyoruz.

Kaya gazı çalışmalarına başladık. TPAO, ilk kaya gazı sondajını Diyarbakır’da Sarıbuğday-1 Kuyusunda Shell ile birlikte yapacak. Kaya Gazında Trakya ve Erzurum’da ciddi bir potansiyel olabileceğini düşünüyoruz. Geleceğin enerji resminde kaya gazının çok önemli bir yeri olacak. Biz de ülkemizde ne kadar potansiyel varsa harekete geçirmeyi hedefliyoruz.

Dünyada madencilikte ilk 10 içerisindeyiz. Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77’si ülkemizde bulunuyor ve bunlardan 60’ını üretiyoruz. 2002 yılında 100 bin metre olan maden arama sondajı miktarı 2011 yılında 1.4 milyon metreye çıktı. 2002 yılında 607 milyon dolar olan maden ihracatı, 2011 yılında 3.5 milyar dolara çıktı. 2002 yılında 303 milyon dolar olan mermer ihracatımız, 2011 yılında 6 kata yakın artarak 1 milyar 680 milyon dolara çıktı.

Bor, hammaddesi ithal ürün olmayan, tamamen yerli ve üretilenin neredeyse tamamının ihraç edildiği bir madenimiz. Bor kimyasalları ve eşdeğeri ürün üretimi 2002 yılında 436 bin ton iken,  2011 yılında 4 kat artarak 1 milyon 800 bin tona ulaştı. Bor ihracatı 2002 yılında 136 milyon dolar iken, 2011’de 855 milyon dolara çıktı. Bunun %60’ı kar oldu.

2023’e kadar enerji ihtiyacımızda doğalgazın, petrolün ve yenilenebilirin payını %30’a, nükleer enerjinin payını da yüzde 10’a ulaştırmayı hedefliyoruz. 2023 yılına kadar 2 nükleer santralı hayata geçireceğiz, birinin inşaatına başlayacağız ve ithal bağımlılığımızı azaltmış olacağız. 2023 yılına kadar yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın tamamını harekete geçirmiş olacağız.

Türkiye, 10 yıl önce sıfır düzeyinde olan rüzgar enerjisinde, Avrupa’da ilk 10’a girdi. 2002 yılında neredeyse yok düzeyinde olan rüzgar kurulu gücünü 2 bin MW’a çıkardık. Aynı şekilde rüzgarda olduğu gibi güneşte de bir ivme yakalayacağız. Güneşte hedefimiz 600 MW. 2002 yılında 12 bin MW olan hidrolik santral kurulu gücü 2011 yılında %44 artarak 17 bin MW’a çıktı.


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz