Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Boydak Enerji bir yılda yatırımlarını ikiye katladı

Boydak Enerji, 2011 yılının ortalarında tamamı hidroelektrik santrallerinden oluşan 190 MW’lık portföyünü, rüzgar santralleri alanında yaptığı 145MW’lık yatırımla ikiye katladı. Bu yatırımlarla yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşan toplam kurulu güçlerini 335 MW’a çıkardıklarını belirten Boydak Enerji Genel Müdürü Gültekin Eranıl, hedeflerini ise 1000 MW’lık bir portföye ulaşmak şeklinde açıkladı.

 




gultekin_eranil.jpg

Türkiye’nin en büyük holdinglerinden biri olan Boydak Holding bünyesinde faaliyet yürüten Boydak Enerji, yenilenebilir enerji sektöründe hızlı ve emin adımlarla büyümesini sürdürüyor. Enerji sektörüne hidroelektrik santralleri ile giriş yapan şirket, üretim portföyünü rüzgar enerjisi yatırımlarıyla genişletti. 2011 yılı sonu itibarıyla 291 milyon TL sermayesi ve 49 çalışanı ile faaliyet gösteren Boydak Enerji, 2011’in ortalarında tamamı hidroelektrik santrallerinden oluşan 190 MW’lık portföyünü, rüzgar santralleri alanında yaptığı 145MW’lık yatırımla ikiye katladı. Bu yatırımla yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşan toplam kurulu güçlerini 335 MW’a çıkardıklarını belirten Boydak Enerji Genel Müdürü Gültekin Eranıl, önümüzdeki süreçte de yatırımların süreciğinin mesajını verdi. Öncelikli amaçlarının yeni yatırımlar yaparak Türkiye ekonomisine ve enerji sektörüne yeni santraller kazandırmak olduğunu aktaran Eranıl, “Ancak diğer taraftan yatırımı tamamlanmış özel ve kamu projelerinin yatırım kriterlerimize uygun şartlarda satışı ve özelleştirmesi söz konusu olur ise tabi ki bunlarla da ilgilenebiliriz” dedi.           

 

HEDEF 1000 MW’LIK KURULU GÜÇ

Boydak Enerji’nin yenilenebilir enerji sektöründeki çalışmaları ve gerçekleştirdiğiniz yatırımlar hakkında bilgi verir misiniz?  

114 MW’lık HES yatırımızı tamamladık ve devreye aldık. Bu yılın sonuna kadar da 190 MW’lık HES yatırımımızın tamamını devreye almayı hedefliyoruz. İstanbul Silivri’de yer alan Çanta RES projemizin türbin sevkiyatlarını 2012 sonuna kadar tamamlamayı ve 2013’ün ikinci çeyreğinde bu rüzgar enerjisi santral yatırımızı da devreye almayı planlıyoruz. Ayrıca Pendik Kurtköy’de yer alan 100 MW’lık Ömerli RES projesi için de proje çalışmalara başladık, 2013 başında da yatırıma başlayacağız.

Şimdiye kadar 400 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdik, bundan sonra da 600 milyon dolar daha yatırım gerçekleştirerek Boydak Grubu’nun 2010 yılında ortaya koyduğu 1 Milyar USD yatırım ve ilk aşamada 500 MW hedefimizi realize etmiş olacağız. Boydak Enerji olarak 190 MW HES ve 145 MW’lık RES projelerinden oluşan toplam 335 MW’lık yenilenebilir enerji portföyünün yılda yaklaşık 1.100 GWh üretim yapması planlanmaktadır. 

Ağırlıklı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşan ve bu yenilenebilir kaynakları destekleyecek yeterli miktarda konvansiyonel bir baz yük santrali ile 1000 MW’lık bir portföye ulaşmayı hedefliyoruz. Temel olarak portföyün %40’ının HES, %40’ının RES projelerinden, kalan bölümün ise ağırlıklı TES, GES ve JES’lerden oluşmasını planlıyoruz. 

 

İHALE SİSTEMİ GÖZDEN GEÇERİLMELİ

Türkiye’de yenilenebilir yatırımcılarının önündeki engeller nelerdir? Bu alana dönük son yıllarda yapılan düzenlemelerin ve verilen teşviklerin bu engelleri ortadan kaldıracağını düşünüyor musunuz?

Burada dikkat edilmesi gereken birkaç husus var. Öncelikle, kuruş/kWh ile yapılan ihale sistemi ilk başlarda “Yatırımcının elindeki öz kaynağın bir bölümü bu tür katkı payı ihalelerinde azalmasın ve bu kaynağı yatırımlarda kullanarak yatırımların önü açılsın, daha sonra santraller üretim yapmaya ve para kazandırmaya başlayınca bu bedeller ödenir” şeklindeki ideal düşünce, maalesef yatırımcılar tarafından “bu kuruş/kWh ihale bedelleri, nasıl olsa santral devreye girince ödenecek, o güne kadar daha neler olur ihaleyi alalım da, sonra düşünürüz” yaklaşımı ile algılanmıştır. Bu şekilde ekonomik olmaktan uzak, çok yüksek rakamlara çıkmış ve Türkiye’de ekonomik ve teknik açıdan yapılabilir de olsa sadece bu yüksek ihale bedelleri sonucunda yapılamaz duruma gelen projeler nedeniyle sistemde bazı sıkışıklıklar oluşmuş durumdadır. Dolayısı ile ihale sisteminin yeniden gözden geçirilmesi ve ihale sırasında lisans hakları için bir kerede ödenecek bir ihale bedeli sistemi olmasının daha uygun olabileceğini düşünüyorum.

İkinci husus ise teşvik verilmesinin yanında, yatırımcıların ilk başta yapmış oldukları fizibilite çalışmalarında dikkate aldıkları yatırım ve işletme giderlerinde artışa neden olabilecek uygulamalardan kaçınılması da çok önemli. Yatırım kararı alınırken ortada olmayan veya çok düşük olup da yüksek oranlarda artırılan bedellerin zaten ucu ucuna tamamlanmış veya tamamlanacak projelerin üstüne ek yük olarak getirilmesi, yatırımcıları tedirgin edecek önemli bir husustur. Bu tür yatırımcıya sonradan yük getirecek uygulamalardan kaçınılması, ek maliyet getirecek tüm uygulamaların henüz başvuru ve ön fizibilite aşamasında olan yeni projelere uygulanması, yatırımcılar için daha güvenli bir yatırım ortamı oluşturulması açısından uygun olacağını düşünüyorum.

Üçüncüsü ise daha önce ifade etmiş olduğum gibi enerji yatırımlarındaki izin ve onay prosedürlerinin yalınlaştırılması ve tek bir elden yürütülmesi de önem taşıyor. Bu konuda önemli adımlar atıldı ve iyileştirmeler yapıldı, resmi kurumlar tek tek kendi sınırları içinde sürece yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ancak bu yeterli olmuyor, daha makro boyutta işlemlerin tek bir masadan yürütülmesi yatırımcıların bu konudaki risklerini ortadan kaldıracağını düşünüyorum.                         

 

Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında 2023 için belirlenen hedeflere ulaşılması için kamu ve özel sektör arasında nasıl bir işbirliğine ihtiyaç var?

Dış ticaret açığının büyük bir bölümü enerji olan ülkemizin, çevresel ve sosyal açıdan bir zarar verilmeden, ekonomik olan tüm yenilenebilir enerji kaynaklarından sonuna kadar faydalanması gerekiyor. Bu çerçevede yukarıda bahsetmiş olduğum yüksek kuruş/kWh’li ve bu nedenle yapılamayan verimli projelerden başlayarak tüm sürecin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan yeterli bilgilendirme olmadığı için santrallere karşı oluşan sosyal tepkinin önüne geçilebilmesi için kamu ve özel sektörün birlikte bir “Halkı Bilgilendirme” kampanyası başlatması gerektiğini düşünüyorum.

Boydak Enerji olarak şu ana kadar yaptığımız çalışmalarda tüm lojistik süreçlerini ekipman tedarikçisinin kapsamında tuttuk. İleride anahtar teslim çözüm sunan lojistik şirketleri ile görüşebilir, ekonomiklik ve risk oranında değerlendirip, bu kapsamı ayrı değerlendirmemiz söz konusu olabilir.

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz