Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Lisanssız üretimde sınır 1 MW’a çıkıyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM Enerji Komisyonu’nda ele alınması beklenen Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’yla, lisansa tabi olmayan elektrik üretim yatırımları sınırının 500 kilovattan minimum 1 MW’a çıkarılacağını, sınırın 2.5 MW’a kadar çıkarılması konusunun da düzenlemeye tabi hale geleceğini söyledi.





taner_yildiz4.jpg

Lisans almadan elektrik üretimine yönelik pazarın düzenlenmesi, gelişmesi ve büyümesini sağlamak, standartlar ve düzenlemelerin oluşumuna katkı sağlamak ve bu alanda çalışma yapan kuruluşlara destek vermek amacıyla kurulan Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği’nin (Lİ-DER) tanıtım etkinliği, EPDK himayesinde 26 Eylül’de Ankara’da gerçekleştirildi.

EPDK Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, lisanssız elektrik üretimine konu olan küçük ölçekli yatırımların farklı ve kendini özgü faydaları bulunduğunu ifade etti. Eğitim-öğretim kurumları, balık ve tavuk çiftlikleri, siteler, alışveriş merkezleri, dekoratif aydınlatmalarını finanse etmek zorunda kalan belediyeler gibi akla gelebilecek birçok mecrada lisanssız elektrik üretimi yapabileceğini kaydeden Yıldız, “Bunların sayısını daha da artırabiliriz. 500 kilovatlık, 1 MW’lık butik işletmeler yapabiliriz. Bu mütevazı işletmeler bizim için son derece değerli ve önemlidir. 910 MW’lık bir doğal gaz santralini açarken duyduğumuz heyecandan daha fazlasını burada duyarız” diye konuştu.  Lisanssız üretime desteklerin artan dozda devam edeceğini dile getiren Yıldız, toplamda 5 bin MW’a ulaşabileceği hesaplanan böylesi bir gücün ‘yerli kaynak’ olması nedeniyle de ayrıca önemli olduğunu söyledi. Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan ve Ekim ayı içerisinde TBMM’ye iletilmesi beklenen Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nda, lisanssız elektrik üretimiyle ilgili 500 kilovatlık limitin, sektörün beklentileri doğrultusunda, minimum 1 MW’a çıkarılmış haliyle yer aldığını kaydeden Bakan Yıldız, lisanssız üretim tesisi kurulumunda sorun yaşayan orman vasfını yitirmiş alanlarla ilgili olarak Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile görüştüğünü belirterek, “Kendisi özellikle orman vasfını yitirmiş olan, eğimleri uygun arazilerde gerek güneş kolektörleriyle alakalı, gerekse diğer yatırımlarımızla alakalı yardımcı olabileceğini söyledi. Bu da iyi bir gelişmedir diye düşünüyorum” dedi. 

 

5 bin mw’lık lisanssız elektrik üretimi

Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu da, lisanssız elektrik üretimine olanak veren sürecin son noktasına geldiğini, başvurular ve ilk kurulumların gündemde olduğunu anımsatarak, Türkiye’de 5 bin MW düzeyinde bir elektrik üretimini lisanssız üretim kapsamında gerçekleştirmeyi hayal ettiklerini söyledi. Elektriğin tüketildiği noktada üretilmesine olanak sağlaması sayesinde kayıp ve kaçakların azaltılması, kendi elektriğini üreten işletmelerin uluslararası rekabet ortamında güç kazanması, enerjide dışa bağımlılığın azalması dahil lisanssız üretimin ülkeye sayısız katkısı olacağını belirten Kıroğlu, lisanssız elektrik pazarının Avrupa’daki gelişiminde, bu tür kurulumların yaygınlaşması için üretilmiş finans çözümlerinin en önemli itici güç olarak kendini gösterdiğini vurguladı.

Finans konusunun çok önemli olduğuna dikkat çeken Kıroğlu, şunları aktardı: “Avrupa’da sektör finansman kaynaklarıyla birlikte gelişmiş. Biz de bu anlamda dernek olarak üzerimize düşeni yapmaya başladık. Önümüzdeki ay içerisinde tüm bankalarla bir toplantı yapıyoruz. Sektörün ihtiyacı olan kredi ve finans çözümlerini üretmeye başlayacağız. Halihazırda yabancı fonlarla da bir işbirliğimiz mevcut; belli vadelerde kredileri sektöre sunabiliyoruz. Bir kamu bankasıyla yaptığımız, şu an onay sürecinde olan çalışma tamamlandığında ‘Lisanssız Elektrik Üretim Kredisi’ adı altında bir krediyi de sektörün kullanımına açmış olacağız.”
 

‘Yeni yeni girişimciler yaratacağız!’

EPDK Başkanı Hasan Köktaş ise, lisanssız elektrik üretimi için şu ana dek 239 başvuru yapılmış olduğunu ve bunların 160 tanesinin dağıtım şirketleri tarafından fiilen kabul edilmiş, uygun görülmüş olduğunu dile getirdi. Bu gelişmeyi yatırımcıların ve sektör aktörlerinin hız ve yeteneklerinin göstergesi olarak yorumlayan Köktaş, lisanssız elektrik üretiminden Türkiye’nin büyük faydalar sağlayacağını belirterek, beklentilerini şöyle dile getirdi: “Beklediğimiz fayda sadece elektrik üretmek değil. Evet, elektrik üretimini bu ülke bir şekilde yapacak ve yapıyor. Ama bu, mikro düzeyde kaynaklarımızı ekonomiye kazandırmak için çok önemli bir adımdır. Ayrıca yatırımcılarımız kendi ihtiyaçları kadar elektriği üretmiş olmakla kalmayacak, aynı zamanda fazlasını piyasada satabilecekleri için Anadolu’nun çeşitli yerlerinde KOBİ benzeri küçük ölçekli bir sürü girişimci grubu oluşmuş olacak. Dolayısıyla hem sermayenin tabana yayılması açısından, hem de gelir düzeyi düşük olan grupların girişimci ruhunu artırmak ve ekonomiye kazandırmak bakımından da sosyal içeriği olan bir projedir. Mevzuatın içerisine “talep birleştirme yöntemi” adı altında bir mekanizma da koyduk. O mekanizma esas itibarıyla hali vakti yerinde olmayan, böylesine projeleri finanse etme kabiliyeti olmayan insanların bir araya gelerek ortaklık yoluyla bunları hayata geçirmelerini mümkün kılacak. Dolayısıyla talepleri bu şekilde değerlendirerek Anadolu’da yeni girişimciler oluşturmuş olacağız. Bir başka faydası da şudur: Yatırımcılarımız bu sistemde bir ölçüde kendi ihtiyacını karşılamaya yönelik elektrik üretecekleri için, - daha ucuza mal etmelerinden dolayı - ürettikleri asıl emtia ile ilgili daha rekabetçi bir pozisyona gelmiş olacaklar.”

Lisanssız üretim ile ilgili olumlu gelişmelerin yanında bazı sorunlar da bulunduğunu belirten Köktaş, orman vasfını yitirmiş arazilerde bu tür üretim tesisleri kurulmasına Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın izin vermediğine ve DSİ’nin de mikro düzeyde suların ekonomiye kazandırılmasına yönelik lisanssız faaliyet başvurularını kabul etmediğine işaret ederek, “Bunları hem üzülerek, hem de memnuniyetle ifade ediyorum; çünkü sorunların ikisi de kamu tarafından gelen sorunlardır. Özel sektör tarafında sorun olmaması güzel bir şeydir. Kamu tarafındaki sorunları hızlı bir şekilde çözebileceğimizi düşünüyorum” dedi.
 

‘Yenilenebilir aksam üretimini de teşvik’

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mahmut Mücahit Fındıklı ise, lisanssız üretim alanının faaliyete açılmasının yenilenebilir enerjide üretim mekanizmasının önünü de açacağını, böylece yenilenebilir piyasasının genişleyeceğini söyledi. Anadolu’nun birçok yerinde küçük işletmelerin, örneğin benzin istasyonlarının lisanssız üretim yapma konusunda ciddi hazırlık içinde olduklarını dile getiren Fındıklı, “Kendi memleketim olan Malatya’dan da örnek verebilirim: Şu anda fabrikasının aydınlatmasını kendi yaptığı rüzgar gülünden üreten firmalarımız var. Aynı zamanda güneş kolektörleri üretme konusunda da çalışmaları sürdürüyorlar; gerek tarımsal sulamada, gerekse benzin istasyonlarında, kanoların üzerine çalışmalar yapıp denemeler yapıyorlar. Bu alanın açılması aslında, özellikle yenilenebilir enerjide üretim mekanizmasının da önünü açacak, piyasasını genişletecektir” dedi.

 

‘Lisanssız, desteği hak ediyor’

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Yusuf Yazar da, lisanssız elektrik üretiminin “feed-in-tariff” ve “yerli katkı payı” mekanizmalarından sonra Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesine yönelik üçüncü bir mekanizma olduğunu söyledi. Şu günlerde sayısı 200’ü aşmış durumda olan “lisanssız” başvurularının birer ikişer devreye alınmasının birçok yönden sevindirici olduğunu vurgulayan Yazar,  “Lisanssız elektrik üretimi, öncelikle teknik kayıpları azaltan özelliği nedeniyle desteğimizi hak eden bir uygulamadır. İkincisi, yaygın biçimde çatı üstü uygulamalar yapılacağı düşünüldüğünde, arazi kullanımıyla ilgili çevreci yaklaşımlar bakımından en çok tercih edilecek uygulamadır. Üçüncüsü de; yatırımın abone bazında yapılabilecek olması dolayısıyla yatırımcı sayısı en yüksek sektörü oluşturacak bir uygulamadır. Çok uzun zaman geçmeden yüzlerce ve bir süre sonra da binlerce yatırımcının kümelendiği bir sektörden söz ediyor olacağız. Lisanssız üretim ayrıca yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği uygulamalarına entegre ve uyumlu bir kompozisyon içinde yer veren ‘Akıllı (Yeşil) Şehir’ yaklaşımının hayata geçirilmesine de büyük ölçüde katkısı olacak bir uygulamadır.”


 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz