Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Nükleerde ‘Türk modeli’ için hedef 2040!

Türkiye’de Akkuyu ve Sinop’ta inşa edilmesi planlanan nükleer enerji santraları için çalışmalar hız kesmeden sürdürülürken, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen ‘2023 Uluslararası Nükleer Teknoloji Transferi Kongresi’nde 2040’ta yerli yapım santral kurmanın ‘Ulusal Hedef’ haline getirilmesi gerektiğinin altı çizildi.

 




turk_modeli_nukleer.jpg

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün himayesinde, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Türkiye Nükleer Teknoloji Platformu (TRNTP) tarafından organize edilen Türkiye 2023-Uluslararası Nükleer Teknoloji Transferi Kongresi, 21-22 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da yapıldı. Nükleer enerji konusunda uzman yerli ve yabancı öğretim üyeleri, kamu, sivil toplum örgütü ve finansman sektörü temsilcilerin katıldığı kongrede, nükleer teknoloji transferi, fırsatlar ve riskler, ekonomik ve finansal kaynak yönetimi gibi birçok konu tartışıldı.

 İki gün süren kongrenin sonuç bildirgesinde Türkiye’nin nükleer stratejik planını geliştirecek, siyasi otoriteye danışmanlık yapacak, bir “Nükleer Akıl Adamlar Komitesi” oluşturulması gerektiği, özel yetkilerle donatılmış, doğrudan Başbakan'a bağlı, bir Nükleer Güç Programı Uygulama Otoritesi (NEPUO) kurulması, ayrıca özerk bir “Nükleer Güvenlik Düzenleme ve Denetleme Kurumu” oluşturulması önerildi. Yerli yapım nükleer santralin 2040 yılında faaliyete geçebileceği belirtilen bildirgede, bu süreç içinde Çin, Hindistan, Güney Kore, Japonya modellerinin incelenerek, bir “Türkiye modeli” ortaya konulması da istendi. 

 

‘2023 Hedeflerine nükleersiz ulaşmak imkansız’

TASAM Başkanı Süleyman Şensoy, Türkiye’yi 2023 yılı hedeflerine taşıyabilecek 9 stratejik lokomotif sektör içinde ‘Enerji ve Nükleer Teknoloji’ çalışmalarının, kaynakların etkin kullanımı ilkesine direkt vurgusu ile öne çıktığını söyledi. Türkiye’nin artan enerji ihtiyacının karşılanmasında bir seçenekten öte zorunluluk olan nükleer teknoloji kullanımının öncesinde nükleer teknoloji transferi konusunun etraflıca incelenip tartışılması gerektiğinin altını çizen Şensoy şunları aktardı: “Nükleer enerjiye geçiş çalışmaları ivme kazanırken nükleer teknoloji transferi için fikir ve projeler üretilmekte, ancak nükleer santrallerin çalışma ve depolama güvenliği, yatırım maliyet ve süresinin fazlalığı vb. nedenlerle kamuoyunda kuşkular oluşuyor. Nükleer teknoloji transferinde alternatif metotların her yönden iyice incelenip karşılaştırılıp değerlendirilmesi ve en uygun şartlarda hayata geçirilmesini destekleyen politikaların ortaya konması öncelik arz etmektedir. 2023 stratejik hedeflerinden olan sürdürülebilir kalkınma kapsamındaki sürdürülebilir enerji hedefine ulaşmak için hayati önem taşıyan nükleer enerji; en güvenli, en verimli ve en uygun maliyetli nükleer teknoloji ile üretilmeli ve kullanılmalıdır.”

 

Merkezi otorite oluşturulmalı

TASAM Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Necmi Dayday, Türkiye’de nükleer enerjiye ilişkin yasal boşluğun doldurulması gerektiğini söyledi. Nükleer enerji projelerine ilişkin dünyadan örnekler veren Dayday, Hindistan’ın nükleer hammadde kaynaklarını göz önüne alarak hazırlanan gerçekçi bir plana uygun çalışmalar sonucunda sivil ve askeri alanda, bir nükleer güç haline geldiğini söyledi. Kore’de olduğu gibi Hindistan’ın da nükleer politikasının ana fikrinin “kendi kendine yeterlilik” olduğunu vurgulayan Dayday, ülkedeki kurulu nükleer santralların toplam gücünün 3500 Mwe olduğunu ve toplam elektrik üretiminin %3.7’sini karşıladığını belirtti. Dayday, Hindistan’ın hammadde kaynaklarına bağlı olarak oluşturulan nükleer programda, toryum kullanımı ilk safhalardan itibaren öngörüldüğünü bunun sebebinin de, ülkedeki uranyumun az, toryumun ise çok miktarda bulunması olduğunu belirtti. Dayday, Türkiye’de nükleer konusunda görevli ve sorumlu bir merkezi otoritenin varlığının öneminin altını çizdi.

 

‘30 yıl geçikmiş bir karar’

Büyükelçi Mithat Rende ise, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltabilmesi yerli kaynak kullanımı artırması, yenilenebilir enerjiden istifade etmesi gerektiğini belirtti. 1970’li yıllarda nükleer enerjiye olan yönelimin yeniden canlandırılması gerektiğinin altını çizen “Türkiye nükleer enerjiden istifade etmek zorunda. Otuz yıl gecikmiş bir karardır bu. Keşke 20-30 yıl önce üç-dört nükleer santral inşa edebilseydi bugün petrole %91, doğal gaza %98 oranında bağımlı olmazdık. Yeni teknolojilerden yararlanmalıyız. Karbondioksit salımı düşük teknolojiler uygulayabilmeliyiz” dedi.

 

‘Bu teknolojiyi kazanmalıyız’

Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi Nükleer Mühendislik Bölümü Emekli Başkanı Dr. Ulvi Adalıoğlu ise, Türkiye’deki nükleer enerji çalışmalarının geçmişten ve bugüne kadar karşılaştığı sorunları anlattı. 1955’te ABD ile yapılan anlaşma sonrasında başlayan nükleer enerji çalışmalarının hükümetler tarafından gereken şekilde desteklemediği için ilerleme sağlanamadığını belirten Adalıoğlu, özellikle 12 Mart 1971’den sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun işlevinin önemli bir kısmını kaybettiğini, bütçesini istediği şekilde kullanamadığını, yeterli mali destek bulamadığını ifade etti. Nükleer enerji konusunda başarılı olan uygulamalar konusunda da bilgiler veren Adalıoğlu şunları aktardı: “Nükleer enerji santrali kurulmasındaki temel gaye, bu teknolojiyi kazanmaktır. Bu konuda mutlaka bir devlet politikası olmalıdır. Ülkenin koşullarına en uygun teknoloji seçilirken, bu teknolojinin mutlak suretle bilinen ve kendini ispatlamış bir teknoloji olması gerekir. Nükleer program uzun vadeli ve kapsamlı bir programdır. Program enerji üreticilerinin etkisinden uzak bir şekilde, her türlü yetkiye sahip tek bir otoritenin idaresinde hazırlanmalı ve yürütülmelidir. Yerli kaynaklara dayanan programlar, ilerleyen süreçte, ekonomiye gittikçe artan bir milli katkı sağlarlar. Yerli sanayi ile bilimsel ve teknik çevrelerin katkısının teşvik edilmesi çok önemlidir. Zira program, katılım arttıkça gelişir. Bu arada personel politikası da çok önemlidir. Yıllık programlarda, bilimsel ve teknik eğitimden geçmesi gereken insan gücü saptanarak gerekli uzman yetiştirilmelidir.”

 

Kongreden çıkan 15 temel öneri

  • Yerli yapım nükleer santrali 2040’da kurmayı ‘Ulusal Hedef’ olarak belirlemek,
  • “Nükleer Güç Programı 2050” vizyon belgesinin kısa, orta ve uzun vadeye bölünerek tüm aktörlere yol gösterecek şekilde oluşturulması,
  • Yüzyıllık hedefleri gözeten, tüm paydaşların katkısının sağlandığı Ulusal Plan ve Politika’nın acilen ortaya konması,
  • Ulusal nükleer teknolojiyi gerçekleştirmek üzere bir Nükleer Teknoloji Transferi Çerçeve Planı’nı hazırlanması,
  • Uzmanlar Daimi Komitesi’nin kurulması,
  • Nükleer stratejik planını geliştirecek, siyasi otoriteye danışmanlık yapacak, uzun yılların deneyimini haiz seçkin bir uzmanlar kadrosu (Nükleer Akil Adamlar) oluşturulması,
  • Özel yetkilerle donatılmış, doğrudan Başbakan’a bağlı, bir Nükleer Güç Programı Uygulama Otoritesi’nin (NEPUO) kurulması,
  • Nükleer Güvenlik Çerçevesi’nin belirlenmesi,
  • Nükleer Güvenlik Düzenleme ve Denetleme Kurumu / Otoritesi / Komitesi’nin en kısa zamanda kurulması,
  • Nükleer teknoloji transferi modellerinden, özellikle, Çin, Hindistan, G. Kore ve Japonya modellerinin, ayrıntılı incelenmesinden sonra Türkiye’ye has bir model ortaya konulması,
  • Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Nükleer İlişkiler Dairesi’nin kurulması,
  • En az 10 yıl süreli bir planlama ve ona koşut bilim ve teknoloji ağırlıklı genel eğitim seferberliğine en kısa zamanda geçilmesi,
  • Akademik bilgi ve destek ağının kurulması,
  • Tüm nükleer hammadde kaynakları ve rezervlerimizin olabildiğince kesin tespiti için arama, tarama ve değerlendirme çalışmalarının yoğunlaştırılması ve hızlandırılması,
  • Yedi ana başlık altında sıralanabilecek konuların ayrıntılı incelemelerinin, kamu ve kamu dışı bilirkişi, uzman ve danışmanların katılacağı, çalıştay, arama konferansları, teknik komite vb. etkinliklerle gerçekleştirilmesi.

 

 

 

 

 

      

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz