Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Rüzgarda yerli üretim Türkiye’yi bölgesinde üs yapar!

Bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Türkiye Rüzgar Enerjisi Zirvesi’nde bir araya gelen sektör temsilcileri, yakaladığı büyümeyle Avrupa’nın en büyük rüzgar pazarı haline gelen Türkiye’nin yerli rüzgar türbini üretimiyle bölgesinde merkez haline geleceğini söylediler.

 




ruzgar_gulu.jpg

Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklar arasında son yıllarda en fazla yatırım yapılan alanlardan bir olan rüzgar enerjisindeki son gelişmeler 27-28 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da yapılan 3. Türkiye Rüzgar Enerjisi Zirvesi’nde masaya yatırıldı. Kamu ve özel sektörden temsilcilerin katıldığı zirvede rüzgar enerjisi açısından en temel sorunlar; finansman, ithal ekipman ve yerli katkı payı olarak sıralandı. Temsilciler rüzgar enerjisinde yerli üretimin hem teknoloji transferi hem istihdam hem de çevre ülkelere ihracat açılarından Türkiye’ye önemli katkılar sağlayacağını, bununu için ise gerekli teşviklerin oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.

 

Yerli katkı payı teşvik süresi uzatılmalı

Zirvenin açılışında konuşan Rüzgar Enerjisi Santralleri Yatırımcıları Derneği (RESYAD) Başkanı Salahattin Baysal, Türkiye’de rüzgar enerjisine verilen 7.3 dolar cent alım garantisinin yeterli olmadığını söyledi. Yatırımlarda yurtdışından ihraç edilen ürünlere bağlı olarak lojistiğin gider kalemleri arasında önemli bir yer tuttuğuna dikkat çeken Baysal, üretim tesisi kurulumunda yerli aksam kullanılması halinde yapılacak “yerli katkı payı” teşvikinin süresinin beş yıldan on yıla çıkarılması gerektiğini belirtti. Verilen fiyatların ya Avro’ya çekilmesi ya da dolar olarak kalacaksa o ölçüde artırılması gerektiğinin altını çizen Baysal, “Çünkü 7.3 dolar cent ile elektrik satarak yaptığınız rüzgar yatırımı geri almanız mümkün değildir. 2005’te de yeterli değildi, 2007’de doğru bir kararla Avro’ya çevrildi ama 5.5 Avro cente çevrilerek düşürüldü. O zaman 7.5 Avro cent olarak koysalardı, şu anda yıllık hayata geçirilen tesis miktarı 2 bin MW değil, 12 bin MW olurdu” dedi.

 

Yatırımcısı finansman bulmakta zorlanıyor

Vestas Türkiye Genel Müdürü Olcayto Yiğit ise 2011 yılının rüzgar enerjisi sektörü açısından bir dönüm noktası olduğunu söyledi. 2011 yılında sektörün değişen pazar koşulları ile yüzleşmek zorunda kaldığına dikkat çeken Yiğit, “Dünyada rüzgar enerjisi alanında homojen olmaya bir pazar var. Amerika ve Çin bu pazarın %60’ını elinde bulunduruyor. Bu nedenle her iki ülkenin yaşamış olduğu en ufak bir tökezleme rüzgar enerjisi sektörünün tepetaklak olmasına neden oluyor” dedi. Yatırımlarda bir yavaşlama görünse de rüzgar enerjisinin hala cazibesini koruduğunun altını çizen Yiğit, şunları aktardı: “Türkiye, Brezilya, Avustralya ile beraber rüzgarda büyüyen pazarlardan biri. 2023 yılı için 20 GW hedefimiz var. Bu hedefe ulaşmakta teknik anlamda bir sıkıntımız yok çünkü kaynağımız var. Sektörümüz açısından hukuksal altyapıdan ziyade finansal sıkıntılar yaşanıyor. Bu sorunu aşılabilirsek hedeflerimize ulaşılabiliriz” diye konuştu. 

 

Enerjisa’dan bilanço finansmanı modeli

Enerjisa İş Geliştirme Müdürü İbrahim Erden da rüzgar enerjisi sektöründe gerçekleştirdikleri projelerden yola çıkarak finansman konusunda nasıl bir strateji izlenmesi gerektiği konusunda tüyolar verdi. Arkun HES projesi dışında bu güne kadar gerçekleştirdikleri tüm yatırımları uluslararası finans kuruşlarından aldıkları kredilerle gerçekleştirdiklerini belirten Erden, “Enerjisa olarak bilanço finansmanı şeklinde bir modelleme yaptık. Şirketleri birleştirip bilançoyu büyütüyoruz ve bu finansmanı Enerjisa kullanıyor” dedi.

Bereket Enerji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı, yenilenebilir enerji kaynaklarının fosil yakıtlara karşı önemli bir alternatif haline geldiğini söyledi. Yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak doğal gaz fiyatlarının da inişe geçeceğini vurgulayan Saldanlı, “Türkiye olarak enerji arzında Çin’den sonra ikinci sırada geliyoruz. Eğer yatırımcılar finansman bulabilirse Türkiye rüzgar enerjisinde hızla yol alır” dedi.

 

Rüzgarda 50 milyon tl’lik milli proje

Demirer Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Demirer ise, sektördeki en büyük sorunun ithal ekipman olduğunu söyledi. Bu ithalatın neredeyse toplam yatırım maliyetinin %70’ini oluşturduğunu vurgulayan Demirer, “Bu sorunu çözmek için kamu, özel sektör ve üniversiteler Milli Rüzgar Enerji Sistemi projesiyle yerli rüzgar türbinleri tasarlamak, geliştirmek ve üretmek amacıyla bir araya gelmiş durumda. 50 milyon TL’lik bu proje başarıya ulaşırsa sadece türbin teknolojisi geliştirmekle sınırlı kalmayacak, Türkiye’yi rüzgar enerjisi alanında bölgesinde bir merkez haline gelmesini de sağlayacak. Türkiye kendi rüzgar enerjisi alanında türbin üretimine başlarsa ithalat bile yapabilir. Çünkü kalite açısından bir sorunumuz yok” dedi.

 

Yeni trend offshore projeleri

Siemens Yenilenebilir Enerji Teklif ve Satış Yöneticisi Bilgihan Yaşacan, rüzgar enerjisi sektörüne sundukları ürünler hakkında bilgi verdi. Siemens türbinlerinin en zor koşullarda çalışmak üzere tasarlandığını belirten Yaşacan, “Türbin üretiminde teknolojimizi daha da iyileştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. DinoTail, DinoShell dediğimiz teknolojileri kullanıyoruz. Rüzgar türbinlerinde offshore adını verdiğimiz denizlerde üretim yapabilen santral modeli önümüzdeki süreçte öne çıkacak. Türkiye’de henüz bir offshore santral yok. Kuzey Avrupa’da sığ deniz bulunduğu için bu alanda birçok proje hayata geçirilmiş durumda. Biz bu santrallerin daha derin denizlerde kurulması için çalışmalar yürütüyoruz. Staat Oil ile bu tip bir teknoloji kurmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

 

Bir yıl ölçüm zorunlu hale geldi

EPDK Elektrik Dairesi Başkanı Dr. Mustafa Gözen ise zirvede yaptığı konuşmada, rüzgar enerjisinde lisans başvurularına ilişkin bilgi verdi. Rüzgar ve Güneş Enerjisine Dayalı Lisans Başvurularına İlişkin Ölçüm Standardı Tebliği’nin bu yılın Mart ayında Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Gözen, bu tebliğ ile güneş enerjisi santral başvuruları için mevzuatın tamamlandığını, yeni rüzgar enerjisi lisans başvuruları için ise yol haritasının çıkarıldığını söyledi. Yeni düzenleme ile rüzgar enerjisi üretim tesisi kurmak için lisans başvurusunda bulunan tüzel kişiler tarafından, tesisin kurulacağı saha üzerinde en az bir yıl süreli ölçüm yapılmasının zorunlu hale getirildiğini anlatan Gözen, bu alanda 307 başvuru yapıldığını söyledi.  

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz