Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
2011’deki lisans yarışında HES’ler galip çıktı

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayınlanan ‘Elektrik Piyasası Gelişim Raporu’na göre 2011 yılında en çok lisans hidroelektrik santrallere verilirken, kapasite açısından ise doğal gaz ilk sırada yer aldı.





epdk_rapor.png

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ‘Elektrik Piyasası Gelişim Raporu 2011’i açıkladı. Mevzuat, üretim tüketim lisansları, arz güvenliği gibi konuların yer aldığı raporda, son 10 yılın ortalaması dikkate alındığında elektrik üretimi ile tüketimde önemli artışın gerçekleştiği ifade edilerek, kurulu güç ve puant talebin sırasıyla yüzde 8,9 ve yüzde 8,2 oranlarında arttığı, üretim ve tüketimdeki artışın sırasıyla yüzde 9,1 ve yüzde 9,0 olarak gerçekleştiği belirtildi.

 

Üretimde kamunun payı yüzde 63

 

2011 yılı itibariyle üretim ve tüketim tarafındaki artışların paralel gerçekleştiği ve bu durumun Türkiye elektrik piyasasının sağlıklı işlediğine dair bir veri olarak kabul edildiği kaydedilen raporda şu bilgilere verildi: “Puant ve enerji talebinin genel olarak birbirlerine paralel değiştiği, aynı zamanda dalgalı bir seyir izlediği görülmekte. Öte yandan kriz yılları çıkartıldığında ortalama büyüme değerlerinin yüksek olduğu ve genel olarak yüzde 6’nın üzerinde gerçekleştiği fark ediliyor. Üretimin kuruluşlara dağılımına bakıldığında EÜAŞ, bağlı ortaklıkları ile yüzde 40 paya sahip. Mevcut sözleşmeler ile alınan toplam enerjinin oranı yüzde 27 olarak gerçekleşti. Bu durumda, 2012 yılı itibariyle piyasada kamunun payı yüzde 68 oldu. Piyasada serbest üretimin payı ise yüzde 33 düzeyinde hesapladı.” 

 

Serbest üretimin payının 2006 yılından itibaren istikrarlı bir şekilde arttığı, mevcut sözleşmelerin payının azaldığı vurgulanan raporda, piyasada kamu ve mevcut sözleşmeler dışında faaliyet gösteren serbest üretim şirketlerince üretilen enerjinin oranının yıllar itibariyle arttığı, geçen yıl ilk defa serbest üretim şirketlerinin ve otoprodüktörlerin toplam üretiminin mevcut sözleşmeler kapsamında faaliyet gösteren santrallerin toplam üretimini geçtiği bildirildi. Raporda, “Bu durum elektrik piyasasının ulaştığı nokta açısında olumlu bir göstergedir. Bu artışta marjinal fiyatlandırmanın kullanıldığı Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin etkili olduğu değerlendirilmektedir” denildi.

 

Elektrik üretiminde doğal gaz liderliğini sürdürüyor

 

Elektrik enerjisi üretiminde doğal gazın ağırlığının devam ettiği, 2011 yılı itibariyle doğalgazın payının yüzde 45, hidrolik, linyit ve ithal kömür santrallerinin ise sırasıyla yüzde 23, yüzde 17 ve yüzde 10 paya sahip olduğu belirtilen raporda şu değerlendirmelere yer verildi: “Kurulu gücün yakıt türlerine göre dağılımında en yüksek paya yüzde 30 ile doğal gaz sahip. Doğal gazı yüzde 26 ile barajlı hidrolik santraller ve yüzde 15 ile linyit santralleri izliyor. Yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payı ise yüzde 35,2 düzeyinde. Kurulu gücün kuruluşlara dağılımında EÜAŞ ile EÜAŞ’ın bağlı ortaklık santrallerinin toplam kurulu gücü yüzde 45 olup, mevcut sözleşmeler kapsamında faaliyet gösteren santrallerin payı yüzde 18 seviyesinde oldu. Serbest piyasa koşullarında faaliyet gösteren serbest üretim şirketleri ile otoprodüktör santrallerinin kurulu gücünün payı ise yüzde 37 düzeyinde gerçekleşti.”

 

Rüzgar lisanslarında ciddi artış yaşandı

 

Rapora göre, geçen yıl 150 lisansla en çok hidroelektrik santrallere lisans verildi. Kapasite açısından 6 bin 332,90 MWm ile doğal gaz ilk sırada yer aldı. Toplam kapasite açısından rüzgar santrallerinin ikinci sırayı aldığı görüldü. 2011’de verilen 351 lisansın kurulu güç karşılığı 12 bin 529,97 MWm oldu. Geçen yıl verilen lisanslarla şimdiye kadar verilen lisansların toplam kapasitesi 63 bin 144 MW’a ulaştı. 2011 yılında özellikle verilen rüzgar lisanslarında hem sayı hem de kapasite olarak ciddi artış gözlendiği belirtilen raporda, bu artışta geçen yıl yürürlüğe giren yenilenebilir enerji mevzuatın etkili olduğu vurgulandı.

 

GÖP fiyatları dengeledi

 

Rapora göre Gün Öncesi Piyasası’nda fiyatlar genel olarak 100-200 TL/MWh aralığında seyrederken, yılın çok kısıtlı bir zaman diliminde çok yüksek değerlere çıktı. Fiyat sadece 5 saat kadar 250 TL/MWh’in üzerinde gerçekleşti. Fiyat, en yüksek değeri olan 550 TL/MWh’e 30 Kasım 2011 tarihinde saat 17.00’de ulaştı. PTF en düşük değeri olan 0 TL/MWh’e 28 Mart 2011 saat 03.00’de düştü.

Rapora göre, 2011 yılı boyunca emre amade kapasite ile kurulu kapasite arasında %33 ile %68 arasında değişen bir fark oluştu. 2011 yılı içerisinde emre amade kapasite en fazla 39.826 MW olarak geçekleşti. İletim sistemin kayıp kaçak oranı (ISKK) aylara göre değişkenlik göstererek, %2,1 ile 2,99 arasında değişti.

 

2016’da enerji açığı oluşacak

 

Arz güvenliğine ilişkin hazırlanan kapasite projeksiyonuna ilişkin de bilgiler verilen raporda şu değerlendirmelere yer verildi: “2011-2020 döneminde Türkiye kurulu gücünün Senaryo 1 ve Senaryo 2’ye göre sırasıyla %25 ve %23 artacağı öngörülüyor. Puant talebin ise aynı dönemde %86 ve %70 oranında artacağı öngörülüyor. Öte yandan, 2011-2020 döneminde toplam proje üretiminin senaryolar bazında sırasıyla %25 ve %22 artacağı, enerji talebinin %91 ve %75 oranlarında artacağı öngörülüyor. Kurulu güç dikkate alındığında, 2011 yılı itibariyle yedek kapasite senaryolar ile değişmekle beraber % 45 civarındadır. Yedek kapasitenin yeni devreye girmesi beklenen kapasite ile beraber 2013 yılına kadar artması daha sonra ise düşmesi tahmin edilmektedir. Senaryo 2-Yüksek Talep senaryosunun gerçekleşmesi durumunda 2020 yılı itibariyle yedek kapasite negatif değerlere düşmektedir. TEİAŞ projeksiyonları arz güvenliğini üç açıdan değerlendirmiş olup, en erken 2016 yılından itibaren bir arz açığının olabileceği öngörülüyor. Güvenilir üretimler dikkate alındığında düşük arz ve yüksek talep durumunda, 2016 yılından itibaren yedek enerji kapasitesinin negatif değerlere indiği görülmektedir. Kurulu güç açısından değerlendirildiğinde, yüksek talep durumunda sadece 2020 yılında arz sıkıntısı ile karşı karşıya kalınmaktadır.” 

 

Serbest tüketici sayısı yüzde 264 arttı

 

Elektrik Piyasası Kanunu’nun temel amacının serbest bir piyasa yapısının oluşturularak rekabetin geliştirilmesi olduğuna dikkat çekilen raporda, “EPDK, ayrıca her yılın başında Ocak ayı içerisinde serbest tüketici limitini düşürerek, talep tarafında tedarikçisini seçebilecek tüketici sayısının artmasını temin etmektedir. EPDK’nin temel görevleri arasında rekabete açık alanlarda rekabeti bozucu davranışları ve piyasa gücünü tespit ederek bunları engelleyici önlemlerin alınması bulunmaktadır. Bu çerçevede, toptan satış piyasasında müzakereye açık arz ve talebin gelişimi rekabetin tesis edilmesinde kritik öneme sahiptir. Ocak 2011 itibariyle 7 bin 556 olan tüketici sayısının ise yılsonunda yüzde 264 artarak 27 bin 486’e ulaştı. Serbest tüketici sayısındaki yüksek artışa karşın, serbest tüketicilerin toplam tüketimlerindeki artış sınırlı oldu. Serbest tüketicilerin toplam tüketimi Ocak ayında 3.057.759 MWh iken, Aralık ayında artarak 3.623.130’e ulaştı. Serbest tüketici hakkını kullanan tüketicilerin büyük kısmını küçük tüketicilerin oluşturdu” değerlendirmesine yer veriliyor. 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz