Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Arap Baharı enerji fiyatlarını artırdı

Genel Energy Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi ve merkezi Londra'da bulunan Global Resources Corporation'ın Başkanı Mehmet Öğütçü, ''Arap Baharı'' olarak adlandırılan toplumsal olayların enerji piyasalarına iyi gelmediğini ifade ederek, olayların yarattığı belirsizlik ve riskler nedeniyle enerji fiyatlarını arttırdığını ve arzda kesintilere yol açtığını kaydetti.





arap_bahari_harita_0.png

Öğütçü, Çin ve Hindistan'ın aşırı enerji talebinde bulunan ülkeler olduğunu anımsatarak, dünyada enerjiye yönelik yatırım miktarlarının düşmesi nedeniyle arzın talebi karşılama olasılığının zorlaştığını ve enerji güvenlik riskinin arttığını söyledi.

 

Uluslararası Enerji Ajansı'nın eski baş yöneticilerinden olan Öğütçü, Türkiye'nin hem küresel enerji düzeninin yeniden biçimlenmesinde hem de bölgesindeki enerji akışlarının yönlendirilmesinde kilit oyuncu potansiyeline sahip olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

 

"Enerji, Türkiye gibi hızlı büyüyen, 2023'de dünyada en büyük 10 ekonomi arasına girmeyi hedefleyen bir ülkenin can damarı. Ama yüzde 93 petrolde ve yüzde 98 doğalgazda dışa bağımlı bir ülkenin de aynı zamanda 'yumuşak karnı'. Hükümetin temel hedefi, ikmal kaynaklarını ve güzergahlarını çeşitlendirmek, fiyatları uluslararası rekabet edebilirliği koruyacak düzeyde tutmak, çevre dostu teknolojiler geliştirmek, insan sermayesini zenginleştirmek, yeni finans kaynakları bulmak ve uluslararası çapta enerji güçlü şirketler yaratılmasını desteklemek olmalı."

 

Ülkeler kendi markalarını yarattı

 

Dünyada kaynak milliyetçiliğinin yükselişe geçtiğine, petrol ve doğalgaz üreticisi ülkelerin kendi küresel markalarını yarattığına vurgu yapan Öğütçü, rezervlerin yüzde 90'ına yakınını elinde bulunduran Gazprom, Petrobras, PetroChina, Petronas, Aramco, KMG, SOCAR ve Rosneft gibi ulusal şirketlerin bugün artık geçmişin ''Seven Sisters'' olarak bilinen dev çok uluslu şirketlerinin yerini almaya başladığını belirtti.

 

Mehmet Öğütçü, Fransa'daki ''Gaz de France'' ile ''Suez''in birleştirilmesi operasyonun da güçlü enerji şirketi oluşturulması için atılan adımlardan biri olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

 

"Doğu-batı ve kuzey-güney enerji koridoru üzerinde yer alan, bölgesinin enerji terminali olma iddiasındaki Türkiye'nin de bu eğilime ayak uydurabilmesi için mevcut kamu şirketlerini dağıtmak ya da parçalamak yerine, bunları güçlendirmesi, yeniden yapılandırılması ve özel sektör ile etkin ortaklıklar yaratması lazım. Enerji savaşlarının kızıştığı bir dönemde tüm dünyada 'ulusal enerji devleri' oluşturma ya da olanları koruma çabaları hız kazanırken, mevcut yapılarıyla ne BOTAŞ ne de TPAO Türkiye'nin gerek duyduğu enerji şampiyonları profiline sahip. Özel sektör felsefesi ile çalışacak, uluslararası rekabeti hedefleyecek, kurumsal yönetimi sağlam ama devletin stratejik yönlendirmesi ve desteğini gereğinde arkasında bulacak kamu-özel ortaklığı iyi bir model olabilir."

 

Yönetimler sektörü tanımıyor

 

Enerji sektörünün, istikrarsızlık ortamından en fazla etkilenen sektörlerin başında geldiğine ve ''Arap Baharı''nın sektörü olumsuz etkilediğine dikkati çeken Öğütçü, şöyle devam etti:

 

"Arap Baharı, enerji piyasalarına iyi gelmedi. Yarattığı belirsizlik ve riskler nedeniyle enerji fiyatlarını arttırdı, arzda kesintilere yol açtı, popülist yaklaşımlar sayesinde sübvansiyonlar aldı başını gitti. Yeni hükümetler sektörü iyi tanımadığı için ciddi yönetişim sorunları baş gösteriyor. Hatta Libya gibi bazı ülkelerde üretim düşüşüne de yol açtı. Irak'ta zaten 1990'lardaki üretim düzeyine bir türlü ulaşılamadı. Günlük 12 milyon varil üretim hedefi, bugün için hayalden başka bir şey değil. En iyi tahminlerle petrol üretimi önümüzdeki 5 yılda 6 milyon varile ulaşırsa başarı sayılır."

 

Türkiye'nin Suriye'de yaşananlar konusunda İran ve Rusya'dan farklı tavır almasının bu ülkelerle devam eden enerji anlaşmalarını ciddi şekilde olumsuz etkilemeyeceğini ifade eden Öğütçü, Rusya ile ilişkilerin eskisinden daha güçlü bir düzeye doğru ilerlediğini söyledi.

 

Öğütçü, dogalgazda Türkiye'nin, AB'den sonra Gazprom'a yüksek fiyat ödeyen en büyük ikinci müşteri olduğunu öne sürerek, aynı şekilde İran'ın dünyada doğalgaz ihraç edebildiği tek pazarın da Türkiye olduğunun altını çizdi.

 

İran değiştirebilir

 

İran'ın petrol ve doğalgaz rezervlerinde dünyanın en büyükleri arasında yer almasına rağmen, yaptırımlar ve ülke içindeki siyasi/ticari yüksek riskler nedeniyle bir türlü küresel enerji piyasalarına eklemlenemediğine işaret eden Mehmet Öğütçü, şunları kaydetti:

 

"Şayet uluslararası camia ile rahat çalışabilecek reformcu bir yönetim işbasına gelirse İran, tek başına dünya petrol ve doğalgaz oyununu kökten değiştirme potansiyeline sahip. Ama bu aşamada yaptırımlar İran ekonomisini beklenenden daha ciddi sıkıntıya soktu. Adeta elini kolunu bağladı. Ülkenin döviz kazançları hızla düşüyor. Türkiye için İran ile enerji işbirliği şimdilik beklenen kapsam ve hızda gelişemiyor ama Türk firmalarının ve hükümetinin kendilerini yaptırımlar sonrası düzen için şimdiden (yaptırım rejimini esnek ve yaratıcı yöntemlerle yorumlayarak da) konumlandırmalarında büyük yarar var."

 

İran'ın petrol ihracatının ana kapısı olması dolayısıyla Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ihtimalini düşük bulduğunu ifade eden Öğütçü, Hürmüz'den dünya günlük petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine denk gelen 17 milyon varil petrolün taşındığını, yine dünya LNG ticaretinin yüzde 33'ünün de buradan geçtiğini söyledi.

 

Mehmet Öğütçü, muazzam yeni ve modernize yatırım gereksinimi, çevre, vergi, dış politika, sanayi stratejisi ve rekabet gücü kaygılarıyla Türkiye'nin kamu, özel sektör ve uluslararası ortakları ile entegre bir 2023 enerji yönetim sistemini kurması, bunu etkinlikle uygulaması gerektiğini de sözlerini ekledi.


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz