Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Doğal gaz çağında altın fırsatlar Türkiye’nin olacak

Avrupa ve Türkiye enerji sektöründeki son gelişmeler Deloitte tarafından İstanbul’da düzenlenen zirvede tartışıldı. Önümüzdeki yüzyılın doğal gaz çağı olacağını belirten sektör temsilcileri, Türkiye’nin bu dönemde doğu ve batı arasında transit ülke olma avantajını da kullanarak büyük kazançlar elde edebileceğini söylediler.





deloitte.png

Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetleri veren Deloitte tarafından her yıl farklı bir ülkede düzenlenen Deloitte Global E&R Forum’u “Avrupa Enerji Arz Güvenliğinde Türkiye’nin Yeri ve Rolü / Enerji Kavşağında” konusuyla Türkiye’de düzenlendi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Hasan Murat Mercan, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş’ın yanı sıra kamu ve özel sektörden birçok temsilcinin katıldığı toplantıda enerjide arz güvenliği, Türk enerji sektöründeki serbestleşme süreci, yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. Yapılan tartışmalarda dünyada enerjiye olan ihtiyacın her geçen gün artığına dikkat çeken sektör temsilcileri, önümüzdeki yüzyılın “gaz yüzyılı” olacağını belirttiler. Temsilciler, enerji konusunda Doğu’yu Batı’ya bağlayan bir transit ülke konumunda olan Türkiye’nin Nabucco, Şahdeniz, TANAP gibi dev projelerdeki rolü ile bu yüz yılın en büyük oyuncusu olacağı konusunda görüş birliğine vardılar.

 

Doğal gazdan sonra sıra elektrikte

 

Zirvede Zapsu Danışmanlık A.Ş. Başkanı Cüneyd Zapsu’nun sorularını yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Hasan Murat Mercan, Türkiye enerji sektöründeki serbestleşme çalışmaları hakkında bilgi verdi. Elektrikte serbestleşme alanında önemli bir ilerleme sağlandığını vurgulayan Mercan, 21 dağıtım bölgesinden 13’ünün özelleştirildiğini, geri kalan bölgeleri ise kısa sürede özelleştirileceğini söyledi. Doğal gazda ise bu alanda çok fazla ilerleme sağlanamadığına vurgu yapan Mercan, hazırladıkları 4646 Sayılı Doğalgaz Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın bunun önünü açacağını belirtti. Taslağın sektörün görüşüne açıldığını ifade eden Mercan, taslak yasalaşırsa BOTAŞ’ın depolama, toptan satış ve iletim olmak üzere üç farklı şirkete bölüneceğini ve BOTAŞ’ın LNG hariç yeni kontrat yapmamasının sağlanması ile pazar payının düşürülmesi hükme bağlanacağını söyledi. 2023 yılında dünyadaki en büyük 10 ekonomiden biri olan Türkiye’nin serbest piyasa mekanizması açısından Avrupa pazarının bir adım önünde olması gerektiğine dikkat çeken Mercan, “Bu yüzden Avrupaların yaptığı hataları yapmamız gerekiyor. Doğal gazdaki düzenlemenin ardından elektrik dağıtımına ilişkin de bir düzenleme yapmaya hazırlanıyoruz. Biz ev ödevimizi yapıyoruz. Eğer önümüzdeki beş yılda elektrik ve doğalgaz kanununda gerekli olan değişikleri yapar, enerji piyasasında devletin payınızı azaltır, dağıtım şirketlerini özelleştirir, doğal gaz borsası için gerekli kanunu çıkarabilirsek, elektrik v doğalgaz piyasamız Avrupa’dan daha özgür bir hale gelecek” dedi. 

Üç üretim, üç de dağıtım alanında büyük projeyi özelleştirmeye hazırlandıklarını açıklayan Mercan, bu özelleştirmelere uluslararası alanda önemli bir ilgi beklediklerini sözlerine ekledi.

 

190 milyar dolar ek yatırıma ihtiyaç var

 

Elektrik ve doğal gaz piyasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Hasan Köktaş ise, dünya petrol ve doğal gaz rezervlerinin dörtte üçünün bulunduğu bir bölgede bulunan Türkiye’nin bu doğal köprü konumunun hem kendisi için hem de AB ülkeleri için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Bu fırsatların hayata geçirilmesinin işleyen piyasa ekonomisine bağlı olduğunu vurgulayan Köktaş, elektrik ve doğal gaz piyasalarının serbestleştirilmesi çalışmalarının bu amaca hizmet ettiğini belirtti. Oluşturulan serbest piyasa seyisinde özel sektör tarafından 30 milyar dolarlık yatırımla 18 bin MW’lık yeni elektrik üretimi yatırımının tamamlandığını, 2 miyar dolarlık yatırımla 55 yerleşim yerine doğal gaz dağıtım şebekesi döşendiğini aktaran Köktaş, bu sayede sabit sermaye yatırımları içindeki kamu payının 2011 yılında %21,4 düzeyine çekildiğinin altını çizdi. Köktaş, 2030 projeksiyonuna göre artan elektrik talebi karşısında 180 milyar dolar civarında ilave elektrik üretim tesisi, 10 miyar dolar ise iletim ve dağıtım yatırımı yapılması gerektiğine işaret etti.

 

LNG ticareti kızışacak

 

2023 vizyonu çerçevesinde elektrik üretiminde doğal gazın payının %30’la sınırlandırılmasının hedeflendiğini hatırlatan Hasan Köktaş, bunun doğal gaz piyasasının yavaş büyüyeceği yönünde yanlış kanılara yol açtığını belirterek şunları aktardı: “Projeksiyonlarımız 2023 yılında elektrik enerjisi talebimizin 470 milyar kilovat saat düzeyinde gerçekleşeceğini göstermektedir. %30 hedefinin tutturulacağı varsayıldığında, doğal gazdan yaklaşık 150 miyar kWh elektrik üretilmesi gerekiyor, bunun için 30 milyar metreküp gaza ihtiyaç olacak. Bir başka ifadeyle bugün elektrik santrallerinde tüketilen doğal gaza ilaveten 5 miyar metreküp daha doğal gaz gerekecektir. Yine halen inşası devam eden yaklaşık 9 bin MW’lık santral yatırımının işletmeye girmesi halinde önümüzdeki 4 yılın sonunda doğal gaza dayalı kurulu gücümüz 30 bin MW düzeyine ulaşacak. Bu durumda elektrik santrallerimizin ihtiyaç duyacağı doğal gaz miktarı 40 milyar metreküpe yükselecektir. Ayrıca 2011 yılında doğal gaz tüketiminde sanayinin payı ’a, meskenlerin payı ise %28’e yükseldi. Bu trend önümüzdeki süreçte de devam edecek. Dolayısıyla ülkemizin doğal gaza olan talebi devam edecek.”

Arz güvenliğinin sağlanmasında temel aracın serbest piyasa olduğunu vurgulayan Köktaş,  bu sürecin bir parçası olan Avrupa Birliği müzakerelerinde enerji faslının hala açılmamasının uyum sürecini olumsuz etkilediğini söyledi. Konvansiyonel olmayan doğal gazdaki gelişmeler ve Fukuşima Kazası’nın LNG formatındaki doğal gaz ticaretinin önünü açtığına işaret eden Köktaş, gaz depolama tesisi yapımını özendirmek için uzun süreli sabit tarife uygulamayı düşündüklerini dile getirdi. Köktaş, “Bununla aynı zamanda, depolama sahibi kişiye depolama imkanlarının bir kısmını kullandırma planımız var. Bu sayede depolama sahibi kişinin gaz ticareti yapmasını sağlamak istiyoruz” dedi.

 

Doğal gaza 10 yıllık alternatif: kaya gazı

 

TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal da önümüzdeki yüzyılın bütün dünyada doğal gaz yüzyılı olacağını söyledi. Türkiye’nin enerji ihtiyacı düşünüldüğünde 2020 yılına kadar doğal gaz ve petrole 400 milyar dolar ödeneceğini anlatan Uysal, kurum olarak en temel hedeflerinin bu bağımlılığı azalmak olduğunu belirtti. Birçok ülkenin enerji ithalatını azaltmak için kaya gazı gibi kaynaklara yöneldiğine dikkat çeken Uysal, bu alandaki en iyi örneğin ABD olduğunu kaydetti. Kaya gazı üretiminin ABD’nin doğal gaz ithalatını önemli oranda azalttığını ifade eden Uysal şunları aktardı: “Türkiye’de kaya gazında önemli bir potansiyele sahip. 400 milyar metreküp kaya gazı olduğu öngörülüyor ki bu da Türkiye’nin 10 yıllık doğalgaz tüketimine eş değer. Kurum olarak Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Batı’da buna yönelik araştırmalar yapıyoruz. Türkiye Avrupa’da kaya gazı operasyonları başlatan altıncı ülke. TPAO olarak Shell ile Güneydoğu Anadolu’da araştırma yapmak için ortaklık yaptık. Umuyoruz bu bölgede iyi bir sonuca ulaşacağız. Ama kaya gazı alanında var olan potansiyelin üretime geçmesi yer altından çok yer üstündeki gelişmelere bağlı. Bu noktada devlet ve kamuoyu desteğinin mutlaka oluşturulması gerekiyor.” 

Doğal gazda yaptıkları arama çalışmaları hakkında da bilgi veren Uysal, Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki Istranca kuyusunda alev çıktığını söyledi. Bu bölgedeki çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini dile getiren Uysal, “Olumlu sonuç olursak ikinci bir kuyu açmayı hedefliyoruz” dedi.

 

NABUCCO realitesini sürdürüyor

 

BOTAŞ Genel Müdürü Mehmet Konuk ise 2035 yılına gelindiğinde doğal gazın enerji tüketimi içindeki payının %25 düzeyine ulaşırken, Çin’in Avrupa’dan sonra ikinci büyük ithalatçı haline geleceğini belirtti. Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan ve uzun vadede İran’ın en büyük kaynak ülkeler olmaya devam edeceğini vurgulayan Konuk, “Türkiye bölgesini enerji alnında liderliğe taşıma vizyonunu benimsedi. Türkiye’nin coğrafik ve jeopolitik konumuyla Ortadoğu ve Hazar havzasında üretilen enerji kaynaklarının dünya pazarlarına ulaştırılması bir enerji köprüsü olma pozisyonunu pekiştirecektir. Avrupa’da 200 milyar metreküp ek kapasiteye ihtiyaç var. TANAP, Nabbuco gibi projeler ile Avrupa’nın ihtiyacı olan gazın 100-150 milyar metreküpü Türkiye üzerinden taşınacak. Bu projelerin gerçekleşmesiyle Türkiye için ‘HUP’ olma hedefi gerçekleşecek” dedi. Nabucco Projesi’nin realitesinin devam ettiğini ifade eden Konak, “TANAP hattının kapasitesi 31 milyar metreküp civarında. Avrupa’nın ihtiyacı 200 milyar metreküp. Bu noktada arz ve talebin makul noktada birleşmesi durumunda bu tür proje kendiliğinden hayata geçecektir” diye konuştu. 

Konak, Türkiye’nin bugünkü doğal gaz tüketiminin AB’nin ’u civarında olduğunu söyledi. Tüketim hızının -15 arasında değiştiğini ve bunun önümüzdeki süreçte de devam edeceğini vurgulayan Konak şunları aktardı: “Arz güvenliği sağlamada hem yerel hem de uluslararası tedarik kaynaklarının güvenirliği, ihtiyacı karşılayacak doğal gaz iletim ve depolama tesislerin varlığı ve entegre bir sistemin uyumlu içinde işletilmesi ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda önemli projeler hayata geçirildi. BOTAŞ olarak arz-talep dengesini sağlamak için Tuz Gölünde gerçekleştirdiğimiz 1 milyar metreküp kapasiteli bir proje var. Bunun ilk fazı 2016’da devreye alınacak. 12 bin km aşan bir iletim hattına sahibiz. 2020 yılında 65 milyar metreküp gaza ihtiyacımız olacak. Şu anki anlaşmamız 51 metreküptür. 2026 yılına kadar birçok doğalgaz anlaşmamız sona erecek. Bu gazın gelmeyeceği anlamına gelmiyor. Sektörün serbestleşmesiyle sistem kendiliğinden bir regülasyon görevi görecektir.” 

 

Arz güvenliği için güçlü projeler devrede

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Metin Kilci, Türkiye enerji sektörünün yoğun bir liberalleşme ve yeniden yapılanma sürecinden geçtiğini belirtti. Bunun uzun soluklu bir süreç olduğunu vurgulayan Kilci, şunları aktardı: “Kamunun payını %50’nin altını çekmek için gaz ve elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine yönelik adımlar atılmakta. Enerji arz güvenliği Bakanlığımızın öncelikli konusudur. Türkiye dünyada en hızlı büyüyen ülkelerden biridir.  Önümüzdeki yıllarda da sürdürülebilir büyümeye devam edecek. Dolayısıyla enerji talebi artacak. Biz talebi karşılayabilmek için tedbirler alıyoruz.  Bir taraftan kaynak çeşitliliğimizi artırmak açısından kaya gazı gibi araştırmalar yaparken, diğer taraftan serbest bir gaz piyasası oluşturulması için çalışıyoruz. Elektrik piyasasının liberalizasyonu için bugüne kadar önemli çalışmalar yürüttük. Liberal ve rekabetçi bir piyasası oluşturmak için elektrik piyasasındaki deneyimizi kullanıyoruz. BOTAŞ’ı üç şirkete böleceğiz ve özel sektörün rolünü arttıracağız. Özel sektörün ithalatını kolaylaştıracağız. Özellikle depolama yatırımlarını bir takım muafiyetlerle cazip hale getireceğiz. Uluslararası alanda önümüzdeki süreçte Türkiye Avrupa’daki doğal gaz arzının çeşitlendirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır.”  

 

Sanayicinin rekabetçi fiyatlarla güvenli enerjiye ihtiyacı var

 

SOCAR Türkiye Başkanı ve Petkim Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Yavuz,  Enerji sektöründe liberalizasyon süreci tartışılırken devletin düzenleyici rolü ile serbest piyasa ekonomisinin birbirine rakip olarak görülmeden, dengeli bir yapının kurulmasının zorunlu olduğunu söyledi.  Devleti düzenleyici rolünü oynarken serbest piyasanın yaratacağı her türlü riski planlamak zorunda olduğuna işaret eden Yavuz, şunları aktardı: “Sanayinin maliyet girdilerine bakıldığında bugün Amerika’da doğal gazın bin metreküpü 100 dolardır. Suudi Arabistan’da doğal gaz 39 dolardır. Türkiye’de 420 dolar. Emek yoğun sektörlerde rekabet ettiğimiz Çin geçtiğimiz iki yılda 52 haftada 104 termik santral yaparak sanayicisine rekabet gücü kazandırdı. Sıfır gümrükle ithalat yapılan bir ülkede rekabet gücünüzü planlamak için bütün bunlara dikkat edilmesi gerekiyor. Türkiye’nin 2023 hedefleri çok büyük. Bu hedeflere ulaşmanın temel girdisi enerji ve yetenekli işgücüdür. Sanayi için arz güvenliğini tek başına temin etmek yeterli değil. Arz güvenliğini yanında bu enerjiyi kaç paraya üreteceğiz ve sanayi bunu kaç paraya kullanacak. Bunlar da çok önemli. Türk sanayicisinin 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşabilmesi için rekabetçi bir maliyet yapısıyla güvenli enerji ihtiyacı var.”

TANAP projesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kenan Yavuz, bu projenin hem Türkiye hem de Avrupa’nın enerji arz güvenliği açısından çok önemli olduğunu söyledi. TANAP’ın hiçbir projeye alternatifi olmadığını vurgulayan Yavuz, “Nabucco’nun gerçekleşmemesinin nedeni içine girecek gazın tanımlanmamasından kaynaklanıyor. Önümüzdeki 10 yılda Türkiye açısından Nabucco buzdolabında kalacak bir projedir. 2018 yılında Türkiye’nin imzaladığı birçok doğal gaz anlaşmasının biteceğini de düşündüğümüzde TANAP stratejik öneme sahip bir projedir. Bu anlamda bu projenin 2018’de hayata geçirilmesi hedeflenmektedir” dedi.

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz