Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Elektrik piyasası yeni düzenlemelerle daha rekabetçi ve organize olacak

Türkiye’de elektriğin liberal piyasada ticareti yapılan bir emtia haline geldiğini belirten Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürü ve Türkiye Elektrik Sanayi Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Halil Alış, doğal gaz ve elektrik kanunu tasarılarının rekabetçi ve organize bir elektrik piyasanın olgunlaşmasına katkı sunacağını söyledi.





tesab.png

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürü ve Türkiye Elektrik Sanayi Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Halil Alış, gelişmiş ülkelere kıyaslandığında Türkiye’deki enerji tüketiminin oldukça yüksek olduğunu söyledi. Son 10 yılda elektrik ve doğal gaz tüketimi artışı ile Türkiye’nin Avrupa’da ilk, dünyada ise Çin’den sonra ikinci sırada yer aldığına dikkat çeken Alış, “Türkiye’nin artan bu enerji talebini karşılamak üzere ortaya koyduğu enerji politikasının temel hedefi; ekonomik büyüme ve sosyal gelişmeyi destekleyecek şekilde zamanında, güvenilir ve yeterli miktarda enerjiyi, çevreyi korumaya yönelik önlemlerle beraber, ekonomik koşullarda tüketime sunmaktır.  Bu bağlamda, son 10 yılda Türkiye kurulu gücü %57’lik artışla Eylül 2012 sonu itibariyle 55 bin 864,3 MW düzeyine ulaştı. Bu kurulu gücün 24.654,3 MW’ı EÜAŞ’a aittir” dedi.

 

Kurulu gücün kuruluşlara göre dağılımı

 

Bu yılın Eylül ayı itibariyle Türkiye kurulu gücünün kaynaklar bazında dağılımı incelendiğinde, 18 bin 827,1 MW ile hidroelektrik santralların ilk sırada yer aldığını aktaran Alış, hidroelektrik santralları sırasıyla, doğal gaz, kömürlü termik santralları, çok yakıtlı santralları, rüzgar, sıvı yakıtlı santralları, biyogaz ve jeotermal santrallarının takip ettiğini aktardı. Türkiye’de 2011 yılında elektrik üretiminin bir önceki yıla göre %8,6 artarak 229,4 milyar kWh ulaştığını vurgulayan Alış, “EÜAŞ bu üretimde 92,4 milyar kWh ile %40,26’lık paya sahip olup, geri kalan %59,74’lük üretim ise özel sektör tarafından karşılanmakta. Ülkemizde 2012 yılında gerçekleşmesi beklenen elektrik üretimi ise 242,9 milyar kWh düzeyindedir. 2011 yılında ülkemizde gerçekleştirilen 229,4 milyar kWh’lik elektrik üretimi kaynaklar bazında ele alındığında, 104,1 milyar kWh ile doğal gaz kaynağı ilk sıradaki yerine korudu. Doğal gaz santrallarını sırasıyla, hidroelektrik santrallar, kömürlü termik santrallar, rüzgar santralları, sıvı yakıtlı santrallar, jeotermal santrallar ile çok yakıtlı santrallar ve biyogaz santralları takip etmektedir” diye konuştu.

 

Strateji belgesiyle enerjinin yol haritası çıkarıldı

 

Alış, Türkiye’de enerji konusunda dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşmeye devam eden talep artışının bir dizi tedbirler alınmasını ve yeni stratejiler geliştirilmesini zorunlu kıldığını söyledi. Bu kapsamda, Türkiye’nin elektrik enerjisi üretim sektöründe uzun vadeli hedeflerini ortaya koyan Elektrik Enerjisi Piyasası Arz Güvenliği Strateji Belgesi’nin 2009 yılında Yüksek Planlama Kurulu Kararı ile uygulamaya konulduğunu hatırlatan Alış, “Söz konusu Strateji Belgesi’ne göre; 2023 yılına kadar elektrik üretimi için tüm yerli kömür ve hidrolik potansiyelimizin elektrik üretiminde kullanılması, yenilenebilir enerji kaynaklarımızın elektrik üretimi içindeki payının en az %30’a çıkarılması, doğal gazın elektrik üretimindeki payının %30’un altına düşürülmesi, rüzgar kurulu gücümüzün 20 bin MW’a, jeotermal kurulu gücümüzün ise 600 MW’a ulaştırılması hedeflenmektedir.  2020 yılında ise elektrik üretimimizin %5’inin nükleer enerjiden sağlanması öngörülmektedir” dedi. 

 

PMUM TEİAŞ’tan ayrılacak

 

Elektriğin bir emtia olarak liberal piyasada ticaretinin yapıldığı Türkiye’de, elektrik üretiminde birincil kaynak olan doğal gazın da rekabetçi piyasalarda işlem görmesi gerektiğine dikkat çeken Alış, “Doğal gaz kanunu tasarısı piyasada rekabetçi ortamın sağlanmasına ve halihazırda belli aşama kaydedilen elektrik piyasalarına katkı sağlanacaktır. 4628 sayılı elektrik piyasası kanunu ile de organize elektrik piyasalarının olgunlaşması yönünde katkı sağlanacağı kanaatindeyim” dedi. Alış, Elektrik Piyasası Kanunu ile PMUM olarak tanınan Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi’nin, TEİAŞ bünyesinden ayrılarak bağımsız bir yapıya kavuşturulacağını, bu yapılanmanın da Elektrik Borsası için önemli bir adım olacağını belirtti.

 

Kamu piyasa şartlarına göre değişmeli

 

Alış, Türkiye’de liberalleşme ve özelleştirme sürecinin eş zamanlı olarak yürütülse de özelleştirmenin olmaması ya da sürecin aksaması halinde liberalleşmenin gerçekleşmemesi şeklinde doğrudan bir ilişki kurmanın çok doğru söyledi. Alış, “Zira Fransa’da EDF kamu ağırlıklı bir şirket olmasına ve %80’lik bir üretim portföyüne sahip olmasına rağmen liberal piyasa işleyişi içerisinde yer alabildi. Keza Finlandiya’da Fortum %60 kamu hisseli bir şirket olmasına rağmen aynı şekilde serbest piyasa kuralları çerçevesinde yönetilmektedir. Burada esas olan, stratejik bir karar ile kamu kaynaklarının kullanımı üzerindeki etkinin ne şekilde kullanılacağına karar verilmesidir. Bu bağlamda liberal piyasa benimseniyorsa (ki ülkemizde benimsenmiş durumdadır), öncelikle piyasa kuralları olabildiğince şeffaf konulmalı, piyasanın getireceği maliyetler ve buna dayalı olumlu-olumsuz tepkiler göğüslenebilmelidir. Öte yandan kamu kaynaklarının idare şekli gerekiyorsa değiştirilmeli, yani piyasa konvansiyonel kamu yönetimine değil, kamu yönetimi piyasa şartlarına göre gerektiği kadar değiştirilebilmelidir” diye konuştu. 

Elektrik üretim sektöründe liberalleşmenin önemine de dikkat çeken Alış, “Özel sektör yatırımcılarının etkinliğinin artırması, kamu eliyle sağlanacak kaynakların başka alanlarda kullanılmasına imkan tanıması, böylece ekonomik ve sosyal kalkınmayı beraberinde getirmesi ve rekabetle birlikte kaliteli ve uzun vadede düşük maliyetli enerji teminine olanak sağlaması açısından oldukça önemli” dedi.

 

Piyasa güvenilirliği artırıldı

 

Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği (DUY) ile başlangıçta saatlik dengeleme ve aylık üç zamanlı uzlaştırma yapıldığını hatırlatan Alış şunları aktardı: “Elektriğin saatlik olarak üretildiği ve tüketildiği düşünüldüğünde bu durum piyasa katılımcılarına sıfır bakiye düzeltmesi gibi ilave maliyetler getirmekteydi. Bu bağlamda, altyapının yeterli seviyeye ulaşıncaya kadar böyle bir başlangıç yapılması da bir zorunluluktu. DUY’un yürürlüğe girmesi ile saatlik uzlaştırma yapılması ve bir önceki uygulamanın olumsuzlukları giderilmesine rağmen tüketim tarafının piyasalarda fiyata göre değişen etkinliği bulunmamaktaydı. DUY’daki son düzenlemelerle talep tarafının fiyata göre pozisyon alabildiği halen devam eden uygulamaya geçildi, ayrıca teminat mekanizması işletilerek piyasa güvenilirliği artırıldı. Zaten gelişmiş piyasalarda da liberal piyasaya geçiş için belli bir geçiş süresi kullanılmakta.”

 

İÇ SPOT: Ülkemizde 2011 yılında üretilen 229,4 milyar kWh elektrik enerjisinin yaklaşık %20’si spot piyasada işlem görürken, geri kalanı uzun dönemli ikili anlaşmalarla sağlandı. İkili anlaşmaların büyük bir yüzdesini, kamu üretiminin (EÜAŞ, TETAŞ) geçiş dönemi sözleşmeleri kapsamındaki satışları oluşturmaktadır.

 

Yeni yatırımlara hız verilmeli

 

Halil Alış, TEİAŞ tarafından 2011-2020 dönemi için hazırlanan 10 yıllık üretim kapasite projeksiyonuna göre, Türkiye’de elektrik enerjisi talebinin 2020 yılında Yüksek Talep Senaryosuna göre ortalama yıllık %7,5’lik artışlarla 433,9 milyar kWh, Düşük Talep Senaryosuna göre ise ortalama yıllık %6,5’lik artışlarla 398,2 milyar kWh düzeyine ulaşacağına söyledi. Yıllık 118 milyar kWh’lik linyit, 11 milyar kWh’lik taşkömürü ve 140 milyar kWh’lik hidrolik potansiyeli ile 2020 yılında gerçekleşmesi beklenen 433,9 milyar kWh’lik elektrik enerjisi talebinin karşılayamayacağının açık olduğunun altını çizen Alış, “Bu nedenle yerli kömür ve hidrolik kaynaklarımızın yanı sıra, enerji kaynakları çeşitlendirilerek nükleer ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yatırımlara hız verilmelidir. Bu bağlamda, Eylül 2012 itibariyle 55 bin 864,3 MW olan mevcut kurulu gücümüzün, 2020 yılına kadar yüksek talep senaryosuna göre yaklaşık 96 bin  MW’a, düşük talep senaryosuna göre ise yaklaşık 80 bin MW’a çıkartılması gerekmektedir. Bu da, yıllık 3-4 bin MW’lık bir ilave kapasite ve 7-8 milyar dolarlık yatırım anlamına gelmektedir”  dedi.

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz