Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Enerji ve ticareti

Bir zamanlar yetip yetmeyeceğini, daha fazla elektrik üretebilmek için santral yapımlarını nasıl gerçekleştireceğimizi, nasıl finansman kaynağı bulacağımızı, tasarruf edebilmek için ise, “Üç lambadan birini söndürmek!” düşüncelerini tartıştığımız ve elektrik kesintilerini yaşadığımız yıllardan, şimdi enerjinin-elektriğin ticaretinin nasıl yapılacağını konuştuğumuz dönemlere geldik. 





yucel_ozden.png

Ülkemizdeki bu değişimin iyi anlaşılması ve dikkatle değerlendirilmesi geleceğimiz için önem taşıyor. Çünkü enerjide arz güvenliği sağlanamaz ise, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmada elde ettiği gelişmeler sürdürülebilir olmaktan çıkar.Özel sektörün enerjide rol almasının istenmesi, öncelikle kamunun yatırımlara ayırabileceği kaynakların yetersizliği nedeniyle gündeme geldi. Bu soruna çözüm bulmak amacıyla, 1984 yılında 3096 Sayılı Yasa uygulamaya konuldu. Kanımca söz konusu yasanın Türkiye’de elektrik sektörünün özelleşmeye açılışında tarihsel bir öncülük rolü olduğunu kabul etmek gerekir. O yıllarda bu konu düşünülmemiş ve böyle bir yasa çıkarılmamış olsa idi, bazı santraller yapılamayacak ve elektrik üretiminde darboğazlar yaşanabilecekti.

3096 Sayılı Yasa, daha çok, “Yap-İşlet-Devret” finansman modelini gündeme getirdi. Daha sonra da, 3996, 4283 ve 2001 yılında da 4628, sonra 4046 sayılı yasa ile diğer başka yasalar uygulamaya konularak enerji sektörü -yasal ortam olarak da olsa- özelleştirilmiş duruma getirildi. İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle duruma baktığımızda, elektrikte iletim konusu hariç olmak üzere, üretim ve dağıtım konularının tamamen özel sektör sorumluluğuna verildiği bir “serbest piyasa” ile karşı karşıya olduğumuz görülüyor. Bu durum tam olarak böyle mi, yasal düzenlemeler beklentileri karşılayabiliyor mu, “şeffaf, mali açıdan güçlü, gerçek rekabete açık, bağımsız olarak işletilen ve düzenlenerek denetlenen bir piyasa” oluştu mu gibi sorular halen zihinlerdeki yerlerini koruyorlar.

Biraz da endişeli bir durumu belirten bu soruların nedeni, sektördeki bazı temel yakınmaların çözümlenmemiş veya açıklığa kavuşturulmamış olmasından kaynaklanıyor. Nedir bu temel yakınmalar?  Özetle belirtmek gerekirse; arz güvenliği endişesi toplumun bir kesimine göre fiyatlarda ucuzlama olmayışı, diğer kesimine göre maliyeti yansıtmayan fiyat uygulamasının sürdürülmesi, yüksek kayıp-kaçak oranları, bazı özelleştirme uygulamalarında hukuki altyapının iyi hazırlanmaması, piyasada tam rekabetin ve tam bağımsız bir denetimin oluşmaması, ilgili mevzuattaki karmaşıklıklar, yatırım projelerinin hazırlanmasında ve kabulündeki yanlışlıklar ve hatalar gibi konular ve bunlara ilişkin ayrıntılar yakınma konuları olmaya devam ediyor.

Enerji sektöründe ticareti düzenlemek, özelleştirme yapmak ve piyasa oluşturmakla ilgili çalışmalar, ülkemizin her konuda kendine özgü koşulları dikkate alınarak yapılmalıdır. Aksi tutumlar herkes için üzüntü verici olur!

 

      

  

 

 

     

  

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz