Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Enerji verimliliğinde ‘Organize’ Amerikan atağı

Amerika ve Türkiye Enerji Bakanlıkları işbirliğinde İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde hayata geçirilen ‘Sıfıra Yakın Bölge’ projesi ile OSB’deki 20 şirketin gerçekleştirdiği verimlilik artırıcı uygulamalar sonucunda 63.7 milyon kWh tutarında enerji tasarrufu elde edildi.  ABD, İzmir OSB’de gerçekleştirdiği enerji verimliliği projesini tüm Türkiye’ye yaymak arzusunda.





osbuk.png

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren 20 sanayi tesisinde Amerikan ve Türk enerji verimliliği danışmanlık şirketlerinin ortaklaşa yürüttüğü Sıfıra Yakın Bölge / Endüstriyel Enerji Verimliliğini Teşvik Projesi uygulamalarıyla %20-30’a varan oranlarda enerji tasarrufu sağlandı. Türk ve Amerikan Enerji Bakanlıkları arasında yapılan anlaşma uyarınca İzmir Atatürk OSB’de geçen yıl gerçekleştirilen çalışmada Amerikalı EVD (ESCO) şirketleri ve uzmanlar, Türk meslektaşlarıyla birlikte projeye katılan sanayi tesislerinde etüdler gerçekleştirerek, enerjinin verimli kullanımıyla ilgili çeşitli öneriler aktardılar. OSB’deki 20 şirketin bu öneriler doğrultusunda gerçekleştirdiği verimlilik artırıcı uygulamalar sonucunda 63.7 milyon kWh tutarında bir enerji tasarrufu ve bu sayede yıllık enerji maliyetinde 6.1 milyon dolar (11 milyon TL) toplam tasarruf sağlandığı tahmin ediliyor.

 

İzmir’de işletme başına yüzde 40 tasarruf

 

İzmir Atatürk OSB’de gerçekleştirilen pilot uygulamada elde edilen sonuçların duyurulması ve ülke geneline yaygınlaştırılması amacıyla geçtiğimiz günlerde İstanbul, Gaziantep ve Ankara’daki OSB’lerde peşpeşe toplantılar düzenlendi. 27 Eylül günü Ankara Sincan OSB’de düzenlenen toplantıya katılan ABD Enerji Bakanlığı Politika ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Bn. Andrea Lockwood, İzmir’de uygulanan projeye katılan 20 şirketin ortalama %24 enerji tasarrufu sağladığını, bunlar arasında %40’a varan oranda tasarruf gerçekleştiren işletmeler de olduğunu vurguladı. Benzer çalışmaların Türkiye genelinde faaliyette bulunan diğer OSB’lerdeki 52 bin işletmeden sadece % 10’unda hayata geçirilse, bu sayede 17 milyar kWh’lık bir enerji tasarrufu elde edilebileceğinin altın çizen Lockwood, “Bu da enerji maliyetlerinde yıllık 1.6 milyar dolar (3 milyar TL.) tasarruf anlamına geliyor. Bu sayede %6 daha az doğal gaz ithal edilir, altı tane kömürle çalışan termik santral kurulmamış olur ve karbondioksit emisyonlarında 1.7 milyon otomobil trafikten alınmış kadar azaltım sağlanabilir. Bunlar gözden kaçırılmaması gereken çok büyük kazançlar” diye konuştu.

İzmir OSB’de Amerikalı uzman kişi ve kuruluşlarla birlikte çalışarak, enerji etüdü ve uygulamaları gerçekleştiren sanayi işletmelerinin sonuçtan son derece memnun olduğunu belirten Lockwood, tüm işletmelerin önünde enerji verimliliği kazançlarını kısa, orta ve uzun vadede geliştirmek için önemli fırsatlar bulunduğuna, bu fırsatları değerlendirmek gerektiğine işaret etti. Lockwood şöyle sürdürdü:  “İzmir’de geri dönüşü bir yıldan daha az olan projeler olduğunu gördük. Bu kazançların elde edilmesi için yapılan etüdler sırasında tesislerde üretim ile ilgili kilit işlemler ve ticari faaliyetler kesintiye uğramıyor. Ve bunun sonucunda işletme başına %40’a kadar varan tasarruflar sağlandığı oldu. Sadece bir yıl içerisinde ve sadece bir başlangıç çalışmasının sonucu olarak İzmir OSB’de 220 bin dolara varan tasarruflardan söz edildi. Bu gerçekten muazzam bir rakamdır.”

 

ABD verimlilik ile dışa bağımlılığı azalttı

 

ABD’de enerjinin verimli kullanımı konusunda 2009 yılından bu yana ciddi ilerleme kaydettiklerini belirten Andrea Lockwood, bu süreçte geliştirilen yeni standartlar ve proje uygulamalarıyla sağlanan tasarrufun 300 milyar doları bulduğunu dile getirdi. ABD’nin son dönemde agresif bir biçimde enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji pratiklerini benimsediğinin altını çizen Lockwood, verimli enerji kullanımındaki artışın ülkenin yabancı petrole olan bağımlılığını azalttığını söyledi. Lockwood, “2005’te bu konuda %60’lık bağımlılık varken 2011’de bu %45’e düştü. Elbette ki petrol de üretiyoruz, ama bağımlılık oranındaki azalmada enerji verimliliğinin büyük etkisi oldu. Bu aynı zamanda tüketicilerin de 100 milyonlarca dolar tasarruf etmeleri anlamına geliyor. Devlet bu süreçte kendi enerji tüketimi de %44 oranında düşürdü. Enerji yoğunluğu federal binalarda 1975’ten 2011’e kadar geçen süre içinde neredeyse 50 TEP (ton petrol eşdeğeri) düştü” dedi.

ABD Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Bn. Andrea Lockwood, temiz enerji teknolojileri ve enerji verimliliği alanında geleceğe yönelik belirlemiş oldukları politika hedeflerini de şöyle özetledi: “Ulaştırma sektörüne yönelik petrol ithalatını 2025 yılına kadar 1/3 oranında azaltmayı ve 2015 yılı itibarıyla 1 milyon elektrikli aracı trafiğe çıkarmış olmayı öngörüyoruz. Bina ve imalat sektöründe ikametgâh amaçlı olmayan binaların enerji verimliliğini 2020 yılı itibarıyla %20 artırmak, 2035 yılı itibarıyla elektrik enerjisinin % 80’ini kendi ülkemizde ürettiğimiz temiz enerji kaynaklarından elde etmek ve sera gazı salım oranlarında 2005 yılı değerlerinin altına inmek gibi hedeflerimiz de var. Sera gazı emisyonlarımızı 2020 yılı itibarıyla ve 2050 yılı itibarıyla da %83 düşürmeyi başaracağımızı umuyor ve bu hedefler doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz.”

 

Verimlilik uygulamaları bir nükleer santral kadar güç yaratacak

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise, son on yılda GSYİH’da üç kat, enerji tüketim kalemlerinde ise iki kat büyüyen Türkiye’nin geleceğe yönelik ilerleyişinde enerji verimliliğinin giderek büyüyen bir önem kazanacağını vurguladı. Dünya ülkeleri 2035 yılına dek enerji tüketiminde %40 büyüme beklerken, Türkiye’nin gelecek 11 yıl içinde % 100’lük bir tüketim artışı öngördüğünü anımsatan Yıldız, “Yani dünya büyüyor, ama Türkiye dünyadan daha hızlı büyüyor. O zaman bizim hem enerji kaynaklarımızı artırmamız, hem çeşitlendirmemiz ve hem de enerji verimliliğiyle ilgili çalışmaları sürdürmemiz lazım” diye konuştu. Türkiye’nin yol haritaları belirlenmiş olan enerji verimliliği uygulamaları sayesinde bir nükleer güç santralinden elde edilecek enerji ve o yatırıma denk gelecek para kadar tasarruf edebileceğini belirten Bakan Yıldız, “Bu da yaklaşık 23 milyar dolara denk geliyor. Bu büyük kazancı verimlilik yatırımlarıyla elde etme konusunda sanayicilerimizin, ulaştırma sektörünün, konutların, her birimizin yapacağı çok fazla şey var” dedi. Enerji verimliliği projelerini, enerjideki verimsizliğin kendisinin finanse edeceğini belirten Bakan Yıldız, “Projelerin finansmanı verimsizlik nedeniyle kamunun kaybettiği, ama şahısların cebine de girmeyen paralarla yapılacak. Özel sektörün, sanayicimizin cebine girecek parayı, hem de kamunun kazanacağı bir modeli öngörüyoruz.” diye konuştu.

 

1.5 yılda kendini amorti eden iş yapılmaz mı?

 

Kaynakları artırırken giderleri de azaltmak gerektiğini belirten Bakan Yıldız, Türkiye’nin enerji verimliliği ve tasarrufu konusunda istenen seviyede olmadığına işaret ederek şunları aktardı: “Yapılan çalışmalar gayet güzel, ama yeterli değil. Hala katedecek çok mesafe var önümüzde. Bu salonda bulunan sanayici arkadaşlarımızdan biri dese ki, ‘Size öyle bir iş tarif edeceğim ki, beş yılda kendini amorti ediyor!’ Satıp savar ve öyle bir işi yapmak için hemen sermaye koyarız, değil mi? Enerji verimliliği ve tasarrufuyla ilgili olarak da öyle projeler var ki, kendisini 1.5 yılda amorti ediyor. Böyle bir iş yapılmaz mı? İster mobilyacı olalım, ister tekstilci olalım, veya makine imalatı yapalım, bizim bu tarz bir tasarrufu öngören ve amortisman süreleri bu kadar kısa olan işi mutlaka yapmamız lazım. Biliyorsunuz, boruların yalıtılması bir kültür olarak bizde artık yerleşmiş diyebiliriz. Doğal gaz borularını, petrol borularını, hepsini yalıtırız. Ama bunların vanalarına iki ayda kendisini amorti edecek yatırımı pek yapmayız. Biliyor musunuz, her bir vana, çapına ait olduğu borunun beş metresine karşılık geliyor. Yani onu ihmal etmekle beş metrelik boruyu yalıtmamış oluyoruz biz. O nedenle ben sanayicilerimizin hangi işi yapıyor olursa olsunlar, enerji verimliliği ve tasarrufuyla ilgili mutlaka ama mutlaka geliştirebilecekleri bir proje olduğuna inanıyorum. Bunları yapmak yalnızca kendi kesesine değil, bizim ithal ettiğimiz bütün kaynaklara da olumlu anlamda katkı koymak açısından son derece önemlidir.”

 

Kazan-kazan projelerini sürdürmek istiyoruz

 

ABD hükümetinin Enerji, Politika ve Uluslararası İlişkiler Kıdemli Danışmanı Dr. Srinivas Mirmira da, İzmir Atatürk OSB’de hayata geçirilen “Sıfıra Yakın Bölge Projesi”nde Amerikalı uzman ve görevlilerce yapılan çalışmalar ve ulaşılan sonuç hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Farklı sanayi dallarında (plastik, metal üretimi, kauçuk üretimi, elektrik ekipmanları, tekstil, gıda işleme vb.) faaliyet gösteren 20 işletmede ESCO’lar (Enerji Verimliliği Hizmet Şirketleri) tarafından gerçekleştirilen etüdler sonucu, bu işletmelere enerji tüketimlerini azaltmaya yönelik tavsiyelere de yer veren bir rapor sunulduğunu belirten Dr. Mirmira, şöyle sürdürdü: “Bu rapor, maliyetleri ve tahmini geri ödeme süreleriyle birlikte enerji tasarrufu fırsatlarını da içeriyordu. Verimlilik artırıcı tavsiyeler kısa, orta ve uzun vadeli projeler olarak sınıflandırılarak işletmelerin dikkatine sunuldu. Bu 20 şirket için ortaya çıkan enerji verimliliği tavsiyelerinin dağılımına baktığımızda, “Aydınlatma (%5), motor ve aygıtlar (), Chiller sistemleri (%20), Solar (%7), atık ısı geri kazanımı (%40)  ve HVAC (Isıtma, soğutma, iklimlendirme) ” şeklinde olduğunu görüyoruz. İşletmeler de önlerindeki projelerin hangisini, ne zaman yapmak istedikleri konusunu değerlendirerek, adeta önlerindeki menü içerisinden seçimler yaparak, bu projeleri hayata geçirdiler. İşletmelerin çoğu, ortaya çıkan verimlilik artırıcı tavsiyeler listesinde %75’lik bir toplam oluşturan atık ısı kazanımı (%40), HVAC () ve Chiller sistemleriyle (%20) ilgili gerekli değişiklikleri yaparak önemli miktarda enerji tasarrufu sağlayabildiler. İzmir’de sadece bu 20 şirkette yapılan enerji verimliliği uygulamalarıyla vardığımız sonuç, yıllık tahminen 64 milyon kWh’lik (% 24’lük) bir tasarruf sağlanması oldu. Bu 20 şirketin hayata geçirdiği projelerde ortalama geri ödeme süresi 12-18 ay olarak gerçekleşti. Ve ortaya çıkan bu rakamların çok ötesinde fırsatlar olduğunu, yıllık enerji tasarrufunda %24-25’in ötesine rahatlıkla geçilebileceğini gördük.”

Dr. Sirinivas Mirmira, İzmir Atatürk OSB’deki projeye katılan 20 şirkete enerji verimliliği uygulamaları için yaklaşık 450 milyon dolarlık enerji üretim ekipmanı ve 16-27 milyon TL. değerinde enerji verimliliği ürün ve hizmeti satıldığını da sözlerine ekleyerek, “Türkiye’deki diğer sanayi bölgeleriyle de böylesi ilişkiler kurmak, Amerikan ve Türk özel sektörleri için bu ‘kazan-kazan’ projelerini sürdürmek istiyoruz” diye konuştu.

 

Herşey enerji etüdüyle başlar

 

İzmir’de uygulanan Sıfıra Yakın Bölge Projesi’nde görev alan Amerikan enerji değerlendirme şirketi Shaw Group’tan Catalina Lamadrid de, enerjide verimlilik arayan her işletmenin atması gereken ilk adımın “bir enerji etüdü yaptırmak” olduğunu belirtti. Shaw Group olarak bu etüdü ne şekilde yaptıklarını da şöyle özetledi:

“İlk önce müşterilerimizle temasa geçiyoruz. Yapılacak operasyonları anlamalarını sağlamaya çalışırken, biz de tesisteki işleyişin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Günün hangi vaktinde hangi operasyonlar gerçekleşiyor, konusunda tesis yönetiminden birtakım bilgiler istiyoruz. Ayrıca en az 12 aylık bir enerji tüketim analizine ihtiyacımız oluyor, bunun yanında doğal gaz ve elektrik şirketleriyle sözleşmelere bakıyoruz. Bunların ardından ne tür ve hangi yoğunlukta bir etüd istendiğini soruyoruz. Bu etüdlerin faydalarını tam olarak bilip bilmediklerini anlamaya çalışıyor, bilmiyorlarsa anlatmaya çalışıyor, farklı seçeneklerin neler getireceğini göstermeye çalışıyoruz. Ve ne kadar zaman harcamamız istendiğini araştırıyoruz. İzmir’deki OSB’de gerçekleştirdiğimiz çalışmalar genel olarak bir ya da iki gün sürdü. İşin başlangıç kısmında genel olarak tesisi gezip sistemi, ekipmanları vb. inceliyoruz. Ardından sürecin içerisindeki insanlarla bir araya gelip onların perspektiflerini almaya çalışıyoruz. Mühendislerle, ekipman operatörleriyle, tesis operatörleriyle toplanıyor; ne tür fırsatlar var, bunları tam olarak anlamak istiyoruz. Enerji değerlendirmesinin sonunda kapsamlı bir rapor elde ediliyor, enerjinin tesiste ne şekilde kullanıldığını gösteren bir rapor bu. Ve böylece enerji koruma önlemlerinin hangileri olabileceği konusunda bir fikir elde edilmeye başlanmış oluyor. Bu raporda projeleri ‘maliyetsiz’, ‘düşük maliyetli’ ve ‘sermaye artırımına ihtiyaç duyan’ projeler olarak sınıflandırıyoruz. Bunun için birtakım kriterler var tabii ki. Yatırımın geri ödeme sürelerine, karmaşıklığa, maliyete vb. unsurlara bakıyoruz. Ve her işletme bunlara bakarak parasını nereye koymak istediği konusunda bir karar verebiliyor.  Elbette ki, bunun ardından yapılacak şey, bu projelerin gerçekleşmesi ve tasarrufların sağlanması oluyor”

 

Türkiye’de yüzde 50’lere varan potansiyel var

 

Shaw Grup’tan Enerji Program Direktörü William S. Haas, İzmir OSB’deki yapılan etüdler sonucunda enerji tasarrufu konusunda atılması gereken bir numaralı adımın ısı geri kazanımı olduğunu saptadıklarını vurguladı. Bunun dışında basınçlı hava grubunda, motorların yenilenmesi, binaların izole edilmesi ve soğutma kulelerinin kurulması konularında da yapacak çok iş olduğunu belirten Hass, her sanayi alanının kendine özgü enerji verimliliği fırsatları sunduğunu dile getirdi. Haas, “Bu etüd sonucunda ayrıca gördük ki, düşük maliyetli veya maliyetsiz enerji verimliliği gelişimi için çok önemli fırsatlar var Türkiye sanayinde. Tüm dünyada binlerce enerji etüdü gerçekleştirmiş bir şirketiz. Genelde bu değerlendirmelerin her birinde %20-30 tasarruf potansiyeli buluruz. Ama Türkiye’de daha fazla potansiyel bulduk.  % 40-50’ye varan potansiyeller gördük. Yani artık fırsat olgunlaşmış durumda. Enerji verimliliği projelerinde daha ileri adımlar atmanız için gerekli herşey var. “diye konuştu.

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz