Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Enerji yatırımlarına 6 aylık ön lisans şartı geliyor

Sadece rüzgar enerjisinde 11 bin MW’a ulaşan lisans stoku Enerji Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Özel sektöre verilen lisansların hızla yatırıma dönüşmesi için yeni bir düzenleme yaptıklarını açıklayan Bakan Taner Yıldız, “Mevcut üretim lisansı olup da, inşaat öncesi süresini bitirmeyenler 6 aylık bir ön lisansa tabi olacaklar. Tahsis edilen kapasiteyi kullanmayan yatırımcının elinden lisansı alınarak başkasına verilecek” dedi.

 




res.png

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından 7-8 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK 2012) kamu ve özel sektörün önde gelen temsilcilerini ağırladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın açılışını yaptığı kongreye, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mahmut Mücahit Fındıklı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Hasan Köktaş, TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği CEO’su Christian Kjaer ve çok sayıda konuk katıldı. Toplam 14 oturumda 80’den fazla konuşmacının sunum yaptığı kongrede rüzgar enerjisinin Türkiye ve dünyada geldiği son nokta ve geleceğe dönük öngörüler tartışıldı.

Kongrede konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, yenilenebilir enerji alanında bahaneler üretilmeden çalışmalar yapılması gerektiğini vurgulayarak, bu alandaki yatırımlar artmazsa ithalat faturasının giderek kabaracağını vurguladı. Bakan Yıldız, “Sürdürülebilir bir enerji ve gelecek için mutlaka iklim değişiklerine, çevre hassasiyetlerine ve yenilenebilir enerji kaynaklarına önem vermemiz lazım. Burada hem kamuya hem özel sektöre düşen görevler var. Eğer biz Türkiye’nin büyümesini yenilenebilir enerji kaynaklarından yeterince yapmazsak sistem boşluğu affetmez ve yerine her zaman şikayet ettiğimiz o fosil kaynaklardan bahsederiz. İthal ettiğimiz petrol ve doğal gazdan bahsederiz. O yüzden Türkiye’nin büyüme hızını dikkate alarak, bunu aşacak bir yenilenebilir enerji kaynakları yapılanmasını sağlamamız lazım. Enerji sektörünün birçok mazereti olabilir. Ama Türkiye’nin büyümesini sağlayacak olan enerji arzıyla ilgili herhangi bir mazereti olamaz” diye konuştu.

Uluslararası sermayeyle birlikte 2011 yılında 4.3 milyar dolarlık bir doğrudan girişin olduğu enerji sektörünün Türkiye’nin istikrarlı büyümesinin ve güvenilir imajının önemli bir göstergesi olduğunu da dikkat çeken Bakan Yıldız, “Enerji sektörü Türkiye’nin notunu uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’ten önce artırdı. Yeni gelecek yatırımları da göz önünde bulundurarak zemini sağlam ve son derece stabil büyümeyi karşılayacak bir enerji yapılandırmasını oluşturmamız lazım” dedi.

 

Ön lisans uygulaması yatırımları hızlandıracak

 

Enerji sektörüyle ilgili ciddi kararların alındığını belirten Bakan Yıldız, gündemlerindeki ön lisans uygulaması hakkında da şu bilgileri verdi: “Rüzgarla ilgili olarak 1 Kasım 2007’de başlayan çalışmanın daha hızlı yürüyebileceği ve artık kamu mazeretleri yerine özel sektör mazeretlerini konuşacağımız bir ortama giriyoruz. Uygun bulunmayla birlikte 11 bin MW civarında lisans verildi. Şimdi bunun mutlaka gerçek yatırımcılarla beraber realize edilmesi lazım. Çünkü biz bir geçim hattı düzenliyoruz. Daha önce yatırımlarını gerçekleştirecek olanlara bir öncelik vermeliyiz. Bu yüzden yeni taslağımızda mevcut üretim lisansı olup da, inşaat öncesi süresini bitirmeyenler veya bitiremeyenler 6 aylık bir ön lisansa tabii olacaklar. Bu yatırımları hızlandırma adına bir madde olacak. Mutlaka herkese belli bir süre içinde bu çalışmalarını bitirme zorunluluğu getiriyoruz.”

 

Rüzgarda 16. sıradayız

 

Enerji sektörüne verecekleri desteklerin süreceğinin de altını çizen Bakan Yıldız, 2023 yılı için belirlenen hedeflere mutlaka ulaşılması gerektiğini iletti. Sadece AB’de Türkiye’nin kurulu gücünden iki kat fazla rüzgar enerjisi santralı olduğunu ifade eden Yıldız şöyle konuştu: “Rüzgarda global görünüme bakarsak, ABD özellikle 2011 yılında yaptığı atağa rağmen hala Çin’in 1’inci sırada oluşunu değiştirmedi. Ama 2011 yılında rüzgara en çok yatırım yapan ülke unvanını kazandı. Almanya bu iki ülkeyi takip eden 3’üncü ülke oldu. Bizler 17’inci büyük ekonomi arasında bulunmamıza rağmen dünyada rüzgar işletmeciliğinde 16. sıradayız. Mutlaka ilk 10’a girmeliyiz. Rüzgarda daha hızlı büyümeliyiz.”

 

Yatırımcılar için yol haritasını özel sektör çizecek

 

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mahmut Mücahit Fındıklı ise, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin fazla olmasına rağmen, kaynaklarını kullanmada yetersiz olduğunu söyledi. “Yenilenebilir potansiyelimiz Avrupa’nın pek çok ülkesinden fazla. Neden bizim kurulu gücümüz Almanya’nın 10’da biri bile değil? Bu durum başında iyi anlaşılmadığı için herkes yenilenebilir enerji yatırımcısı olmaya kalkıştı. Yatırımlara dönüşmeyen lisanslar elden ele dolaştı. Keşke herkes aldığı lisansı yatırıma dönüştürebilseydi” diyen Fındıklı, hesapsız-kitapsız atılan adımların ivme kaydettirdiğini ifade etti.

Fındıklı buna rağmen rüzgar enerjisine yatırım yapan sektör temsilcilerinin büyük yol kat ettiğini belirterek, “Rüzgar yatırımcıları enerji yatırımcıları içerisinde en heyecanlı, aktivitesi en fazla olan kitle. Bundan sonraki süreçte sadece kamunun attığı ve atacağı adımlar değil, rüzgar enerjisi yatırımcısının sahadaki tecrübeleri, meseleleri ele alış biçimi, ciddiyeti yeni yatırımcılar için yol haritası olacak” dedi.

Yenilenebilir enerjinin Türkiye’de bir sanayi olarak gelişmesi için Ar-Ge desteklerini sürdüreceklerinden de söz eden Fındıklı sözlerini şöyle sürdürdü: “Destekleme mekanizmasında belirlenen fiyatların makul olduğunu düşünüyoruz. Yenilenebilir enerjinin Türkiye’de bir sanayi olarak gelişmesini amaçlayan fiyatlardır. Teknolojinin gelişimiyle birlikte maliyetler de azalacaktır. Alım garantisi ve yerli ürün kullanımı dışında kanunla getirilen kolaylıkları hepimiz biliyoruz. Lisanssız elektrik üretimini de teşvik kapsamında değerlendirmek gerekiyor.”

 

Çevre kalkınmaya feda edilmemeli!

 

TBMM Çevre Komisyon Başkanı Erol Kaya da katıldığı kongrede komisyonlarının temel hassasiyetlerinden birinin çevre ile kalkınma arasındaki dengenin iyi korunması olduğunu söyledi. “Çevre, kalkınmaya feda edilmemeli” diyen Erol Kaya, çevrenin mevzuat yanında ahlaki boyutunun da ihmal edilmemesini gerektiğini kaydetti. Tüm kadim medeniyetlerde tabiatın kutsallık zırhıyla korunmasına rağmen sanayi devrimi ile beraber bunun ortadan kalktığını söyleyen Kaya, doğayı rakip kabul ederek alt etmeyi esas alan kalkınma anlayışı ile bu günlere gelindiğini ifade etti. Çevre için 2009 yılında yaklaşık 3,3 milyar lira yatırım yapıldığını bilgisini veren Kaya, bu rakamın 2010'da 3,8 milyar liraya, 2011'de ise 4,2 milyar liraya ulaştığına da işaret etti.

 

TÜREB: Potansiyeli ekonomiye kazandıracağız

 

Rüzgar enerjisi sektörünün Türkiye’de yeni gelişmeye başladığını vurgulayan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Mustafa Serdar Ataseven ise, TÜREB'in yarı kamu yarı özel sektör statüsü ile köprü görevi gördüğünü söyledi. TÜREB'in amacının Türkiye'nin rüzgar enerjisindeki potansiyelini ekonomiye kazandırmak olduğunu ifade eden Ataseven, ayrıca TÜREB'in Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği'nin üyesi olduğunu hatırlatırken, 2015 yılında Avrupa Rüzgar Enerjisi Kongresi'nin Türkiye'de düzenlenmesini istediklerini kaydetti.

 

Hasan Köktaş: Rüzgarda kurulu güç 2 bin mw’ı aştı

 

Türkiye rüzgar enerjisi piyasasındaki son gelişmeler hakkında bilgi veren Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Hasan Köktaş, 2012 itibari ile 9,432 MW kurulu gücünde 270 projeye lisans, 1,511 MW gücündeki 28 projeye de uygunluk verildiğini aktardı. Rüzgar enerjisinde kurulu gücün 2,015 MW’a ulaştığını kaydeden Köktaş, lisans stokunun 11 bin MW, proje stokunun da 300 olduğunu ifade etti. Köktaş, lisans sahiplerinin şu anda yatırımla baş başa olduklarını, altyapıyı oluşturmuş kurumlar olarak ise bu 11 bin MW'lık bu yatırımın hayata geçerek kurulu güce dönüşmesi noktasında azami takipçi olacaklarını ifade etti.

Türkiye'nin son yıllarda rüzgar enerjisi santrallerinin kurulması noktasında çok ciddi mesafe kaydettiğini söyleyen Köktaş, bu alandaki yatırımlar için de en cazip ülkelerin başında geldiğini belirtti.

 

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz