Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
GAMA Enerji, riskleri uzun vadeli anlaşmalarla bertaraf ediyor

2015 yılında 2 bin 500 MW kurulu güce ulaşma hedefi doğrultusunda biri doğal gaz ve biri de rüzgar enerjisi olmak üzere iki yeni santral yatırımı kararı alan GAMA Enerji A.Ş., elektrik ticaretinde güçlü iş ortaklıklarıyla büyüyor.  Gama Enerji Genel Müdürü Arif Özozan, ürettikleri elektriğin bir kısmını Gün Öncesi Piyasası’nda değerlendirirken, bir bölümünü ise ikili anlaşmalarla satarak pazar riskini bertaraf ettiklerini söyledi.





arif_ozozan.png

Enerji ve su temini alanlarında yurtiçi ve yurtdışında faaliyet gösteren GAMA Enerji’nin bugün ulaştığı üretim kapasitesinden söz ederek, elektrik ticareti alanında yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

 

Şirketimizin Yap İşlet Devret santralları haricinde şu anda işletmede olan dört adet yenilenebilir enerji santralı bulunuyor. Bunlar, 36,4 MW Lamas III-IV Hidroelektrik Enerji Santralları (Mersin), 16,5 MW Çakırlar Hidroelektrik Enerji Santralı (Artvin), 22,5 MW Sares Rüzgar Enerji Santralı (Çanakkale) ile 2012 Temmuz ayında yapımı tamamlanarak devreye giren İzmir ilindeki 10 MW Karadağ RES. Söz konusu dört yenilenebilir enerji santralımızın yıllık ortalama elektrik üretimi yaklaşık olarak 300 GWh’tir. Yap İşlet Devret santralları ile birlikte elektrik üretim yatırımlarına ilişkin iştiraklerimizin toplamı son yatırımımızla birlikte 1.620 MW’a ulaştı. 2015 yılında 2 bin 500 MW kurulu güce ulaşma hedefi doğrultusunda;  840 MW’lık bir Doğalgaz Kombine Çevrim Santralı (Kırıkkale) ve 35 MW’lık bir Rüzgar Enerji Santralı (Manisa) olmak üzere iki enerji yatırım projesinin hayata geçirilmesi kararını aldık.

 

Elektrik ticaretine ilişkin satışlarımızın bir bölümünü pazar riskini bertaraf etmek için ikili anlaşmalarla yapmaktayız. Bunun yanı sıra ürettiğimiz elektriğin bir kısmını ise Gün Öncesi Piyasaları’nda değerlendirmekteyiz. Bu süreçte, gelişmekte olan farklı satış kanallarını yakından takip ederek, olası fırsatları satış stratejimize dahil etmeyi planlamaktayız.

GAMA Enerji’nin yürüttüğü çalışmalardan bir diğeri ise yenilenebilir enerji yatırımları için karbon sertifikalandırma ve satışı gerçekleştirmesidir. Bu sayede, yenilenebilir enerji kaynakları ile tasarruf edilen sera gazı emisyonu 2011 yılında 133 bin 455 ton olarak gerçekleşti. Hem müşteri memnuniyeti hem de kaliteye verdiğimiz önemi göstermek adına, Entegre Kalite Yönetim Sistemi ISO belgelendirme süreci çerçevesinde 2012 Haziran ayında Llyod’s Register Quality Assurance (LRQA) tarafından, devrede olan işletmelerimize ek olarak şirket merkezimizin de denetimleri tamamlandı ve belgelendirildi. Bunun yanı sıra, devam eden yurtiçi ve yurtdışı yatırımlarımızda birçok finans kuruluşunun proje finansmanında sosyal sorumluluk ve çevre riskinin yönetilmesinde kabul ettiği “Ekvator Prensipleri”ne uygun hareket ediyoruz.

 

2012 yılında artan fiyatlar elektrik satışlarınızı nasıl etkiledi? Yılsonuna ilişkin beklentileriniz neler?

 

2012 yılının ilk sezi ayında, dengeli satış stratejimiz ve piyasada beklenildiği üzere elektrik fiyatlarında yaşanan yükseliş nedeniyle bir önceki yıla göre daha karlı bir süreç yaşadık. Ancak elektrik piyasasının tam olarak liberalleşememesinden dolayı fiyatlar üzerindeki kamu müdahalesi devam etmekte ve dolayısıyla piyasada oluşan fiyatlar gerçek maliyetleri yansıtamamaktadır. Yılın son çeyreğinde yaşanacak talep artışı nedeniyle elektrik fiyatlarının biraz daha yükseliş trendine gireceğini öngörmekteyiz. Nitekim, 2011 yılı ilk 8 ay ortalama elektrik satış fiyatı 115 TL/MWh iken, 2012’de aynı dönem için yaklaşık olarak %30 artış gösterdi. Artan elektrik fiyatları ve kapasitemiz sonucunda 2012 yılsonu ciromuzun beklentilerin üstünde olması şaşırtıcı olmayacaktır. Tüm bu noktalar dikkate alındığında, rekabetin her geçen gün kızıştığı bu piyasada ölçek ekonomisini sağlayarak, elektrik üretim maliyetimizi düşürmek bizi rekabette bir adım öne çıkaracaktır.

2012 yılı son aylarında yüksek kapasiteli doğal gaz santrallerinin devreye girmesi beklenmekte olup, özellikle finansman anlamında yakın gelecekte yerel bankaların verebileceği kredi miktarlarında azalma ve bunun sonucunda sektörde finansman bulmada zorlukların olacağını düşünmekteyiz. Bu sebeple, orta ve uzun vadede kurulu gücümüzü arttırarak, söz konusu yatırımlarımızı hızlı bir şekilde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

 

Kurulması beklenen enerji borsası Türkiye elektrik sektöründe neleri değiştirecek?

 

Likit spot ve türev piyasaları barındıran bir Türkiye Enerji Borsası’nın kurulması, elektrik ve doğal gazda serbest piyasanın oluşması açısından bir dönüm noktası olacaktır. Kurulacak borsayla birlikte elektrik artık emtia haline gelecek, kontratla alınıp satılabilecek ve böylece likidite yaratılacaktır. Enerji sektörü oyuncuları olarak hepimizin ihtiyacı; arz ve talep dengesiyle belirlenen şeffaf bir piyasanın kurulması, ileriye yönelik fiyat sinyalleri oluşturabilecek derinliğe ve hacme sahip bir borsanın oluşturulması ve rekabete dayalı piyasanın sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır. Bu borsada ortaya çıkacak fiyatlar, Türkiye’de yapılacak tüm yeni yatırımlar için referans oluşturacaktır. Yatırımcıların piyasaya olan güvenlerinin artması ve orta-uzun vadeli yatırım planlarının yapılmasına olanak sağlaması açısından da son derece önemlidir. Sonuç olarak, piyasanın gelişerek liberalleşmesi, yatırımcılar için daha cazip hale gelmesi ve Türkiye’nin arz güvenliğinin sağlanması açısından enerji borsasının önemi yadsınamaz. Tam anlamıyla işleyen bir elektrik borsası oluşturulduğunda birçok yeni yerli ve uluslararası oyuncuların da piyasada yer alacağı düşünüldüğünde, bugün PMUM’da işlem gören 10 milyar liralık hacmin kat ve kat artacağını öngörmekteyiz.

 

Türkiye’de elektrik ticareti önündeki en temel engeller neler ve çözüm önerileriniz neler?

 

2001 yılında Elektrik Piyasası Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle elektrik sektöründe rekabete dayalı bir piyasanın oluşumu sürecinde önemli adımlar atılmıştır. Önümüzdeki dönemde faaliyete geçmesi planlanan Gün İçi Piyasası ile elektrik sektöründe rekabetçi piyasa şartlarının işlerlik kazanması bakımından önemli bir aşama kaydedilecektir. Ancak, Türkiye’de elektriğin yarısına yakınının doğal gazdan üretildiği dikkate alındığında, doğal gaz maliyetlerindeki değişkenlik ve BOTAŞ’ın tarife hesaplamalarındaki belirsizlik, geleceğe dönük fiyat tahmini yürütmeyi zorlaştırmaktadır. Türkiye’de doğal gaz piyasası liberalleşmeden elektrik piyasasında liberalleşmenin tamamlanması ve referans fiyat oluşumu için gerekli derinliğin sağlanması mümkün olamayacaktır. Çünkü enerji kaynakları sahipleri ile enerji tüketicilerinin buluşup ticaret yapabilmelerinde en önemli faktör, piyasada referans fiyatların oluşabilmesidir. Daha rekabetçi bir pazarın oluşturulması ve elektrik ticaretinin önünün açılması için öncelikle elektrik ve doğal gaz piyasalarının liberalleşmesi gerekmektedir.

 

Elektrik sektöründe ticari piyasanın oluşması ve gelişmesinde, kamu tekeli ve hakim gücünün azalması için özelleştirmelerin tamamlanması, piyasada alıcı ve satıcının buluşarak ticari alış hacmi ve fiyatını kendilerinin belirleyeceği bir vadeli işlem piyasası oluşturulması ve Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi’nin (PMUM) TEİAŞ’dan ayrılarak ayrı bir tüzel kişilik olması etkili olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz