Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Gayrimenkul sektöründen binalarda verimlilik hedefini yakınlaştıracak öneriler

Türkiye’de binalarda enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik yürürlüğe giren yönetmelik ve standartların gerçek anlamda uygulanmasının yüzde 20’nin üzerine çıkmadığına dikkat çeken Eva Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık A.Ş. Direktörü Özhan Yurtseven, bu alanda başarının; yatırımların teşvik edilmesi, kojenerasyon sistemleri ile entegre edilmiş bölgesel ısıtma sistemlerinin yaygınlaştırılması ve kamu-özel sektör işbirliği modelinin oluşturulmasıyla yakalanabileceğini söylüyor.





eva.png

Türkiye’de sanayileşme ve nüfus artışına bağlı olarak enerjiye olan talep her geçen gün artıyor. Enerji verimliliğinin, kullanım sonucunda sağlanacak enerji tasarrufu ile en hızlı ve en ucuz elde edilen enerji kaynağı olduğu dünyada kabul gören bir görüş. Tamda bu noktada dünyada tüketilen enerjinin yaklaşık %40’ından, Avrupa’da tüketilen enerjinin yaklaşık %41’inden, Türkiye’de ise tüketilen enerjiden üçte bir oranında pay alan konutlar için geliştirilen enerji verimliliği projeleri hayati önem taşıyor. Türkiye’de binaların ve işletmelerin ısıtma ve soğutmasında %35 ve ulaşımda ise tasarruf sağlandığında yılda 14 milyar dolarlık petrol ve doğalgaz ithal edilmesine gerek kalmayacağının altını çizen Eva Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık A.Ş. Direktörü Özhan Yurtseven, gayrimenkul sektöründe enerji verimliliğinin nasıl artırılacağına yönelik görüş ve önerilerini Enerji Dergisi’ne açıkladı.

 

Türkiye’de gerçekleştirilen yasal düzenlemeler sonrasında binalarda enerji verimliliği alanında gerçekleştirilen çalışmaları yeterli buluyor musunuz?

 

Ülkemizde enerjinin yoğun kullanıldığı sektörlerde %20-30 enerji tasarruf potansiyeli olduğu bilinmektedir (Bina ve Hizmet ≥%30). Binalarda tüketilen enerjinin yaklaşık % 75‘i ısı enerjisi şeklinde olup, en etkin ve kolay uygulanabilir önlem ısı yalıtımıdır. Geçtiğimiz yıllarda; yürürlüğe giren yönetmelik ve standartların gerçek anlamda uygulanmasının % 20’nin üzerine çıkamadığı biliniyor. Türkiye’de binalarda enerji verimliliği konusunun 2000 yılından bugüne yaklaşık 500 bin bina inşa edildi ve ilgili yönetmeliğin bilgi ve bilinç eksikliği dolayısı ile etkin uygulamaya geçmemesinden dolayı yeni binaların sadece -15’lik bir bölümünde tam anlamıyla etkin ısı tasarrufu önlemleri uygulanabildi. Bu ise mevcut bina stokunun yaklaşık %3-5’i gibi oldukça düşük bir oranına karşılık gelmekte ve yılda %1-2 gibi bir oranda bina stokunda verimlilik iyileşmesi anlamına geliyor. Bu uygulamaların karşılığının tahminen 50-60 milyon dolar olduğu düşünülmektedir. Bu kazanç devletin herhangi bir yatırımı olmadan, yeni bina maliyetine %5-8 gibi ek bir maliyet getirerek sadece yeni yönetmeliğin şartlarının yeni binalarda - gibi çok düşük bir oranda uygulanması ile sağlandı.

Ayrıca mevcut düzenlemeler sadece yeni binaları kapsamına almaktadır. Ancak Türkiye‘de yapı şartları ısı kaybına son derece açık önemli boyutta bina stoku mevcuttur. Bina stokumuzun yalıtım ile ilgili göstergeleri ise oldukça yetersizdir. Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nin yaptığı bir çalışmaya göre de kamu binalarında %36 oranında çift camlı pencere kullanılmış ve çatı yalıtımı %28 oranında uygulanmış. Bazı model çalışmalar yalıtım ile bir binada toplam olarak ortalama 100 bin kWh/yıl civarında tasarruf sağlanabileceğini gösteriyor. 9 milyon binanın yarısının enerji tüketiminde sınırlı bazı önlemlerle yıllık 50b bin kWh civarında bir azalma sağlanabilse, kendisini 10 yıl gibi bir periyotta kolayca geriye ödeyebilecek bir yatırımla yılda 3,5 milyon TEP enerji tasarrufu sağlanabilir.

 

Binalarda özellikle de ısıtma amaçlı enerji tüketimlerinin azaltılması yönünde ne tür önlemler alınabilir?

 

Yapılması gereken çalışmaların başında kojenerasyon sistemleri ile entegre edilmiş bölgesel ısıtma sistemlerinin yaygınlaştırılması geliyor. Son zamanlarda yapılan yönetmeliklerde bu durum gündeme getirilmiş olsa da finansman en önemli problem olarak karşımıza çıkacaktır. Bu tür projelere finansman desteği ve teşvikler sağlanması gerekiyor. Yenilenebilir Enerji Yasası, jeotermal kaynaklarla bölgesel ısıtma yapılabilecek yerlerde, önceliğin doğalgaza nazaran jeotermal kaynaklarda olmasını öngörmektedir. Şu anda yaklaşık 5 milyon konutun jeotermal ile ısıtılma kapasitesinin sadece 120 bin konutluk bölümü kullanılıyor.

Sobalar ve kaloriferli ısıtma sistemlerinde yanma veriminin iyileştirilmesi diğer önemli bir husustur. Son yıllarda doğalgazın ısıtma amaçlı kullanılmaya başlamasıyla birlikte bireysel ısıtma sistemlerinin tercih edilmesi yönünde bir eğilim oluştu. Ancak daire sayısı yüksek ve katlar arasında ısı yalıtımının bulunmadığı binalarda bireysel ısıtma sistemlerinin ekonomik olup olmadığı tartışılıyor. Bu nedenle tüketiciler binalarına en uygun tercihi yapabilmeleri için bilinçlendirilmelidir.

Yeni verimlik yasası ile merkezi sistemlerin bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılarak yakıt parasını buna göre ödemeye imkan verecek yakıt pay ölçer gibi sistemlerin kullanılması mümkün hale getirildi. Merkezi sistemlerin yaz aylarında klima ihtiyaçlarının artması nedeniyle soğutma amacıyla da kullanılabilmesi için yeni, pratik tesisatlar ilave edilmesi de önemlidir. Otomatik kontrol sistemlerinin kullanılması, ısıtma sisteminin bölgelere ayrılması, uygun kapasitede kazan seçilmesi ve brülör ayarlarının doğru yapılması binalarda enerji verimliliğinin artırılması açısından önerilen başlıca önlemlerdir.

EİE tarafından yaklaşık 2 bin kamu binasından gelen raporların değerlendirilmesi sonucunda ısıtma sistemlerinde, kazan suyu sıcaklığını otomatik kontrol sistemi ile ayarlayan bina oranının olduğu saptandı. Ayrıca bina içi aydınlatmada verimli ampuller kullanarak %80‘e varan tasarruf sağlanması mümkün. Diğer yandan Türkiye piyasasında, çıkarılan etiketleme mevzuatına rağmen verimli cihazların tam bir piyasa dönüşümü bütün cihazlarda henüz sağlanamadı.

 

Binalarda enerji verimliliği ile ilgili çözülmesi gereken öncelikli sorunlar ve çözüm önerileriniz neler?

 

Binalarda enerji verimliliği konusunda daha bütünsel, çözüm odaklı ve ortak bir yaklaşımın oluşturulması gerekiyor. Binaların enerji verimli hale getirilebilmesi için Türkiye’ye özel kamu-özel sektör işbirliği modelinin oluşturulması önemli. Henüz yolun başındayız. Tabi ki öncelikli olarak enerji verimliliği konusunda toplumu ve özel sektörü teşvik etmek ve bilinçlendirmek gerekecek. Yenilenebilir enerji kullanımı özendirilmelidir. Bu konu da yapılacak Ar-Ge çalışmaları öncelikli olarak enerji verimliliği desteklenmelidir. Yenilenebilir enerji kullanımında yerli üretimin payının artırılması, yerli teknolojiye dayalı yenilenebilir enerji üretiminde devlet desteği ve alım garantisi verilmelidir.

Okullarımızda enerji verimliliği dersleri konulmalı, yılın belirli haftalarında enerji verimliliği günleri düzenlenmelidir. Enerji Bakanlığı enerji verimliliği uygulamalarını tüm ülke sathında yaygın olarak hayata geçirmelidir. Ülkemizde enerji verimliliği bir yaşam tarzı halini alıncıya kadar bir seferberlik havası ve heyecanı içinde her platformda anlatılmalıdır. Enerji güvenliği ülke güvenliğinin, enerji bağımsızlığı da ülke bağımsızlığının bir parçası olduğu bilinci sağlanmalıdır. Özel sektör bir arada çalışarak hedefleri ve uygulama süreçlerini belirlemelidir. Ulusal Eylem Planı hazırlanmalı ve bölgelere sektörlere göre detaylandırılmalı, yenilikçi teknolojilere verimlilik yatırımlarına verilen teşvikler yeniden gözden geçirilmeli, mevcut yönetmelikler ve eksik kalan düzenlemeler uluslararası kurallara göre gözden geçirilmeli ve düzenlenmelidir.

Kamu İhale Yasası nitelikli hizmet alımlarındaki kriterleri yeniden düzenlemeli, kamu görevlileri nitelikli hizmet alımları konusunda bilinçlendirilmeli ve cesaretlendirilmeli, kamu binalarında enerji verimliliği sağlanmalı ve kamu enerji verimliliğinde öncü rol almalı, reel veriler düzenli ve sağlıklı ölçüm /izleme yöntemleriyle ortaya konulmalı, enerji ve ilişkili yatırımların bürokratik süreçleri hızlandırılmalı, yerel yönetimlerin yetki ve sorumlulukları artırılmalı ve yerel yönetimler sürecin aktif yürütücüleri içinde yer almalıdır.

Binalarda enerji verimliliği uygulaması konusunda henüz yolun başındayız. Mevcut binaların 2017 yılına kadar Enerji Kimlik Belgesi’ni temin etmesi zorlu bir süreç olacak. Bu süreç boyunca özellikle mevcut bina stoğu ele alındığında Türkiye’ye özel kamu-özel sektör işbirliği modelinin oluşturulması gerekiyor.

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz