Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Hasan Cemal:Bölge barışında petrol oyunu

Amerikan devleri,  Basra’yı bırakıp günlük ham petrol üretimi 200 bin varil olan Irak Kürdistanı’na geldi.  Irak Kürtleri ise Türkiye’yi, ama özellikle Tayyip Erdoğan’ı izliyor. Peki, Irak Kürt yönetimiyle petrol dahil ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştiren Ankara’da oyun planı var mı?





hasan_cemal.png

Erbil

 

Irak Kürdistanı’na ilk kez 1974’te geldim, Cumhuriyet gazetesinin muhabiri olarak. Bağdat’tan Rus helikopterleriyle uçmuş, Kerkük’te geceledikten sonra Erbil’e inmiştik.

O tarihte Irak’ın hâkimi Baas rejimiyle Kürtler arasında özerklik anlaşması imzalanıyordu. Sonra bu anlaşma bozuldu, kanlı Kürt isyanları, çatışma ve savaşlar dönemi yaşandı.

Erbil’e ikinci kez Saddam Hüseyin’in Kuveyt işgaline son veren Körfez Savaşı sonrasında, Adana’daki İncirlik Üssü’ndeki Amerikan savaş uçaklarının Kürtleri Saddam’a karşı Kuzey Irak’ta koruduğu 1992 yılında geldim.

Her şey içler acısıydı.

Şirin Palas isimli otelde havlu yerine yatak çarşafı vermişlerdi. Kahvaltıları çay,  kuru ekmek ve taş gibi küçük peynir topaklarıyla idare ederdik. Bütün şehirde kullanabileceğimiz sadece iki faks vardı. Tepelerde ne kadar ağaç varsa kesilmişti, çünkü akaryakıt yok gibiydi ve şehirde başka türlü ısınmak mümkün değildi.

Bu yirmi yıl öncesini, Erbil’deki Divan Oteli’nin 16. katındaki odama çıkarken asansörün duvarında özel jet uçağı reklamını görünce anımsadım.

Nereden nereye diyebilirsiniz...

 

Şantiye şehir

 

Bunun adı, bir yandan Irak Kürtlerinin gitgide ‘devletleşmesi’ydi; diğer yandan, özellikle son dört beş yıldır akmaya başlayan ‘petrol parası’ydı.

Evet, petrol parası...

Erbil tam bir şantiye halinde. Her taraf inşaat dolu. Divan ve Rotana gibi iki uluslararası otele bu yakınlarda Kempinski, Marriot, Hyatt, Sheraton, Hilton, Dedeman eklenecek.

Amerikan petrol devlerinin bazıları Güney Irak’ta Basra’nın petrol alanlarını bırakıp Irak Kürdistanı’na gelmeye hazırlanıyorlar (belki biraz da pazarlık güçlerini arttırmak için).

Exxon-Mobil, Chevron bunların başında geliyor. Amerikan petrol şirketleri Marathon, Murphy, Huntoil, Hillwood, Hess ve CIA’in şirketi olarak bilinen General Exploration Partners şimdiden gelmiş durumdalar.

 

Ekonomik üsler

 

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’yle geçen hafta sohbet ederken şöyle dedi:

“Buranın geleceğine inandıkları için geliyor bu Amerikan şirketleri. Güzel işaret. Biz askeri değil, ekonomik üsler istiyoruz Kürdistan’da...”

Irak Kürdistanı’nda günlük ham petrol üretimi şimdilik 200 bin varil. Bir iki yıl içinde 250 bine çıkması bekleniyor. Türkiye’nin günlük üretimi ise 70 bin varil, tüketimi tam 700 bin varil...

Sadece bu üretim-tüketim rakamları bile, ham petrol konusunda işbirliğinin iki taraf için de, -ama özellikle dünyanın en pahalı benzinini satan Türkiye için- ne kadar önem taşıdığını gösteriyor.

Önde gelen iki Türk petrol şirketi Pet-Oil’le Genel Enerji, 2002’de Kuzey Irak’a gelmiş. İlk kuyu 2005’in sonbaharında açılıyor. Yabancı şirketlerin ilk girişi ise 2005.

Halen Basra’da, Irak Başbakanı Maliki’yle Ankara’nın kötü ilişkileri yüzünden dışlanmakta olan TPAO ise Kuzey Irak’ta gecikmeleri oynamayı sürdürüyor.

 

Devlet politikası

 

Nedeni, devlet politikamız, “Barzani’yi zengin edeceğiz?” zihniyeti. Yıllarını Kuzey Irak’ta geçirmiş bir Türk petrolcüsü Erbil’de bana şunları anlattı.

“Irak Kürt yönetimini bizim devlet tanımadığı için TPAO girmedi buraya. Komik olaylar yaşadık. Buradaki şantiyemiz için Amerika’dan bir sürü şey geldi. Ama üstlerinde adres olarak Kürdistan yazdığı için Mersin Limanı’nda alıkonuldular. Bunun üzerine gemi Malta’ya gitti, orada Kürdistan lafı silindi ve tekrar Mersin üstünden bize ulaştı.”

Bu zihniyetin aşılmaya başlamasına gelince, 2010 yılı Mart ayında Türkiye’nin Erbil’de nihayet bir başkonsolosluk açmasıyla mümkün olabiliyor.

Nuri el Maliki Bağdat’ıyla Tayyip Erdoğan Ankara’sı arasındaki ilişkilerin kötüye gitmesi, Kerkük-Ceyhan petrol boru hattının kullanımını olumsuz etkilemeye başlayınca, Kuzey Irak’tan bu sefer karayoluyla tanker nakliyatı devreye sokulurken, öte yandan petrol ve doğal gaz boru hatları tasarlanıyor.

Erbil’deki Türk petrolcüsü şöyle dedi:

“Tankerlerle, kara yoluyla ham petrol nakliyatı yavaş gidiyor. Beş tankerden 30 tankere çıktı ama yine de yavaş... Bunun için Kuzey Irak’tan Türkiye’ye 1 milyon varil kapasiteli bir boru hattı inşaatı başlatıldı, 255 kilometrelik. 70 kilometrelik bölümü bitti. Bu hafif petrol için bir hat. İki boru hattı projesi daha var. Biri 122 kilometrelik ağır petrol hattı, diğeri de doğal gaz (Türkiye doğal gazının yüzde 55’ini Rusya’dan, yüzde 21’ini İran’dan alıyor, HC) boru hattı...”

Ve şunu ekledi:

“Türkiye’yle Irak Kürt yönetiminin yararına olan ve Kuzey Irak’ın maddi konuda Bağdat’a bağımlılığını biraz daha azaltan bu projeler hiç kuşkusuz Tahran’la Bağdat’ı kızdırıyor, rahatsız ediyor.”

 

Rahatsız olanlar

 

Irak Kürt yönetimiyle Türkiye’nin özellikle petrol dahil ekonomik ve ticari ilişkilerinin gelişmekte oluşu, yalnız bazı bölge ülkelerini değil, bölge dışındaki bazı büyükleri de rahatsız ediyor.

Hangi bölge dışı ülke diye sorunca, Kürt yönetiminden üst düzeyde bir yetkili, adının yazılmasını istemeden şu yanıtı verdi:

“Mesela Amerika...”

Olabilir.

Ama Türkiye’nin Irak Kürdistanı’yla gelişen ilişkilerini daha da ileriye götürmesi, her iki tarafın da yararına olan akıllı bir politikadır.

Türkiye’nin buraya yıllık ihracatı resmen 8 milyar dolar. Resmi olmayanın 10 milyar doları bulduğu, hatta geçtiği belirtiliyor.

Çoğunluğu inşaat işçisi olan 30 bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaşıyor Kuzey Irak’ta. 1000 küsur Türk şirketi faaliyet halinde. Habur sınır kapısından her gün 2000 kamyon, 600-700 özel araç karşılıklı geçiyor. Mersin’e ulaşan her 4 konteynerden biri Irak Kürdistanı’na geliyor.

Neden tüm bu rakamlar?..

Niçin üstünde duruyorum?

Bir tek nedeni var:

Barış!

 

Barış ve istikrar

 

Bu topraklarda barış, bu topraklarda yaşayan herkesi mutlu edecek çünkü. Bu toprakların dağlarına bir gün barış gelirse, kimsenin kuşkusu olmasın, herkesin refah ve zenginlik çıtası yükselecek.

Dikkatler Türkiye’ye dönük.

Bölgede Kürtler Türkiye’yi izliyor.

Özellikle Tayyip Erdoğan’ı...

Kürt sorununu barışçı çözüm yoluna oturtacak ‘siyasi irade’nin Ankara’da sahne almasının yalnız Türkiye’de değil, bütün bölgede barış ve istikrara yapacağı katkıyı görüyorlar çünkü...

Peki, Ankara’da oyun planı var mı? Nihai bir oyun planı... Türkiye’yi ‘büyütecek’ bir oyun planı... Var mı?..

Irak Kürdistanı’nda geçirdiğim bir haftayı altı yazıda azıcık da olsun özetlemeye çalışırken kafamda hep barış sözcüğü vardı.

Çünkü bu güzel topraklar hâlâ trajediye doymuş olmaktan uzak...

Not: Çarşamba günü görüşmek üzere...

Kaynak:Milliyet


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz