Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Otoprodüktörlük bir tasarruf kalemi olamaz!

Hükümetin gündemindeki 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı Taslağı, otoprodüktörler açısından “altın yumurtlayan tavuğu kesmek” anlamına geliyor. Kendi elektriğini üreten 260’ı aşkın tesisin diken üstünde olduğunu söyleyen Özkan Ağış, “Türkiye’nin 2023’e kadar 5 bin MW’lık endüstriyel, 10 bin MW’lık endüstri dışı kojenerasyon potansiyeli var. Bunun yarısı bile gerçekleşse her yıl en az 5 milyar metreküp doğalgaz tasarrufu yapılabilir. Otoprodüktörlüğün kaldırılmasının Türkiye’nin aleyhine olacağı ortada” diyor.





ozkan_agis.png

Elektrik ticaretinin önemli aktörlerinden biri olan otoprodüktörler için sistem sil baştan değişiyor. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı Taslağı’nda açıklanana göre otoprodüktör lisansı yerine üretim lisansı almak zorunda kalan yatırımcılar, iletim ve dağıtım sistemi, yatırım ve işletme bedeli, belediye tüketim vergisi (yüzde 1), enerji fonu (yüzde 1), TRT payı (yüzde 2) vb. ödemek zorunda kalacaklar. Bu da kendi ürettikleri enerji yerine enerji satın almaları yani bir diğer ifadeyle enerji faturalarında toplamda yüzde 28’lik artış anlamına geliyor.

Sayıları 260’ı aşkın mevcut otoprodüktörler kadar bu alana yatırım yapmayı planlayan şirketleri de kara kara düşündüren bu kararı Türkiye Kojenerasyon ve Temiz Enerji Teknolojileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Ağış da eleştiriyor. “Hiçbir tasarruf, otoprodüktörlük sisteminin kaldırılması kadar ülkemiz aleyhine olamaz” diyen Ağış, sadece bugüne kadar kurulan kojenerasyon tesislerinin her yıl ithalat faturasında 2 milyar dolarlık tasarruf sağladığını iletiyor. Ağış, “TURKOTED olarak bir büyük haksızlığa karşı çıkıyoruz. Bu haksızlığın, sosyo-ekonomik gelişmemiz üzerinde yaratacağı çöküntüyü ve ortaya çıkacak çarpık uygulamaları TBMMM Enerji ve Teknoloji Komisyonu’nda da anlatmaya hazırız ve izahlarımız için bize imkan tanınmasını bekleyeceğiz” şeklinde konuşuyor.

 

Öncelikle otoprodüktörlerin bugün Türkiye enerji sektöründeki yerini ve önemini değerlendirir misiniz?

 

Türkiye’de kojenerasyon tesislerinin toplam kapasitesi 7 bin 120 MW’tır. Bu tesislerin çevrim verimleri, ürünlerinin proseslerine göre, buhar üretim kapasitelerinin değerlendirme yüzdesine göre farklılık arz ediyor. Bir hesap yapabilmek için çevrim verimini ortalaması olarak %70 alırsak ve 7 bin 120 MW’lık kapasitenin yılda 5 bin saatinin tam kapasite ile işletmede olduğunu varsayarsak, %35 verimli bir kömür ve linyit santralına nazaran, yılda 5.4 milyar metreküp doğalgaz tasarrufu sağladığını hesaplıyoruz. Yine aynı kabullerle, yaptığımız CO₂ salımı hesabında, kömür santralına nazaran yılda, 21 milyon ton daha az CO₂ tasarrufu sağlayacağını buluyoruz. (Hesabımızda, kojenerasyon santralının, kömür santralına nazaran, kWh başına 600 gram daha az CO₂ üreteceği gerçeği dikkate alınmıştır.)

Kojenerasyon tesislerinin sağladığı doğal gaz ve CO₂ tasarrufları, bu teknolojinin evrensel üstünlüğünden kaynaklanıyor. Sadece bugüne kadar kurulmuş kojen tesislerini bile dikkate alırsak, bu tesisler bize her yıl, ithalat faturalarımızda 2,0 milyar dolar tasarruf sağlıyor. Bizim gibi enerji kaynaklarında ithal bağımlısı olan bir ülke için bu çok büyük bir rakam!

CO₂ salımı azaltması, 2010 yılında kabul ettiğimiz ve bu yıldan beri yürürlüğe giren Kyoto yükümlülüğümüzü de hafifletecek en etkili enstrümandır. Doğayı Kyoto limitlerinin üzerinden kirleten IPP’ler, Avrupa’da daha şimdiden, cezaları azaltmak için kojenerasyon tesislerinin kredilerinden yararlanmaya başladılar. Türkiye’de de aynı durum olacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının, ihtiyacın yanında küçük kalan YEK sertifikaları, kömür ve linyit santrallarımızın yüksek CO₂ salımını aşağıya çekmeye yetmeyecek ve mecburen kojen tesislerinin kredilerine başvuracaklardır. Bu bağlamda, kojenerasyon teknolojisinin giderek de büyüyen avantajlarının gelecek yıllarda daha çok değerlendirileceğini ve bölgesel ısıtma ve soğutmada, toplu konutlarda, AVM’lerde, hastane ve okullarda, tatil köyleri ve otellerde daha çok kojenerasyon tesisleri kurulacağına inanıyorum.

 

Sizce elektrik piyasasında doğru bir liberal bir yapının oluşturulması ve bu sürecin hızlandırılması için nasıl bir strateji izlenmesi gerekiyor?

 

2001    yılında yürürlüğe giren 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, rekabetçi, maliyet bazlı ve şeffaf bir elektrik piyasasının yasal dayanağını ve esaslarını büyük bir açıklıkla verdi. Kanunun uygulanması için, gerekli olan ikincil mevzuatta (yönetmelikler, tebliğler, kararlar vs.) EPDK tarafından zamanında hazırlanarak, elektrik piyasasına start verildi. Rekabetçi bir elektrik piyasasının temel unsurları olan, serbest tüketici limitleri, ikili anlaşmalar, dengeleme ve mali uzlaştırma esasları ile gün ötesi fiyatları operasyonları zamanında uygulamaya konularak, serbest elektrik piyasasına hareket kazandırıldı. Bugün Türkiye’de tüketilen elektriğin %60’tan fazlası serbest elektrik piyasasında işlem görüyor. 10 yıl içinde kaydedilen bu gelişme takdire değerdir. Ancak piyasanın tam rekabetçi bir yapıya kavuşturulduğu söylenemez. Bunun nedenlerini şöyle özetleyebiliriz;

Elektrik Dağıtım Bölgeleri özelleştirilmesi henüz tamamlanmadı. 21 bölgenin 14’ü, yeni sahiplerine devredildi ama BEDAŞ, AYEDAŞ, GEDİZ gibi büyük bölgeler halen kamu dağıtım kuruluşu olarak çalışıyor.  Bununla birlikte piyasaya, TETAŞ ve EÜAŞ’ın toptan satış müdahaleleri, kanunda belirtilen %20’nin çok üzerinde yer alıyor.

Ayrıca doğal gaz piyasası BOTAŞ’ın tüketiciliğinden kurtulamadığı için, elektrik üretiminde, üretim maliyeti rekabeti oluşturulmadı. Doğal gaz piyasasının yüzde 100 rekabetçi bir konuma henüz taşınmamış olması, serbest elektrik piyasasının da genişlemesini engelliyor. Halen TBMM’ye kadar gelmiş olan 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanun revizyonunun en kısa zamanda kanunlaştırılması zorunlu hale geldi.

 

Yeni Elektrik Piyasası Kanunu Taslağı’nda otoprodüktörlük sisteminin kaldırılması da öngörülüyor. Bu adum sektörde ne tür sorunlara yol açar?

 

Hiçbir tasarruf, otoprodüktörlük sisteminin kaldırılması kadar ülkemiz aleyhine olamaz. Bugün otoprodüktörlerin teknolojisini oluşturan kojenerasyon sistemlerinin, ülkemize sadece şimdiye kadar işletmeye alınanlar itibariyle, 5,4 milyar metreküp doğalgaz tasarrufu ve 21 milyon ton daha az CO₂ salımı sağladığı ortadır. Bu konuyu ulusal ve uluslararası konferans ve sempozyum platformlarında TURKOTED olarak açıkladık ve yazılarımızda da hesap şeklini kamuoyumuzun bilgilerine sunduk.

Yaptığımız hesaplara göre, hükümetimizin orta vadeli hedefi olan 2023 yılına kadar, yaklaşık 5 bin MW’lık endüstriyel kojenrasyon ve 10 bin MW’lık da endüstri dışı kojenerasyon (AVM’ler, toplu konutlar, hastaneler, oteller, tatil köyleri vs.) potansiyeli olduğunu hesaplıyoruz. Bu potansiyelin yarısı bile gerçekleştirilebilirse en az, her yıl 5 milyar metreküplük doğalgaz ilave tasarrufu yapılabilecekken, bunu durdurmuş olacağız. 1984 yılından beri, otoprodüktörlerin kullanmakta oldukları, kendi tesislerinde ürettikleri ve kendi fabrikalarında kullandıkları elektriğe TRT payı, dağıtım ve işletme bedeli ödememe hakkı 25 yıl sonra ellerinden alınacak. Ayrıca yeni otoprodüktörlerin kendi üretim baralarından alarak tükettiği elektriği, dağıtım sistemi üzerinden dolaştırarak vermek gibi bir ucube de yaratılmış olacaktır. TURKOTED olarak bir büyük haksızlığa karşı çıkıyoruz.

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz