Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Özel sektör iki yılda HES’te kamuyu yakalayacak!

Türkiye’de hidroelektrik santraller toplam 56 bin MW’lık elektrik enerjisi kurulu kapasitesi içerisinde 18 bin 850 MW’lık kurulu güç ile %34’ler düzeyinde pay alıyor. Bu kurulu kapasitenin yaklaşık yüzde 38’i olan 7 bin 172 MW’lık bölümünün özel sektör tarafından işletildiği bilgisini veren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü temsilcileri, iki yıl sonra özel sektör HES’lerinin devletin kurduğu HES’lere yetişeceğini söylüyor.





hes.png

Türkiye’de elektrik üretimi içinde hidroelektrik santrallerin payı her geçen gün artarken, özel sektörün de bu alana olan ilgisi her geçen gün artıyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü verileri de bunu doğruluyor.

Devlet Su İşleri Genel Müdürü Akif Özkaldı, özellikle 2003 yılından bu yana bir yandan kendilerinin bir yandan da özel sektörün hidroelektrik enerji potansiyelini artırmak adına büyük bir çaba içinde olduğunu söyledi. Türkiye’de 2020 yılına kadar enerjide yaklaşık 40 bin MW’lık bir ek yatırıma ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Özkaldı, ayrıca üretim maliyetlerini düşürmek, enerji arzında dışa bağımlılığı azaltabilmek için toplam enerji üretimi içerisinde yerli enerji kaynakların payının artırılması, maliyetlerin düşürülmesi için ise yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretiminin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde bugün için en avantajlı alanını ise hidroelektrik santraller olduğunu dile getiren Özkaldı, “Hidroelektrik santralleri toplam 56 bin MW’lık elektrik enerjisi kurulu kapasitemiz içerisinde 18 bin 850 MW’lık kurulu güç ile %34’ler düzeyinde pay almaktadır. Halihazırda 18 bin 850 MW’lık hidrolik kurulu kapasitenin yaklaşık %38’i olan 7 bin 172 MW’ı özel sektör tarafından işletilmektedir. HES’ler ülkemizde yanan her dört ampulden birine ışık vermekte” diye konuştu.

 

HES potansiyeli  yüzde 90’a çıkarılacak

 

DSİ Genel Müdürlüğü olarak 2003 yılından buyana Borçka Barajı ve HES, Muratlı Barajı ve HES, Ermenek Barajı ve HES, Akköprü Barajı ve HES gibi tesisleri tamamlayarak devreye aldıklarını anlatan Akif Özkaldı şunları aktardı: “2012 yılı sonunda sahip olduğu 249 metre gövde yüksekliği ile kemer baraj sınıfında Türkiye’nin 1., Dünya’nın 6. en yüksek barajı olan Deriner Barajı’nı hizmete alacağız. Yılda 4 milyar kWh hidroelektrik enerji üretecek ülkemizin hidroelektrik enerji üretimi bakımından 4. Büyük tesisi olacak Ilısu Barajı ve HES’te son sürat devam etmektedir. Ayrıca Kığı Barajı ve HES’te de sona geldik. İnşallah bu dev projeleri Ülkemizin hizmetine sunacağız. DSİ’nin yanı sıra özel sektörümüz de hidroelektrik enerjiye ciddi yatırım yapmaktadır. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında özel sektör tarafından inşaatına devam edilen hidroelektrik santrallerin sayısı şu an itibariyle 197 adettir. Yönetmelik kapsamında bugüne kadar yaklaşık 30 bin MW kurulu gücündeki HES projesine müracaat edildi. Bu projeler tamamlandığında yıllık 100 milyar kWh enerji üretecek ve hidroelektrik potansiyel %90’a mertebesine çıkarılmış olacaktır. Böylece gelişmekte olan ülkemizin arz güvenliği sağlanacağı gibi her yıl yurtdışına ödediğimiz önemli miktardaki döviz de ülkemizde kalacak.” 

 

Özel hes yatırımları 60 milyar doları buldu

 

EIF Uluslararası Enerji Kongresi’nde “Hidroelektrik Santral Yatırımları ve HES Teknolojileri” başlıklı oturumda konuşan Devlet Su İşleri Genel Müdür Yardımcısı Güven Karaçuha ise özel sektörün hidroelektrik santralleri alanında gerçekleştirdiği yatırımın toplam 60 milyar doları bulduğunu söyledi. 2003 yılından sonra hızlı bir ivme yakalayan özel sektör HES’lerinin iki yıl sonra devletin kurduğu HES’lere yetişeceği öngörüsünde bulunan Karaçuha, “2015’ten itibaren de arayı açmaya başlayıp önce 16 bin MW’lara, 2023 yılında ise 27 bin MW’a ulaşacaklar. O tarihte kamu HES’lerinin 20 bin MW’larda olacağını, dolayısıyla ülke olarak toplamda 47 bin MW’ın üzerinde bir HES kurulu gücüne sahip olacağımızı düşünüyoruz” dedi.

 

Halen işletmede olan 354 hidroelektrik santralin yanında, inşaatı devam eden 224 ve plan-proje aşamasındaki 1068 yeni HES ile birlikte toplam sayının 2023 yılında 1646’ya çıkacağını, toplam kurulu gücün de 47 bin 677 MW’a ulaşacağını söyleyen Karaçuha, 2912 MW’lık toplam güce sahip 14 büyük HES inşaatının hızla ilerlediğini, yakında birer birer devreye alınacaklarını belirterek şunları aktardı: “Bunlardan Alpaslan 1 Barajı’nda, Çine ve Deriner Barajı’nda su tutuldu. Ermenek Barajı aynı şekilde. Hepsi enerji üretmeye yakın aşamadalar. Ilısu Barajı’nın 2015’te üretime başlayacağını düşünüyoruz. Kiğı Barajı’nın 2014’te başlayacağını düşünüyoruz. Kılavuzlu Barajı bitmeye yakın. Keza Manyas, Topçam, Kirazlıköprü barajları, Silvan, Süreyya Bey, Atasu, Bağbaşı barajları da yakın dönemde elektrik üretimine başlayacak durumdaki diğer santrallerimiz.”

 

10 ayda 1204 mw’lık güç devreye alındı

 

Türkiye’nin HES’lerde 433 milyar kWh düzeyinde teorik potansiyele sahip olduğunu, teknik yapılabilir potansiyelin 216 milyar kWh, ekonomik yapılabilir potansiyelin ise 130 milyar kWh seviyesinde olduğunu anımsatan EPDK enerji uzmanı Köksal Onur İnci, 2012 yılının ilk 10 ayı içerisinde 884 MW’lık 72 projenin EPDK’dan lisans aldığını, aynı dönem içerisinde (2012 ilk 10 ayda) toplam 1204 MW güç oluşturan 57 adet HES’in devreye alındığı bilgisini verdi. Türkiye’nin 2011 yılında ekonomik büyümede %8.5’lik bir oranla Çin’i takip ettiğini anımsatan İnci, büyümenin doğal olarak elektrik enerjisi talebini de yukarıya doğru çektiğini ve artan talebi karşılamaya yönelik yatırımlar arasında HES’lerin önemli yer tuttuğunu dile getirdi.

On yıl önce 31.8 TW’lık toplam kurulu gücün 12 bin 241 MW’ı HES’lerden oluşuyorken, 2011 yılı sonu itibarıyla 52 bin 915 MW’lık toplam kurulu gücün 17 bin 137 MW’ının HES’lerden oluştuğuna dikkat çeken İnci şunları aktardı: “Yüzdesel olarak da HES’lerin bu süreçte %30’un altına inmediğini görüyoruz. Üretim olarak bakacak olursak, 2002 yılında 129.4 TWh olan üretimin 33.7 TWh’i HES’ler tarafından karşılanırken, 2009 yılında ekonomik krizden kaynaklanan bir elektrik üretimi düşmesi haricinde genel olarak yukarı yönlü bir trendden söz edebiliyoruz. Bunun haricinde çeşitli salınımlar gösterse de sonuçta HES üretiminin on yıllık süreçte arttığını, yukarı doğru bir seyir izleyerek 33.7 TWh’ten 52.3 TWh’e çıktığını, ancak genel itibarıyla oransal olarak düşme trendinde olduğunu görüyoruz. İnşa halindeki elektrik santralleri arasında ’un üzerinde ilerleme oranına sahip projeleri dikkate alarak incelediğimizde ise hidrolik santrallerin hem kurulu güç anlamında birinci olduğunu, hem de santral sayısı anlamında (%75’in üzerinde bir oranla) gümbür gümbür geldiğini görüyoruz. Ekim 2012 itibarıyla toplam 7 bin 438 MW’lık bir güç oluşturacak nitelikte 278 adet HES inşaatı devam ediyor. İnşaatında ’un üzerinde ilerleme sağlanmış durumdaki santraller arasında ikinci sırada 6 bin 212 MW’lık toplam kurulu gücüyle 25 adet doğal gaz santrali geliyor. İthal kömüre dayalı (1570 MW toplam kurulu güce sahip) iki termik santral ve 1531 MW’lık toplam kurulu gücüyle 35 adet RES’in de onları izlediğini görüyoruz. Sonuçta yakın zamanda işletmeye alınması muhtemel olan santral toplam kurulu gücünün 19 bin 044 MW civarında olduğunu görüyoruz.”

 

Eski değirmenler ‘küçük hidro’ olacak

 

Konferansta Avrupa Küçük Hidroelektrik Santraller Derneği’ni (European Small Hydropower Association - ESHA) temsil eden Martina Steinkusz, küçük hidroelektrik tesislerde AB’nin 28 ülkesinde 13 bin MW’ı aşan bir kapasite oluştuğunu söyledi. Steinkusz, 22 bin küçük ölçekli HES’in 12 milyonu aşkın eve elektrik sağladığını söyledi. Avrupa Küçük Hidroelektrik Santraller Derneği’nin de içlerinde yer aldığı 11 kuruluşun Google Map ile birlikte yürüttüğü proje kapsamında, Avrupa’daki eski hidroelektrik santralleri ve eski değirmenleri bulup ortaya çıkarma çabası içinde olduklarını belirten Steinkusz, “Eski değirmen sahipleriyle irtibata geçip, değirmenlerini hidroelektrik projesine dönüştürmeyi düşünüp düşünmeyeceklerini soracağız. Eğer olumlu bakarlarsa, dernek olarak bizim rehberliğimizde belediyelerden ve yatırımcılardan finansman sağlayabilecekler” diye konuştu.

Türkiye’de küçük hidroelektrik projeleri üzerinde çalışan yatırımcıların Avrupa’dan sağlayabilecekleri destekler üzerinde de duran Steinkusz, bu konuda özetle şu bilgileri aktardı: “Avrupa Yatırım Fonu’nun Yeşil Fon’u gibi fonlar, yenilenebilir enerji yatırımlarının ve etkin enerji kullanımının artırılmasını amaçlıyor. 50 milyon Euro’ya kadar olan projeler Yeşil Fon’dan -proje onaylanırsa- destek alabiliyor. Bu projelerde tesis kurulu gücünün 30 MW’ı, baraj derinliğinin 15 metreyi aşmaması gerekiyor. 2-3 milyon Euroluk küçük projeler de destekleniyor. Ancak bu projeler partner kurumlar tarafından değerlendiriliyor ve onların gözetiminden geçiyor. Avrupa kurumlarının da finansal destek kaynakları var. Bir tanesi, FP 7 programı. Sadece üniversitelere değil, kurumlara da araştırma finansmanı sağlıyor ve bu destek oldukça büyük miktara ulaşabiliyor. Projelerinizde partner olarak da görev yapıyor bu kurum. Ayrıca bilinç oluşturma ve artırma gibi çalışmalar da destek ve fonlardan yararlanabiliyor. Özel bankalardan destek almak oldukça zor; projeniz 5 milyon Euro ve üzeri değilse bankalar için bu kârlı bir iş olmayacaktır. Biz dernek olarak bu tür finansman destekleriyle ilgili birçok yatırım bankası ve özel bankayı davet edip görüşmeler yapmaya hazırlanıyoruz. Finansmanla ilgili bu çalışmamız 5 milyon Euro altı projeleri de kapsıyor. 2012 sonunda Bilbao’da bir toplantımız olacak; orada özel bir bilgilendirme oturumu gerçekleştireceğiz. Özel bir İsviçre yatırım bankası davetlimiz olacak ve onlarla küçük hidroelektrik santral projelerine fon sağlamaları konusunda görüşmelerimiz olacak.”

 

Çevreye verilen zarar turizme açarak engellenebilir

 

Türkiye’de termal, yenilenebilir ve hidroelektrik birçok yatırımın hayata geçirilmesine katkı yapmış Avusturya şirketi Pöyry Energy’nin proje direktörlerinden Ernst Zeller Türkiye’de sürdürdükleri HES projelerinin son durumları hakkında bilgi verirken, baraj inşaatlarının çevre üzerindeki etkileri “dengeleyecek” hayli ilginç bir öneriyi gündeme taşıdı. 218 metrelik yüksekliğiyle dünyanın 26’ncı, Avrupa'nın 6’ncı, Türkiye’nin ise 1’inci en yüksek barajı unvanını kazanan Ermenek Baraj ve HES’inin önümüzdeki günlerde devreye alınabileceğini belirten Zeller, bu tip barajların sosyal ve turistik faaliyetler için de kullanılabileceğini, böylece inşaat sürecinde çevreye verilen hasarların dengelenebileceğini söyledi. Ernst Zeller, Avusturya’da büyük barajların peşpeşe inşa edildiği 1950’li yıllarda yerel hasarları tolere etmek için bunu yaptıklarını, birçok barajda yaz-kış çeşitli spor aktivitelerinin yapılmasına olanak verecek düzenlemelerin hayata geçirilmiş olduğunu dile getirdi.

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz