Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Rüzgar enerjisi yelkenleri şişirmeye devam ediyor

Küresel ekonomik fırtınaya rağmen rüzgar sektörü güvenle yelkenlerini şişirmeye devam ediyor. Güncel analizler, geçen yıl olumsuz mali koşullara rağmen dünya çapında rüzgar santrali kurulumlarında yeni bir rekora daha imza atıldığını, 40 GW’ı aşkın yeni rüzgar tesisinin kapasiteye eklendiğini gösteriyor.





ruzgar1.png

Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği (WWEA) ve Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi’nin (GWEC) geçtiğimiz günlerde peşpeşe açıkladığı raporlar, 2011 yılı içerisinde rüzgar santrali kurulumlarında rekor boyutta artış yaşandığını ortaya koydu. Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği (WWEA), küresel rüzgar gücüne 2011 yılında 42 GW yeni kapasite eklendiğini açıklarken, Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC) ise yeni kapasite miktarını (bir önceki yıla göre %21’lik bir artışla) 41 GW olarak ilan etti. Bu gelişme, dünya genelinde kurulu rüzgar gücünü 238 - 239 GW düzeyine yükseltti. Her iki rapor da benzer bulguların altını çizerek, dünya çapındaki yaşanan ekonomik sıkıntılara rağmen rüzgar enerjisi sektörünün güçlü büyüme sürecinin hala devam ettiğini vurguluyor.

 

Çin liderliğini sürdürüyor

 

Raporlar incelendiğinde Çin’in rüzgar enerjisi sektöründe lider konumunu 2011 yılında da sürdürdüğü görülüyor. 2011 yılında yaklaşık 18 GW’lık yeni RES kurulumu gerçekleştiren Çin, toplam kapasitesini 63 GW’a çıkardı. Böylelikle dünya rüzgar kapasitesinin ¼’ünden fazlasına sahip duruma geldi. Buna rağmen Çin’de rüzgar sektörünün büyümesinin farklı nedenlerle yavaşladığı da gözden kaçmıyor. Uluslararası arenada Birleşik Devletler ile yaşanan ve Çin hükümetini yalnızca ithal türbin bileşeni kullanan üretici şirketleri destekleme, diğerlerine sağlanan destekleri kesme noktasına götüren anlaşmazlık, bu yavaşlamanın nedenlerden biri olarak öne çıkıyor. Ayrıca rüzgar sektörü üzerindeki hükümet gözetimini artıran yeni düzenlemeler, yeni rüzgar projelerinin onay süreçlerini de zorlaştırdı. Bir diğer konu da Çinli üretici firmalar arasında sürüp giden fiyat savaşları. Bu amansız kavgadan türbin parçalarını imal eden daha küçük işletmelerin de olumsuz etkilendiği belirtiliyor. Ülkede son yıllarda giderek artan “üretim maliyetlerini düşürme” baskısı altında türbin fiyatları, belirgin düşüş süreci içinde bulunuyor.

 

ABD, ikinci büyük pazar ama…

 

2011 yılında yeni rüzgar türbinleri için ikinci büyük pazar, Amerika Birleşik Devletleri oldu. Bu ülkede 2011 yılı boyunca kapasiteye eklenen 6.8 GW’lık yeni rüzgar gücü, toplam kurulu kapasiteyi 46.9 GW düzeyine getirdi. Amerikan Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Denise Bode, köklü bir rüzgar sektörüne sahip olduklarını söylerken, Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği bu alanda ülkenin kısa vadeli görünümünün pek parlak olmadığı saptaması yapıyor. Uygulanan bütçe kesintileri, politik tıkanma, yenilenebilir enerjinin devletçe desteklenmesine karşı oluşmuş güçlü kamuoyu tepkisi ve ciddi politik değişikliklerle sonuçlanabilecek seçimin hızla yaklaşması yatırımcılar arasında kararsızlık havasının yaygınlaşmasına neden oluyor. Geleceğe yönelik bunca belirsizlik yetmiyormuş gibi, 31 Aralık 2012’de uygulama süresi dolacak “Rüzgar Enerjisi Üretim Vergi Kredisi” teşvikinin uzatılması konusunda ilerleme sağlanamaması da ülkedeki rüzgar yatırımcılarının keyfini kaçırmış görünüyor. Bilindiği gibi ABD, rüzgardan elektrik üretimi için kilovat saat başına 2.2 cent gelir vergisi kredisi teşviki uyguluyor. 1992 tarihli Enerji Politikası Yasası’yla 10 yıl için getirilen bu teşvikin süresi 31 Aralık 2012’de dolacak. Dolayısıyla 2013 ve sonrasında tamamlanacak projeler bu fırsattan yararlanamayacak. Üretim Vergi Kredisi teşvikinin uzatılması Kasım ayındaki seçimden sonra bir kez daha gündeme gelse bile, halen yapım aşamasında olan rüzgar projelerinin, bu olanaktan yararlanıp yararlanamayacakları konusu belirsizliğini koruyor.

 

Hindistan’dan emin adımlar

 

Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği raporuna göre, Hindistan 2011 yılı boyunca rüzgar kapasitesine eklediği 2.7 GW ile toplam kapasitesini 16 GW’ın üzerine çıkardı ve kurulu güce ilave yeni katkı bakımından dünya genelinde üçüncü sıraya oturdu. Ülkenin etkin sektörel kuruluşları arasında bulunan Rüzgar Türbini Üreticileri Birliği’nin Başkanı D.V. Giri, 2011 yılında devreye alınan 3 bin MW’a yakın rüzgar tesisiyle ülkenin bir dönüm noktasına gelmiş olduğunu belirterek, “Bu güce 2015 yılına kadar her sene muhtemelen 5 bin MW daha ekleyeceğiz. Hindistan hükümetinin bu alanda yeni politikalar oluşturma çabaları, çok sayıda özel yatırımcıyı sektöre dahil edecektir” diyor.

2011 yılı içinde rüzgardaki kurulu gücüne 2 GW ekleyen Almanya, 29.3 GW’a çıkan toplam kapasitesiyle AB ülkeleri arasında bu alandaki birinciliğini koruyor. Ancak ülkenin bu alandaki gelecek hedeflerini zora sokan bir gelişme oldu. Baltık Denizi ve Kuzey Denizi’nde kurulmakta olan büyük rüzgar çiftliği projelerinin devreye alınmasında, bunların bağlantı hatlarını inşa etmekte olan Danimarkalı şirketin gecikmesinden kaynaklanan ciddi rötarlar olabileceği açıklandı. Almanya’nın açık denize 25 GW toplam güce sahip 10 bin adet rüzgar türbini yerleştirme amacını, bununla ilgili olarak hedeflediği “2030 yılına dek” gerçekleştirme şansının artık kalmadığı bile söyleniyor.

 

Kriz yorgunu Avrupa’da rüzgar yine de esiyor

 

Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği Direktörü Justin Wilkes, Avrupa’yı etkisi altında bulunduran ekonomik krize rağmen sektörün yaşlı kıtanın rüzgar gücü kapasitesine güvenilir yeni katkılar yapmayı sürdürdüğünü belirterek, İspanya, Fransa ve İtalya’nın 2011 yılı içerisinde 1’er GW dolayında yeni rüzgar gücünü ayrı ayrı devreye aldıklarını anımsatıyor. Ne var ki bazı Avrupa ülkelerinin bu alanda durgunluk, hatta küçülme yaşadığı da gözlerden kaçmıyor. Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği kayıtlarına göre, 2000 yılında Danimarka, Almanya ve İspanya’nın yıllık rüzgar gücü kurulumları, tüm AB ülkelerinde gerçekleştirilenin %85’ini oluştururken 2011 yılında bu oran %34’e kadar geriledi. Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği Genel Sekreteri Stefan Gsänger, rüzgar enerjisiyle ilgili olarak kıta genelinde belli bir düzelme gözleniyor olmasına rağmen, bazı endüstrileşmiş ülkelerde kendini hissettiren yavaşlamadan ve bunun geleceğe yönelik politikaların belirsizliğiyle birleşmesinden kaygı duyduklarını söylüyor. Son olarak İspanya, içine düştüğü borç krizinin üstesinden gelme stratejisinin bir parçası olarak şu sıralar yenilenebilir enerji projelerine sağladığı mali destekleri sonlandırma kararı aldı.  Almanya ve İngiltere’de de rüzgar yatırımcıları, solar üretim tesislerinin tabi olduğu “tarife garantisi” sözleşmelerinde yapılan kesintilerin kendilerine de uygulanmasından kaygı duyar hale geldiler.

 

Latin Amerika da rekabete katıldı

 

Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi, rüzgar gücünün enerji üretimine yönelik kullanımında yalnızca Çin ve Hindistan’da değil, Brezilya ve Meksika gibi daha küçük pazarlarda da büyük ilerleme kaydedildiğine işaret ediyor. 2011 yılı içinde Latin Amerika’nın tamamında kapasiteye ilave edilen yeni rüzgar gücü toplamı 1.2 GW olarak kayıtlara geçti. Bu konuda başı çeken Brezilya’nın rüzgar enerjisi kurulumları 2011 yılında bir önceki yıla göre %50 artış gösterdi. 2011 yılında 587 MW’lık yeni rüzgar kapasitesini şebekeye bağlayan Brezilya, toplam kurulu rüzgar gücünü de 1.5 GW’a taşımış oldu. Brezilya Rüzgar Enerjisi Birliği Direktörü Pedro Perrelli, ülkede 7 GW’ı aşkın rüzgar tesisinin yapım aşamasında olduğunu, bu tesislerin 2016 sonundan önce tümüyle tamamlanmasının öngörüldüğünü belirterek, “Brezilya rüzgar sektörü, Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Bankası’nın büyük desteğiyle büyük bir yatırım hamlesine girişmiş bulunuyor” diye konuşuyor.

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz