Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
RWE, enerji ticaretinin A-B-C’sini yazdı

Elektrik ve gaz şirketi RWE tarafından hazırlanan Türkiye’nin ilk “Enerji Ticareti Terimleri Sözlüğü” enerji ticaretinde kullanılan temel kavramlara açıklık getirirken, enerji ticaretinin işleyişi hakkında da bilgi içeriyor. 270 terimin bulunduğu sözlük, sıkça sorulan konulara getirdiği doyurucu yanıtlarla, bu alana ilgi duyan herkesin işine yarayacak bir belge hüviyeti taşıyor.





rwe.png

RWE Türkiye Holding A.Ş. tarafından enerji piyasalarının serbestleşmesiyle birlikte kullanıma giren yeni tanımların sektörel sözcük dağarcığına sorunsuz şekilde yerleşmesi, böylece ortak bir dil ve standartların oluşumuna katkı sağlama amacıyla hazırlanan “Enerji Ticareti Terimleri Sözlüğü”nde, 270 terimden oluşuyor. Avrupa’nın en likit ve en iyi işleyen piyasalarından biri olan Alman piyasasında kullanılan enerji ticareti terimleri esas alınarak hazırlanan ve Almanca, İngilizce ve Türkçe olarak üç dilde yayınlanan sözlükte, gaz, elektrik, kömür, karbon, emisyon ve nakliye gibi sektörün alt başlıklarını kapsayan terimlere de yer alıyor.

 

Enerji ticaretine neden ihtiyacımız var?

 

Enerji, dünya çapında sınırlı bir ürün. Güvenilir ve hesaplı enerji için yürütülen rekabet, ulusal devlet sınırlarını aşarak Avrupa’nın tamamına ve global alana yayılmış durumda. Aynı zamanda bu rekabet, Güneydoğu Asya’da yıldızı yükselmekte olan sanayileşmiş ülkeler ile Avrupa’da giderek azalmakta olan kaynaklar bağlamında büyük önem kazandı. Bugün sanayileşmiş ülkelerin hemen hiçbiri, artık kendi enerji ihtiyacını kendi kaynaklarından karşılayamamakta. Dünya enerji tüketiminin yaklaşık üçte biri, diğer ülkelerle yapılan enerji ticaretiyle karşılanmakta.  Petrol çıkan bölgelerdeki net enerji ve yatırım ihracatçıları ile yapılan uzun vadeli sözleşmeler sayesinde, enerji ticareti önemli ölçüde değer kazandı. Sadece “tedarik kaynağı” değil, aynı zamanda tedarik sağlanamaması veya fiyat oynamaları gibi risklere karşı da teminat gerekmekte. Bu ticaret önemli ölçüde dünya “enerji tekeli”nde ülkelerin kendi “konumlarını” daha da düzeltmek için bir fırsat olarak kullanılmakta. Aynı kurallarla yapılan serbest ticaret, büyüme ve refahın adil biçimde dengelenmesi için önemli bir yapı taşıdır.

 

Enerji ticareti nasıl gelişti?

 

Enerji ticareti giderek artan uluslararası emtia ticaretiyle bağlantılıdır. Globalleşen dünya ile birlikte, enerji ticaret akışı da uluslararası hale gelmektedir. Özellikle petrol, gaz ve kömür, günümüzde gemi veya boru hatlarıyla binlerce kilometre yol alarak üreticiden tüketim merkezlerine ulaşmaktadır. Bu tür bir enerji arzı, riskler taşımakta. Tedarik kesintileri, talep ve fiyat dalgalanmaları en önemli riskler olarak öne çıkıyor. Gelecekteki enerji arzı ne kadar güvenli olacak? Enerji tüketicileri için ekonomi nasıl gelişecek? Bir varil petrol, bir metreküp gaz veya bir megavat saat elektrik için ne kadar ödenecek? Veya tam tersi: Mümkün olduğunca ekonomik biçimde tüketiciye ulaştırılacak enerji üretimi için ne kadar para ödenmesi beklenebilir? Tüm bu riskleri kontrol edebilmek ve piyasadaki fırsatları yakalayabilmek için ticari piyasalar işlev görmektedir. Burada çok sayıda piyasa katılımcısının arz ve talebine göre oluşan piyasa fiyatı, malın kısıtlı oluşunu hesaba katmakta ve bu yüzden de tüm katılımcılar için bağlayıcı bir nitelik taşımaktadır. Bu piyasa fiyatı, bugünkü enerjinin satın alınması, geleceğin enerjisinin tedariki ve ayrıca enerji üretiminin değerinin tespiti ile hangi santral, depo ve boru hattına yatırım yapılacağı konularında yol gösterici rol oynuyor.

 

Neyin ticareti yapılmaktadır?

 

Yeterli arz ve talebin olduğu her enerji hammaddesinin ve enerji taşıyıcısının ticareti yapılabilmektedir. En önemli enerji ticareti emtiaları, petrol, kömür, elektrik, gaz ve kullanımı gittikçe artmakta olan biyokütledir. Emtia adı verilen bu ürünler fiziksel olarak işlem görür, yani bir gemi yükü petrol, kömür veya sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) fiziksel olarak mevcuttur. Bu emtialar işlem görür, satılır ve fiziksel olarak kararlaştırılan vadede teslim edilir. Aynı şekilde future, forward veya opsiyon gibi finansal vadeli işlem piyasaları da önemli işlevler gören ticari piyasalardır. Bu tür ürünleri, değerli kağıt ve hisse senetleri ile yapılan işlemlerden bilmekteyiz. Buna bir de piyasa fiyatının gelişimine göre, örneğin iki yıl sonrasında 100 megavat saat elektrik veya 10 ton kömürün teslimatı için alıcı ve satıcı arasındaki nakit uzlaştırmayı da eklemek gerekir. Gelişen piyasa fiyatından daha düşük fiyata alım yapıldığında kâr elde edilirken, daha yüksek fiyata alım yapıldığında zarar edilir. Bununla da bitmiyor: Petrol, kömür, gaz, elektrik, karbondioksit sertifikaları ve diğer emtiaların fiyatları arasındaki farklar için de işlem yapılır. Bu farkları (spread) iyi tahmin edenler, bundan finansal bir avantaj sağlar ve kendi pozisyonlarının getirdiği değeri, örneğin depolanan enerji veya mevcut santrallerdeki elektrik üretimini ticari piyasalarda kullanabilirler.

 

Tüketilenden daha fazla enerjinin işlem görmesinin nedeni?

 

Birçok borsa katılımcısı, giderek artan oranda, sadece fiyat dalgalanmaları ve tedarik açıkları için, gerçek teslimat esaslı ürün çeşitliliği kullanılmaktadır. Ne kadar fazla işlem yapılırsa, işlemcinin kendi “pozisyonu” -yani alacak ve borcunu- her gün piyasanın gidişatına uygun hale getirmesi o kadar mümkün olmaktadır. Bir işlemci ne kadar aktifse, aynı oranda durumunu düzeltme ve alacak bakiyesini artırma imkanına sahiptir. Bu durum menkul değerler piyasalarında da geçerlidir: Senet ile yapılan işlem, kağıtların gerçek adedini aşmaktadır.

Elektrik ticareti çok canlıdır. Örneğin, yapılan tahminlere göre, Almanya'da her bir kilovat saat elektrik son kullanıcıya ulaşana kadar ticari taraflar arasında yaklaşık 7-8 kez el değiştirir. Aynı şekilde, petrol, gaz, kömür ve diğer enerji hammaddelerinin de mevcut miktarlarından daha fazlası alınıp satılmaktadır. Bu değişim prensibi, likidite sağlamakta ve birçok katılımcıya enerji ve/veya finansal ürün ihtiyaçlarını karşılama imkanı sunmaktadır. Bu durum ayrıca piyasanın bugün nerede durduğunu, yarın ve önümüzdeki aylarda ve yıllarda yeterli bir tedarik veya darlık olup olmayacağını göstermektedir. Güçlü bir borsa, gösterilen ilginin ifadesidir ve yatırım için olumlu sinyaller verir.

 

Ticaret, enerji fiyatlarını nasıl etkiler?

 

Piyasa ekonomisi ve rekabet ortamında olduğu gibi, fiyatlar esas itibarı ile arz ve talebe göre belirlenir, yani maliyet bedeli değil pazar fiyatları esastır. Bu noktada enerji ticareti, fiyatları tek başına belirlemez, sadece temsili olarak mümkün olduğunca piyasanın tahmin ve beklentilerini, emtia ve üretim araçlarının kısıtlı oluşuna uygun hale getirir. Buna göre oluşan fiyat, arz ve talebin buluşma ya da kesişme noktasıdır. Fiyat oluşumu öncelikle kısa vadeli olarak spot piyasasında, daha sonra uzun vadeli olarak future (vadeli işlem) piyasasında oluşur.

Elektrik ticaretinde belirleyici olan, elektriğin, su rezervlerini ve bunlara bağlı santralleri gözardı edersek, neredeyse hiçbir şekilde depolanamamasıdır. Elektriği depolamak çok zordur çünkü gösterilen tüm çabalara rağmen piyasada kabul görecek bir depolama yöntemi bulunamamıştır. Bu durum, arz ve talep arasındaki ilişkiyi ve ayrıca spot piyasadaki fiyat oluşumunu önemli ölçüde etkilemektedir. Çünkü hava, yakıt fiyatları ve karbondioksit sertifikaları, elektrik tüketim ihtiyacı (esas itibariyle evler, küçük işletmeler ve sanayi) ve giderek artan ölçüde rüzgara bağlı besleme, toptan satış fiyatı belirlemektedir.

 

Enerji ticareti ne kadar şeffaftır?

 

Ne kadar çok alıcı ve satıcı borsa içi ve dışı işlemlere tabi olursa, ticaret hacmi de (likidite) o kadar artar. Bilgi yoğunluğu ne kadar artarsa, fiyat oluşumu da o kadar güvenilir hale gelir ve arz ile talep arasındaki fark da o kadar düşer - hepsi bir araya geldiğinde bunlar, adil bir fiyat oluşumu sağlayan işlevsel ve şeffaf bir piyasanın olumlu göstergelerini oluştururlar. EEX veya NORDPOOL gibi borsalar, elektrik ticaretinde santrallerin emreamadeliği, bunların ticari ciroları, alıcı ve satıcıların sayısı gibi bir dizi bilgi sunarlar. Bu da EEX’in Avrupa’da en çok piyasa katılımcısının ilgisini çekmesinin diğer bir önemli nedenidir: EEX'in bankalardan büyük enerji tedarikçilerine kadar, 19 ülkeden, 200'e yakın katılımcısı vardır. Etkin bir ticaretin, Avrupa çapında standardize edilmiş bilgilere ihtiyacı vardır.

RWE ve EON gibi işletmeler internet sayfalarında şebekeye bağlı santraller, bakıma alınacak santrallerin devre dışı kalma süreleri ve tabii kendi santrallerinde üretilen elektrik miktarı gibi konuları paylaşmaktadırlar. Bu şekilde daha fazla şeffaflık oluşmakta, bu da piyasa ve tüketici açısından daha adil fiyat oluşumu ve sürdürülebilir yatırım imkanları sağlamaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz