Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Sermaye Piyasası Kurulu harekete geçti


Gayrimenkul sektörü değer tablosunda yeşil olan ve olmayan binaların ayrı liglerde değerlendirilmesi gerektiği düşüncesinden hareket eden Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), gayrimenkul değerleme uzmanlığına ek olarak yeşil binalara da özgü bir değerleme getirme hazırlığında… “Yeşil binaların değerlemesini yapmaya ilişkin yetki; yeni bir modül olarak lisanslama sınavına eklenebileceği gibi verilecek ayrı bir lisans veya sertifika şeklinde de olabilir” diyen SPK Kurumsal Yatırımcılar Daire Başkanı Tevfik Kınık, böylece projelerin değerlendirmesinde dışa bağımlılığın ve maliyetlerin azalacağını vurguluyor.

 




sermaye_piyasasi.png

Sermaye Piyasası Kurulu’nun ajandasında yeşil binalara yönelik hangi başlıklar var?

 

Kurulumuzun bir bütün olarak gayrimenkul sektörüne dönük yürüttüğü düzenleme çalışmalarına bakıldığında; gayrimenkul yatırım ortaklıklarının (GYO) son dönemde öne çıktığını görüyoruz. 1995 yılında hayata geçirilen düzenlemelerle vücut bulan GYO’ların, aradan geçen 15 yılı aşkın süre zarfında büyük gelişme gösterdiklerini gözlemlemekteyiz.

Bugün, konut, iş ve alışveriş merkezleri, otel, altyapı vb. büyük ölçekli gayrimenkul projelerinin finansmanına kaynak sağlayan GYO’lar tarafından üretilen veya desteklenen nitelikli gayrimenkul projelerinin ülke ekonomisine olan katkılarını görmezden gelemeyiz. Nitekim son dönemlerde GYO’ların gayrimenkul sektöründe gerçekleştirdikleri nitelikli projeler arasında yeşil binalar da yer alıyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarının hız kazanacağı önümüzdeki dönemde GYO’ların yatırımlarında yeşil bina konseptine daha fazla yer vermesini bekliyoruz.

 

SPK, gayrimenkul değerleme uzmanlığına ek olarak, yeşil binalara da değerleme sertifikası getirilmesine yönelik de çalışmalar sürdürüyor. Konuyla ilgili gelinen son nokta hakkında bilgi verir misiniz? 

 

Bilindiği gibi, yeşil binaların gerek kendine has özellikleri gerekse bu binalar için oluşturulan farklı değerlendirme sistemlerinin varlığı yeşil binaların pazar değerlerinin takdir edilmesini, diğer standart binalarınkinden farklı kılmakta. Bu noktada konuya ilişkin çalışmalarımız sürmekte olup, gelinen aşamada, yeşil binalar için değerleme yapma yetkisinin gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansı ile ne şekilde entegre edileceği hususunda başta Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği ve Sermaye Piyasası Lisanslama Sicil ve Eğitim Kuruluşu olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar ile görüş alışverişine devam etmekteyiz.

Bu çerçevede, yeşil binaların değerlemesini yapmaya ilişkin yetki; yeni bir modül olarak lisanslama sınavına eklenebileceği gibi verilecek ayrı bir lisans veya sertifika şeklinde de olabilir. Bu çalışmaların sonucu ise, Kurulumuzun ilgili Tebliğlerinde yapılacak değişiklikler ve lisanslama sınavlarına yapılacak eklemeler ile hayata geçirilebilecek.

 

Yeşil bina uygulamaları enerji açısından ortaya koyduğu kazanımlar neler? Sürdürülebilir geleceğe katkılarını da göz önünde bulundurduğunuzda sizce Türkiye’de bu alanda ne tür adımların atılmasına ihtiyaç var?

 

Geleneksel binalarda ısıtma, soğutma, aydınlatma vb. sistemlerin çalıştırılması için harcanan enerjinin büyük çoğunluğu fosil yakıt kaynakları olan petrol, kömür ve doğal gazdan sağlanırken, yeşil binalarda enerji tüketiminde yenilenebilir enerji kaynakları büyük yer tutuyor. Dolayısıyla yeşil bina uygulamaları fosil yakıt kullanımını azaltacak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ise artıracak önemli bir işlev görüyor. Yakıt bileşimindeki bu değişiklik de enerji verimliliği uygulamalarında sürdürülebilirliği sağlamada etkili olacaktır.

Diğer taraftan, hızlı bir ekonomik büyüme gösteren ülkemizin enerji talebi günden güne artıyor. Enerji ithalatımızın (ağırlıklı olarak petrol ve doğalgaz ithalatı) 2011 yılında 50 milyar dolar civarında gerçekleştiği ve söz konusu tutarın da dış ticaret açığının yaklaşık %50’sini oluşturduğu dikkate alındığında; uygun maliyetli ve sürekliliği olan enerji arzını sağlayabilmemiz ve enerjide dışa bağımlılığı kendi potansiyel kaynaklarımızla aşağıya çekebilmemiz gerektiğini anlıyoruz. Bu noktada, yeşil binaların enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yoluyla cari açığı azaltarak ülke ekonomisinin sürdürülebilirliğine önemli katkı yapacağını düşünüyoruz.

 

 

Bu alandaki yatırımlara finans sektörü tarafından verilen destekler yeterli mi?

 

Yeşil bina yatırımları için uluslararası kalkınma temalı kuruluşlarca (Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası vb.) sağlanan sınırlı kredi olanakları yeterli değildir. Yeşil bina yatırımları pozitif ayrımcılığa tabi tutulmalıdır. Uluslararası kaynaklara daha etkin ulaşımın yanında; finans sektöründe yeşil bina projelerine maliyet avantajı sağlayıcı; (düşük faizli ve uzun vadeli krediler, BSMV vb. vergilerden muafiyet, vb.) uzun vadeli finansman olanaklarının geliştirilmesi gerekiyor. Yeşil binaların topluma katkısının uzun vadede görünür olması nedeniyle uzun vadeli teşvik mekanizmaları üzerinde durulmalıdır. Bugün bankalarımızın sürdürülebilir enerji paketleri marifetiyle özel sektöre bir anlamda “yeşil kredi” sağladıklarına tanıklık ediyoruz. İleride bu nitelikteki kredilerin menkul kıymetleştirme uygulamalarına konu edilerek çok daha uygun koşullarla kullandırılmasının sağlanabileceğini düşünüyoruz.  

 

Yeşil bina yatırımlarının önündeki engeller neler?

 

Yeşil bina konseptine ilişkin yeterli farkındalığın oluşmadığını düşünüyoruz. Örnek uygulamaların kamu eliyle teşvik edilmesi ve yeşil binaların yaygınlaştırılması sektördeki farkındalığı artırarak, yeşil binalara olan talebi olumlu yönde etkileyecektir. Diğer taraftan yeşil bina değerlemesine dönük ayrı bir gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansı olanağının hayata geçirilmesinin, bu projelerin değerlemesinde dışa bağımlılığı ve değerleme maliyetini azaltabileceğine inanıyoruz. Yeşil binaların değerinin doğru tespit edilebilmesi, hem bu binaların sayısındaki artışa dolaylı bir katkı sağlayabilecek hem de değerleme sektörünün yeşil binalara olan ilgisini artırmak suretiyle konuyla ilgili farkındalığın en azından gayrimenkul sektörü çapında yayılmasına katkıda bulunabilecektir. Bunun da mutlaka uzun vadeli olumlu sonuçları olacaktır.

 

10 yılda 500 bin konut üreten toki ‘yeşil’ bayrağı taşımalı

 

Yeşil binaların enerji tüketim kompozisyonunu değiştirmesi ve enerji verimliliğini artırması yoluyla ülke ekonomisine önemli katkıları olacağını söyleyen Tevfik Kınık, kamunun da yeşil bina uygulamalarına öncülük etmesi gerektiği görüşünde. Kamunun gayrimenkul sektöründeki yatırımlarında tadilat veya yeni inşaat yoluyla yeşil binalara ağırlık verebileceğini aktaran Kınık, “Son on yılda 500 bin adet konut üreten ve ülkede konut üretiminde önemli paya sahip olan TOKİ, başlangıç olarak orta ve üst gelir grubuna yönelik üretilen konut projelerinde yeşil binalara yer verebilir. Özel sektörle yaptığı projeler de yeşil bina projelerine ağırlık veren firmaları destekleyebilir. Bununla birlikte elektrik enerjisini kendi üreten, çevreye duyarlı, düşük karbon emisyonlu akıllı binalardan oluşacak şekilde geliştirilen İstanbul Finans Merkezi projesinin yeşil bina uygulamalarında emsal teşkil edeceğini umuyoruz” diye konuşuyor.

Kınık, emlak vergisi oranını düşürme gibi çeşitli mali tedbirlerle de yeşil bina sahipliğinin teşvik edilebileceğini ve bu alanda özel sektörler etkin işbirliğinin sağlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

 

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz