Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Siemens yeşilde hem öncü hem örnek


‘Yeşil’ kavramını faaliyet gösterdiği tüm alanlarda ön planda tutan Siemens, geniş yelpazedeki çevreci ürün portföyüyle 2011’de iş ortaklarının karbondioksit emisyonlarında 317 milyon dolarlık düşüş sağlarken, ilk LEED Gold Sertifikası’na sahip Gebze Tesisleri ile de örnek oluyor. Siemens A.Ş. Altyapı ve Şehirler Sektörü Bina Teknolojileri Bölümü Direktörü Levent Yıldırım, en fazla yeşil yakalı çalışana sahip şirket olarak gerek yenilenebilir enerji gerekse verimlilik artırıcı çözümlerle dünyanın sürdürülebilirliğine katkı sağlamaya devam edeceklerini vurguluyor.

 




levent_yildirim.png

Öncelikle Siemens’in yeşil enerji stratejisi hakkında bilgi vererek, bu alanda gerçekleştirdiği yatırımlardan söz eder misiniz?

 

Dünyanın en büyük çevreci ürün portföyüne sahip şirketiyiz. Tümü enerji verimliliği sağlayan çevreci ürün portföyümüzden elde ettiğimiz gelir ise 2011 mali yılında 29,9 milyar Euro’yu buldu. 2014 mali yılında bu rakamı 40 milyar Euro’ya çıkartarak liderliğimizi pekiştirmek istiyoruz. Geldiğimiz noktada dünya çapında 600 bin MW kurulu güçte imzamız bulunuyor. Bu gücün 11 bin MW’ı rüzgar enerjisinden geliyor. Pek çok farklı ülkede gerçekleştirdiğimiz projelerle rüzgar başta olmak üzere kurulu yenilenebilir enerji kapasitesini hızla artırıyoruz. Benzer şekilde güneş, yani fotovoltaik enerji üretimi ile jeotermal, okyanus enerjisi gibi diğer yenilenebilir enerji alanlarında da aktif rol alıyoruz.

 

Akıllı bina çözümleriniz kapsamında ‘daha yeşil bir dünyaya’ katkı sunuyorsunuz?

 

Siemens Bina Teknolojileri birimi olarak bu alanda dünya genelinde ürün ve hizmet veriyor, proje geliştiriyoruz. Bina Teknolojileri birimimiz, bugün Avrupa’da 1000’den fazla tesiste enerji sistemlerini yeniden düzenleyerek 110 milyon Euro’luk tasarruf sağladı. Bu, aynı zamanda 430 bin ton daha az karbondioksit salımı gerçekleştiği anlamına da geliyor. Türkiye’deki duruma baktığımızda ise turizm sektöründeki pek çok yatırımda akıllı bina teknolojilerimizin tercih edildiğini görüyoruz. Antalya’daki 5 yıldızlı otellerin yaklaşık %70’inde, enerji tasarrufu sağlayan ürün ve çözümleri kapsayan DESIGO Bina Otomasyon Sistemleri kullanılıyor.

 

Siemens Gebze Tesisleri, çevre kavramını her zaman ön planda tuttuğunuzun önemli bir göstergesi. Tesisiniz hakkında daha detaylı bilgi alabilir miyiz?

 

Gebze tesislerimiz 2009 Nisan ayında faaliyete başladı. Henüz planlama aşamasından itibaren örnek bir tesis olması, çevre odaklı tasarlanması ve genişletilebilir, sürdürülebilir bir yapıya sahip olması amaçlandı. Bunların gerçekleşmesi için de yine Siemens olarak geliştirdiğimiz bina teknolojileri ve otomasyon sistemlerinden yoğun olarak faydalanıldı. Sonuç olarak aydınlatmadan havalandırmaya, iklimlendirmeden arıtmaya kadar pek çok noktada otomasyonun sağlanması ve doğal kaynakların verimli kullanımıyla Türkiye’nin ilk LEED Gold sertifikalı tesisini sunmayı başardık.

 

Proje kapsamında ne gibi uygulamaları hayata geçirdiniz?

 

Bu amaçla pek çok uygulama gerçekleştirdik. Örneğin tesisin soğutma yükünü azaltarak enerji tasarrufu sağlamak için güneş ışınlarının binalarda ve sert peyzaj alanlarında oluşturduğu ısı adası etkilerini düşürmeyi amaçladık. Bunun için de binanın çatı kaplamasının gelen ışını büyük ölçüde yansıtacak nitelikte olmasını tercih ettik. Doğal kaynakların mümkün olan azami verimli kullanımını sağlamak için etkili bir gölgeleme çalışması yaptık. Tesiste çalışanların verimini artırmak, soğutma klima yüklerini düşürmek ve yaz aylarında güneşin ısıtma etkisini engellemek için ofis cephelerinde güneş kırıcılar kullandık.

Yaptığımız uygulamalar dış cepheyle sınırlı değil elbette. İç mekanlarda bina aydınlatma otomasyonu ürünlerimizden faydalanarak mesai saatleri dışında gereksiz aydınlatmanın önüne geçtik. Bununla birlikte koridorlarda ve ıslak hacimlerde harekete duyarlı aydınlatma elemanları kullandık. Gün ışığından azami seviyede fayda sağlamak için, ofislerde gün ışığını en yüksek seviyede içeriye alacak şekilde giydirme cam cephe, yine ofislerde çatıdan zemine kadar bir galeri şeklinde devam eden ve aynı zamanda iç bahçe görevi gören aydınlık holler konumlandırdık. Ayrıca binayı gün ışığından üst seviyede faydalanmamızı sağlayacak bir konumda yerleştirdik. Tüm bunlara ilave olarak tercih ettiğimiz ısı ve debi ayarlı fotoselli armatürlerle su tüketimini minimum seviyede tuttuk. Bina çatısında biriken yağmur sularını kaba filtreden geçirerek ham su deposuna gönderiyoruz. Burada depolanan su, doğrudan bahçe sulamasında veya yangın tertibatında kullanıldığı gibi, yumuşatılarak kampus kullanım suyu olarak da değerlendiriliyor.

 

 

Türkiye’de “Yeşil Bina” uygulamalarının geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bu alanda nasıl bir yol haritasına ihtiyaç var?

 

Yeşil Bina uygulamaları tüm dünyada yaygınlaşan bir trend. Kaynakların azalması ve verimliliğin yükseltilmesi ihtiyacı bu trendi güçlendiriyor. Bu alanda ABD kaynaklı LEED ve Avrupa merkezli BREEAM sertifikaları 1990’lı yılların sonundan beri kriterleri karşılayan yapılara veriliyor. 2009’da Türkiye’deki ilk sertifikayı almamızın ardından özellikle yeni ve modern binaların pek çoğunda bu iki sertifikadan birini alma girişimlerini gözlemliyoruz.

Ama diğer taraftan, Türkiye’nin her şehrine yayılmış kamu kurumlarının da kendi binalarının Yeşil Bina sınıfına yükselmesi için hareket etmesi, planlamalarda bulunması gerekiyor. Bu konuda güzel bir örnek Küçükçekmece Belediyesi’ne ait. Belediye, yeni binasını yeşil bina sertifikasına almaya uygun şekilde inşaa edeceğini açıkladı. Mardin’de Türkiye’nin ilk ekolojik kurum binasının yapılacağının duyurulması, Didim Adliyesi’nin bina ve lojmanlarının güneş enerjisiyle aydınlatılmaya başlanması güzel ve yaygınlaşması gereken uygulamalar. Kamunun tüm binalarının modernize edilmesi ve yeni yapılacakların da LEED ya da BREEM sertifikalarının şartlarının en azından bir kısmını karşılayacak şekilde tasarlanmasına yönelik alınacak kararlar faydalı olacaktır. Bu gelişim için çıkartılacak yönetmelik ve kararnamelerin yalnızca Yeşil Bina sayısının artmasına değil, sağladığı enerji tasarrufuyla ülke ekonomisine de katkıda bulunacağını öngörüyoruz.

 

5 milyar dolarlık potansiyelin kilidini yeşil binalar açar

 

Yeşil bina yatırımlarının önündeki en büyük engelin bilinç eksikliği olduğunu düşünen Siemens A.Ş. Altyapı ve Şehirler Sektörü Bina Teknolojileri Bölümü Direktörü Levent Yıldırım, “Yeşil binaların nasıl bir tasarruf sağladığı geniş kesimlerce henüz bilinmiyor. Bugün Türkiye’de tüketilen toplam enerjinin %30’undan fazlası konutlarda tüketiliyor. Son araştırmalar, sanayide en az %20, ulaşımda , bina ve hizmet sektöründe ise %30 enerji tasarruf edilebileceğini gösteriyor. Bu oranları bir araya getirdiğinizde ise karşınıza 5 milyar dolara ulaşan bir tasarruf potansiyeli çıkıyor. Çevre dostu yeşil binalar, bu tasarruf oranlarının elde edilmesinde önemli bir rol oynuyor” şeklinde konuşuyor. 

Öte yandan inşaat sektöründe yaşanan yoğun rekabetin ve maliyetlerin alt seviyelerde tutulması ihtiyacının yeşil bina yatırımlarına da olumsuz yansıdığına işaret eden Yıldırım sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yeşil Bina yatırımları, bina ve tesisin büyüklüğüne göre değişen miktarlarda ek bir maliyet getiriyor. Ancak başta kaçınılan bu maliyet, yıllar içinde tüketilen fazla enerji ve ek tüketimler sonucu oluşan maliyetin altında. Bu konuda, sektörün kısa vadeli beklentilerin peşinde koşmaktansa uzun vadeli planlar yapması, bununla birlikte bina veya tesisi yaptıranların da müteahhitleri ve iş ortaklarını yönlendirmesi gerekiyor.”

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz