Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Türkiye karbon ayak izinde limiti aştı

Doğal Hayatı Koruma Derneği WWF-Türkiye ile Küresel Ayak İzi Ağı’nın Türkiye için ilkkez hazırladığı Ekolojik Ayak İzi Raporu, limitlerin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’nin tüketim düzeyinin dünya genelinde kişi başına düşen doğal kaynak kapasitesinin %50 üzerinde olduğunu gösteren rapora göre, karbon ayak izini oluşturan CO2 emisyonları içinde en büyük pay ise elektrik sektörüne ait.





ayakizi.jpg

Doğal Hayatı Koruma Derneği WWF-Türkiye ile Küresel Ayak İzi Ağı Türkiye’nin ekolojik ayak izini çıkardı. İlk kez hesaplanan ‘Ekolojik Ayak İzi’ raporu, Türkiye’nin çoktan sınırı aştığını gösteriyor. Türkiye’nin Ekolojik Ayak İzi Raporu’na göre, Türkiye’nin biyolojik kapasite fazlasına sahip olma durumundan, biyolojik kapasite açığına gelmesinin en temel nedeni olarak nüfus artışı gösteriliyor. Bu durum, ülkedeki kaynak tüketiminin ulusal ölçekte sürdürülebilir olmadığını ve yurtdışından biyolojik kapasite ithalatına ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Raporda, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de en çok artış gösteren ayak izinin karbon kaynaklı olduğu tespitine yer veriliyor. Rapora göre, ABD’de yaşayanlar, Hindistan’da yaşayanlara göre kişi başına yaklaşık 9 kat fazla doğal kaynak kullanıyor. Dünyadaki herkes ABD’deki ortalama bir kişi gibi yaşasaydı, insanlığın toplam tüketimine ve karbondioksit emisyonuna ayak uydurabilmek için 4.5 gezegenden fazlasına eşdeğer bir biyolojik kapasite gerekiyor. Türkiye’nin ekolojik ayak izi bileşenlerinin en büyüğü yüzde 82’yle kişisel tüketimden kaynaklanıyor. Türkiye’nin Ekolojik Ayak İzi Raporu, doğal kaynakları arazi kullanım biçimlerine, tüketim kategorilerine ve gelir seviyelerine göre incelerken 2050’ye yönelik senaryolar ışığında ekolojik limit aşımını durdurmak için çözüm önerileri sunuyor.

 

1,5 gezegene daha ihtiyaç var

 

Küresel ölçekte 2007 yılında, Ekolojik Ayak İzi’nin toplam kişi başına 2,7 kha, Akdeniz Akdeniz Havzası’nda ise 3,3 kha olduğu belirtilen raporda, Türkiye’deki oranın ise 7 kha olan tüketimin dünya ortalamasına eşit, Akdeniz ülkelerinin ortalamasından daha düşük olduğu belirtiliyor. 

Türkiye’de kişi başına küresel biyolojik kapasitenin %50 üzerinde olduğuna vurgu yapılan raporda,  şu değerlendirmelere yer veriliyor: “2007 yılında Türkiye’de kişi başına düşen tüketimin Ekolojik Ayak İzi 2,7 kha ile kişi başına küresel biyolojik kapasitenin %50 üzerindeydi. Bir başka ifadeyle; dünyadaki herkes ortalama bir Türkiye vatandaşı kadar tüketseydi, 1,5 gezegene ihtiyacımız olacaktı. Türkiye, doğal kaynaklarını, kendini yenileyebilme hızından daha fazla tükettiği için ekolojik açıdan borçlu ülkeler arasında yer alır. Türkiye’nin, biyolojik kapasite fazlasına sahip olma durumundan biyolojik kapasite

açığına gelmesinin en temel nedeni nüfus artışıdır. Türkiye’de üretken alanların dünya ortalamasının üstündeki verimliliğine karşın, kişi başına düşen biyolojik kapasite 2007 yılında 1,3 kha ile dünya ortalamasının (1,8 kha/kişi) altındaydı. Tüketimin toplam Ekolojik Ayak İzi ülke genelindeki biyolojik kapasiteyi 1974’te aşmış, 2007 yılı itibariyle de bu eşiğin iki katına çıkmıştır. Üretimin toplam Ekolojik Ayak İzi ise Türkiye’nin kullanılabilir biyolojik kapasitesini 1972 yılında aşmıştır. 2007’ye gelindiğinde Türkiye’de üretimin Ekolojik Ayak İzi, biyolojik kapasitesinin yaklaşık 1,6 katına çıkmıştır. Bu durum ülkedeki kaynak tüketiminin ulusal ölçekte sürdürülebilir olmadığını ve yurt dışından biyolojik

kapasite ithalatına ihtiyaç duyulduğunu gösterir.”

 

Ayak izi sınır ötesinden geliyor

 

Raporda, Türkiye’nin, diğer ülkelerden temin ettiği biyolojik kapasitenin giderek artığı belirtiliyor. Tüketimin kişi başına düşen ekolojik ayak izinin küçük miktarlarda artarken, üretimin kişi başına düşen miktarında 1961’den bu yana küçük bir düşüş yaşandığına dikkat çekilen raporda, “1961 ve 1988 yılları arasında Türkiye, hemen her yıl az miktarda da olsa, biyolojik kapasite ihracatçısı konumundaydı. Başka bir ifadeyle, ülke dışına gönderilen biyolojik kapasite dışarıdan alınandan fazlaydı. 1988 yılı ise Türkiye’nin net biyolojik kapasite ihracatçı olduğu son yıldır. Türkiye, 1989’den beri net biyolojik kapasite ithalatçısı konumuna geçmiştir. Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır, tüketimin Ekolojik Ayak İzi artan biçimde sınır ötesi kaynaklara dayanmaktadır. Günümüzde ithalat yoluyla karşılanan ekolojik ürün ve hizmet talebi, Tüketimin Ayak İzi’nin yaklaşık %20’sidir” değerlendirmesine yer veriliyor.

 

Kişisel tüketimin toplu içindeki payı %82

 

Türkiye’nin ekolojik ayak izi bileşenlerinin en büyüğünün %82’lik oranla kişisel tüketim (kişi başı 2,26 kha) olduğu belirtilen raporda, yürütme, devletin savunma ve refah dağılımı gibi çeşitli hizmetlerine bağlı olarak ortaya çıkan toplumsal tüketim miktarının ekolojik izinin ise %5’ini olduğu vurgulanıyor. Raporda şu tespitlere yer veriliyor: “Devlet (sosyal altyapı), şirketler (yeni fabrika ve makine) ve hane halkı (yeni ev) olarak ele alınan yatırım harcamaları ise ekolojik ayak izimizin ’ünü oluşturur. Burada göz önünde bulundurulması gereken nokta şudur: Ürünler ve sağlanan hizmetler son kullanıcıya ulaştığı için ‘yatırım’ kategorisinde değil, kişisel tüketim hanesinde incelenmektedir. Bu yüzden, kullanılan metodolojinin doğal bir sonucu olarak, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de ekolojik ayak izinin büyük bir kısmı kişisel tüketim kaynaklıdır. Kişisel tüketime bağlı ekolojik ayak izini ağırlıklı olarak gıda (%52) oluşturur (kişi başı 1,18 kha). Geri kalanı ise ürünlerden (%21) ve kişisel ulaşımdan () kaynaklanır. Hizmetlerin ve konut harcamalarının ekolojik ayak izine katkısı daha azdır (%6’şar). Bununla birlikte, bir bireyin Ayak İzi, kamusal alan ve milli güvenlik gibi toplumsal etmenleri de içerir. Ancak bunlar kişisel ayak izi kategorisinde değil,toplumsal ayak izi kategorisinde incelenir.

 

CO2 salınımında en büyük pay elektrik üretiminin

 

Raporda, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de en çok artış gösteren ayak izinin karbon kaynaklı olduğunun altı çiziliyor. Karbon ayak izini oluşturan CO2 emisyonları içinde en büyük payı ise elektrik sektörüne aittir olduğuna dikkat çekilen raporda, “Türkiye’de elektrik üretiminden kaynaklanan CO2 emisyonlarının ayak izi 2007 yılında 26,7 milyon kha’ydı. Türkiye’nin toplam tüketim ayak izinin yaklaşık ’üne karşılık gelen bu değer, karbon ayak izinin yaklaşık %26’sıdır. Elektrik sektörü incelenirken yüksek ve düşük enerji talebi varsayımlarıyla iki ayrı senaryo oluşturulmuş ve her iki senaryo yüksek ve düşük karbon yoğunluğunda üretim olmak üzere iki ayrı şekilde incelenmiştir. Bu senaryolar ışığında, Türkiye’nin kişi başına düşen yaklaşık 2,8 kha’lık Ekolojik Ayak İzi’nin (CLUM sonucu), yalnızca elektrik üretimi kaynaklı karbon ayak izinde oluşması tahmin edilen değişikliklere bağlı olarak, 2023 yılında 3,0 ila 3,4 kha’ya yükseleceği öngörülmektedir” tespitine yer veriliyor.

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz