Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Yeşil Bina’lar için ‘Ulusla sertifikasyon’ sistemine ihtiyaç var

Türkiye’de yeşil binalar konusunda sürdürülebilir bir gelişmenin sağlanabilmesi için doğru bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirten Eser Enerji Yönetim A.Ş. Genel Müdürü Arif Künar, kamu, sivil toplum örgütleri, meslek odaları, üniversitelerin oluşturduğu bağımsız bir komisyonu tarafından ‘ulusal sertifikasyon’ sisteminin oluşturulması gerektiğini vurguluyor.





eser.png

Hem bina hem de enerji yatırımlarında yeşil enerji odaklı bir stratejiyi izleyen Eser Holding bünyesinde faaliyet yürüten Eser Enerji Genel Müdürü Arif Künar, Türkiye’de, henüz ülke koşullarına göre hazırlanmış bir gönüllü “sertifika” değerlendirme sistemi olmadığı için, dünyada kabul gören LEED ve BREEAM gibi uluslararası bina değerlendirme ve sertifikalandırma kriterlerinin kullanıldığını söylüyor. Bu sertifikalar doğrultusunda hazırlanan projeler ve kriterler Türkiye koşullarına tam uymadığı için; tasarımcılara, müşavirlere, müteahhitlere ve mal sahibine birtakım ilave yükler, sorunlar getirdiğine dikkat çeken Künar, “Özellikle bazı konuların projenin-uygulamanın başında düşünülememesi, belirlenememesi ve yapılamaması durumunda, projenin gelişimini ve tasarlanan-öngörülen uygulamaları engelleyecek, projenin gecikmesi, değiştirilmesi, maliyetin artması, uygulanamaması, başarısızlığı, enerji simülasyonu,  devreye alınamaması, projede arzu edilen sertifika seviyesinin sağlanamaması,  proje performansının ölçümlenmemesi-doğrulanmaması, kamuoyunun, müşterinin yanıltılması vb. gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir” diyor.

 

‘Gönüllü Sertifikalandırma’ teşvik edilmeli

 

 “Sadece sertifika almak üzere, pazarlama amaçlı, ‘check list-paper work’ yapılarak yeşil bina olunur ve bunların sayısı artarsa, gerçek enerji ve iç hava kalitesi performansı, işletme kolaylığı ve sürdürülebilirliği sağlanmazsa, her yeni başlayan konu gibi bunun da ‘suyu’ çıkarsa, sektörün önü kapanır. Sertifikalara güven kalmaz” uyarısında bulunan Arif Künar, bu nedenle “güvenilir, uygulanır ve kontrol edilebilir” bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor. ABD de buna yönelik, ASHREA tarafından, “ASHREA EQ” ismiyle yeni bir sertifikasyon ve kontrol sistemi başlatılmak üzere harekete geçildiğini anlatan Künar, Türkiye’de “Yeşil Bina” uygulamaları konusunda izlenmesi gereken yol haritasını ise şöyle özetliyor: “Sadece sertifikalı binalar değil, ‘gerçek’ yüksek performanslı sürdürülebilir binalar hedeflenmelidir. Ülke koşullarına en uygun, ‘yerli’ bir sertifikasyon sistemi; sektörel dernekler (TTMD, ÇEDBİK, EYODER, İZODER, İSKAV, İMSAD, İNTES, ETMD vb.), meslek odaları (TMMOB), üniversiteler, TOKİ, Bayındırlık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, YEGM vb. ile oluşturulan bağımsız bir ‘Ulusal Sertifikasyon Komisyonu-Platformu’ tarafından belirlenmelidir. Üniversitelerimizin, mimar-mühendislerimizin, sektörün bu konularda eğitilmesi ve desteklenmesine çalışılmalıdır. Özellikle kamuda da, en azından BEP-TR ile uygun bir şekilde hayata geçirilmek üzeri; mevzuatlarda (KİK vb.) ‘gönüllü sertifikalandırma’ amaçlı değişiklikler, teşvikler hazırlanmalıdır. Hem BEP-TR hem de gönüllü sertifikalı binaların, kontrol edilmesi için bağımsız bir denetleme modeli-kurumu geliştirilmedir. Yeşil binalara yönelik teşvik, emlak-çevre vergisinde, alım-satım vergisinde indirim vb. destekler sağlanmalı, enerji verimli, yeşil sertifikalı ürünlere KDV, vergi indirimi yapılmalıdır.”

 

Entegre bir sisteme ihtiyaç var

 

Künar, Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi bina tasarım yönetimi ve uygulamalarında da “ortak iş yapma kültürü” oluşmadığı için entegre bir sisteme geçilemediğini söylüyor. Bu kana karşın mal sahibi, müteahhit, projenin tüm müelliflerinin (mimar-iç mimar-makine-elektrik-inşaat-otomasyon-çevre-peyzaj vb.) proje başlanmadan bir araya gelmesi ve proje süresince birlikte çalışması gerektiğinin altını çizen Künar, “Artık müteahhit veya mimar veya LEED AP-BREEAM danışmanlarının projenin-binanın tek başına sahibi olduğu ve kararları; diğer ilgili tüm disiplinleri-uzmanlıkları kapsamayan, sadece işlevsellik, estetik, sertifika, prestij, ilk yatırım maliyeti, kar amaçlı bakışların-uygulamaların ‘zamanı’ ve ‘tercih edilmesinin’ devri geçmelidir. En baştan entegre bina tasarım, yönetim ve uygulama sistemi ile yola çıkılmayan ‘gönüllü sertifika’ sistemi ne olursa olsun,  amaçlanan-hedeflenen sonuca da ulaşılamayacaktır” diyor.

 

Yeşil bina ile %30 enerji ve %50 su tasarrufu

 

Holding binalarındaki yeşil bina konsepti hakkında da bilgi veren Eser Enerji Yönetim A.Ş. Genel Müdürü Arif Künar, binanın Amerikan Yeşil Bina Konseyi tarafından geliştirilen ve bütün dünyada uygulanan LEED Sertifikaları arasında en yüksek kademeli olan LEED Platin Sertifikası’na sahip olduğunu söylüyor. Ayrıca Yeşil Bina’da “sürdürülebilir binalara yenilenebilir enerji entegrasyonu ve optimizasyonu” ve “sürdürülebilir binaların enerji izleme ve kontrolü” başlıklı TÜBİTAK Projesi başlatıldığını aktaran Künar, “Bunun dışında, AB’nin 2013’den sonra oluşturup, uygulayacağı Avrupa Birliği Ülkeleri Gönüllü Yeşil Bina Sertifikası ‘Open House’ projesinde yer almaktadır. Eser Yeşil Bina ile ilgili master ve doktora tezleri de yapılmaktadır” diyor. Künar, bir yıllık bir çalışma sonucunda 2010 yılında hayata geçirilen Eser Yeşil Bina’sı için yürütülen çalışmaları  ise şöyle aktarıyor: “Sertifika alabilmek için ya LEED’in onayladığı, tesisin bütününe puan kazandıran sistem (PV, güneş kolektörleri, rüzgar, ısı pompaları, tri-jenerasyon, yüksek verimli HVAC sistemleri, yerden ısıtma, sıcak su-buz depolama, arıtma sistemleri vb.), cihaz-ürün (fotoselli bataryalar, susuz pisuarlar, gün ışığı bacası vb.), ürün, malzeme (VOC sertifikalı halı, duvar kağıdı, boya, ahşap, tuğla, beton, yalıtım vb.) kullanılacak ya da bunları kullanmayıp, kullanılmış gibi ‘kağıt üzerinde beyan ve kabul mekanizmaları’ devreye girecektir. Eğer, LEED kriterlerinin tutturulabilmesinden ve uygulanmasından puan alınacak ise, inşaat maliyetine ABD’de; %3-7, ülkemizde de yaklaşık; %5-10 civarında ek bir ilk yatırım maliyeti gerekebilecektir. Eser Yeşil Bina’nın, yeşil olması ve sertifika alınması için yaklaşık, %7 civarında bir maliyet çıktı. İlk yatırım maliyetlerini dezavantaj olarak görmemek, bunların geri dönüş sürelerinin en fazla 5-6 yıl gibi kabul edilebilir seviyelerde tutulmasının sağlanması önemlidir. Bunun karşılığında da, eşdeğer bir konvansiyonel bina ile karşılaştırıldığında ömür boyu maliyet analizine göre %30 enerji ve %50 su tasarrufu sağlandı.”

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz