Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Yeşil yapılarda gelişim için zorunluluk kaçınılmaz

Dünyanın geleceğinin yeşil bina uygulamalarının yaygınlaşmasıyla doğru orantılı olduğunu belirten Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Oğuz Öztuzcu, henüz bu alanda ‘emekleme’ aşamasında olan Türkiye’de yatırımların artması için yeşil bina kriterlerinin mevzuat ve yönetmeliklere yerleştirilmesinin zorunlu olduğunun altını çiziyor.





oguz_oztuzcu.png

Yeşil bina uygulamaları ile elde edilecek kazançların iki ayrı kategoride değerlendirilmesi gerektiğini belirtenİstanbul Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Oğuz Öztuzcu, “toplumsal” olan yanıyla her yeşil binanın sürdürülebilir yaşama bir katkıda bulunduğunu ve dünyanın geleceğinin de bu bilince bağlı olarak oluşacağını söylüyor. Öztuzcu, “Ekonomik” anlamda ise birçok kalkınmış ülkede yeşil bina kurallarına uyum oranında yatırımların geri dönüşlerinde, karlılığın arttığının görüldüğünü belirtiyor. Bu örnek olarak New York’taki İkiz Kuleler arazisinde yapılmış olan “Hearst Tower”ı gösteren Öztuzcu, “Amerika’nın LEEDS Gold Sertifikası alan ilk binası olan bu yapı maliyetindeki artışa rağmen, yeşil niteliklere talebin artırması sonucu yatırımcısı için çok kazançlı bir yatırıma dönüşmüştür. Yeşil bina yatırımlarının maliyeti artırdığını inkar edilemez. Ancak ‘karlılık’ farklıdır. Hearst binasında olduğu gibi maliyet ve kar artışının beraber gerçekleşeceği bir alandan bahsediyoruz. Bu aşamada henüz sonuç alınamamış olsa da bu konuda kendini yenileyemeyen girişimciler uzun vadede geride kalarak, rekabette irtifa kaybedeceklerdir” diyor.

 

Sürdürülebilir yaşam ideolojisine ihtiyaç var

 

Türkiye’deki yeşil bina uygulamalarının batı ülkeleriyle kıyaslandığında daha “emekleme” aşamasında olduğunu aktaran Öztuzcu, ancak yapı sektörünün bu konunun gelecek için önemini kavradığını ve gelişmelere direnmek şöyle dursun uyum sağlamak için gerekli çaba ve girişimlerden kaçınmadıklarını söylüyor. Yeşil bina alanında öncelikle Türkiye’de  “Sürdürülebilir Yaşam” ideolojisinin benimsenmesi gerektiğinin altını çizen Öztuzcu,  “Kentleşmenin henüz tamamlanmadığı Türkiye gibi toplumlarda bu kavramın topluma mal olması çok vakit almaktadır. Kentli olma, geçmişleri çok yeni olan ve daha temel gereksinmelerini bile karşılayamamış kitlelerin yeşil binalar gibi az da olsa kısa vadede maliyetleri artırıcı bir uygulamayı desteklemeleri zordur. Siyasetçilerimiz de bunu bilmektedirler.  Bu nedenle ‘Yeşil’ kriterlerin mevzuat ve yapı pratiğimize girmesi çok vakit almaktadır. Bu konuda ilgili meslek kuruluşları ve üniversitelerimize görev düşmektedir. İlkokullara kadar inen yaygın bir bilinçlendirme kampanyasını toplum olarak başarmalıyız” diye konuşuyor.  

 

Yeşil binalar geleceğimiz

 

Öztuzcu, yeşil bina uygulamalarının bugünkü Türkiye koşulları da gözetilerek hazırlanacak “ulusal” bir sertifika sistemiyle desteklenmesi gerektiğini belirterek şunları aktarıyor: “Öncelikle; yeşil bina kriterlerinin mevzuat ve yönetmeliklere iyice yerleştirilmesi gerekir. Bu olmadan yatırımcı ve projecilerin (mimarlar, mühendisler) maliyetleri artırdıklarına inandıkları bir uygulamaya gönül rızası ile girmeyeceklerdir. Projeciler yeşil bina kriterlerini tasarımlarına katmada danışmanlık şirketlerine gereksinim duyduklarından artan proje giderlerini işverene yansıtamamaları durumunda, yeşil proje tasarımından istemeyerek de olsa kaçınacaklardır. Ancak yönetmeliklerin zorlaması durumunda, tıpkı bugün belli kapasitenin üzerindeki projeler için cephe, yangın gibi uzmanlık isteyen konularda danışmanların proje ekibine katılmasını işverenlerin doğal karşıladığı gibi, bu alanda da işveren proje maliyetlerindeki artmayı ister istemez kabullenecektir.”

 

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz