Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Akkuyu ekonomik açıdan avantajlı güvenlik açısından riskli!

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan ‘Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli’ raporuna göre Akkuyu Projesi ekonomik açıdan avantajlı, güvenlik açısından da kontrol edilebilir riskler taşıyor.





nukleer_enerji_santrali.jpg

Projenin Türkiye’ye elektrikte önemli bir düşük birim fiyatı sağlayacağı vurgulanan raporda, kurumsal, hukuki ve beşeri altyapı yetersizliklerinin güvenlik konusunda önemli riskler yaratabileceği uyarısı yapılıyor.

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) tarafından hazırlanan “Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli” raporunda, nükleer enerjideki riskler, Türkiye’nin bu riskleri idare etme kapasitesi, Rusya ile yapılan anlaşmada yer alan elektrik alım fiyatı ve Akkuyu santralinin inşaat ve işletmesi için öngörülen yatırım modeli ele alınıyor. Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. İlhan Or ve Doç. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, İstanbul Aydın Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hasan Saygın, Sabancı Üniversitesi’nden Doç. Dr. İzak Atiyas ve EDAM Başkanı Sinan Ülgen tarafından kaleme alınan raporda, Akkuyu Projesi’nin Türkiye’ye elektrikte önemli bir düşük birim fiyatı sağlayacağı belirtiliyor. Diğer yandan, Akkuyu Projesi’nde önerilen teknolojinin bugüne kadar denenmemiş olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye’deki bazı kurumsal, hukuki ve beşeri altyapı yetersizliklerinin güvenlik konusunda riskler yaratabileceğine işaret ediliyor.

Akkuyu için seçilen reaktör modeli olan “VVER-1200”ün, dünyanın hiçbir yerinde daha önce işletmeye alınmadığı belirtilen raporda, “VVER-1200' bir üçüncü nesil teknolojisi olup, dünyanın mevcut reaktör filosundan daha güvenli olarak görülebilir, ancak bu kanıtlanmamıştır. Bu eksiklik güvenlik risklerinin artmasına neden olmakta ve güvenlik yönetimini daha zor kılmaktadır” görüşüne yer veriliyor.  Raporda, Akkuyu Projesi’nde öngörülen elektrik fiyatının, 2010 yılı toptan elektrik fiyatına oranla yüzde 60 ila yüzde 284 oranında düşük bir fiyat olduğu vurgulanıyor.

Yasal ve beşeri altyapı yetersizliği

Nükleer teknoloji son derece sofistike ve komplike bir teknoloji olduğu belirtilen raporda, ayrıca nükleer enerji santralleriyle ilişkili risklerin de yıkıcı ve tersine çevrilemeyen sonuçlara neden olabildiği bu nedenle bunların yönetiminin sofistike teknikler ve beceriler gerektirdiği vurgulanıyor. Türkiye’de güvenli bir şekilde nükleer enerjiye geçmeyi sağlayacak gereksinimleri yerine getirme becerisiyle ilgili başlıca zorluklar; insan kaynaklarındaki açık, nükleer enerji santrallerinin denetimi ve bu alandaki sorumlulukların net bir şekilde tanımlanması için yeterli derecede gelişmiş ve sofistike bir yasal ve düzenleyici çerçeveye sahip olunmaması, teknolojik açık ve kanıtlanmamış bir “Güvenlik Kültürü”nün oluşturulmaması şeklinde sıralandığı raporda, “Türkiye’nin nükleer güvenlik ve güvenlik açısından gerekli kurumsal ve beşeri altyapıyı oluşturmasını gerekli kılmaktadır. Nükleer enerji alanında açıklanan iddialı hedeflerin gerçekleşebilmesi için bu vazgeçilemez ön şartın yerine getirilmesi hükümetin öncelikli hedefleri arasında yeralmalıdır” değerlendirmesine yer veriliyor.

Raporda, sadece finansal parametreler ile değerlendirildiğinde Akkuyu projesinin Türkiye için avantajlı bir proje gibi görüldüğü belirtiliyor. “Ancak bu parametrelerin özendirdiği davranış biçimleri ve Türkiye’nin denetim kapasitesinin yetersizliği de göz önünde bulundurulduğunda tüm riski şirketin üstlendiği bir nükleer projenin emniyet ve güvenlik zaaflarının olması yüksek bir ihtimal olarak ele alınmalıdır” uyarısında bulunuluyor. Raporda, buradaki temel sorunun finansal değil kısa dönemde denetim için gerekli yasal ve beşeri altyapının bulunmaması, orta-uzun dönemde ise Türkiye’nin toplumsal mutabakata dayalı bir nükleer enerji politikasının olmaması olduğu vurgulanıyor.

Rusya için anlaşma siyasi bir karar mı?

Akkuyu’da kurulu gücü 4.800 MW olacak dört üniteli tesisin inşa edilmesi için Türkiye ile Rusya arasındaki anlaşmanın mali anlamda incelendiği raporda, söz konusu projenin ekonomik açıdan avantajlı olduğu ifade ediliyor. Raporda bu konuya ilişkin şu tespitlere yer veriliyor “Ancak aynı anlaşmanın hükümetler arası nitelik taşımaksızın bağımsız bir ticari anlaşma olarak yapılmasının, ekonomik koşullar ve Rus tarafınca üstlenilen tüm riskler göz önünde bulundurulduğunda, ne derece mümkün olabileceği tartışmalıdır. Enerji sektöründe Rusya ile Türkiye arasındaki kuvvetli işbirliği, yükselen yeni piyasalarda Rus nükleer teknolojisinin yaygınlaşmasının desteklenmesi gibi başka hususlar, bu anlaşmanın Rus tarafınca ticari kaygı ön planda tutulmadan imzalanmasında etkin olmuş olabilir. Türkiye’nin uzun vadeli resmi enerji stratejisinde öngörüldüğü üzere nükleer enerji alanında bir geleceği söz konusu olacaksa, sızıntı ve ciddi nükleer kaza olasılıkları bertaraf edildiği, atık yönetimi herhangi bir endişeye mahal vermediği ve gerekli düzenleyici ve kontrol edici mekanizmalar başarıyla yürürlüğe konduğu müddetçe anlaşma ekonomik açıdan iyi bir başlangıç noktası olarak görünmektedir. Diğer yandan Fukushima kazası sonrasında, nükleer enerjinin yer almadığı bir geleceğin ekonomik koşullarının, fizibilite ve sürdürülebilirlik unsurlarıyla birlikte tüm dünyada tartışıldığı ve daha kapsamlı olarak ele alınır hale geldiği belirtilmelidir.”

Dünyada uç örnek

Raporda, risklerin paylaşılması açısından bakıldığında Akkuyu modelinin “uç bir ticari santral” modeline benzediği vurgulanıyor. Finansal risklerin çok büyük bir çoğunluğunun proje şirketinin üzerinde kaldığı aktarılan raporda şunlar aktarılıyor: “Fakat santrali kurmak üzere bu riskleri üstlenen elektrik şirketi gerçek bir özel şirket değil, mülkiyeti Rusya devletine ait olan bir kamu şirketidir. Yani proje gelirlerinin proje maliyetini karşılamaması ve ek finansmana gereksinim doğması durumunda karşılıklı anlayış bu finansmanın son kertede Rusya devleti bütçesinden karşılanacağı şeklindedir...Türkiye devletinin üstlendiği bazı riskler kuşkusuz vardır. Kanun’a göre işletmeden çıkarma maliyetleri İÇH fonundaki birikimden yüksek olursa Hazine fonda biriken paranın yüzde 25’ine kadar katkıda bulunmayı taahhüt etmektedir. Alım sözleşmesinin geçerli olacağı 15 yıl içinde elektriğin piyasa fiyatının 12.35 ABD centi/kWh düzeyinin altına düşmesi halinde TETAŞ pahalı elektrik almış olacaktır, bu da fırsat maliyeti anlamında bir maliyet unsurudur. Ancak genel olarak anlaşmada belirlenen alım fiyatı makul görünmektedir.”

Akkuyu için tetaş’tan alım garantisi

Akkuyu Santrali için ihale 2008 Eylül ayında yapıldı. İhaleye sadece bir grup katıldı. Katılan grubun verdiği teklif 21.16 ABD senti/kWh gibi yüksek bir rakam oldu. Teklif veren şirket bu fiyatı daha sonra 15 sente indirdi. Ancak teklif değerlendirilirken Danıştay ilgili yönetmeliğin bazı maddeleri hakkında yürütmeyi durdurma kararı aldı, bundan sonra da ihale iptal edildi. İhale sürecinden bir sonuç alınamaması üzerine Rusya ile müzakerelere başlandı. Sonunda bir Rus şirketi olan Rosatom’un Mersin Akkuyu’da bir nükleer santral kurmasına yönelik bir hükümetlerarası anlaşma imzalandı. Santralin kurulmasına ve işletilmesine ilişkin hükümetlerarası anlaşma 6 Ekim 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. TETAŞ, Akkuyu’da ilk 2 ünitenin üreteceği enerjinin yüzde 70’ini, 3 ve 4. ünitenin üreteceğinin yüzde 30’unu 15 yıllık alım anlaşması süresince KDV hariç 12,35 ABD senti/kWh ortalama fiyattan satın alınmayı garanti etti.  

Dünya genelinde nükleer ‘hafifçe’ azalıyor

Uluslararası Enerji Ajansı, Dünya Enerji Görünümü 2012 Raporu’nda, Fukuşima nükleer santralinde yaşananların ardından dünya genelinde gözlenen nükleer enerjiden kaçışın, ülkeler için “fosil yakıt ithalat harcamaları, elektrik fiyatları ve iklim hedeflerini karşılamak için gerekli çabanın düzeyi” ile ilgili önemli sonuçları olabileceği vurgulandı. Nükleer güç santrallerinin öngörülen rolünün, 2011 Fukuşima NGS’deki kazanın ardından “ülkeler politikalarını gözden geçirmeye yöneldiği için” zayıfladığını saptayan raporda şu değerlendirmelere yer verildi: “Şu sıralar Japonya ve Fransa da (görece ucuz doğal gaz nedeniyle ABD ve Kanada ile rekabette zora girdikleri bir sırada) nükleer güç kullanımını azaltma planlarını açıklayarak diğerlerine katıldılar. Kurulu nükleer kapasitedeki artış konusundaki öngörülerimiz, geçen yılki raporumuzdan daha düşük... Nükleer elektrik üretimi mutlak verilere göre (Çin, Kore, Hindistan ve Rusya’da artan üretimin sürüklemesiyle) hâlâ büyürken, küresel elektrik karışımı içindeki payı zaman içinde hafifçe azalıyor.”

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz