Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Enerjide güneşi teşvikler parlatacak

Güneş enerjisine yönelik yapılan yasal düzenlemelerin var olan potansiyelin harekete geçirilmesi açısından itici bir güç yaratacağına dikkat çeken GÜNDER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Necdet Altuntop, ancak sektörde gerçek büyümenin yatırım maliyetlerinin neredeyse %65’ni oluşturan panel üretiminin desteklenmesiyle yakalanacağını düşünüyor. Altuntop, bu alanda büyük kapasiteli üretim yapabilecek yerli üreticilerin oluşturulmaması durumunda ise Türkiye’nin yapancı üreticilerin pazarı haline geleceği uyarısında bulunuyor.





gunder.jpg

Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyelinden, sektörün yıllar içindeki gelişim sürecinden söz ederek, bugün ulaştığı mevcut durum hakkında bilgi verir misiniz?

 

Türkiye güneş kuşağı olarak adlandırılan, bölge üzerinde olup, güneş enerjisinden faydalanma potansiyeli çok yüksektir. Topraklarının dörtte biri ekonomik potansiyel olarak adlandırılan bir yılda 1650 veya daha fazla kWh güneş ışınımı alabilmektedir. Türkiye’de, güneş enerjisiyle ilgili bilimsel olarak 1950’li yılların sonlarında üniversitelerde çalışılmaya başlanmıştır. Endüstriyel uygulamalar ise 1970’lerin sonlarından itibaren güneş enerjisi ile su ısıtma sistemlerinin üretim ve kullanımı ile başlanmıştır. Güneş enerjisi ile sıcak su üretim sistemleri, Türkiye de üretim ve kullanım kapasitesi olarak gelişmiş durumdadır. Türkiye’de yaklaşık olarak 18 milyon m2 güneş kolektörü kurulu kapasitesi mevcuttur. Bu kapasite son yıllarda sabitlenmiş durumdadır. Son birkaç yıldan beri Türkiye de bir yılda satılan güneş kolektörlerinin sayısı 600-650 bin adet (yaklaşık olarak 1 milyon m2) civarındadır.

Türkiye’de 100-150 civarında güneş kolektörü üreticisi bulunmaktadır. Bu üreticiler Türkiye’nin tüm bölgelerine dağılmışlardır. Bazı Türk firmaları dünya genelinde sıralamaya giren, büyük üreticiler grubundadır. Sektörde son yıllarda bir durgunluk, hatta gerileme mevcuttur. Bazı üretici firmalar sektör değiştirmektedirler. Dünya genelinde güneş elektriği (Pv sistemleri) ile ilgili uygulamalar 1990’lı yılların ortalarından beri kullanılmakla birlikte, çok düşük seviyede kullanım ve elektrik enerjisi üretim kapasitesi mevcuttur. Türkiye’de Pv elektriği sistemlerinin kurulu kapasitelerinin toplamı 6-7 MWp civarındadır.  Türkiye’de, güneş pili (Pv) sistemlerini üreten biri 12 diğeri 13 MWp üretim kapasitesine sahip iki üretici firma mevcuttur.

 

Avrupa, ABD, Çin ve Japonya gibi bölgelerle kıyaslandığında Türkiye’nin güneşten elektrik üretimi pazarındaki payı nedir?

 

Türkiye’de çalışır durumda, ısıl güneş elektriği santrali mevcut değildir. Pv olarak adlandırılan fotovoltaik güneş pili sistemleri bulunmaktadır. Bunların kurulu kapasitesi 6-7 MW civarında olup, bu kapasite, dünya genelindeki kurulu güneş pili kapasitesinin yüz binde beşi mertebesindedir. Türkiye mevcut çok küçük kurulu Pv elektriği kapasitesi ile Avrupa, ABD ve Çin ile kıyaslanacak durumda değildir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, Aralık 2010 da çıkardığı, Yenilenebilir Enerji Sistemlerinden Elektrik Enerjisi Üretimi Yapan Sistemlere Yönelik Kanun ile sağlanan teşvikler ve 10 yıllık alım garantileri ile YEK kanununa dayanılarak çıkartılan çeşitli yönetmelik ve genelgeler ile 2013 yılının sonuna kadar Türkiye’de toplam olarak 600 MW’lık güneş elektriğinin (Pv olarak) kurulması kararlaştırılmıştır.

 

 

EPDK tarafından hem güneş enerjisine ilişkin hem de lisanssız elektrik üretimine ilişkin yapılan düzenlemelere yönelik değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? Düzenlemeler var olan potansiyeli harekete geçire bilecek mi?

 

Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli dünyamız oluştuğu günden bu güne kadar var olmasına rağmen, bu potansiyelin kullanılabilir olması, yasal düzenlemelerin yapılması ile mümkün olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında son dönemde yapılan yasal düzenlemelerde emeği bulunanları özellikle tebrik etmek istiyorum. Türkiye’de güneş enerjisine yönelik 2013 yılı sonuna kadar 2 milyar Euro yatırım yapılması gerekiyor. Bu üretilecek elektrik enerjisinin yanı sıra büyük bir iş potansiyelinin ortaya çıkması anlamına da gelmektedir. Lisanssız elektrik ile ilgili olarak, Türkiye çok gecikti. Küçük kapasiteli her türlü enerji kaynağının değerlendirilmesini sağlayacak bu düzenlemeyle büyük bir kaynağın ve potansiyelin harekete geçeceği inancındayım. Bu düzenlemenin özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanma konusunda çok büyük bir itici ve tetikleyici güç olacaktır.

 

Birçok yabancı şirket güneş enerjisi santrali kurmak için Türk şirketlere ortak oluyor. Bu gelişme hakkında neler düşünüyorsunuz?

 

Bu konu iki açıdan gelişmeye açık bir konudur. Öncelikle Türkiye’de yenilenebilir enerji konusunda yatırım yapmak ve para kazanmak isteyen yabancı kuruluşlar, Türkiye piyasasına yabancı olmaları, mevzuatın yeni yeni oluşması ve pazarın oturmamış olmasından dolayı, piyasalara yerli firmalar ile ortak girmeleri doğal bir durumdur. Pazar geliştikçe yabancı kurumlar kendi başlarına yatırım yapabilecek hale geleceklerdir.

Diğer taraftan, yenilenebilir enerji piyasalarına yatırım yapmak isteyen yerli kuruluşlar ise sektöre yabancı olmaları, kendi ‘knowx-how’larının bulunmaması, yeterli sermaye birikimine sahip olmamaları gibi sebeplerden dolayı, yabancı kuruluşlar ile ortak olarak piyasaya girmeleri doğal uygulamalardır. Zaman içinde yerli ve YEK konusunda uzman kuruluşların oluşması gerçekleşecektir.

 

Güneşten elektrik üretmenin maliyeti nedir? Bu maliyeti aşağı çekmek için özellikle güneş panelleri ve rüzgar türbinleri üretimini alanında hangi adımların atılması gerekiyor? Bu düzenlemeler ışığında Türkiye’de güneş enerjisinin kısa, orta ve uzun vadeli geleceğini nasıl öngörüyorsunuz? 

 

Güneşten elektrik enerjisi (Pv sistemlerini kullanarak) üretmek için kullanılan fotovoltaik sistemlerin toplam maliyetlerinin takriben %65’i Pv panellerin kendi maliyetleri oluşturmaktadır. Bu sebepten dolayı, Türkiye’de öncelikle büyük kapasiteli üretim yapabilecek yerli üreticilerin oluşması gereklidir. Bu açıdan devletin, yerli sistemlerin kullanılmasında, %20 fazla ödeme oranı artırılarak ve benzeri mekanizmalar ile yerli üretim teşvik edilmelidir. Aksi takdirde yapancı Pv üreticilerinin pazarı olmak durumunda kalacağız. Bu durum, ülkemizin zaten büyük olan cari açığının bir başka şekilde artan oranda büyümesine sebep olacaktır.

Türkiye’de güneş elektriği sektörü potansiyeli bilinmesine rağmen, yeterince faydalanılamayan bir sektördür. Kısa vadede, bazı hareketlenmeler olsa da, büyük bir gelişme olacağı kanaatinde değilim. Orta ve uzun vadede, özellikle fosil yakıtların bugünküne göre artması ile daha ekonomik ve aranan, yatırım yapılan ve büyük umutlar bağlanan bir sektör olacağı kanaatindeyim. Türkiye’nin, yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanma konusunda yürütülen politikalara devam edilmesi durumunda, önümüzdeki on yılın sonunda enerjisinin -20’sini yenilenebilir kaynaklardan karşılayan bir ülke haline geleceğini düşünüyorum.

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz