Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
İki nükleer santralle yılda 7,2 milyar dolar cepte kalacak

2023 vizyonu doğrultusunda Türkiye için nükleer enerji santralinin bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurgulayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi Başkanı Necati Yamaç, “Akkuyu ve Sinop’ta kurulacak nükleer santraller yılda yaklaşık 80 milyar kWh elektrik üretecek. Bu miktarda bir elektriği doğal gaz santralinden elde etmek istesek, 16 milyar m3 doğal gaz ithalatı yapılmamız ve yıllık 7,2 milyar dolar para ödenmemiz gerekecek” diyor.





nukller_santral.jpg

Türkiye 2023 yılında, 2 trilyon dolar milli gelir ve 500 milyar dolar ihracat ile dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefliyor. “Enerji ekonominin lokomotifidir” diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi Başkanı Necati Yamaç, buna karşın elektrik talep artışı her yıl %6-7 oranında artan Türkiye’nin petrolde %92, doğal gazda %98, genel olarak enerjide ise %72 oranında dışa bağımlı olduğunu söylüyor. Bu nükleer de dahil nedenle tüm enerji kaynaklarının değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Yamaç, “Ülkemizin nükleer santrallerle ilgili 2023 programı, iki nükleer santralin işletmeye alınması, üçüncüsünün de inşaatına başlanmasıdır” diyor. Yamaç, Akkuyu ve Sinop’ta kurulacak nükleer santrallerin, yılda yaklaşık 80 milyar kWh elektrik üreteceğini söylüyor. Bu miktarda bir elektriğin doğal gaz santralinden üretilmesi durumunda 16 milyar metreküp doğal gaz ithalatına ve yıllık 7,2 milyar dolar bütçeye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Yamaç, “Dolayısıyla, 3 senede sadece doğal gaz ithaline ödenecek para ile Mersin-Akkuyu’da dört ünite nükleer santral kurulabilir. Nükleer güç santrallerini, sadece elektrik üretim tesisleri olarak değerlendirmemek gerekir. Yaklaşık 550 bin parçadan oluşan nükleer santral projesinin, diğer sektörlere de sağlayacağı dinamizmle ve istihdam imkanıyla birlikte ülkemiz sanayisine önemli derecede katma değer sağlayacağı da dikkatlerden kaçmamalıdır” diye konuşuyor.

2023 yılında öngörülen kurulu güç kapasitesinin 110 bin MW olacağı dikkate alındığında Akkuyu ve Sinop Nükleer santrallerinin toplam kurulu güç içerisindeki payının civarında olacağını belirten Yamaç şunları aktarıyor:  “Dünyada 31 ülkede 437 nükleer santral bulunuyor ve bu ülkelerden 10’unun nüfusu İstanbul’dan daha az. Hal böyle iken, petrol ve doğal gaz zengini ülkelerde hatta Afrika’da bile nükleer santral var iken, Türkiye için nükleer santraller bir seçenek değil zorunluluktur. Aksi takdirde 2023 vizyonu nasıl gerçekleştirilebilir? Enerji olmadan ekonomi olmaz, ekonomi olmadan kalkınma olmaz.”

 

‘Yenilenebilirin rakibi değil tamamlayıcısı’

Nükleer enerji santrali yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmalı diyenler, buna karşıt olarak yenilenebilirin nükleer enerjinin karşıtı olmayacağını savununlar var. Siz bu konuda ne düşünüyoruz?

Ülkemizin 2023’te kurulu gücünün 110 bin MW civarında olması, elektrik tüketiminin 500 milyar kWh olması bekleniyor. Bunun anlamı, bugünkü elektrik tüketiminin 2023 yılında iki katına çıkacak olmasıdır. Elektrik ihtiyacımızın karşılanmasında kullanılan doğal gaz ve sıvı yakıtların neredeyse tamamını, kömür yakıtların ise yaklaşık %30’unu ithal ediyoruz. Diğer yandan, hidroelektrik potansiyelimize ek olarak rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle gibi yenilenebilir enerji potansiyelimizin tamamı kullanılsa bile 2023 yılına kadar ulaşacağımız 500 milyar kWh enerji tüketimimizin ancak yarısı yenilenebilir ile karşılanabiliyor.

Nükleer santraller baz yük santrallerdir, günün 24 saati çalışır. Rüzgar, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynakları iklim ve meteorolojik koşullara bağlıdır. Ancak güneş doğarsa, yağmur yağarsa, rüzgar eserse enerji elde edersiniz. Baz yük olan nükleer santraller, 1 yılda bulunan 8 bin 760 saatin 8 bin saati, hidroeleketrik 4 bin, rüzgar 3 bin, güneş 2 bin 500-3 bin saati çalışır. Nükleer santrallerin kapasite faktörü %90 iken, yenilenebilirin %30-40 civarındadır. Nükleer santrallerin işletme ömrü 40 ile 60 yıl iken bu, rüzgar ve güneşte 15-20 yıl civarındadır. Diğer yandan yenilenebilirden elde edilen elektriğin tamamı değil ancak belli bir yüzdesi iletim şebekelerine verilebilir. Çünkü yenilenebilir enerji kaynakları baz yük değil alternatif enerji kaynaklarıdır. Yenilenebilir enerjiden yeterince yararlanabilmek için nükleer gibi yeterli baz yük santrallerine ihtiyaç vardır. İklim koşullarına bağlı olan yenilenebilir kaynaklara bel bağlamak mümkün değil. Bütün bunların sonucu olarak şunu söyleyebiliriz; yenilenebilir enerji nükleer santrallerin rakibi değil, tamamlayıcısıdır.

 

Nükleer enerjide atık yönetimi konusunda nasıl bir yol izlenecek?

Genel olarak baktığımızda atıklar, radyoaktivitesi bakımından üç ayrı guruba ayrılır. Yüksek düzeyli atıklar, orta düzeyli ve düşük düzeyli atıklar. Bugün, gelişen atık teknolojisi sayesinde atıkların hacmi yirmi kat küçültülüyor ve bu atıklar çelik ve çimentolarla kaplı konteynırların içerisine güvenli bir şekilde konabildiği gibi atıklarda camlaştırma teknolojisi de uygulanabiliyor. Atıklar belli bir süre sahada bekletiliyor ve daha sonra da nihai depolara gönderiliyor. Bu depolar, yerin 500 metre ila 1 km altında, jeolojik ve depremsellik açısından da sağlam yerler olması gerekiyor. Bir nükleer santralden yılda çıkan kullanılmış yakıtın %3’ü ayrıştırılıp %97’si tekrar kullanıldığında çok düşük atık miktarıyla karşı karşıyayız demektir. Başka bir ifadeyle, kullanılmış yakıt atıklar, tekrar kullanılabiliyor. 1 kilogram uranyumdan elde edilen enerji için, 3 milyon kilogram kömür veya 2 milyon700 bin litre petrol gerekir. Bu kadar az miktarda uranyum kaynağından yüksek miktarda enerji üretildiğinden nükleer santrallerin atık miktarı da bu oranda fosil yakıtlardan çok daha azdır. Aynı büyüklükteki bir fosil kaynaklı santralden ise yaklaşık 2 milyon ton petrol atığı veya kömür atığı çıkmakta. Bu da nükleere göre yaklaşık 67 bin kat fazla atık demektir.

Akkuyu projesi ile ilgili olarak, Rusya ile imzalanan Hükümetlerarası Anlaşma’ya baktığımızda, proje şirketinin santralin sökümünden ve atıklardan sorumlu olduğunu ve yürürlükteki kanun ve hükümlerde öngörülen fonlara gerekli ödemeleri yapması gerektiğini görüyoruz. Söz konusu anlaşmada atıklarla ilgili iki temel husus var. Birincisi; kullanılmış yakıtlar Rusya’ya götürülecek, orada işlendikten sonra Türkiye’ye geri getirilerek tekrar kullanılabilecek. İkinci hüküm ise nükleer santralden çıkacak atıkla ilgili yönetimden proje şirketi sorumlu olacak.

 

Nükleerin 55 kat daha masum!

Nükleer santrallerin radyasyon etkileri ile turizme ve tarıma etkileri konusunda ne düşünüyorsunuz?

Nükleer santrallerden kaynaklanan radyasyon doğal radyasyona göre çok düşüktür. Doğal radyasyon, yer kabuğunda bulunan radyoizotoplar dolayısıyla toprak ve yapı malzemeleri ile su ve gıdalar gibi doğal kaynaklardan oluşur. Nükleer santral yakınında yaşayan bir kişinin alacağı radyasyon miktarı, doğadan kaynaklanan radyasyon miktarının 1/300 (üçyüzde biri) kadardır. Nükleer santrallere göre bilgisayarlı tomografi 55 kat, 1 yılda günde bir paket sigara 4 kat radyasyon sebebi olup, uçuş personeli bir yılda 180 kat radyasyona maruz kalıyor.

Turizme etkilerine konusuna gelince, Nogent Nükleer Santrali dünyada en çok turist çeken yerlerden Paris’e 90 km uzaklıkta, Jose Cabreras Santrali Madrit’e 50 km uzaklıkta, Bradwell Santrali Londra’ya 70 km uzaklıkta. Ülkemizde nükleer santralin kurulacağı Akkuyu’nun Antalya’ya uzaklığı 300 km. Bulgaristan’daki Belene santralinin İstanbul’a uzaklığı 400 km. Diğer bir ilginç nokta da Fransa’da dünya kültür miras listesinde yer alan Loire nehri üzerinde 14 nükleer santral var ve bu nehir üzerinde turizm de tarım da yapılıyor.

Tarım ile ilgili olarak, dünyada tarımsal ürün ihracatında ilk on ülkenin tamamında da nükleer santral bulunuyor. Sayıca en fazla (104) nükleer santralin bulunduğu Amerika, tarımsal ürün ihracatında dünyada birinci, yüzde olarak en fazla elektriğin (%75) nükleerden sağlandığı Fransa da, tarımsal ürün ihracatında dünyada ikinci ülkedir. Türkiye’de nükleer santral projesi bir ilk ama dünyada 15 bin reaktör yıldır nükleer santraller elektrik üretmekte ve nükleerin radyasyon, tarım ve turizm etkileri konusunda hep dünya gerçeklerini takip etmeliyiz.

 

Fukuşima kazası, nükleer teknolojide güvenlik tedbirlerini nasıl etkiledi? Bu kapsamda Akkuyu’da alınan tedbirler neler?

Fukuşima kazasından sonra Avrupa Birliği ülkelerinde bulunan 143 nükleer santralde stres testleri yapıldı. Türkiye de bu testlere gönüllü olarak katıldı. Yine bu kazadan sonra stres testlerini ilk tamamlayan ülke de Rusya Federasyonu oldu ve bu testlere 18 ülkeden yabancı gözlemci katıldı. Akkuyu Nükleer Santrali’nde bulunacak teknik tasarım özellikleri, bugüne kadar görülen kazaları önleyecek nitelikte. Mesela, Akkuyu Nükleer Santrali’nde eriyik kor kabı bulunacak ve nükleer yakıtın aşırı ısınmasından dolayı oluşabilecek yakıt sızmasını önleyecek. Çernobil’de olmayan çift koruma kabı-dış muhafaza olacak. Çift koruma kabı sayesinde, Çernobil’deki kazanın aynısı Three Mile Island’ta olduğu halde kazanın olumsuz sonuçları olmadı. Bu özellikle uçak çarpmasına ve radyasyonun dışarıya sızmasına karşı bir önlem olarak düşünülüyor.   

Diğer yandan, pasif güvenlik sistemi olacak. Eğer bu sistem Fukuşima Nükleer Santrali’nde olsaydı dışarıdan elektrik kesintisi nedeniyle su pompalanamasa bile doğal sirkülasyon sayesinde yakıt çubukları aşırı ısınmayacak, dolayısıyla da kazanın da önüne geçilmiş olacaktı. Akkuyu Nükleer Santrali 9 şiddetindeki depreme dayanıklı olacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED sonuçlandıktan sonra işletme süresi içerisinde ÇED’e uygun işletme yapılıp yapılmadığını sürekli olarak denetleyecek. Nükleer santral civarında radyasyon ölçümleri sürekli olarak yapılacak ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) denetimleri gerçekleştirecek. TAEK, ayrıca, işletme ruhsatı verdiği zaman uygun işletme yapılıp yapılmadığını denetleyecek, gerekirse lisans durdurma ve iptal yollarına gidebilecek.

 

Türkiye örnek olacak

Nükleer enerjiye ilişkin hem proje sürecinde hem de proje sonrasında oluşan önyargıları kırmak adına ne tür çalışmalar yapılacak?

Nükleer santrallere olumlu veya olumsuz tepki göstermeden önce bazı hususları bilmemizde yarar var. Dünyada, 15 bin reaktör yıl içinde üç önemli kaza meydana geldi; 1979’da Amerika’da Three Mile Island, 1986 yılında Ukrayna’da Çernobil, 2011 yılında Japonya’da Fukuşima kazası. Bu kazalardan sonra belli bir duraklama döneminden sonra nükleer santral inşası devam etti. Mesela, Çernobil’den sonra, dünya nükleerden vazgeçmedi ve günümüze kadar 144 tane daha nükleer santral yapıldı. Fukuşima oldu ama şu anda hala inşaat halinde olan 64 tane nükleer santral var.

Nükleer santrale karşı olanların hep örnek olarak sunduğu iki ülke var; Japonya ve Almanya. Japonya, enerji ihtiyacının %30’unu karşıladığı 51 nükleer santralini kapattı ancak, enerji ihtiyacını karşılayacak alternatif sürdürülebilir bir yapı ortaya koyamadığı için kapattığı nükleer santralleri yavaş yavaş açmaya başladı. Almanya, nükleer santrallerinin ancak yarısını kapattı, kalanını da 2022 yılına kadar kapatmayı planlıyor. Madem ki prensip olarak nükleer santrallerin bu kadar tehlikeli olduğu düşünülüyor tamamının aynı gün kapatılmış olması gerekmez miydi? Ayrıca, nükleer santrali kapatıp komşu ülkenin nükleer elektriğini ithal etmek ne kadar rasyonel? 2022 yılına kadar tüm nükleer santralleri kapatmayı planlayan Almanya ile elektriğinin %75’ini nükleer santrallerden karşılayan Fransa, yan yana iki komşu ülke. Nükleer santrallerin milli coğrafyası olmaz. Sınırımıza 16 km uzaklıkta bir nükleer santral var. Etrafımızdaki başka bazı santrallerin Türkiye’ye uzaklığı Ankara-İstanbul mesafesi kadar. Ülke olarak çok yakınımızdaki nükleer santralleri görmemiz lazım.

Bütün bu gerçeklerin kamuoyuna aktarılması gerekir. Akkuyu projesi başladıktan bu yana vatandaşlarımızın Bakanlığımıza elektronik ortamda sorduğu sorular cevaplanmakta. Diğer yandan, toplumu nükleerle ilgili bilgilendirmek üzere 20 temel sorudan oluşan bir kitapçık hazırladık ve Bakanlığımızın web sayfasına koyduk. Yine, nükleer santral projemiz başladıktan bu güne kadar Bakanımızın kamuoyunu bilgilendirici röportajları, açık oturumları ve açıklamaları oldu. Diğer yandan, nükleer santrallerle ilgili olarak kamuoyunun bilinçlendirilmesine yönelik ayrı bir çalışma yapılması gerektiğinin farkındayız ve çalışmalarımız da bu yönde.

Baz yük olan nükleer santraller, bir yılda bulunan 8 bin 760 saatin 8 bin saati, hidroeleketrik 4 bin, rüzgar 3 bin, güneş 2500-3000 saati çalışır. Nükleer santrallerin kapasite faktörü %90 iken, yenilenebilirin %30-40 civarındadır. Nükleer santrallerin işletme ömrü 40 ila 60 yıl iken bu, rüzgar ve güneşte 15-20 yıl civarındadır.

ÇARPICI RAKAMLAR

 

·         Dünyada 31 ülkede 437 nükleer santral var,

·         31 ülkenin 10’unun nüfusu İstanbul’dan daha az,

·         1 yılda 8 bin saat çalışıyor,

·         İşletme ömrü 40 ile 60 yıl,

·         Nükleer santrallin radyasyonu doğadan kaynaklananın radyasyon miktarının 1/300,

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz