Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
İklim değişikliğinin göz ardı edilmesi gelecek için büyük tehlike!

12. Türkiye Enerji Kongresi’nde konuşan DEK-Türk Milli Komitesi Başkanı Süreyya Yücel Özden, iklim değişikliği konusunun dünya gündeminde geri plana düşmesini, tüm aklı başında uzmanların büyük tehlike olarak gördüğünü söyledi.





iklim_degisikligi.jpg

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi (DEK-TMK) tarafından düzenlenen 12. Türkiye Enerji Kongresi, 14-16 Kasım’da ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sektördeki güncel gelişmelerin tartışıldığı, geleceğe ilişkin öngörülerin paylaşıldığı kongrenin açılış oturumunda konuşan DEK-Türk Milli Komitesi Başkanı Süreyya Yücel Özden, enerji sektörünün de kimi işlemleriyle katkı yaptığı iklim değişikliği konusunun dünya gündeminde geri plana düşmesini, tüm aklı başında uzmanların büyük tehlike olarak gördüğünü söyledi. Özden, Dünya Enerji Konseyi’nin Kasım ayı başında Monaco’da gerçekleştirilen toplantısında tartışılan konuları ve “dünya gündemindeki” çarpıcı başlıkları şu şekilde dile getirdi: “Biz enerji sektörünü konuşurken gıda sektörü ile ilgili bir uzman olan Prof. Dr. Lester Brown, hepimizi uyarıyor: ‘Siz petrol peşinde, elektrik peşinde koşuyorsunuz ama farkında mısınız; enerji sektöründe yaptığınız bazı işlemler dolayısıyla iklimi bozdunuz, su ve yağış rejimini değiştirdiniz, tarlalarımız artık yeterli verimi vermiyor. Açlık kapımızı çalıyor!’ Öyle olduğu için nüfus artışı ve iklim değişikliği ile birlikte gelen sorunları hem enerji sektörü açısından, hem de diğer sektörlerle ilgili yönleriyle izlemekte ve çareler aramakta büyük fayda var. Prof. Lester Brown, her yıl 80 milyonu bulan dünyadaki nüfus artışını, ‘Her akşam dünyada 219 bin yeni ağız, yemek yemek üzere sofraya geliyor. Fakat onların önüne koyacağımız tabak yok!’ sözleriyle dikkatimize sundu. ‘Gıda artık yeni petroldür, toprak da yeni altındır!’ dedi.”

 

Yerli ve yenilenebilir kaynakların, savunması içindeyiz

Monaco’daki toplantıda iklim değişikliği konusunda dile getirilen görüşlerin kaygı verici olduğunu vurgulayan Özden, “İklim değişikliği nedeniyle buğday üretiminin dünya çapında azalmasına bağlı olarak açlık tehlikesinin altı özellikle çizildi. Oradaki konuşmaları dinlerken günümüz dünyasının ‘enerjiye erişim’ konusunda da son derece ilginç bir manzara sergilediğini fark ettim. Örneğin orada söylendiğine göre, şu anda Hindistan’daki fert başına enerji tüketimi 1947 yılındaki ABD’ye eşit. Halbuki biz şu sıralar hep, Hindistan’ın ‘kalkınmasından, gelişmişliğinden’ söz ediyoruz. Demek ki olayın içerisine ‘nüfus’ faktörü girdiğinde, kalkınmayla elde edilen kazanımlar ‘nüfus büyüklüğüne’ bölündüğünde, ülke bir anda 1947 yılı ABD’sinin enerji tüketim seviyesine iniveriyor. Bu noktada tabii, her 15 saniyede bir ‘bir olimpik havuz dolusu’ akaryakıtın tüketildiği dünyamızda, 2 milyara yakın insanın hâlâ elektriksiz olduğu gerçeği de aklımızdan çıkmıyor” dedi.

Monaco’daki Dünya Enerji Konseyi toplantısında yenilenebilir enerji konusunda da ilginç görüşler dile getirildiğini ifade eden Süreyya Yücel Özden şunları aktardı: “Türkiye’de biliyorsunuz son dönemlerde biz yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızı savunma çabası içindeyiz. Ama dünya çapında baktığımızda görüyoruz ki, yenilenebilir olayına o kadar büyük bir güven yok. Hatta bir uzman (Monaco’da) yenilenebilirle ilgili şöyle bir uyarı yaptı: ‘Ey uzman arkadaşlar! Yenilenebilir olayı bir rüyadır. Tamam, yapınız. Ama ona güvenerek enerji sektörünüzü sürdürmeniz mümkün değildir.’ Deniyor ki: ‘Yenilenebilir konusuna dikkat ediniz! Yenilenebilir kavramı sıkı biçimde sorgulama altındadır. Ne derece yenileme yolunu açabilecek, bakmak gerekir.’ Diğer taraftan, ‘Enerjiye ilişkin talep ne olacak?’ diye tartışılırken şu çarpıcı görüş aktarıldı: ‘Siz kendinizi unutun ve asıl gençlere bakın! Bugünkü genç nesil ev ödevini bilgisayarla yapıyor. Twitter kullanıyor. Günlük konuşmalarını yüzyüze değil, cep telefonlarıyla yapıyor. Dolayısıyla asla ve asla elektriğin bir saniye bile yokluğuna tahammül etmeyecek bir nesil büyüyor, öyle bir toplum geliyor. Hazırlığımızı ona göre yapalım!”

 

‘Geceleri uykunuzu kaçıran konu?’

Monaco’daki toplantılar sırasında ‘Enerjiyle ilgili bir kişi olarak geceleri uykunuzu kaçıran konu nedir?’ şeklinde bir soru sorulduğunu vurgulayan Özden, “Bu soruya da ilginç cevaplar verildi. Aldığım notlara baktığımda, ‘dünyada enerji sektörünün temellerinin kaydığı’ şeklinde bir görüşün ağırlıklı olarak ifade edildiğini görüyorum. Yani enerji sektörünün temellerinin bulunduğu noktadan veya bölgeden başka yerlere kayması anlamında. Deniyor ki örneğin; ‘Irak çok kısa zamanda dünyanın Suudi  Arabistan’ı olacak.’ Ey Türkiye gözünü aç! Irak senin için önemli kaynaktır! Diğer taraftan nükleer santrallere ilişkin eleştiriler var, ama uzmanlar ağırlıklı biçimde, ‘Bu eleştirilere kapılıp da nükleeri yok saymak gibi bir yanlış yapmayın!’ diyorlar. Enerjiye ilişkin bizim de zaman zaman sorguladığımız bir konu var: Serbest piyasa modeline de geçtik ya Türkiye’de. Dolayısıyla soruyoruz: Elektrik ne zaman ucuzlayacak? Uzmanların uyarısı şöyle: ‘Ucuz enerji’ gibi bir kavramı unutun! Enerji artık ucuz olmayacak. Bu nüfus artışı şartlarında enerjinin üretim, dağıtım, iletim maliyeti hep artacak. ‘Özellikle de bazı ülkeler için’ daha da çok artacak!” diye konuştu.
DEK-TMK Başkanı Özden, Türkiye’nin enerjide %75 oranında dışa bağımlı bir ülke olduğu gerçeğinin unutulmaması gerektiğinin altını çizerek şunları aktardı: “Enerji maliyetlerinin hep artacağı söylendiğinde, böylesine bağımlı bir ülkenin vatandaşı olarak, bunun bize yansımasının ne derece ciddi olacağını düşünebildiğim için rahatsız oluyor ve korkuyorum. Böylesine bağımlı bir ülkenin vatandaşları ve yöneticileri olarak, yaşam biçimimizi mutlaka değiştirmemiz gerekiyor! 2020 yılına yönelik elektrik talep projeksiyonunda düşük senaryoya göre 391 milyar kWh, yüksek senaryoya göre ise 418 milyar kWh’lik bir tüketim rakamı yer alıyor. Bu talebi karşılamak için 250 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı var. Ancak hesapsız tüketime dayalı yaşam tarzının değiştirilmemesi durumunda bu rakamların daha da yükseleceğini düşünüyorum.”
 

Emisyon hedefleri rafa kalktı!

TBMM Enerji Komisyonu Başkanı Mahmut Mücahit Fındıklı da dünya genelinde enerji sektörünün yönelimlerini farklı şekilde etkileyebilecek önemli değişiklikler yaşandığını dile getirdi. Enerji sektörü ve paydaşlarının küresel ölçekte “üçlü meydan” okuma ile karşı karşıya olduğunu belirten Fındıklı, bunun bir ayağında enerji talep artışının yer aldığını, diğer tarafta ise dünya üzerinde 2 milyar kişinin ‘enerjiye erişim’ olanağından yoksun bulunmasının önemli bir sorun olarak insanlığın önünde durduğunu belirtti. Fındıklı, çözülmesi gereken üçüncü sorunun ise çevre, iklim değişikliği ve enerji ilişkilerinde kendini gösterdiğine işaret ederek,  ‘Bugün kullandığımız enerji kaynaklarının karbon salınımı yüksek. Ancak yaşanan ekonomik durgunluk, karbon emisyonlarının azaltılması konusunda zaten yeterince istekli olmayan ekonomilerin buna daha da ilgisiz hale gelmelerine yol açtı” dedi. Fındıklı, özellikle Avrupa’da artık emisyon hedeflerinden bahseden ülke kalmamış olmasının düşündürücü olduğunu söyledi.

 

Şeyl devrimi ve petrole endeksli fiyatlandırma 

ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde üç güne yayılan 12. Türkiye Enerji Kongresi’ne katılanlar arasında Dünya Enerji Konseyi Avrupa ve Orta Asya Direktörü Slav Slavov da vardı. Slavov açılış oturumundaki konuşmasında, makul ve sürdürülebilir koşullarda enerji erişiminin halkların yaşamını her açıdan olumlu etkilediğini ve ekonomik kalkınmaya büyük katkı yaptığını söyledi. Enerjide %60 oranında ithalat bağımlısı olan Avrupa’nın bu bağımlılığı azaltmak için gündeme aldığı nükleer santrallerin bazı ülkelerde yavaşlatıldığını, doğal gaz payının artırılmasını sağlayacak altyapı yatırımlarının büyük bütçeler gerektirmesinin de ayrı bir sıkıntı olduğunu belirten Slavov, Gazprom’un doğal gaz fiyatını petrol fiyatlarına endekslemeyi sürdürmesi nedeniyle Avrupa’daki tüketicilerin Rus gazını yüksek fiyatla kullandığını kaydetti. Slav Slavov, “Şeyl (kaya) gazının ABD’den sonra Avrupa’da da - LNG ile birlikte - payını artırabilmesi halinde, doğal gaz fiyatlarının petrol fiyatından otomatik olarak ayrılacağını düşünüyoruz” diye konuştu.
 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz