Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Kimya sektörü nükleerde ısrarlı

Son 10 yılda kaydettiği hızlı yükselişle Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri haline gelen ve 2023 vizyonunda da kilit rol oynayan kimya sanayi enerji fiyatlarının global ölçeklerin çok üzerinden seyretmesinden yakınıyor. Enerji maliyetleri kimya şirketlerinin gider kaleminde %25’lik bir yer kaplarken, sektör maliyetleri aşağı çekecek yeni yatırımların hızla devreye alınmasını istiyor ve bu noktada en iyi çözümün nükleer olduğunu düşünüyor.





kimya.jpg

Türkiye ekonomisinin gerek ihracatı ve gerekse üretimiyle en önemli sektörlerinden biri haline gelen Türk kimya sanayi, plastikten kozmetiğe, ilaçlardan boyalara kadar birçok alanda sağladığı nihai ürünlerin yanı sıra, pek çok sektöre de ara mal ve hammadde temin eden bir sanayi dalı. 139 ülkeden 37,8 milyar dolarlık ithalat yaparken, dünyanın her kıtasına da mal satan sektör, geçtiğimiz yılı 16 milyar 383 milyon dolarlık rekor ihracat rakamı ile kapattı. Otomotivden sonra en fazla ihracata imza atan sektör olan kimya, istikrarlı yükselişini 2012 yılında da sürdürüyor. Sektör, yılın ilk beş ayında, 7 milyar 360 milyon dolarlık ihracat elde ederken Ortadoğu ülkeleri en fazla kimya ihracatı yapılan ülkeler arasında yerini koruyor. Ocak-Mayıs döneminde en çok ihracat yaptığımız ilk üç ülke yine Mısır, Birleşik Emir Arap Emirlikleri ve Irak. Sermaye-teknoloji yoğun bir endüstri olduğu için işgücü yoğunluğunun düşük seyrettiği sektörün imalat sektörü istihdamı içindeki payı da son beş yıldır ortalama %8 düzeyinde seyrediyor.

Bu ayki ‘Enerji ve Sektör’ bölümümüzde dünya pazarlarında rekabet çıtasını her geçen gün sektörün enerji karnesini, stratejilerini ve bu alana dönük beklentilerini sektör temsilcileriyle birlikte masaya yatırdık.

 

TKSD: Radyoaktif enerji de önemli bir alternatif

 

Türk kimya sanayinin diğer tüm ülkelerde olduğu gibi % 95 oranında KOBİ boyutunda şirketlerden oluştuğunu ve diğer tüm imalat sektörlerine % 10-75 oranında kimyasal desteği verdiğini söyleyen Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk, günümüzde neredeyse hiçbir üretimin kimyasallar olmadan yapılamadığını belirtiyor. “Dünyada kimya sanayinin yaklaşık %38’ini ana kimyasallar, %27’sini özel kimyasallar, %25’ini farmasötikler ve ’unu tüketici kimyasalları oluştururken, kimya üretiminin yaklaşık %33’ü Asya, %29’u Avrupa Birliği, %25’i NAFTA ülkeleri tarafından gerçekleştiriliyor” diyen Erk, enerjinin günümüzde imalat sanayinin olmazsa olmazı olduğunu ifade ediyor. Dünyadaki tüm politik gelişmelerin temelin enerji savaşlarının yattığına, kimya sanayinin de bu uğraşın içinde yer almak zorunda olduğuna dikkat çeken Erk şöyle devam ediyor: “Ülkemizdeki enerjinin büyük ölçüde dışa bağımlı olması, mevcut enerji kaynaklarına alternatif enerji kaynakları varsa da daha uzun bir süre enerjinin petrole, doğalgaza bağımlı olması kaçınılmazdır. Bu da ülkemize dış ticarette büyük bir açığın oluşmasına neden olmaktadır. Büyük oranda enerjiye bağlı kuruluşlar (örneğin petrokimya, sentetik elyaf v.s.) kendi enerjilerini üretme çabası içindedirler. Bu arada radyoaktif enerji de Türkiye için önemli bir alternatiftir.”

Erk, kimya sanayinin diğer sektörlere kıyasla enerjide tasarrufuna daha fazla önem verdiğinin de altını çiziyor. Ancak tüm tasarruf çabalarına rağmen enerji fiyatlarının son derece yüksek olmasının hala en önemli maliyet kalemi olarak yerini koruduğunu da ekliyor.

 

İKMİB: Artan enerji maliyetleri rekabet gücünü köreltiyor

 

Plastikten kozmetiğe, ilaçtan boyaya kadar birçok sektöre ara mal ve hammadde temin eden kimya sanayinin imalat sanayinin ihtiyaç duyduğu organik ve inorganik kimyasallar, boyalar, laboratuar kimyasalları, termoplastikler ve benzeri ürünleri ürettiğini söyleyen İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, “Uluslararası pazarlarda kalitemiz ve ürün çeşitliliğimiz ile rekabet edecek düzeye ulaşmış durumdayız” diyor. Akyüz, sektörün son yıllarda gösterdiği ihracat artış hızının da bu başarıyı kanıtladığına işaret ederek, Türkiye ihracatında kimya ihracatının payının yüzde 12, sektörün dünya  kimya ihracatındaki payının ise binde 5 olduğunu iletiyor.

Kimya endüstrisinde enerji maliyetlerinin yüzde 25’lik bir yer kapladığını bildiren Akyüz son dönemde enerji fiyatlarına yapılan zam oranlarının sektöre nasıl yansıdığını şöyle anlatıyor: “Bu oran, yurtdışındaki piyasaları dengeleyecek bir oran değil maalesef. Doğrudan yurtiçi ve yurtdışındaki fiyatlarımıza yansıdı. Sektörü ele aldığımızda, örneğin gübre üretimi enerji maliyetleri ile doğru orantılı. Doğalgaz fiyatının artışı, doğrudan gübre fiyatlarını artırıyor. Gübre fiyatlarındaki artış ise, tarım ürünlerine yansıyor. Enerji açısından petrol gibi manipülasyona sahip bir ürüne bağlıyız. Ümidimiz, nükleer enerji santrallerinin kısa zamanda kurulması. Ancak görünen o ki, yakın zamanda da enerji maliyetleri gündemimizde yer alacak.”

 

PAGEV: Enerji tüketimimiz dünyanın en büyük santrali ile eşit

 

Kimya endüstrisinin alt kolu olan plastik sektörü de her yıl artan büyüme rakamlarıyla ekonominin lokomotif sektörlerinden biri. Türkiye’nin 2000 ylında Avrupa’da 9-10’uncu sıralardayken, bugün Almanya ve İtalya’dan sonra üretim kapasitesinde Avrupa’nın en büyük üçüncü üreticisi konumuna ulaştığını söyleyen Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uysal, “Yılın ilk çeyreğinde yüzde 11 büyüyen sektörümüz, geçen yılın aynı dönemine göre üretimini 1,9 milyon tona çıkardı. Bu dönemde sektörün ihracatı da 1 milyar doları aştı. Plastik sektörünün üretim kapasitesinin yılsonunda 7,5 milyon tona ulaşmasını ve Avrupa’daki yükselişini sürdürmesini bekliyoruz” diyor. 

Hammaddeden sonra ikinci büyük gider kalemi enerji olan sektörün enerji maliyetlerinden de önemli ölçüde etkilendiğine dikkat çeken Uysal, “Bu kadar hızlı büyüyen bir sektörün enerjiye olan ihtiyacı da giderek artıyor. PAGEV olarak, nükleer enerji ile ilgili yaptığımız çalışmada sektörümüzün 7 bin 900 gigawatt saat elektrik kullandığı sonucuna ulaştık. Bu, dünyadaki en büyük enerji santralinin ürettiği enerjiye eşdeğer” diye konuşuyor. 2011 yılı itibariyle 6,7 milyon ton mamul üretimine ulaşan sektör için gerekli enerji ihtiyacının ortalama 7738,5 GWh olduğuna işaret eden Uysal sektörün enerji karnesine yönelik olarak da şu bilgileri veriyor: “Enjeksiyon, ekstrüzyon ve şişirme hatlarında üretim yapan plastik sektörünün bu hatlara göre enerji ihtiyaçları şöyle; Enjeksiyon hattı: 1,3 kWh/kg, Ekstrüzyon hattı: 1 kWh/kg, Şişirme hattı: 1,8 kWh/kg. 2011 rakamlarına göre plastik sektörünün enerji sarfiyatları ise; Ekstrüzyon: 4,02 milyon ton üretim için 4.020.000.000 kWh; Enjeksiyon: 2,211 milyon ton üretim için 874.300.000 kWh, Şişirme: 0,469 milyon ton üretim için 844.200.000 kWh olarak gerçekleşti. Bu bilgilerden de anlaşılacağı gibi sektörümüzün acil olarak enerjiye ihtiyacı var. Plastik sektörü olarak, en önemli sorunlarımızdan biri olan enerji konusunda yetkililerin hızlı adımlar atmasını bekliyoruz.”

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz