Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
SOCAR Türkiye, enerjide iki dev projeye hazırlanıyor

2020 yılına kadar Petkim Yarımadası’nda Rafineri-Petrokimya-Enerji-Lojistik entegrasyonunu tamamlayarak Türkiye’nin en büyük üreticisi olmayı hedeflediklerini belirten SOCAR Türkiye Başkanı ve Petkim Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Yavuz, 21. yüzyılın projesi olacak TANAP’ın ise Türkiye’yi enerjide koridor olma hedefine bir adım daha yaklaştıracağını söyledi.





kenan_yavuz1.jpg

SOCAR Türkiye’nin enerji alanındaki mevcut yatırımları hakkında bilgi verir misiniz?

SOCAR Türkiye olarak Petkim Yarımadası’nda 2023 yılına kadar planladığımız yatırımlarımız ile Türkiye’nin en kapsamlı kümelenme modelini oluşturacağımızı deklare ettik. “Rafineri-Petrokimya-Enerji-Lojistik-Dağıtım Entegrasyon Zinciri”nden oluşan bu yatırım demetimizi de “Value-Site” olarak adlandırdık.

Bu zincirin en önemli halkası olan STAR Rafinerisi yatırımının temelini yaklaşık bir yıl önce 25 Ekim 2011’de muhteşem bir törenle attık. Bugünkü değerle 5 milyar doların üzerindeki bu yatırımımız için saha düzenleme ve hafriyat çalışmalarımız sürüyor. Teknik ihale süreçlerimizi de eşzamanlı olarak sürdürüyoruz. Haziran 2012’de proje ana müteahhitlik çalışmaları için uluslararası firmalardan gelen teknik tekliflerin açılmasıyla proje adına hızlı bir döneme girdik. Bu aydan itibaren ticari teklifleri istemeyi ve bu yılsonuna kadar ihaleyi tamamlamayı hedefliyoruz. 2013 yılı başında ana müteahhit firma seçilmiş olarak projenin ayrıntılı mühendislik çalışmalarına ve finansman çalışmalarına devam edilmesini planlıyoruz. Yıl ortasında da projemizin fiilen başlamış olmasını hedefliyoruz. Şu ana kadar proje programlandığı gibi yürüyor ve finansmanla ilgili çalışmalarımıza da devam ediyoruz.

Bu yatırımı “Türkiye’nin en kapsamlı yerlileştirme projesi” olarak adlandırdık. Yılda 10 milyon ton ham petrol işleyecek rafinerimizden çıkacak her ürün, başta nafta olmak üzere bugün gramına kadar ithal ediliyor. 2016 yılında rafinerimizin devreye alınması ile birlikte Türkiye’nin cari açığı en az 2 milyar dolar azalacak. Bu para ülkemizin kasasında kalacak.

Entegrasyon zincirinin enerji halkasında ise yine Petkim Yarımadası’nda 612 MW gücünde STEP (SOCAR Turkey Energy Plant) yatırımımızın ÇED süreci tüm hızıyla sürüyor. 1 milyar dolara mal olacak bu santralin, yatırım bedeli içinde 300 milyon doları çevre yatırımlarından oluşuyor. STAR’ın enerji ihtiyacını karşılayacak STEP’in de 2015 yılında devreye alınmasını planlıyoruz. Temiz kömür ile çalışacak ve dünyanın en ileri çevre teknolojisine sahip olacak bu yatırımda, rafinerimizin bir çıktısı olan petrokok da değerlendirilmiş olacak. Hedefimiz Petkim yarımadasında minimum 15 milyar dolar ciro, 5 bin çalışan, 5 milyar dolar ihracata ulaşmaktır.

 

21. yüzyılın projesi

Yürüttüğünüz en önemli projelerden biri de Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) projesi. Bu projenin ayrıntıları ve hedeflerini aktarır mısınız?

SOCAR olarak Türkiye’ye kazandıracağımız bir başka dev yatırım ise Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) olacak. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan 26 Haziran’da TANAP için hükümetler arası anlaşmayı imzaladı. İki lider de TANAP ile iki ülkenin birlikte hareket ederek nasıl bir proje ortaya koyabileceklerini vurguladı. Türkiye ve Azerbaycan’ın stratejik olarak böyle bir projeye sahip olmaları çok önemli. TANAP, ilk yapıldığında yüzyılın projesi olarak ilan edilen Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) kadar önemli bir proje.  Bence TANAP, “21. yüzyılın projesi” olacaktır. Kritik nokta böyle büyük bir projenin iki ülkenin siyasi iradesiyle ortaya konulmasıdır. Enerji tarihimizde devrim niteliği taşıyor. İki ülke, bir projeyi kendi şemsiyeleri, kendi finansman ve kendi altyapılarıyla ortaya koyuyorlar, bu çok farklı bir durum.

TANAP projesi, gazın Azerbaycan’dan çıkarak, Gürcistan’dan geçip Türkiye üzerinden satılmasını ve iletilmesini öngörüyor. Toplam yatırım bedeli 7 milyar dolara ulaşacak. Şah Deniz 2 Konsorsiyumu’nun 16 milyar metreküplük gazının, 6 milyar metreküplük kısmı Türkiye’ye satılacak, 10 milyar metreküplük kısmı da TANAP ile Avrupa’ya Bulgaristan ve/veya Yunanistan sınırında teslim edilecek. Türkiye’den geçen hattın uzunluğu yaklaşık 2 bin kilometre olacak.  Hattan ilk gaz akışının 2018 yılında olmasını planlıyoruz. Kapasitesinin ise 2023 yılında 23 milyar metreküpe, 2026 yılında ise 31 milyar metreküpe ulaşmasını hedefliyoruz.

 

Gelecek dönemler için planladığınız yatırımlarımlar neler?

SOCAR Power Enerji Yatırımları A.Ş. ile Petkim Petrokimya Holding A.Ş. arasında Petkim’in buhar arz güvenliğini sağlayacak ve üretim maliyetlerini azaltabilecek kömüre dayalı buhar üretim tesisi yatırımı için çalışmalarımız sürüyor. Bu yatırımımız ise yaklaşık 200 milyon dolara mal olacak ve Petkim’in üretim maliyetleri içinde çok önemli bir yer tutan enerji maliyetini %30-35 oranında düşürecek. Ayrıca doğal gaza bağımlılığımız da azalacak. Bu yatırım için de ÇED sürecindeyiz. 2013 yılında başlayacak bu yatırımı 2015 yılında devreye almayı planlıyoruz.

 

Kömürün geleceğine ipotek konulmamalı

Bölgesel senaryoları göz önüne aldığımızda, Türkiye enerjide ne tür yatırımlara öncelik vermeli ve sektörün aktif işleyişi için ne tür değişiklikler yapılmalı?

Türkiye, fosil kaynakları çok kıt olan bir ülke. Doğal gazda ve petrolde %90’ının üzerinde dışa bağımlıyız. Dolayısıyla döviz ödeyerek satın aldığımız bu enerji kaynaklarını optimum şekilde kullanmak zorundayız. Bunu yapabiliyor muyuz? Hiç sanmıyorum. Elektrik üretiminde doğal gazın payı %50 seviyesinde. Tamamına yakınını ithal ettiğimiz doğal gazı elektrik üretiminde bu kadar yüksek oranda kullanmak mantıklı değil. Enerji üretiminde hızla kaynak çeşitliliğini sağlamamız gerekiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bu yöndeki çalışmaları gerçekten umut verici. Kömürümüz, suyumuz, rüzgarımız çok daha verimli şekilde kullanılabilir. Güneş enerjisi, yenilenebilir kaynaklar içinde gelecek vaat eden ancak henüz ticarileşmemiş bir kaynak.  Bugün ise kömürden elektrik üretimine karşı oluşan önyargıyı bir ölçüde anlamak mümkün. Ancak dünya 40-50 yıl önceki dünya değil. Yatağan gibi, Soma gibi kötü örneklerin hala varlığını sürdürüyor olması, kömürün geleceğine ipotek koymamalı. Bugün dünyanın en gelişmiş ülkeleri enerjilerinin büyük çoğunluğunu kömür ve nükleer santrallerden sağlıyor. Temiz kömür teknolojisi ile emisyon ve atık sorunları sıfıra yakın oranda çözüm bulmuş durumda. Dolayısıyla yerli kaynakların daha çok devreye alınması ile bu çeşitliliği artırmak ve doğal gaza bağımlılığı azaltmak mümkün.

Yeterli mi? Gene yetersiz. 2020 yılına kadar mutlaka iki nükleer santrali (mümkünse daha fazlasını) devreye almamız gerekiyor. Aslında enerjide hesap çok karışık değil. Bugünkü 54 bin MW kurulu gücümüze 2023 yılına kadar en az 80 bin MW daha eklememiz gerekiyor. Yani 90 yılda yaptığımızın %60’ını gelecek 10 yılda yapmamız gerekiyor. Bunu yapamazsak, çok açık söylüyorum, 500 milyar dolar ihracat ve 1 trilyon dolar dış ticaret hacmi yaratma hedefi ham bir hay olmaktan öteye gidemez. Nüfusumuz 2023 yılında yaklaşık 90 milyona ulaşacak. Bu nüfusa iş ve aş sağlamak için sanayiye, sanayi içinde ucuz, rekabetçi ve kesintisiz enerjiye ihtiyaç var. Bu enerjiyi nereden, hangi maliyetle üreteceğiz ve nasıl rekabetçi olacağız çok iyi düşünmemiz gerekiyor.

 

Türkiye enerji sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm önerileriniz neler?

Türkiye, muhteşem ve çok stratejik önemde bir coğrafya üzerinde oturuyor. En önemli sorunlarımızın başında işsizlik geliyor. Bu sorunun ilacı ise hiç kuşkusuz her alanda daha çok üretmek. Üretmek için ise daha çok enerjiye ihtiyacımız var. Küresel savaşların ve problemlerin altında da hep enerji kaynaklarına sahip olma kavgası yatıyor.  Hükümetimizin enerji yatırımlarına verdiği önemi anımsadığımızda, geleceğimiz için ümitliyim. Ancak yapacak çok işimiz var. En önemlisi de yatırım ortamının ve bürokrasi mekanizmasının daha da sadeleştirilmesi ve yatırımların daha çok cezbedici hale getirilmesi. Bu alanda da son yıllarda çok önemli mesafeler aldık. 

 

İlk ‘stratejik yatırım teşvik belgesi ‘ Socar’ın

SOCAR Türkiye Ege Rafinerisi (STAR) , TBMM’de kabul edilen yeni Teşvik Yasası kapsamında mevzuata ilk kez giren “Stratejik Yatırım” kapsamına alınan ilk yatırım oldu. İstanbul Çırağan Oteli’nde bugün düzenlenen törenle, Türkiye’nin ilk Stratejik Yatırım Teşvik Belgesi Ekonomi Bakanı Sayın Zafer Çağlayan tarafından SOCAR Başkanı Rövnag Abdullayev’e verildi. STAR Rafinerisi’nde Teşvik Belgesi’ne bağlanan yatırım tutarı 6.6  milyar TL oldu.  SOCAR Türkiye Rafinerisi’ne “Stratejik Yatırım” kapsamında; KDV istisnası, Gümrük Vergisi muafiyeti, yüzde 90 oranında vergi indirimi, yüzde 50 oranında yatırıma katkı oranı, 7 yıl boyunca asgari ücret tutarı ile sınırlı olmak üzere sigorta primi işveren hissesi, bina inşaat harcamaları için KDV iadesi ve yatırım tutarının yüzde 5’ini geçmemek kaydıyla 50 milyon TL’ye kadar faiz desteği sağlanacak.

Törende bir konuşma yapan Bakan Zafer Çağlayan, 20 Haziran-30 Kasım tarihleri arasında STAR Rafinerisi dışında, 1925 adet Teşvik Belgesi ile 23.7 milyar dolar yatırımın teşvik kapsamına alındığını belirterek, amaçlarının “yatırımcıyı yatırıma tahrik etmek” olduğunu vurguladı. Çağlayan,  “Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu sektörlerde yatırımı destekliyoruz. İşte STAR Rafinerisi bunun en özgün örneği. Bugün 8.5 milyar dolar ödediğimiz motorin ithalatına STAR Rafinerisi üretime geçtiğinde 1.5 milyar dolar ödeyeceğiz. 1.6 milyon ton nafta üretimi ile bu üründe 1.4 milyar dolar daha az ithalat yapacağız. Hayallere değil, somut verilere dayanıyoruz. Yani geçmişte olduğu gibi ‘Kim olursan ol gel’ demiyoruz”  dedi.

SOCAR Türkiye Başkanı ve Petkim Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Yavuz ise, “Yeni teşvik sistemi, ülkemizi büyük yatırımlara ev sahipliği yapacak bir konuma taşıyacak niteliğe sahip bir devrimdir. Şirketimize verilen stratejik yatırım belgesinin, PETKİM yarımadasını ülkemizin Rafineri-Petrokimya-Enerji-Lojistik entegrasyonuna sahip örnek bir üretim üssü haline getirme vizyonumuza çok büyük katkısı olacaktır” dedi.

 

Kenan yavuz

1959 yılında Bayburt’ta doğan Kenan Yavuz, 1981 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nü (MBA) 1984 yılında bitirdi. İş hayatına 1985 yılında Koç Holding ile Magneti Marelli Ortaklığı’ndaki MAKO’da başladı. 2004 yılına kadar şirketin finansman, muhasebe, satış, pazarlama, ihracat, ithalat, maliyet, bütçe, stratejik planlama, yatırım, yönetim bilgi sistemleri gibi faaliyet konularında yöneticilik yaptı. 1998-2000 yıllarında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ikinci kez MBA eğitimini tamamlayan Yavuz, 2003-2004 döneminde, özelleştirme süreci sona eren Bursagaz Denetim Kurulu Üyeliği yaptı. 2004 yılının Mart ayında Petkim Petrokimya Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği’ne, aynı yılın mayıs ayında ise Genel Müdürlük görevine atandı. 30 Mayıs 2008 tarihinde Petkim’in özelleştirilmesinin ardından Petkim Genel Müdürü olarak görevine devam etti. 23 Ekim 2009 tarihinde Petkim Yönetim Kurulu Üyeliğine, 9 Kasım 2009 tarihi itibarıyla SOCAR & STEAŞ Grup Üst Yöneticiliği’ne atanan Yavuz, mevcut görevlerinin yanı sıra 4 Eylül 2010 tarihinde SOCAR & Turcas Grup Şirketleri Başkanlığı’na atandı. SOCAR & Turcas Enerji A.Ş şirketinin 1 Ocak 2012 tarihindeki yeniden yapılanması ve ticari ünvanının SOCAR Turkey Enerji A.Ş olarak değişmesinin ardından, SOCAR Türkiye Başkanı olan Kenan Yavuz, halen Petkim’de Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor.

Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) 2009-2011 yılları arasında Yönetim Kurulu Üyeliği görevini sürdüren Kenan Yavuz, halen Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu (URAK) ve Enerji Verimliliği Derneği’nin (ENVERDER) Yönetim Kurulu Üyesi...

SOCAR olarak, Petkim Yarımadası’na Petkim'in satın alınması ile birlikte yaklaşık 9 milyar dolar yatırım yapıyoruz. 2008-2018 döneminde TANAP projesi ile birlikte Türkiye'ye yapacağımız yatırımın tutarı 17 milyar dolara ulaşacak ve Türkiye ekonomi tarihinin en büyük doğrudan yatırımcısı biz olacağız.

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz