Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Yüksek enerji maliyetleri demir çelik sektörünü yatırıma zorluyor

Türkiye demir çelik sektörü 34.1 milyon tonluk ham çelik kapasiteyle ile Avrupa’da 2. dünyada ise 10. en büyük üretici konumunda bulunuyor. 2011 yılında dünyanın en büyük ilk otuz çelik üreticisi ülkeler listesinde ’lik artışla en yüksek üretim artışını gerçekleştiren Türkiye demir çelik sektörü, 2015’e kadar yılda 55 milyon tonluk kapasiteye ulaşarak Avrupa’nın 1. dünyanın ise 7. büyük çelik üreticisi olmayı hedefliyor.





demir.jpg

Böylesine muazzam bir büyüklüğe ulaşan sektörün en büyük gider kalemleri arasından birini enerji oluşturuyor. Türkiye demir çelik sektöründe ham çelik üreticisi olarak 26 elektrik ark ocaklı tesis, 3 entegre tesis ve 120’nin üzerinde, kütükten, profil, inşaat demiri gibi son mamul üreten bağımsız haddehane bulunuyor. Bu tesislerde enerji tüketiminin %80’ini kömür, ’unu doğalgaz, %5’ini ise elektrik ve fuel-oilden oluşuyor. Entegre tesislerde, yakıtların toplam maliyet içerisindeki payı, %20 civarında. Hurdanın ergitildiği ve enerji tüketiminin %65’inin elektrik, %30’unun doğalgaz ve %5’inin fuel-oilden oluştuğu elektrik ark ocaklı tesislerde, elektrik enerjisi tüketimi, sanayi maliyetleri içinde, hammaddeden sonra ikinci sırada ve ortalama civarında bir paya sahip. Üretim maliyetleri içerisindeki payı, enerjinin demir çelik sektörü açısından nasıl bir öneme sahip olduğunu göstermeye yetiyor. 2010 yılında, demir çelik sektöründe, 6.740 bin TEP (Ton Eşdeğer Petrol) olarak gerçekleşen toplam enerji tüketiminin %23’üne karşılık gelen 1.562 bin TEP elektrik, % 10’una karşılık gelen 678 bin TEP doğalgaz tüketildi. Ham çelik üretimin %75'i elektrik ark ocaklı tesislerce yapılıyor. Bu teknolojiye sahip tesisler yoğun elektrik enerjisi ve doğalgaz tüketiyor. 2010 istatistiklerine göre elektrik tüketiminde demir çelik sektörü Türkiye genelinin 'i, sanayi tüketiminin ise %23'nü oluşturuyor. Doğalgaz tüketimi açısından ise Türkiye genelinin %5'i, sanayi tüketiminin ise 'nu kapsıyor. Türkiye’de dünyanın diğer ülkelerinde de olduğu gibi enerji yoğun çalışan sektörün rekabeti açısından enerji maliyetleri önemli bir paya sahip. Örneğin elektrik ark ocaklı bir üreticinin nihai mamul bazında enerji maliyetleri işletme maliyetlerinin yaklaşık %50’sini oluşturuyor.

 

Enerji Dergisi bu sayı itibariyle başlattığı “Enerji ve Sektör” bölümünde ilk olarak enerji yoğun bir sanayi olan demir çelik sektörünün temsilcilerini ağırlıyor.  Demir çelik sektörünün önemli temsilcilerinden İMMİB - Çelik İhracatçıları Birliği’nin Başkanı Namık Ekinci, Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği’nin Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan ve Kardemir’in Genel Müdürü Fadıl Demirel enerjinin sektördeki önemini açıkladı. Enerjinin sektör açısından can damarı niteliğinde olduğunu belirten temsilciler, sektörün yükselen enerji maliyetleri karşısında üretim maliyetlerini düşürmek ve uluslararası piyasalarda rekabet gücünü artırmak için bir yandan enerji yatırımına yönelirken, diğer yandan tasarruf tedbirleri geliştirdiklerini söylüyor. Kendi enerjisini üreten demir çelik üreticilerinin mutlaka desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken temsilciler, neredeyse bireysel tüketiciyle aynı olan elektrikteki fiyatlandırmanın ise Avrupa Birliği üyesi ülkelerde olduğu makul seviyelere çekilmesi gerektiğini vurguluyor.

 

Demir çelik firmaları elektrik toptancısı oluyor

 

İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri (İMMİB) Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, enerjinin demir çelik sektöründe hurdadan sonra en büyük ikinci gider kalemi olması nedeniyle özel bir önemi olduğunu söylüyor. Enerji verimliliği ve tasarrufu konusunda demir çelik tesislerinin en ufak detayına kadar hem ısı hem de elektrik bazında optimize edilmiş detaylı kontrol ve otomasyon sistemlerine sahip olduğunu vurgulayan Ekinci, üretim esnasında da detaylı raporlama ve takip mekanizmalarıyla bu süreçlerin çok yakından takip edildiğini kaydediyor. Şirketlerin mühendislik kadrolarının da oldukça gelişmiş olduğu için yeni teknolojileri yakından takip ettiklerini, hatta kendi AR-GE birimlerini kurduklarını ifade eden Ekinci, 10 yıl öncesine nazaran ark ocaklarının ton başı çelik üretiminde %25 daha az elektrik tükettiğini söylüyor. Çelik üreticilerinin ihtiyacı olan elektrik enerjisinin temininde sürdürülebilirliği sağlamak ve enerji maliyetlerini düşürüp rekabet edici fiyatlar elde edebilmek için öncelikle doğalgaz santral yatırımlarına yöneldiğini belirten Ekinci şunları aktarıyor: “Görece düşük yatırım maliyeti ve yakıta kolay ulaşabilme bir avantaj olarak görülüyordu, ancak daha sonra doğalgazda Türkiye’nin dışa bağımlı durumu, yakıt tarafındaki fiyat artışlarına yansıdığında enerji maliyetlerinin karşılanmadığı görüldü. Dolayısıyla başka kaynaklara dönüş başladı. İthal kömür kaynaklı santraller devreye girmeye başladı. Ancak, bu sefer de çevresel kısıtlamalar nedeniyle santral lokasyonu bulma zorlukları baş gösterdi. Şu anda birçok demir çelik üreticisinin ithal kömür yakıtlı bir enerji projesi için bir çalışması mutlaka vardır ancak çevresel tepkiler nedeniyle hayata geçirecek yer bulma zorlukları yaşıyorlar. Bütün bu yaşananlar sonunda şu anda üreticilerimiz, yerli ve sürdürülebilir kaynaklara yönelmeye başlamış bulunmaktadırlar. Tabii ki bu durum bazı demir çelik firmalarında, birden fazla enerji kaynağından üretim yapan bir yapı oluşturmuştur. Dolayısıyla, bu firmalar santrallerindeki üretilen enerjiyi tek bir havuzda toplayıp adeta bir elektrik toptancısı haline dönüşmüşlerdir. Beklentimiz, sektörümüzdeki tüm üreticilerin en azından kendi enerji ihtiyaçlarını sürekli ve kontrol edilebilir şekilde sağlayabileceği bir yapıya gelebilmesidir. Bu yapıya gelebilmek için de üreticilerimizin enerji konusunda daha faal ve daha fazla çözüm arayan bir düzene geçmeleri faydalı olacaktır.”

 

Enerji konusuna demir çelik sektörünün kamudan beklentilerini de açıklayan Ekinci, kendi enerjisini kendisi üreten sanayi kuruluşlarına öncelik tanınması gerektiğini söylüyor. Birçok firmanın özellikle yenilenebilir enerji konusunda yaptıkları başvurunun bu tip bir ayrıcalığa tabi olmadığı için reddedildiğine dikkat çeken Ekinci, “Bazı kaynaklar için yapılan ihalelerde oldukça yüksek rakamlar ortaya çıkmıştır. Demir çelik sektöründeki şirketler daha rekabetçi bir yapıya ulaşmak için maliyetlerinin önemli bir kısmını oluşturan enerji tüketimini azaltmaları gerektiğinin farkındalar. Ancak enerjinin verimli kullanılmasıyla ilgili her zaman yapacak çok şeylerin olduğuna ve özellikle atık enerjinin kullanılmasına yönelik çalışmaların daha da hızlandırılması gerektiğine inanıyorum. Sıcak cüruf, baca gazı ve soğutma suları ısısından geri kazanımların mümkün olacağını düşünüyorum. Ülke genelinde enerji tasarrufunun teşvik edilmesi ve bu konudaki bilincin artırılmasına yönelik ilk kez 2007 yılında çıkartılmış olan 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu son dönemlerde atılmış en önemli adımdır.”

 

Enerjide sanayi fiyatları düşürülmeli!

 

Türkiye Demir - Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, enerji kullanımının yüksek olduğu demir  çelik sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların, üretim maliyetlerini düşürmek, karbondioksit emisyonlarını azaltıcı önlemleri almak ve uluslararası piyasalarda rekabet güçlerini artırmak için, enerjinin verimli kullanımı konusunda, sürekli araştırma yapmak ve proje geliştirmek zorunda olduklarını söylüyor.

Demir çelik sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların, enerji kaynaklarını daha verimli kullanmak ve daha ucuz enerji temin edebilmek amacıyla, otoprodüktör ve kojenerasyon statüsünde enerji santralleri kurmaya devam ettiklerini ifade eden Yayan, üretici kuruluşların, proses kontrol tekniklerini geliştirme ve otomasyon uygulamaları konusunda ise azami gayret gösterdiklerini belirtiyor. Yayan, mevcut durum itibariyle Türkiye’de enerjide bireysel tüketici ile büyük tüketici arasındaki fiyat farkının yok denecek kadar düşük seviyelerde olduğuna dikkat çeken Yayan, enerji sektöründen beklentilerini ise şöyle sıralıyor: “Sanayi fiyatlarının düşürülerek, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde olduğu gibi, sözkonusu fiyat farkının makul seviyelere çıkarılmasında fayda mülahaza edilmektedir. Elektrik enerjisinde, yeterince gelişmemiş durumda bulunan serbest piyasanın derinleştirilmesi ve rekabetçi bir yapıya kavuşturulması, büyük önem taşımaktadır.” Enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik önlemler alınırken, özellikle enerji yoğun sektörlerde enerjinin üretim maliyetleri içerisinde ciddi paya sahip olduğu hususunun göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Yayan, zorlayıcılık yerine, gönüllülüğün ve özendiriciliğin esas alınmasının uygun olacağını dile getiriyor.

 

Doğalgaz depolama tesisleri devreye alımalı

 

Enerji yatırımlarına yönelik teşviklerin, kapasite konusunda darboğaza girilmeden çok önce verilmesi gerektiğine işaret eden Yayan şunları aktarıyor: “Yaz aylarında yoğun klima kullanımı sebebiyle, kış aylarında doğalgaz sıkıntısı nedeniyle, ortaya çıkan elektrik enerjisi yetersizliğinin, demir çelik üreticisi kuruluşların üretimleri kesintiye uğratılarak, giderilmeye çalışıldığı dikkate alındığında, enerji üretim kapasitesinin artıda tutulmasının, sektörümüz açısından taşıdığı önem açıkça ortaya çıkmaktadır. TEİAŞ’ın çelik sektörünü ihtiyaç halinde, ilk başvurulan kesim olarak görmesi, kabul edilemez bir durumdur. Son 10 yıldan bu yana üzerinde konuşulan, ancak, bir türlü realize edilemeyen ve belirli dönemlerde doğalgaz yetersizliği sebebiyle, elektrik kesintilerine sebep olan, doğalgaz depolama tesislerine ilişkin çalışmaların, süratle sonuçlandırılmasına ve Aliağa’da ve mevcut tesislerde en etkin şekilde yararlanılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.  Elektrik enerjisi üzerindeki başta TRT payı olmak üzere, enerji fonu, belediye tüketim vergisi gibi fon ve kesintiler sektör kuruluşlarımızın uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemektedir. Sözkonusu fon ve vergilerin, faturalara yansıtılmaması büyük önem taşımaktadır. Başta yenilenebilir enerji olmak üzere, elektrik enerjisi üretmeye yönelik yatırımların önündeki bürokratik engellerin azaltılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.”

 

Kardemir elektriğini kendi üreterek rekabete bir adım önde başlıyor!

 

Türkiye’nin ilk entegre demir çelik fabrikası olan Kardemir,  en büyük ilk 50 sanayi kuruluşu arasında yer alıyor. Kardemir Genel Müdürü Fadıl Demirel, şirketin 2011 yılı toplam elektrik enerjisi tüketiminin yaklaşık 530 milyon kilovatsaat olduğunu ve bu tüketimin 232 milyon kilovatsaatinin kendi enerji santralinde üretildiğini, 298 milyon kilovatsaatinin ise BEDAŞ’tan satın alındığını söylüyor. Kardemir’in üretim kapasitesinin 3  milyon ton/yıla çıkartılması için bir dizi yatırıma başlandığını belirten Demirel, yeni yatırımlarla birlikte kapasite artışına paralel olarak elektrik ihtiyacının da artacağına dikkat çekiyor. Demirel, Kardemir’in 2011 yılında aylık enerji tüketimi ton ham çelik başına 6.095- 6.578 Mcal/ THÇ, 2011 yılı ortalama enerji tüketiminin ise 6.342 Mcal/THÇ olduğunu söylüyor. Kardemir’e ait santralde 37,5 MW elektrik üretim kapasitesi bulunduğunu ifade eden Demirel, yapımı devam eden 50 MW yeni enerji santrali ile 22,5 MW’lık HES Projesi ve yapılması planlanan 30 MW yeni kuvvet santrali sayesinde Kardemir’in elektrik üretim kapasitesinin 140 MW’a yükseleceğini ve kendi elektrik enerjisi ihtiyacının tamamının kendisi karşılayan bir şirket konumuna geleceğini belirtiyor. Rekabetin ön plana çıktığı günümüzde şirketlerin daha yüksek rekabet gücü kazanmak için ürünlerini farklılaştırmak, verimliliklerini artırmak ve maliyetlerini düşürmek zorunda olduğuna dikkat çeken Demirel, “Bu şirketler için bir tercih değil, zorunluluktur. Bu açıdan, üretim maliyetleri içerisinde önemli yer tutan enerji maliyetlerinin düşürülmesi için tüm kaynakların etkin kullanılması gerekmektedir. Kardemir’de buna gayret göstermektedir” diyor.

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz