Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Doğal gaz dağıtımcıları 2013’e 4 büyük beklentiyle giriyor

Dağıtım sektöründe yeni düzenlemelerle taşların yerine oturmaya başladığını belirten Türkiye Doğalgaz Dağıtıcıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kazancı, sektörün 2013’e ilişkin öncelikli beklentilerini; iletim altyapı kapasitesinin tam olarak kullanılmasının sağlanması, yeni depolama yatırımları yapılması, LNG’ye ilişkin projelerin teşvik edilmesi ve Doğalgaz Piyasası Kanunu Tasarısı’nın biran önce yasalaştırılması şeklinde sıralıyor.




mehmet_kazancıTürkiye Doğalgaz Dağıtıcıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kazancı, 2011 yılı sonu itibariyle 9 milyonu aşkın aboneye, 11.3 milyar metreküp civarında ısınma amaçlı gaz satışına, 63 bin 600 km şebeke büyüklüğüne ulaşan dağıtım sektörü için 2012’nin taşların yerine oturmaya başladığı bir dönem olduğunu söyledi. 2012’de dağıtım şirketlerinin uzun dönemli tarifelerini açıkladıklarını belirten Kazancı, “GAZBİR’in de oluşum sürecini yakından takip ederek, katkı sağlamaya çalıştığı ‘Dağıtım Şirketleri İçin Tarife Metodolojisi’nin EPDK tarafından 2011 yılı sonunda açıklanmasını, yine bu dönemde Kayserigaz ve Gaznet’in uzun dönemli tarifelerinin yürürlüğe girmesi izledi. 2012 yılında aynı zamanda metodoloji kapsamında uygulamaya yönelik bazı hususların açıklığa kavuşturulmasına ilişkin birçok kurul kararı da alındı. 2012 yılı sonu itibarı ile 25 şirketin lisans işletme dönemlerinde uzun dönemli tarifelerinin belirleneceği 8. yılın sonuna gelindi, 2013 yılı sonunda bu sayı 33’e yükselecektir. Dolayısı ile dağıtım şirketlerinin ardışık olarak uzun dönemli tarifelerini alacağı bir süreç içerisindeyiz” dedi.
Kazancı, gelinen noktada lisanslarını ihale süreci ile alan dağıtım sahibi şirketlerin uzun dönemli tarifelerinin, ihale şartnamelerinde öngörülen ve bu koşullar esas alınarak oluşturulan teklifler paralelinde olmadığını vurgulayarak, “Dağıtım şirketlerinin tümünün tarifelerinde yer alan her husustan aynı şekilde etkileneceğini söylemek rasyonel bir yaklaşım olmamakla birlikte, sektöre makro bakışla dağıtım lisans sahiplerinin, kamu hizmeti veriyor olduklarının bilincinde olarak bekledikleri makul getiri düzeylerine ulaştıklarını söylemek mümkün değildir. Bu kapsamda süreç içerisinde sektörün mevcut yapısı ile yaşamsallığını sürdürmesinde sıkıntılar yaşanabileceği öngörülüyor” diye konuştu.
Dağıtım alanında özel sektörün 2003 yılından bugüne 8 milyar TL’yi aşkın altyapı yatırımı yaptığını hatırlatan Kazancı, oluşturulan bu hizmetin, özellikle tarife, arz güvenliği ve teşvik politikaları ile desteklenmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğinin altını çizdi. Kazancı, “Bu şekilde bugüne kadar yapılan yatırımlar korunarak geliştirilebilecek, doğal gazın yaygın kullanımı teşvik edilecek ve günümüzde her ülkenin sorumluluğu haline gelmiş olan çevrenin korunmasına katkı sağlanacaktır” dedi.  

dogalgaz4.jpgARZ DENGESİ KRİTİK NOKTADA
Kazancı, BOTAŞ’ın süresi biten 6 miyar metreküplük sözleşmesini, özel sektöre devredilmesinin şeffaf, rekabetçi ve sürdürülebilir bir piyasa yaratılması için yeterli olmamakla birlikte, piyasa gelişimi adına uzun süredir beklenen, son derece olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.
Ülke arz güvenliğinin önemli bileşenleri olan kaynak çeşitlendirmesi, depolama ve altyapının geliştirilmesi konularında daha hızlı aşama kaydedilmesi gerektiğini belirten Kazancı, şunları aktardı: “Bugün ulaşılan yıllık 46 milyar metreküp mertebelerindeki doğal gaz tüketimi ile, ülke arz/talep dengesi, mevcut kontratlar ve yürütülen projeler kapsamında; ülkemiz arz güvenliğinin ve bu bağlamda altyapı gelişiminin sağlanması açısından kritik bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. Bu noktada, ‘altyapı gelişimi’ derken, bu konuda ihtiyaç duyulan yatırımlar açık olduğundan, bu yatırımların gerçekleştirilme hızının ülkemiz ihtiyaçlarına paralel olup olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Arz güvenliğine genel bakışta öncelikle ülke arz talep projeksiyonlarının değerlendirilmesi ve sonrasında bu ihtiyacı karşılamak için yeterli imkanların mevcut olup olmadığının irdelenmesi gerekir. Bugün için ülkemiz arz kaynakları; BOTAŞ’ın uzun dönemli doğal gaz alım satım anlaşmaları ve buna ilave olarak özel sektöre aktarılmış ve aktarılması beklenen kaynaklar olup, toplam miktar 51.8 milyar metreküptür. Diğer taraftan ilgili kamu kurumları tarafından kamuoyuna açıklanmış bir talep projeksiyonu olmamakla birlikte, EPDK’nın 2012 yılı talep tahmini olan 48 milyar metreküp rakamından ve ülke genelindeki doğal gaz sektörü gelişiminden hareketle 2013 yılı için, arz talep dengesinin kritik bir noktada olduğunu söylemek mümkün.”

YENİ KANUN PİYASAYA AŞAMA KAYDETTİRECEK
Kazancı, doğal gaz sektörünün 2013 yılı öncelikli beklentilerini ise, iletim altyapı kapasitesinin tam olarak kullanılmasının sağlanması, BOTAŞ’ın devam etmekte olan Aksaray Sultanhanı projesine ilaveten yeni depolama yatırımlarına başlanması, dünyadaki LNG talep artış potansiyeli de dikkate alınarak, ülke arz güvenliğine katkı sağlayacak projelerin ve bu projelerin teşvik edilmesine yönelik tedbirlerin alınması olarak sıraladı. Mevzuat, yatırımlar ve teşvikler gibi hususlarda yenilenebilir enerji kaynakları için de etkin tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Kazancı, “Ayrıca uzun süredir revizyon sürecinde olan 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun, halen yürürlükte olan kanunun yapısında barındırdığı serbest ve rekabetçi piyasa oluşumuna elverişli unsurlar korunarak, bir an önce yenilenerek yürürlüğe girmesinin sağlanmalıdır. Serbest ve rekabetçi bir doğal gaz piyasası oluşumu için ana çerçeveyi belirleyen bu kanunun, edinilen tecrübeler ışığında daha yapıcı ve doğru biçimde oluşumu ile uygulamasının takipçisi olunmasının, halen büyüme döneminde olan ülkemiz doğal gaz piyasasının aşama kaydetmesinde önemli katkısı olacağına inanıyorum” diye konuştu.

dogalgaz_hatti.jpgLNG ALANINDA YATIRIMLAR HIZLANDIRILMALI
Kazancı, Türkiye’deki doğal gaz iletim ve dağıtım şebekelerinin boru hattı kapasitelerinin oldukça geliştiğini, önemli olanın sistem kapasitesinin özellikle günlük bazda, tam ve esnek olarak kullanmasını sağlayacak tesislerin tamamlanması olduğunu söyledi. Yeraltı depolama ve LNG sıvılaştırma tesisleri alanında biran önce gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Kazancı sözlerini şöyle sürdürüyor:  “Mevcut yeraltı depolama tesis kapasitemiz, LNG gazlaştırma tesis kapasitesi dahil ülke tüketimimizin yaklaşık % 8’idir. Bu rakam doğal gaz sektörü gelişmiş Avrupa ülkelerinde -%48 arasında değişiyor. Üstelik Avrupa ülkeleri enterkonnekte sisteme sahip olmanın esnekliğine de sahiptir. BOTAŞ’ın devam etmekte olan Aksaray Sultanhanı Yeraltı Depolama projesinin ikinci aşaması öngörülen 2019 yılında tamamlandığında, sisteme ilave 1 milyar metreküp daha depolama kapasitesi sağlanmış olacaktır. Bunun yanı sıra doğal gaz piyasası gelişmiş ülkelerin tüketimlerinde LNG’nin payı minimum %20 ila %30 mertebelerinde seyretmekte iken, ülkemizde bu rakam 2011 yılı itibarı ile % 16 civarındadır. Ülkemizin arz güvenliği planlamalarında, dünyada son yıllarda yaşanan geleneksel olmayan yöntemlerle gaz üretiminin global doğal gaz piyasalarına, özellikle LNG üretim ve ticaretini artırıcı etkileri ile bu durumun doğal gaz fiyatlarına yansımalarını göz ardı etmek mümkün değildir. Bu çerçevede EPDK’ya LNG gazlaştırma tesisleri kurma başvuruları olduğu da bilinmekte olup, bu süreçlerin tamamlanarak piyasa için çok önemli bir esneklik aracı olacak bu ve diğer gerekli yatırımların bir an önce başlaması çok önemlidir. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus, bu sermaye yoğun yatırımların ülke enerji politikaları ile kesintisiz olarak desteklenmesi gerektiğidir.”  

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz