Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS

PETROL ve GAZ DA FİYATLAR ARTACAK MI?

Dünyanın tarihteki en yüksek petrol fiyatları ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Baş Ekonomisti Fatih Birol, ucuz petrol devrinin bittiğini altını çizdi. “Eğer ciddi bir resesyon, ekonomik bir dalgalanma olmaz fiyatlar yüksek kalacak” diyen Birol, şu anki fiyatların hem Türkiye, hem de Avrupa ve Asya için çok yüksek olduğunu, Türkiye’nin bu durumun etkilerini masaya yatırması gerektiğini vurguladı.




fatih_birolTÜSİAD ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yıllık olarak hazırlanan “World Energy Outlook” raporunun Türkiye tanıtımı 21 Aralık 2012 tarihinde İstanbul’da düzenlenen bir toplantı ile gerçekleştirildi. Küresel enerjinin temellerinin ciddi olarak değiştiğine dikkat çekilen raporda, şimdi kadar düşünülen bazı trendlerde önemli değişimler olduğu da vurgulandı.
Raporun sunumunu yapan Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti ve Ekonomik Analiz Bölümü Başkanı Fatih Birol, bu gelişmelerin ardında üç ana faktörün bulunduğuna işaret etti. Bunlardan ilkinin bazı sürpriz ülkelerde kaydedilen önemli petrol ve doğalgaz üretim artışları olduğunu aktaran Birol, bu ülkeleri ise ABD, Kanada ve Irak olarak sıraladı. Birol, “Irak, diğer Ortadoğu petrol zengini ülkelerle karşılaştırdığınız zaman, orada yabancı yatırıma müsaade eden tek ülke. Diğer ülkelerde petrol pazarlarına yabancının girmesi anayasal olarak yasak. Bu nedenle Irak da sürpriz ülkeler arasında yerini aldı” dedi.

akaryakit_fiyat_artisi.jpgNÜKLEERDE İBRE NEGATİFE DÖNDÜ
İkinci olarak olarak Fukuşima sonrası değişen nükleer enerji politikalarını gösteren Birol, Almanya, İsviçre ve İtalya’nın nükleere kapısını kapattığını vurguladı. Japonya’da ise nükleer enerjinin payının Fukişima öncesine kadar düşünülen paydan çok daha düşük olacağını ifade eden Birol, özellikle OECD ülkelerinde nükleere rüzgârın tam arkasından esmediğini söyledi. Üçüncü olarak “dipten gelen dalga” olarak nitelendirilebilecek enerji verimliliğinin sayılabileceğini belirten Birol, bu konuda birçok ülkenin son derece önemli adımlar attığını kaydetti. Bu kapsamda yine Avrupa Birliği’nin enerji verimliği direktifini kabul ettiğine işaret eden Birol, “Bu da birçok konuda beyaz eşyadan tutun da elektrik santrallerine kadar çok ciddi yaptırımlar getirecek” dedi. Birol, böylelikle bu üç faktörün, enerji piyasalarında önemli değişikliklere yer açacağını kaydetti. Elektrikte kömür payının azalacağını, bununla birlikte dünya elektrik üretiminde kömürün bel kemiği olmaya devam edeceğini ileten Birol, nükleer enerjide ise büyümenin düşeceği tahmininde bulundu.

Fatih Birol, sunumunda petrol ve gaz fiyatlarına ilişkin olarak da önemli değerlendirmelerde bulundu. “Dünya fiyatlarına baktığımızda, tarihteki en yüksek petrol fiyatları ile karşı karşıyayız” diyen Birol, 2008 yılı kasım ayı sonunda World Energy Outlook sunumunun yapıldığında, petrol fiyatlarının 35 dolar olduğunu anımsattı. Birol şöyle konuştu: “O zaman şunu demiştim. Türkiye ve diğer ülkelerin 3 haneli petrol fiyatlarına alışması lazım. Ucuz petrol devri bitti. O zaman 35 dolardı. Şimdi ise eğer ciddi bir resesyon, ekonomik bir dalgalanma olmaz ise fiyatların yüksek kalacak ve bunun da etkilerini Türkiye gibi ülkelerin düşünmesi lazım” dedi.
Birol, en büyük dalgalardan birinin de doğalgaz fiyatlarında olduğunu vurguladı. Avrupa’da doğalgaz fiyatlarının ABD’den 5, Japonya ve Asya’daki fiyatların ise 8 misli fazla olduğuna dikkat çeken Birol, bundan sadece 5 yıl önce ABD, Avrupa ve Asya’daki doğalgaz fiyatlarının hemen hemen eşit olduğunu dile getirdi. Birol, bu durumun bazı ülkeler için olumlu ve olumsuz etkilerinin olacağını kaydetti.

GAZDA ABD RUSYA’YI GEÇECEK!
ABD’deki petrol ve doğalgaz konusunu da değerlendiren Birol, ABD’nin, 2017 yılında Suudi Arabistan’ı geçerek dünyanın en büyük petrol, 2015 yılında ise Rusya’yı geçerek dünyanın en büyük doğalgaz üreticisi haline geleceğini söyledi. Son üç yılda ABD’nin petrol üretiminin bir Kuveyt kadar arttığını belirten Birol, sonuç olarak ABD’nin 10 yıl içerisinde dünyanın bir numaralı petrol ve gaz üreticisi haline gelebileceği öngörüsünde bulundu. Birol, ABD’de kayagazı dolayısı ile 650 bin yeni iş sahası oluştuğunu söyledi.
Bu durumun da birçok denklemi değiştireceğinin altını çizen Birol, değişimlerden birinin de Ortadoğu ile ilgili olduğunu kaydetti. ABD’nin petrol ithalatında Ortadoğu’nun ciddi bir rol oynadığını hatırlatan Birol, “Bu gelişmeler sonucu çok yakın zamanda ABD’nin artık Ortadoğu’dan petrol ithal etme zorunluluğu kalmayacak. Buda petrol piyasaları için önemli bir sonuç” diye değerlendirdi. Ortadoğu’daki petrolün yarısının doğuya, yarısının ise batıya gittiğini hatırlatan Birol, “Bu gelişmelere bağlı olarak tahminimiz, Ortadoğu petrolünün yüzde 90′ı Asya’ya gidecek. Yüzde 10′u da dışarıya. Özellikle Körfez ülkeleri ile Pekin ve Yeni Delhi arasında çok önemli ticaret bağlantısı kurulacak petrole bağlı olarak. Bu da yeni ticaret bağlantılarını da geliştirecektir” dedi.
elektrik_enerjisi_uretimindeki_degisim_grafik.jpg

IRAK PETROLLE YENİDEN DOĞACAK
Birol, bu seneki raporda ülke olarak Irak konusunu incelediklerini ve Irak’ın günde 3 milyar varil olan petrol üretiminin, 2020′de bunu 6 milyar, sonra 8 milyar varile çıkartabileceğini düşündüklerini açıkladı. Bu tahminlerin gerçekleşmesi halinde, önümüzdeki 20 yılda dünya petrol üretimindeki artışın yüzde 45′inin sadece Irak’tan geleceğini dile getiren Birol, “Yani önümüzdeki 20 yılda dünya petrol piyasasına girecek iki petrol varilinden biri Irak’tan gelecek” dedi. Irak’ta çok zengin petrol yatakları bulunduğunu dile getiren Birol, ülkede yıllarca arama yapılmadığını, şimdi aramalar yapıldığını ve böylelikle rezervin artacağını kaydetti. Bunun yanı sıra maliyetin de daha düşük olduğunu ifade eden Birol, “Örneğin Rusya’da 1 varil petrol maliyetinden 12 kata daha ucuz Irak’ta petrol saha maliyeti” dedi. Irak’ta petrol rezervinin artması ile birlikte zenginliğin de artacağına işaret eden Birol, “15 yıl sonra zenginlik açısından yanımızda bir Suudi Arabistan olacak” benzetmesinde bulundu.


toplam_birincil_enerji_talebi_grafik.jpgGAZ İTHALATINDA TEHLİKE ÇANLARI
Doğalgazda ise çok büyük değişimler olduğuna işaret eden Fatih Birol, bu kapsamda kayagazı üretimi ile doğalgazda ciddi artışlar olacağını, yeni üretim artışları geleceğini ve yeni oyuncuların çıkacağını, bu gelişmelerden ise ABD, Kanada, Avustralya ve Polonya’nın ihya olacağını, artık gaz ithal etme zorunlulukları kalmayacağı için bu ülkelerde paralarının ceplerinde kalacağını söyledi.
Bu işten geleneksel doğalgaz ihracatçılarının zarar göreceği tahmininde bulunan Birol şöyle konuştu: “Çünkü gaz ihracat volümleri azalacak. İkinci ve daha önemlisi gaz fiyatlarında ciddi indirimlere gitmek zorundalar. Bu işin başka kurtuluşu yok. Geleneksel ihracatçılar piyasada kalmak istiyorlarsa fiyatları düşürmek zorundalar. Bunu yapan ülkeler var, ancak hala daha ABD ile Avrupa arasında doğalgaz fiyatında 5 misli fark bulunuyor.”

YENİLENEBİLİRDE YATIRIMLAR İLK KEZ AZALDI
Fatih Birol’un çarpıcı açıklamalarından biri de yenilenebilir enerji konusundaydı. Son 10 yılda yenilenebilir enerjide kaydedilen artışın ilk kez yerini düşüşe bıraktığına değinen Birol, “Yenilenebilir enerjide ilk defa 2012’de bir düşüş gördük. Bunun finansal kriz ve ülke politikaları gibi birçok nedeni var. Buna bağlı olarak da karbondioksit emisyonlarında tarihi bir yükselme gördük. Bu da tabi kötü bir haber” değerlendirmesinde bulundu.
Diğer taraftan su ve enerji arasındaki ilişkinin gittikçe yakın fakat zor bir hale geleceği öngörüsünde de bulunan Birol, su tüketiminin yüzde 15’inin enerjiden kaynaklandığının altını çizerek şöyle konuştu: “Santralların soğutulmasından tutun, bioyakıtların üretilmesine kadar yüzde 15 artacak. Bir başka ifadeyle şimdiye kadar enerji projesi yaparken maliyeti, yatırımı, işçilik ücretleri düşünülüyordu. Artık suyun da kritik bir faktör olduğunu göreceğiz” mesajını verdi.

TÜRKİYE ENERJİ DENKLEMİNİ ÇÖZMEK İÇİN YENİ SEÇİMLER YAPMALI
Birincil enerji tüketiminde 21. sırada gelen Türkiye’nin, son 10 yılda OECD ülkeleri içerisinde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke olduğunu söyleyen TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, “Başta sanayi olmak üzere sektörlerin rekabet gücünü artırabilmek için, kaliteli enerjinin uygun fiyattan temin edilebilmesi ve verimli kullanılabilmesi gerekmekte” dedi. Bunun zor bir denklem olduğunu her fırsatta yenilediklerini vurgulayan Boyner, enerji bileşiminde belirli seçimler yapılması gerektiğini belirtti. Boyner şöyle konuştu: “Denklemin bir yanında enerjide arz güvenliği çerçevesinde kömürle çalışan termik ve büyük hidroelektrik santralleri bulunuyor. Diğer yanda ise, karbon içerikli olmakla birlikte daha temiz ancak ithalat talebini önemli ölçüde artıran doğalgaz bulunmakta. Hem cari denge, hem de sürdürülebilir kalkınma açısından yenilenebilir enerji başta olmak üzere yerli kaynaklarımıza yatırıma hız verilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz.”
Bu zor denklemin arzu edilen şekilde çözülmesinin gelecek 10 yılda 2023 vizyonu ile hazırlanmış olan enerji ve iklim politikalarının hayata geçirilmesine bağlı olduğunu aktaran Boyner, “Dolayısı ile önümüzdeki 10 yıllık fırsat penceresini çok iyi değerlendirerek gerekli yatırım ve finansmanı harekete geçirecek kararları bir an önce almak durumundayız” dedi.
 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz