Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Şeker pancarındaki kota enerjinin geleceğine ket vuruyor!

Türkiye’de tarımda kullanılan elektrik enerjisinin büyük ölçüde elde edildiği hidroelektrik üretiminde belirli bir sınıra dayanıldığını, bu nedenle de güneş, rüzgar ve biyoyakıt gibi alternatif kaynakların değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin,“Ülkemizde biyoyakıt üretiminde kullanılan yağlı tohumlarda üretim açığı olduğu düşünülürse şeker pancarı bu açıdan çok iyi değerlendirilebilir. Ne var ki şeker pancarı üretimine kota koyarak üretimi kısıtlıyoruz” diyor.





seker_pancari.jpg

Tarım sektörü açısından ‘enerji’ nasıl bir öneme sahip? Sektörün 2012 yılı itibariyle mazot tüketimi hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’de tarım, günümüzde genel olarak dünyada da görüldüğü üzere ‘sanayileşmiş tarım’ olma yolunda ilerliyor. Bu da sektörün enerji tüketimini, özellikle de mazot tüketimini artırıyor. Örneğin 1970 yılında ülkemizde traktör başına düşen tarım alanı 262 hektar iken bu rakam 1980’de 65, 1990’da 40, 2000 yılında 28 hektara kadar inmiştir. Bu rakam Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinin hemen ardından gelmesi açısından tarımda makineleşmenin vardığı noktayı gösteriyor. Traktör sayısı açısından bakarsak 2000-2012 yılları arasında traktör sayısında %30’a yakın bir artış oldu ve sektörde kullanılan traktör sayısı 1.5 milyona dayandı. Diğer yandan teknolojik gelişmeye bağlı olarak tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerjisi miktarında da önemli bir artışlar yaşandı. Ülkemiz enerji konusunda dışa bağımlı bir yapıya sahip. Kullandığımız petrolün %90’ı ithal ediyoruz. Toplam enerji kullanımı açısından dışa bağımlılığımız ise %70 civarındadır. Bu durumda tarım sektöründe sanayileşme ile birlikte dışa bağımlılık da artmaktadır.

Ülkemizde traktör ve diğer tarım makinelerinin kullanımındaki artışa paralel olarak mazot kullanımında da önemli bir artış gözleniyor. 1982 yılında 1 milyar litre civarında mazot kullanan tarım sektörü 2011 yılına gelindiğinde 3,5 milyar litre mazot kullanır hale geldi. Günümüzde Türkiye’de tüketilen 13 milyar litre mazotun 3,5 milyar litresi, yani dörtte birinden fazlası çiftçi tarafından kullanılıyor. Bu kendi başına olumlu bir faktör olarak değerlendirilebilir, ancak mazot üzerindeki ağır vergi yükü nedeniyle tarımda kullanılan enerji miktarı arttıkça tarım kesiminden diğer sektörlere yapılan transferlerin miktarı da artmakta ve bu durum adeta kanayan bir yara oluşturuyor.

Örneğin, 1 litre mazot için ödenen yaklaşık 3 TL’nin 1,7 TL’si yani yarıdan fazlası ÖTV ve KDV’den oluşuyor. Bu durumda, mazot alırken çiftçinin ödediği vergi miktarı 6 milyar TL’yi buluyor. Bu rakam geçtiğimiz yıllarda bütçeden tarım sektörü desteklerine ayrılan miktar kadardır. Başka bir deyişle, her yıl bütçeden tarım kesimini desteklemek için ayrılan para, neredeyse tümüyle tarım sektöründe harcanan mazotun vergisi olarak sektör dışına çıkıyor.

 

Çifçi elektriğini hes’lerden alıyor

Tarım kesiminde yoğun biçimde kullanılan bir başka enerji de elektriktir. Bu anlamda sektör enerjisini hangi kaynaklardan temin ediyor? Alternatif kaynaklar ne kadar değerlendiriliyor?

Tarım sektörüne yapılan kamu yatırımları içinde enerjinin payı 2006 yılında %6,8 iken 2010 yılında bu rakam ,2 yükseldi. Özellikle sulama faaliyetleri sırasında yoğun bir elektrik enerjisi kullanımı söz konusudur. Tarımda kullanılan elektrik enerjisi büyük ölçüde hidrolik kaynaklardan elde ediliyor. Bu açıdan GAP büyük bir önem taşıyor. GAP kapsamındaki enerji yatırımlarında fiziki gerçekleşme oranı %74 düzeyindedir. GAP Eylem Planı kapsamında inşaatı devam eden Ilısu Barajı’nın tamamlanmasıyla bu oran %90’ı aşacaktır. GAP bölgesindeki santrallerden elde edilen elektriğin bedeli halen 21 milyar TL’nin üzerindedir. GAP kapsamında sulamaya açılan alan miktarı 2012 yılı itibarıyla 370 bin hektarı aştı, sulama yatırımlarındaki fiziki gerçekleşme oranı son dört yılda ’ten %20,3’e yükseldi.

Ülkemizin akarsularından elde edilebilecek enerji miktarı da belirli sınırlara dayanmış durumdadır. Bu kaynakların aşırı zorlanması son HES projelerinde gördüğümüz gibi çevreye ve ekolojik sisteme zarar veriyor. Bu durumda yenilenebilir enerji kaynaklarının ve biyoyakıtların oluşturduğu potansiyeli değerlendirmek zorundayız. Örneğin aspir bitkisi ülkemiz koşullarına uygun bir biyodizel üretim bitkisi. Organik atıklardan oluşturulan biyogaz, doğal gaz yerine ikame edebileceğimiz bir kaynak. Elektrik üretiminde kullanılabiliyor ve atığı değerli bir organik gübre. Şeker pancarı üretimi ülkemizde büyük bir potansiyel taşıyor ve biyoetanol üretiminde Pankobirlik’in kurduğu fabrikalarda kullanılıyor. Örneğin İsveç ve Almanya gibi ülkeler 2020 yılında doğalgazın yerine büyük ölçüde biyogazı ikame etmeyi planlıyorlar. Ülkemizde biyoyakıt üretiminde kullanılan yağlı tohumlar üretimi açığı olduğu düşünülürse şeker pancarı bu açıdan çok iyi değerlendirilebilir. Ne var ki, ülkemizde şeker pancarı üretimine kota koyarak üretimi kısıtlıyoruz.

 

En büyük kaynak güneş ve rüzgar

Artan enerji maliyetleri ve verimli enerji kullanımı karşısında kamu ve enerji sektöründen beklentileriniz neler?

Enerji maliyetlerinin düşürülmesi ülkemizde ne kadar enerjiyi, ne kadar maliyetle üretebildiğimize ve üretebileceğimize bağlıdır. Maalesef ülkemizde petrol ve doğal gaz kaynakları çok sınırlıdır. Katı yakıtlar tarım alanında fazla kullanılamıyor. Akarsulardan elde edilebilecek potansiyeli önemli ölçüde kullanıyoruz ve daha fazla artırma durumunda çevresel engellerle karşılaşıyoruz. Biyoyakıt üretimi açısından baktığımızda yağlı tohumlar üretiminde zaten açığımız var. Şeker pancarı gibi biyoyakıt üretilebilecek bazı ürünlerde kendi potansiyelimizi kotalarla sınırlıyoruz. Kaldı ki tarımsal bitkilerden elde edilebilecek enerjinin de bir sınırı var; çünkü bu kaynağa aşırı yüklendiğimizde tarımsal ürünlerde bugün sahip olduğumuz avantajı kaybedebilir ve kazandığımız kaynakları bu kez gıda ithalinde kullanmak zorunda kalabiliriz. Bir başka önemli kaynak güneş ve rüzgar enerjisi. Bize göre ülkemizin önündeki en büyük kaynak çevre dostu ve yenilenebilir kaynaklar olan güneş ve rüzgar enerjisidir. İçinde yer aldığımız iklim kuşağı açısından bakıldığında bu açıdan ülkemizde büyük bir potansiyel olduğunu görüyoruz.

 

Sektörünüzün enerji alanında yaşadığı sıkıntılar ve çözüm önerileriniz neler?

Enerji üzerindeki ağır vergi yükü, aşırı pahalı girdiler, buna karşılık yıllardır genel enflasyon düzeyinin çok altında artan üretim fiyatları tarım ekonomisi üzerinde büyük bir yük oluşturuyor. Bu yük, yıllardır defalarca ‘yapılandırılmasına’ rağmen bir türlü ortadan kaldırılamayan ‘borç sorunu’ olarak karşımıza çıkıyor.

Tarım işletmeleri açısından bakıldığında banka kredi borçları, Tarım Kredi borçları ve kredi kartı borçlarının yanı sıra enerji borçları da hızla artmaya devam ediyor. 2011 yılı içinde ‘Torba Yasa’ kapsamında elektrik borçlarında yeniden yapılandırmaya gidildi. Ancak sorun tüm ağırlığıyla karşımızda durmaya devam ediyor. Enerji alanında tarım sektörünün yaşadığı en büyük sorun ağır vergi yüküdür.

 

Miras hukunda radikal değişimlere ihtiyaç var

Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, sektördeki enerji tasarrufunun tarımsal işletmelerin büyüklükleri ile doğru orantılı olduğunu söylüyor. Türkiye’deki tarım işletmelerin ortalama büyüklüğünün, tarımda gelişmiş ülkelerin ortalama işletme büyüklüğünün çok altında olduğunu belirten Yetkin, “Ayrıca her bir işletmenin toprakları da parçalanmış durumda. Son yıllarda toprakları toplulaştırma yönünde çabalar artıyor ama bu sorun çözümlenemiyor. Bunun için miras hukuku başta olmak üzere daha radikal çözümler bulmak zorundayız; ancak burada çiftçinin menfaatlerine zarar vermeden bu işi gerçekleştirmek çok önemli”

Türkiye’de tüketilen 13 milyar litre mazotun 3,5 milyar litresi, yani dörtte birinden fazlası çiftçi tarafından kullanılıyor. Bu kendi başına olumlu bir faktör olarak değerlendirilebilir. Ancak mazot üzerindeki ağır vergi yükü nedeniyle tarımda kullanılan enerji miktarı arttıkça, tarım kesiminden diğer sektörlere yapılan transferlerin miktarı da artıyor. Bu durum da adeta kanayan bir yara oluşturuyor.


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz