Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
ŞEYL DEVRİMİ küresel gücün tektonik plakalarını yerinden oynatacak!

Londra Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Enerji Hukuku Profesörü Alan Riley, Kuzey Amerika’da gerçekleşen şeyl gaz devriminin, küresel gücün tektonik plakalarını büyük ölçüde Batı yararına olacak şekilde yerinden oynatacağını, gelişmeyle aynı zamanda ABD güç ve etkisinin yüzyılın ilk yarısını kapsayacak şekilde pekişeceğini söylüyor.




seylLondra Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Enerji Hukuku Profesörü Alan Riley New York Times’da yayımlanan yazısında, şeyl gaz konusundaki değerlendirme ve tartışmaların çoğunlukla ya “hidrolik çatlatma” tekniğinin çevresel riskleriyle ilgili iddialara ya da (şeylin) doğal gazın piyasa fiyatı üzerindeki olası etkilerine odaklandığını vurguluyor. Riley, her ikisinin de “şeyl devriminin gerçek anlamının gözden kaçmasına” yol açtığını savunuyor.
Şeylin asıl önemli etkisinin petrol piyasası üzerinde gözleneceğini düşünen Riley, bu konuda şunları söylüyor: “Şeyl gaz, son on yıldır enerji politikalarının oluşumuna damgasını vuran bir meselenin çözümüne yönelik yeni bir imkân sunuyor. Taşımacılık sektörü için gerekli fosil yakıt arzını -bir ölçüde Çin’deki ekonomik büyümeyle ateşlenen petrol talebindeki artışı azaltacak şekilde- artırma imkanı.  Burada iki önemli faktör var, birincisi; yatay sondaj ve hidrolik çatlatmaya dayalı şeyl çıkarma teknolojisi, hem petrol hem de gaz içeren kayalarda kullanabilir. Kuzey Dakota’daki Bakken lokasyonunda zaten günde yarım milyon varili aşkın petrolün (şeyl petrolün) akışını gördük. Harvard merkezli Belfer Merkezi’nin hazırladığı ‘Petrol: Gelecek Devrim’ başlıklı rapor, Amerika’nın 2020 yılına kadar günlük ihtiyacının 6 milyon varilini şeyl petrolden sağlayabileceğini öne sürüyor. ABD’nin 2011 yılında günde 11 milyon varil ham petrol ithal ettiği düşünülecek olursa, bu durum, deniz alanlarında yapılacak üretim ve konvansiyonel yerel petrol üretimi potansiyeli de hesaba katıldığında ABD’nin 2020 yılına doğru petrolde ‘bağımsızlığını’ kazanmaya yakın olacağını akla getiriyor.
Bununla birlikte ‘enerji bağımsızlığı’ taraftarlarından çoğu kilit bir noktayı gözden kaçırıyor: Şeyl çıkarma teknolojisinin asıl jeopolitik etkisi, Amerika’nın enerjide kendine daha yeterli hale gelecek olmasından çok, ABD ithalatındaki keskin azalmanın etkisiyle dünya petrol piyasalarında oluşacak yer değişikliklerinde (kaymalarda) kendini gösterecek. Bu durum muhtemelen Çin, Arjantin, Ukrayna ve diğer yerlerdeki kaya petrolü (şeyl petrol) kaynaklarının - küresel petrol fiyatları üzerinde ilave baskı yaratacak şekilde - geliştirilmesiyle de desteklenecektir. İkinci faktör, doğal gazın taşımacılıkta kullanılması ihtimalidir. Bazı analistler bunun sadece filo ve uzun mesafeli karayolu taşımacılığı için gerçekçi bir ihtimal olacağını öne sürüyorlar. Ancak bu analistler, kentsel alanlarında gelişkin doğal gaz altyapıları oluşturmuş olan Amerika ve Avrupa’da doğal gazın bir taşımacılık yakıtı olarak sahip olabileceği muazzam avantajları görmezden geliyorlar. Bir kere doğal gaz ucuz ve yaygın olarak erişilebilirdir. Ev tipi yakıt ikmal aparatlarının tasarlanması halinde tüketiciler bunlarla kendi garajlarında doğal gazlı arabalarını doldurabilir hale gelecektir.”

ABD’NİN KENDİNE YETER HALE GELMESİ AB’Yİ ENDİŞELENDİRİYOR
Kaya petrolü ve kaya gazı geliştirmeye yönelik güçlü teşvikler uygulayan ABD’nin düşük doğal gaz fiyatının sunduğu (kimya ve çelik gibi yoğun enerji kullanan endüstrilerin düşük doğal gaz fiyatlarına bağlı olarak yeniden ülkeye çekilmesi gibi) nimetlerden henüz yeni yararlanmaya başladığını dile getiren Alan Riley, şeyl devriminin ikinci aşama etkisinin “daha düşük petrol fiyatları”nda hissedilir olacağını belirterek,”Daha da açıkçası, şeyl devrimi ABD’ye diğer ülkelerle alışverişinde çok daha geniş bir seçenekler yelpazesi bahşedecek” diye not düşüyor.
Şeyl devriminin Avrupalılar için de ziyadesiyle olumlu olduğunun altını çizen Alan Riley bu konudaki görüşlerini de şöyle aktarıyor: “LNG’de aslında ABD’ye yönelmiş çok geniş bir arz çeşitliliği, şeyl devriminden sonra Avrupa pazarlarına yığılmış oldu. 2020’ye kadar da muhtemelen LNG formunda şeyl gaz, kayda değer miktarlarda Avrupa’ya ulaşmaya başlayacak. O arada Avrupa’da yerel şeyl gaz üretimi olması ihtimali de unutulmamalı. Şeyl devriminin ikinci aşamasından, petrol fiyatlarını baskı altına alan yönüyle Avrupa da yararlanacak. Ancak petrolde ABD’nin kendi kendine yeter hale gelmesi, Avrupa Birliği’nin en büyük endişesidir. Buradaki tehlike, ABD’nin Körfez’den dünyaya yönelen petrol arzını güvence altına alma konusuyla doğrudan ilgisinin artık kalmayacak oluşudur. Bu da en azından Washington’un Avrupa’dan ‘kendi enerji güvenliği sağlama konusuna’ daha fazla kaynak ayırmasını talep etmesi demek olacaktır. Avrupa Birliği için bir seçenek, enerji arz güvenliği önlemi olarak doğal gaz taşımacılığını geliştirmektir. Bu, petrol üreticileri üzerindeki fiyat baskısını da artıracaktır.”

BÜYÜK TEŞVİKLER SÜRECEK
Prof. Alan Riley, Çin’in de kendi şeyl gaz kaynaklarını geliştirmek üzere çok daha büyük teşvikler uyguladığını hatırlatıyor ve ABD Enerji Bakanlığı Enerji Enformasyon Dairesi’nin saptamalarına dayanarak, “Çin’in yeniden üretilebilir kaynaklarının ABD’nin bu alanda sahip olduğu 36 trilyon metreküplük potansiyelden daha büyük olduğu” bilgisini veriyor.
Şeyl gaz devriminin Çin, Rusya ve Ortadoğu eksenindeki olası etkileri üzerine Riley’in düşünceleri ise şu şekilde: “Çin’in taşımacılıkta şeyl gaz kullanımını artırma çabasını yoğunlaştıran asıl jeostratejik sebep, Pasifik’i kontrol altında tutan ABD donanması ve Çin’in kullandığı petrolün büyük ölçüde tankerlerle geliyor olmasıdır. Doğal gazın ulaştırmada geniş çaplı kullanımı Çin’i, olası bir Amerikan ablukasının etkilerine karşı büyük ölçüde koruyacaktır. Rusya ve Suudi Arabistan için ise tam tersine kasvetli bir manzara söz konusudur. Önümüzdeki on yıl içinde şeyl dünya çapında gelişim gösterecek ve doğal gaz altyapıları inşa edilmiş olacak. Piyasalar petrol fiyatlarında düşüşe karşı kendilerini nasıl koruyacak, bunu tahmin etmek güç. Jeopolitik olarak şeyl devrimi ABD’yi güçlendirir, Çin’in enerji bağımlılığını azaltır, Suudi Arabistan ve Rusya Federasyonu için muhtemelen istikrarsızlaştırıcı etki yapar, Batı ekonomilerini mali güçlükler karşısında ayağa kaldırır ve küresel ölçekte büyük bir uyarıcı üretir. Batı ve Çin, şeyl tabanlı fosil yakıt kaynaklarını geliştirmek üzere uyguladıkları büyük teşvikleri sürdürmeye devam edecektir.”

TÜRKİYE’DE DE ÖNEMLİ BİR POTANSİYELİ VAR
Petrol Arama-Üretim Sektörü 1. İstişare Toplantısı’nda şeyl gaz üretim teknolojisine ilişkin bilgi veren
ETKB Petrol İşleri Genel Müdür Yardımcısı Ömer Koca, “Artan global enerji talebi, mevcut üretim sahalarında üretimin hızlı düşüşü, kolay ve erişilebilir kaynakların azalması, petrol fiyatlarındaki aşırı artış ve son dönemlerdeki gelişmiş üretim teknikleri; bir zamanlar ekonomik olarak değerlendirilmeyen ‘Unkonvansiyonel’ metotla aramacılığını ve özellikle şeyl gaz dediğimiz hidrokarbon potansiyeline sahip bölgeleri enerji endüstrisinin yeni hedefi haline getirdi. Genellikle ince taneli ve tabakalı bir yapıya sahip, ayrıca kerojen adı verilen organik madde içermesinden dolayı ısıtıldığında petrol ve gaz üretilebilen tortul kayalar bitümlü şeyl olarak, bu kayalar içerisindeki gazlar ise şeyl gazları olarak adlandırılır. Şeyl gazlarının varlığına ve miktarlarına ilişkin olarak gelişen farkındalık doğal gaz ile ilgili değişmeyen kurallarımızı değiştirmeye ve ezberleri bozmaya başlamıştır. Ne var ki bu farkındalık ABD’de 1970’li yıllarda başlamışken ülkemizde yakın zamanda gündeme gelebildi” diyor.  
Koca’nın verdiği bilgilere göre, 2011 yılında dünyada unconvansiyonel amaçlı açılan 15 bin 467 kuyunun, 15 bin 417 adedi yani %99,7’si Kuzey Amerika’da açıldı. 2009 yılı verilerine göre, Kuzey Amerika’da şeyl gaz üretimi 250 milyon m3/gün dür. Bu miktar günümüzde 450 milyon m3 dür. Özellikle Kuzey Amerika’da bu üretim miktarının, önümüzdeki yıllarda hızla artış göstereceği ve ABD’nin gaz ihracatçısı konumuna geleceği öngörülüyor.
Ömer Koca, Türkiye’de yapılan çalışmalar sonucunda Ergani – Abdülaziz Dağı arasında içinde organik maddece zengin ana kaya niteliğinde şeyller (Dadaş formasyonu) bulunduğunu söylüyor. Koca, “Bu şeyller 1560 metrekarelik bir alana yayılmış durumda. Jeokimyasal olarak anakayanın içinden en fazla -20 oranında petrol göç edebilir. Bu yaklaşımla halen ana kaya içinde %80-85 arasında petrol veya ona eş değer gaz olabileceği hesaplanıyor. 2010 yılından beri Türkiye’de çatlatma operasyonu ile Trakya ve Güneydoğu da unkonvansiyonel yöntemlerle uygulama çalışmalarına başlandı” diyor.

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz