Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
‘Tedbir alınmazsa yeni bir enerji krizi kapıda’

Bu yıl doğal gazda yaşanan yüksek talep artışını karşılamakta zorlanan BOTAŞ’ın, bazı elektrik üretim santrallerinin gazını birkaç gün boyunca kesmek zorunda kaldığına dikkat çeken Karaduman, önümüzdeki süreçte yeni kontrat anlaşmaları yapılmaz, depolama ve kompresör istasyonları devreye sokulamazsa Türkiye’nin ciddi bir doğal gaz ve elektrik arz kriziyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunuyor.





onder_karaduman.jpg

Elektrik piyasasında 2012 yılında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Elektrik Üreticileri Derneği (EÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Önder Karaduman, sektörde umut verici gelişmelerin yanında, geleceğe yönelik önemli kaygıların var olduğunu vurguladı.

Son bir yılda Türkiye’nin kurulu gücünün yaklaşık 4 bin MW’lık bir artışla 57 bin MW’lara ulaşmasının önemli bir gelişme olduğunu belirten Karaduman, “Kurulu gücümüzdeki bu artış, geçtiğimiz yıldan bu yana %6,5 oranında büyüyerek yıl sonunda 245 milyar kWh’e ulaşan elektrik talebinin karşılanabilmesi açısından kritik bir göstergedir. Yıllık bazda 4-5 bin MW’lık üretim yatırımlarının hız kesmeden devam ediyor olması, önümüzdeki yıllarda arz güvenliği riskimizin minimize edilmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi.

Karaduman, özel sektörün kurulu güçteki bu artışa önemli bir katkı sunduğunu söyledi. Kurulu güç içerisinde özel sektörün payının bir önceki yıla göre %3’lük bir artış göstererek %40’a ulaştığının altını çizen Karaduman, “Bu oran kuşkusuz ki halen yetersizdir. 11 yıldan bu yana devam eden serbestleşme süreci neticesinde kamunun %60’lik bir oranla hâkimiyetini devam ettiriyor olması, sürecin ne kadar yavaş ilerlediğinin çarpıcı bir göstergesidir” diye konuştu.

 

Senaryo ürkütücü!

Karaduman, bu yıl elektrik sektöründe yaşanan en kritik gelişmenin kış aylarında yaşanan doğal gaz krizi olduğunu söyledi. Kış şartları nedeniyle doğal gazda yaşanan yüksek talep artışını karşılamakta zorlanan BOTAŞ’ın, bazı elektrik üretim santrallerinin gazını birkaç gün boyunca kesmek zorunda kaldığını belirten Karaduman şunları aktardı: “Bu durum, bu santrallerin elektrik üretememelerine ve neticesinde bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşanmasına neden oldu. Elektrik üretemeyen santraller müşterilerine karşı yükümlülüklerini yerine getirebilmek için büyük zararlara katlanmak durumunda kaldı. Bu kritik tablonun önümüzdeki yıl ve takip eden yıllarda da tekrarlanmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Türkiye’nin ithal ettiği toplam doğal gaz miktarı, yurtiçindeki doğal gaz tüketim miktarını ancak karşılamaktadır. Önümüzdeki yıllarda bir yandan yeni kontratlar yapılamaz, diğer yandan depolama ve kompresör istasyonları devreye sokulamazsa, Türkiye’nin ciddi bir doğal gaz arz kriziyle karşı karşıya kalması kaçınılmaz hale gelebilir. Elektriğinin neredeyse yarısını doğal gazdan üreten ülkemizde, doğal gaz arz krizi aynı zamanda elektrik arz krizi anlamına gelir. Bu ürkütücü senaryonun gerçeğe dönüşmemesi için bir an önce gerekli tedbirler alınmalıdır.”    

 

Özelleştirmelerdeki plansızlık endişe yaratıyor

Bu yıl dağıtım özelleştirmelerinin yanı sıra üretimde de özelleştirme sürecinin başladığını hatırlatan Karaduman, üretim özelleştirmelerinde öncelikli 4 termik üretim santralinin portföy gruplarından ayrı olarak, 13 termik ve 28 hidroelektrik santralin ise 9 portföye bölünerek özelleştirileceğini belirtti. Karaduman,  buna karşın ilk etapta Özelleştirme İdaresi tarafından ilana çıkılan Hamitabat Doğalgaz Santrali’ne teklif gelmeyince ihalenin iptal edildiğini, Seyitömer santrali için ise teklif alma sürecinin devam ettiğini söyledi. 2013 yılında diğer santraller için de ihale sürecinin başlatılacağını aktaran Kadaruman, “Bu noktada, dağıtım ihalelerinde yaşanan plansızlığın ve strateji belirsizliğinin üretim özelleştirmelerine de olumsuz yansıyacağı konusunda endişelerimiz mevcuttur. Plansızlık, ihaleye çıkarılan ilk santral olan Hamitabat’a teklif gelmemesi ve ihalenin iptal edilmek durumunda kalınması ile kendini gösterdi. Sektördeki serbestleşmenin en önemli ayaklarından biri olan özelleştirmede, kapsamlı bir strateji ve net bir takvim özel sektörün de katkıları alınarak en kısa zamanda ortaya konmalıdır” dedi.

Karaduman, güneş enerjisine yönelik uzun süredir beklenen düzenlemelerin bu yıl hayata geçirildiğini söyledi. Bu alanda çıkarılan ikincil ve üçüncül mevzuatlarla birlikte bu alanda yatırım sürecinin başlayacağının altını çizen Karaduman, lisans başvurularının 2013 yılının Haziran EPDK tarafından alınacağını hatırlatarak, “Umarız, rüzgar enerjisi lisans başvurularında yaşanan kaostan gerekli dersler çıkarılmış ve güneş enerjisinde lisanslama ve yarışma süreci daha planlı bir şekilde ilerleyecektir” diye konuştu.

 

enerji_yatirim_yetersizligi.jpg‘Yeni kanun derinden etkileyecek sonuçlar yaratmayacak’

Karaduman, bu yıl hazırlığı yapılan ancak hayata geçirilemeyen bir başka önemli çalışmanın ise Elektrik Piyasası Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair hazırlanan Taslak olduğunu belirtti. Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı Taslağı ile mevcut kanunda bir takım değişiklikler öngörülse de, piyasayı derinden etkileyecek boyutlarda sonuçlar doğurmayacağını vurgulayan Karaduman, şunları aktardı: “Taslakta olumlu bazı değişikliklerin yanında bazı eksiklikler de bulunuyor. Bu eksikliklerin en başında, sektörün karar alma mekanizmalarında özel sektör temsilinin öngörülmemesi geliyor. Sektörde gerek üretim boyutunda gerekse de dağıtım ayağında her geçen gün ağırlığını artıran özel sektör, piyasanın geleceğinin şekillenmesinde söz sahibi olamıyor. Piyasada şeffaflığın sağlanması açısından da son derece önemli gördüğümüz özel sektör temsilinin, başta Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu olmak üzere, yeni kurulması öngörülen Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.’de ve diğer karar alma mekanizmalarında tesis edilmesi gerekiyor.  Kanun Tasarısı Taslağı, oyunun kurallarında çok büyük bir değişiklik getirmemekle birlikte, öngörülen bazı değişikliklerin sektöre olumlu yansımalarının olması beklenebilir. Misal olarak, lisans verilmeden önce önlisans verilmesi yönündeki düzenleme,  lisans ticareti ve alınan lisansların yatırıma dönüşmemesi durumlarını ortadan kaldırmak için olumlu bir adımdır. Bu madde ile ‘çantacılar‘ denilen kesimin piyasa dışına çıkması öngörülüyor. Diğer taraftan, bugüne kadar TEİAŞ bünyesinde faaliyet gösteren PMUM’un özerkleşmesini sağlayacak bir adım olarak Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi’nin kurulacak olması ve enerji borsasının planlanması olumlu gelişmelerdir. Özelleştirilecek santrallerin çevre mevzuatına uyumu açısından gerekli izinler için makul bir süre tanınması gibi başka olumlu düzenlemeler de Taslakta yer alıyor.”

 

‘Geleceğe olan inancımızı koruyoruz’

“2012 yılında yatırım iklimini güçlendirecek ve yatırımların önünü açacak adımların yeterince atılmadığı bir gerçektir” diyen Önder Karaduman, bürokratik uygulamaların hala yatırımları frenlediğini söyledi. Karaduman, “Bürokratik işlemlerin bıkkınlık veren uzunluğu, bağlantı problemleri, ÇED konusunda yaşanan sıkıntılar, yetersiz teşvikler, kamu kuruluşlarının özel sektörün hızına ayak uyduramaması gibi etkenler özel sektörün yatırım yapma iştahını azaltmaya devam ediyor.  Bütün sorunlara rağmen özel sektör, Türkiye elektrik piyasasının geleceğine olan inancını korumakta ve yatırımlarına kararlılıkla devam ediyor. Umuyoruz ki 2013 yılı, kamu-özel sektör işbirliği ile sektörümüzdeki reform sürecinin hızlanarak devam edeceği ve serbest, rekabetçi ve istikrarlı bir piyasa yapısının oluşturulması yolunda önemli adımların atılacağı bir yıl olacaktır” dedi.

2012 yılında yatırım iklimini güçlendirecek ve yatırımların önünü açacak adımların yeterince atılmadığı bir gerçektir. Yatırımları frenleyen bürokratik uygulamalar devam ediyor. Bürokratik işlemlerin bıkkınlık veren uzunluğu, bağlantı problemleri, ÇED konusunda yaşanan sıkıntılar, yetersiz teşvikler, kamu kuruluşlarının özel sektörün hızına ayak uyduramaması gibi etkenler özel sektörün yatırım yapma iştahını azaltıyor.

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz