Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
TÜRKİYE’DE YASAL ALT YAPI KOJENERASYON GELİŞMESİNE UYGUN MU?

Özkan AĞIŞ - Türkiye Kojenerasyon ve Temiz Enerji Teknolojileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı




kojenerasyonTürkiye’de, Kojenerasyon nasıl doğdu, nasıl gelişti? İnsanoğlu hem doğayı, hem de doğal kaynakları hızlı yok etmekte. Doğayı yok edenlere karşı, Kyoto, kaynak israf edenlere karşı da enerji yoğunluğu duvarları kuruldu. 8-10 yıl öncesine kadar enerji tasarrufu değil, enerji kaynaklarının erişilebilirliği konuşuluyordu. İyisine, kötüsüne, verimine bakmadan, ne varsa o kullanılıyordu. Elektrik kesintileri kanıksanmıştı. Yüksek kükürtlü Kemerburgaz linyitini bulabilen şanslıydı. Kükürt dumanları büyük şehirlerde yaşayanlara gaz maskesi taktıracak duruma gelmişti. Enerji üretim ve tüketim verimliliği, doğal gazla birlikte ülkeye geldi. Doğal gazla fabrikasının elektriğini üretenleri, türbin ve motorların egzoz ısısını da değerlendirmeyi düşündüler. Böylece elektrik ve ısının birlikte üretim teknolojisi yanı kojenerasyon doğdu.
Kojenerasyon hem kaliteli elektrik üretiminin hem de enerji tasarrufunun (buhar ve sıcak su şeklinde) teminatı oldu. Daha önce şeker fabrikalarında kullanılan ama yeterince değerlendirilemeyen kojenerasyon enerjisi, 1992’den itibaren özel sektör tarafından, tekstil boya kağıt, demir/çelik, seramik ve daha pek çok üretim sektöründe yayıldı. Şu anda Türkiye’de 262 tesiste toplam 7120 MW’lık toplam kapasitede yüksek verimli kojenerasyon teknolojisi kullanılıyor. Kojenerasyon kapasitesinin yıllara göre değişimi aşağıdaki grafikte gösterilmiştir. Grafikten de görüleceği üzere, kapasite gelişmesi, ucuz doğal gaz sayesinde 1997-2004 yılları arasında çok dik artmış, sonraları gaz fiyatları yükseldikçe artış hızında düşme oldu
1984 yılına kadar Türkiye’de elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) tarafından yapılıyordu. 1984’te çıkartılan 3096 Sayılı Yasa ile ilk defa özel ve tüzel kişilere, kendi fabrikasındaki elektriği üretme ve fazlasını TEDAŞ’a satma hakkı tanındı. Bir yıl sonra da bu yasaya dayalı olarak ve uygulama esaslarını belirleyen 9799 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname çıkartıldı. İlk yıllarda, bu kararnamenin faydaları çok iyi anlaşılamadı. Bu kararnameye göre ilk kurulan kojenerasyon tesisleri Yalova-Elyaf ve AK-SA Akrilik oldu (1993).  Bu tesisler hem kaliteli elektrik üretimini hem de ana ürünün kaliteli çıkarılmasını sağladı. Ayrıca üretimde enerji maliyetini düşürerek sahibine, rekabet üstünlüğü sağladı. Bu sistemi kullanarak kendi fabrikasının elektrik ihtiyacını sağlayan üreticiye “Otoprodüktör’’ dendi.
Otoprodüktör, üreticinin yasal adıydı. Kojenerasyon ise otoprodüktörün kullandığı teknolojinin adıdır. 9799 Sayılı KHK, otoprodüktöre hem elektrik üretme imkanı veriyor hem de elektrik fazlasını TEDAŞ’a, sanayi tarifesinin %85’i ile alma yükümlülüğü getiriyordu. Daha sonra 2001 yılında çıkartılan 4628 Sayılı Enerji Piyasası Yasası ile otoprodüktörün üretim fazlası elektrik satışına %20 gibi bir sınırlama ( bu %20 EPDK kararı ile %50’ye kadar artırılabiliyordu) getirildi. Dernek olarak bu sınıra itiraz ettik. Çünkü kojenerasyonda en yüksek verim, en yüksek elektrik üretimi ve en yüksek faydalı ısı tüketimi ile sağlanıyordu. Bu dengedeki faktörlerden birini azaltmaya çalıştığınızda, kojenerasyon çevriminin verimi düşüyor, yani enerji tasarrufu azalıyor ve bundan da ülkemiz zarar görüyordu. Uzun uğraşlarımız sonunda nihayet EPDK, bir hafta önce çıkarttığı bir kurul kararı ile otoprodüktörün tüketim fazlası elektriğin, üretimin %40’a kadarını şebekeye satabileceğini kabul etmiş oldu.
Akut sorunu, doğal gaz fiyatının son 8 yıl içinde 16 cent/metreküp fiyattan,45 Cent/metreküp fiyata (vergiler hariç) çıkmasıydı. Fiyatlar arttıkça, otoprodüktörlerin enerji maliyet faturaları da artıyor ve yıllardır zor/zar elde ettikleri rekabet üstünlüğü kazanımı yok oluyordu. Pek çok otoprodüktör, kojenerasyon tesisini durdurmak zorunda kaldı ve ilk sisteme döndü. Yani “elektriği şebekeden al, buhar ihtiyacın için de brülörlü kazan kullan.” Halbuki Türkiye yıllardan beri 7 bin 120 MW’lık kojenerasyon tesisinin verdiği yüksek çevrim verimi ile her yıl 5.0 milyar metreküplük doğal gaz (ki bunun mali değeri 2 milyar dolardır) ve 11 milyon ton CO2 salım tasarrufu sağlıyordu. Yani kojenerasyon ve trijenerasyon tesisleri ülkemiz için altın yumurtlayan tavuk değerindeydi ve birileri tavuk yumurtalarını küçültme peşindeydi.
konjenerasyon_kapasitesi_grafik.jpg
OTOPRODÜKTÖRLÜĞÜ KALDIRMA SENDROMU
Yine birileri, otoprodüktörlüğü tamamen kaldırarak bu tavuğu büsbütün kesme planını uygulamaya koymak istediler. Hazırlanan Yeni Elektrik Piyasası Yasa Tasarısı’na, otoprodüktörlüğün kaldırılması ile ilgili hükümler koyma yoluna gittiler. TURKOTED olarak, bunun büyük bir yanlışlık olacağını ve yapmak istenenin ülkemiz çıkarlarına aykırı olacağını aylardan beri anlatıyoruz ve anlatmaya da devam ediyoruz. Şimdi 9 ocakta TBMM Enerji Komisyonu’nda da bu aykırılıkları hem Enerji Bakanımıza hem de Enerji Komisyonun üyelerine anlatarak, ülkemiz aleyhine çalışacak hükümlerin tasarıdan çıkartılması gayreti içinde olacağız.

BASKI İLE YARATILAN ÜRETİM MODELİ UCUBE OLUR
Geçici Madde – 7, otoprodüktörlüğün kaldırılma niyetinin hangi nedenden kaynaklandığını şöyle açıklıyor:
“Üretim kapasitesine katkıyı arttırması bakımından olumlu bulunan otoprodüktörlerin satış limiti, satışlarının niteliği, satışlarına uygulanacak vergi ve benzeri yükümlülüklerin tespiti gibi diğer unsurlar bakımından, her iki yaklaşımı destekler argümanlara sahiptir. Ancak piyasadaki üretim segmentinin yeni yapısı gereği, üretiminin satışa arz edilmesi ve teknik gereklilik oluşmadıkça üretim segmentinin bölünmemesi, piyasa yapısının bir gereği olarak görülmektedir. Bu kapsamda teknik özellikleri nedeniyle kojenerasyon uygulamalarına kanunda yer verilmiş, ancak hukuksal bir kategori olarak otoprodüktörlerin kaldırılması yoluna gidilmiştir. Bu tercihin sonucu olarak mevcut prodüktörlerin ancak mevzuattan kaynaklanan haklarının korunarak üretim lisansı alacakları öngörülmüştür.”
Biz Dernek (TÜRKOTED) olarak konuyu şöyle görüyoruz: Esas olan kojenerasyonun evrensel avantajının sağladığı rekabet üstünlüğüdür. Bugüne kadar bu avantajı büyük ölçüde sanayiciler kullanmıştır. Bizdeki kojenerasyon uygulamalarına sanayi kojenerasyonu denmiştir. Otoprodüktörlük sanayi kojenerasyon uygulamasının yasal adıdır. Yasal adına ne derseniz deyin, özü korumak ve hatta teşvik edilmektir. İki farklı üretim modeli olmasın diye ortadan kaldırılan otoprodüktörlüğün bazı zaten farklıdır. Çünkü otoprodüktör sadece elektrik üretmiyor ki. Aynı yakıtla hem elektrik, hem ısı ve hem de soğutma enerjisi üretiyor. Zorlayarak aynı “üretim” kalıbı içine sokarsanız, daha büyük üretim ürünü olan ısı enerjisini yasanın neresine koyacaksınız? Birilerinin baskısı ile yaratılmak istenen üretim modeli bir ucube olacaktır. Sağduyulu milletvekillerimizin, böyle hatalı dizayn edilmiş bir yasa hükmünü kabul etmeyeceklerine inanıyorum. Onların bilgili ve bilinçli kararları ülkemizde, bundan sonra kurulacak kojenerasyon tesislerinde, milyarlarca metreküplük ilave doğal gaz tasarrufunun kapısını açacaktır.

KOJENERASYONUN GELECEKTEKİ GÖRÜNÜMÜ NASIL OLUR?
Kojenerasyon teknolojisi evrensel avantajlar sağlıyor. Kullanım alanı çok geniş. Kojenerasyon kullanımı oranında 1998-2004 yılları arasında doğal gazın ucuz olduğu yıllarda, artış hızı yönünden dünya rekorunu yakaladı. Halen de üretim yönünden  ile Avrupa kojenerasyon üretim payının () 5 puan üzerindeyiz. Bu nedenlerle, gelecek yıllarda, AVM’lerde, hastanelerde, üniversitelerde ve okullarda, tatil köylerinde ve otellerde, toplu konutlarda, bölgesel ısıtma ve soğutmalarda, kojenerasyon ve trijenerasyon projelerinin geniş çapta uygulamaya konulacağına inanıyorum. Doğal gaz fiyatları yüksek verimli (%80 ve üzeri) kojenerasyon sistemler için kazandırdıkları tasarrufa göre ayarlanabilirse uygulamanın daha da hızlanıp geleceğini görür gibi oluyorum.

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz