Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Doğal gazda Mavi Akım-2 kartını açmalıyız!

Nabucco doğal gaz boru hattının hem kaynak ülke hem de finansör sıkıntısı nedeniyle “hayal” bir proje olduğunu dile getiren Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türk-Avrasya İş Konseyi Başkanı Tuğrul Erkin, Türkiye için en gerçekçi projenin Mavi Akım-2 projesi olduğunu söylüyor.




tugrul_erkinNabucco projesinin gerçekleşme ihtimali ortadan kalktı mı? Türkiye transit ülke olmaktan çıkıyor mu? Güney Akım Türkiye’nin boru hattı projelerini nasıl etkiyecek? Bunun gibi birçok sorunun gündemde olduğu bu dönemde özellikle de Türkiye-Rusya ilişkilerinde uzmanlaşan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türk-Avrasya İş Konseyi Başkanı Tuğrul Erkin ile konuştuk. Türkiye’nin enerji politikalarından, boru hatları projelerine, enerjide arz krizinden kaya gazına kadar birçok konuda sorularımızı cevaplandıran Tuğrul Erkin, Nabucco projesinin bir “hayal” olduğunu söylüyor. Güney Akım projesinin gerçekleşme ihtimaline de temkinli yaklaşan Erkin, “Türkiye için en gerçekçi proje Mavi Akım-2’dir. Yani var olan Mavi Akım projesinin yanına ikinci bir boru hattı döşeyip, gazı Ankara’ya getirmek. Türkiye’nin ihtiyacı olan gazı alıp oradan da Avrupa’ya geçirmesidir. Aklın yolu birdir. Belli bir süreden sonra bu konuda ortak bir çözüme ulaşılacağına inanıyorum” diyor. Projenin neden önemli olduğunu detaylı şekilde açıklayan Erkin, “Birincisi; zaten önceden bir hat döşendi ve başarılı olundu. Derinliği biliyorsunuz, oradaki gazı biliyorsunuz yani teknik anlamda da bir sorunla karşılaşmayacaksınız. İkincisi; Mavi Akım’ın yurtiçindeki dağılımıyla ilgili istimlak projeleri de bitirilmiş durumda. Ayrıca deniz geçişi bakımından en kısa yol. Yani bu anlamda Mavi Akım-2 için hiçbir sorun yok. Bu konuda taraflar arasında bir anlaşmaya varılsa, altı ay içerisinde projeye başlanabilir ve 2-3 yıl içinde bitirilebilir. Bu hat 30 milyar bcm gibi bir gaz taşıma kapasitesine sahip olacak” diye konuşuyor.  

Doğal gazda yeni anlaşmalar yapılmazsa, sıkıntılar ortaya çıkabileceği hatta büyük elektrik kesintileri yaşanabileceği belirtiliyor. Bu anlamda Türkiye’nin yaptığı doğal gaz anlaşmaları, ihtiyaçları karşılayabilecek düzeyde mi?
Enerji ilkelerinden biri ve en önemlisi, uzun dönemli ve kesintisiz olmasıdır. Ayrıca tek kaynağa bağlanmamak çok önemli. Bu anlamda 1981 yılında yapılan doğal gaz anlaşmaları son derece akıllıca ve Türkiye’nin çıkarına uygun şekilde yapıldı. Bunu yapanlara teşekkür borçluyuz. Çünkü anlaşmalar uzun vadelidir. Kısa vadeli olsaydı günlük konjektör ve oyunun şartlarına göre fiyat ayarlamalarına gitmek zorunda kalınacaktı. Yine oynak fiyat ayarlamaları nedeniyle hiçbir tesisin fizibilitesi doğru yapılamayacaktı. Bu anlaşmalarla kaynak çeşitliliği de sağlandı. Bugün Rusya ile 40 milyar metreküp, İran ile 10 milyar metreküp, Azerbaycan ile 5-6 milyar metreküp gaz anlaşması var. Çok sıkıntıya düşüldüğünde Marmara LNG Terminali hatta o süreçte hesapta olmayan ve sonradan oluşturulan İzmir Aliağa LNG Terminali’nden 4-5 milyar bcm gaz temin edilebiliyor. Bunları üst üste koyduğumuzda 60 milyar bcm gibi bir rakam ediyor. Bu beş tedarik yerinde sorun çıkarsa büyük kesintiler denen felaketle karşılaşabiliriz. Bu nedenle ben bu anlaşmaların var olan enerji arz talebini karışlayabileceğini düşünüyorum.
Ancak burada şunu da belirtemeden geçemeyeceğim; bütün bu anlaşmalar siyasi konjektöre bağlıdır ve bunu da gözetmek gerekir. Örneğin bütün ülkeler kadar önemli bir başka kaynak ülke Irak. Ancak bugün Irak’tan gaz alamıyoruz. Ancak Irak’ta barışçı bir yapı olursa o ülkeden de 15-20 bcm alabilirsiniz. Yine İran’da ambargo daha şiddetlenirse 10 bcm gazı alamayabiliriz. Bu nokta da tabiî ki bir risk var. Ama önemli bir başka gerçek var ki, Rusya dahil bu ülkelerin bu kaynaklardan başka kazançları yok. Yani gazı satmak zorundalar. Ülke olarak ayrıca yalnız kaynak değil, güzergah çeşitlendirmesini de yaptık. Örneğin Rusya’dan Mavi Akım ve Trakya Hattı olmak üzere iki ayrı yoldan gaz alıyoruz. Bu da önemli bir güvence.

‘NABUCCO BİR HAYAL’
Sizce Nabucco projesinin gerçekleşme ihtimali nedir?
Ben Nabucco’yu bir ‘hayal’ olarak görüyorum. Daha doğrusu ciddi bir proje olarak görmüyorum. Birincisi; Nabucco’nun sahipleri yani projede yer alan ülkeler, bu projeyi finanse edecek yapıda değil. İkincisi; bu ülkelerin Rusya, İran ve Azerbaycan üzerinde siyasi bir güçleri yok. Ama bunlardan daha önemli olan şey, bu konsorsiyuma dahil olanların ciddiyetlerinden de çok emin değilim. Burada muhtelif toplantılarda gördük! Konsorsiyumun başındaki kişi “10 gün içinde buna cevap veremezseniz, konsorsiyumdan çekiliriz” dedi. Bu açıklamayı yapıp, Türkiye’den gittikten 20 gün sonra görevden istifa edip, kendine başka bir iş kurdu. Nabucco projesini, Amerika çok istiyordu. Nabucco projesi için aşağı yukarı 40 bcm’lik bir gaza ihtiyaç var. Rusya’dan almadığınız taktirde sizin bunu alacağınız bir tek ülke kalıyor o da Azerbaycan. Azerbaycan’da “8 ile 10 bcm gaz” verebilirim diyor. Bu da boruları doldurmayacaktır. Bir diğer tedarikçi olabilecek ülke İran. Ama buna da hem İran hem de Amerika hayır diyor. Üçüncü ülke Irak. Irak’ın bu projeye dahil olacağı açıklamasının üzerinden 4 yıl geçti. Bu ülkenin içinde bulunduğu durum da gözetilirse bir dört yıl daha bunun olması pek mümkün gözükmüyor.
Peki o zaman Nabucco’ya nereden gaz bulunacak? Rusya da kendi projesi olan Güney Akım’ı gerçekleştireceği için onun da vereceği bir gaz yok. Örneğin Kazakistan ve Türkmenistan kaynak ülke haline getirilebilseydi, belki gerçekleşebilecek bir proje olurdu. Ancak o zaman da ‘Hazar Geçişi’ sorunu ortaya çıkacaktı. O bölgede Rusya’nın elinde. Bu noktada hem içine koyacak gaz olmadığı için hem de bu güzergahta bunu finansa edecek kimse olmadığı için Nabcco’nun gerçekleşebilecek bir proje olduğuna inanmıyorum. Burada şunu söyleyebiliriz; Nabucco, Rusya’yı dışarıda bırakarak böyle bir projenin yapılamayacağını gösterdi.

TANAP projesi için ne düşünüyorsunuz?
TANAP, finansmanı sağlanabilirse gerçekleşebilecek bir proje olarak görünüyor. Dünya çapında bir projenin Türkiye topraklarından geçmesi bir şeklide iyi bir şey diyelim. Ama bu dünya çapındaki projenin topraklarınızdan geçerken size sağladığı faydalar nelerdir? Birincisi; daha önceki boru hatları projelerinden de biliyoruz ki, 200-250 milyon dolar civarında bir geçiş parası alınıyor. Ama bu tamah edilecek bir para değil. İkincisi; Türkiye topraklarından geçen gazdan alır ve dağıtırsa kendisi için yeni bir kaynak yaratır. Ancak burada ne kadar gaz Avrupa’ya geçecek ne kadar gaz Türkiye’de kalacak? Bütün hakkınıza karşı size 1 bcm gaz vereceklerse, bu yanlış olur.
Bir de fiyat konusu var. Çünkü İran ile yapılan ve Yunanistan’a verilen gaz konusunda fiyat yüzünden sıkıntılar yaşandı. Örneğin Türkiye, Azerbaycan’dan aldığı gazı 120 dolardan alıyordu daha sonra Yunanistan’a 120 dolar civarında bir fiyata satıyordu. O zaman Azeriler şunu söyledi; “Tamam sen benim kardeşimsin, bizim gazımız, sizin gazınızdır ama 200-250 dolara dünyaya satacağım gazı sen benden 120 dolara al, ondan sonra bunu Yunanlıya sat, bu kadar da avanta yok.” Ama TANAP şu bakımdan önemli; bu projede baş ağrın yok. Çünkü baş aktör sensin, Macaristan veya Viyana’daki adam değil. Türkiye lider olarak bu projenin ayaklarını doğru yere bastırırsa TANAP enteresan bir proje olabilir.  

KENDİ GAZINIZ YOKSA BİRİNCİ SINIF BİR AKTÖR OLAMAZSANIZ
Amerika’nın enerji ihtiyacını kaya gazından karşılamaya başlaması global enerji arenasında dengeleri nasıl etkiyecek? Bu gelişmelerin Türkiye’ye yansıması ne olacak?
Amerika 2012 yılında gaz ihtiyacının yarısını kaya gazından karşıladı ve Avrupa’dan gaz alımını bıraktı. Yine Atlantik sahilinde inşaatı yapılan bütün LNG tesisleri durduruldu. 2035 yılına kadar Amerika’nın enerjide kendine yeter bir ülke haline gelmesi bekleniyor. Bu Amerika’nın enerji politikalarındaki hakimiyetini artıracak. Ayrıca Ortadoğu ülkelerinin öneminde enteresan değişikler olacak. Çünkü Amerika kendi enerjisini üretmeye başladığında, Ortadoğu’daki politikalarını hafifletebilir. Ortadoğu ülkeleri bugün Çin ve Japonya’ya önemli bir ihracat gerçekleştiriyor. Bu önümüzdeki süreçte de devam edecek.  
Kendi gazınız yoksa birinci sınıf bir aktör olamazsınız. Şimdiye kadar Türkiye güzergah konusunda kendini şanslı görüyordu. Ama hem kaya gazı hem de Rusya’nın kuzeyden yaptığı yeni gaz hattı ve Güney Akım’dan sonra Türkiye’nin tek köprü olmadığı ortaya çıktı. Bu nedenle Türkiye, kendi gaz ihtiyacını düşük fiyatla sağlayabilir, geçiş ülkesi olarak veya var olan bölgelerde yapacağı ticaretle “HUB’ olabilmeyi sağlayabilirse, o zaman bir takım gelirlerler sağlanabilir. Ancak Irak’tan gaz alımı sağlanabilirse Türkiye çok daha önemli bir ülke haline gelecektir. Bu noktada Türkiye için vazgeçilmez ülkelerden biri Irak. Zaten bu ülkeden gelen bir hattımız da var.

‘BİZDE YOKSA, BİZ ORAYA GİTMELİYİZ’
Türkiye’nin enerji alanında daha da güçlenebilmesi için nasıl bir strateji izlemesi gerekiyor?
Türkiye enerji zengini bir ülke değil. O bakımdan dışarıdan ithalata ihtiyacı var. Aynı zamanda dış ticaret açığı veren bir ülke. Hatta Türkiye’nin ithalatının üçte biri enerjiye gidiyor. Bunu azaltmak lazım. Bunun için birincisi; Türkiye kendi içindeki kaynaklardan maksimum yararlanabilmeli. Bu noktada enerji yatırımları önündeki her türlü engel kaldırılmalı ve teşvik sağlanmalı. İkincisi; enerjiyi mümkün olduğu kadar tasarruflu kullanmalı. Üçüncüsü; aldığı gazı en ucuza alabilmeli. Yurtdışında petrol, doğal gaz hatta kömür arama çalışmaları yapılmalı ve bu kaynaklar Türkiye’ye getirilmeli. Yani bizde yoksa biz oraya gitmeliyiz. Enerjinin eksikliği hiçbir şekilde hissettirilmemeli. Çünkü enerjinin eksikliği hissedilirse bunun sonucunu hemen kalkınma hızında görürsünüz. Bununla birlikte görünmez işsizlerle birlikte 20 milyona yaklaşan işsiz kitlesi düşünüldüğünde Türkiye’nin mutlaka sanayini geliştirmesi gerekiyor.

‘TARAF OLUNMAZSA BERTARAF OLUNUR’
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türk-Avrasya İş Konseyi Başkanı Tuğrul Erkin, İngiltere’nin ortak pazardan çıkma düşüncesi ışığında Türkiye’nin AB üyeliği ve Rusya’nın başını çektiği “Avrasya Birliği”ni de değerlendirdi. Erkin, Avrasya neden Türkiye için ikinci bir kapı olmasın diye soruyor? 4-5 yıl önce yaptıkları “Avrasya Nereye Gidiyor” toplantısında Rusya Federasyonu Eski Başkan Yardımcısı Yegor Gaydar’ın yaptığı konuşmaya dikkat çeken Erkin şunları aktarıyor: “Gaydar ‘Biz ekonomik bir birlik kurmaya uğraşıyoruz. Ama bunun için bir iç pazar yaratmamız gerekiyor. Yapılan araştırmalara göre 300 milyonun altında bir ülkenin iç pazar yaratması mümkün değil. Rusya olarak 130 milyonuz. Kazakistan gelirse 150 oluruz. Diğer ülkelerde var, Türkiye de 70 milyonla gelirse 300 milyonu yakalarız. Bu Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine mani değil. Ama bana sorarsanız AB’ye girme konusunda hiçbir şansınız yok’ dedi. Bu noktada Türkiye ileride AB’ye alınmazsa ortada tek başına kalacak. Kutupların oluştuğu bir dünyada tek başına yaşayamazsınız. Ayrıca Avrasya Birliği ülkeleri bizim bu ekonomik birliğe üyeliğimize karşı değiller. Çünkü kendileri için de iyi olacağını düşünüyorlar. Türkiye 5-6 yıl daha oyalanırsa, tıpkı 2. Dünya Savaşı’nda ortada kalıp da savaş bittikten sonra Almanya’ya harp ilan etmesi gibi komik bir duruma düşebilir. Avrasya Birliği ülkeleri arasında ciddi gümrük anlaşmaları var. Bu birliğe üye olunarak enerji alanında da önemli yatırımlar yapılabilir. Örneğin Samsun’a 2-3 bin MW bir tesis kurup, gazı bu ülkelerden alabilirsiniz. Bu tür ortak tesisler yapılabilir. Türkiye uzun vadeli bir perspektif için alternatifler bulmalıdır.”  

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz