Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
NÜKLEER ENERJİ ZORUNLULUK MU? İŞTE YANITLARI…

Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) inşa sürecinde saha araştırmalarını tamamlayan ve yer lisansını teslim alan proje şirketinin üretim lisansı ve inşaat izniyle ilgili çalışmaları sürerken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Sinop’ta kurulacak ikinci NGS projesinin hangi ülke tarafından üstlenileceği konusunun kısa sürede içinde netlik kazanacağını açıkladı.




nukleer enerjiMimar ve Mühendisler Grubu ve Enerji Uzmanları Derneği işbirliğiyle Ankara’da düzenlenen “Nükleer Enerji ve Türkiye Süreci” paneline katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Sinop Nükleer Güç Santrali ile ilgili sürecin sonuna doğru gelindiğini, projeyle ilgilenen ülkelerin de bu son aşamada farklı atakları olduğunu vurguladı.
Yıldız, “Özellikle Japonya, Çin ve Güney Kore'nin taleplerimize daha farklı yaklaştıklarını gördük. Olumlu manada rekabetin hızlandığını söyleyebilirim. Yeni teklifler gelip de zamana ihtiyaç duyulmazsa inşallah kısa sürede kararımızı vereceğiz. Ancak Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda, Türkiye lehine yeni teklifler gelirse ve eğer zamana ihtiyaç olduğu ifade edilirse, o zamanı da kendilerine vereceğiz. Ama bir an önce bu kararı verip yeni bir yatırım alanı daha oluşturmak istiyoruz” diye konuştu.
Sinop NGS’yi yapacak firmaya üçüncü NGS’nin yer etüt çalışmalarının da verileceğini kaydeden Bakan Yıldız, böylelikle Sinop NGS kurulumu konusunda ilk başta Japonya ile başlatılmış olan görüşmelerin Fukuşima kazasından sonra askıya alınması nedeniyle kaybedilen bir yıllık süreyi telafi etmek istediklerini söyledi. Gelen her yeni teklifin titizlikle değerlendirildiğini belirten Yıldız, “Takdir edersiniz ki, 22 milyar dolarlık bir projeye üç tane imza ile karar verilemiyor. Her birinin gerek yargı süreçleri karşısındaki sorumlulukları, gerekse bütün bürokrasi ile ilişkili işlerinin doğru bir noktada bulunması lazım. O yüzden hükümetler arası anlaşma modelinin bu manada NGS’ler, vb. büyük projeler için çok doğru bir model olduğunu da bu vesileyle söylemek isterim” diye konuştu.
Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında son on yılda en fazla büyüyen ülke olduğunu belirten Yıldız, enerji sektörünün de büyümek zorunda olduğunu, nükleer santralleri de bu vizyonun bir parçası olarak değerlendirdiklerini belirtti. Bakan Yıldız, “Ancak NGS’lere sadece bir elektrik temini konusu olarak bakarsak hata etmiş oluruz. NGS’ler sayesinde Türkiye sanayileşmeyle alakalı hususlarda da bulunduğu seviyenin çok üzerine çıkacaktır. 30-35 yıl kadar önce iğneden ipliğe bütün girdilerini yurtdışından sağlayan ülkelerin şu anda NGS’lerle alakalı bir paket ihracına girdiklerini hep beraber gözlüyoruz. Dolayısıyla bu sabırlı olacağımız ve sonucunu net olarak alacağımız bir konudur.” dedi.

‘RUSYA’YA BAĞIMLILIK ARTMAZ AZALIR!’
Türkiye’nin doğal gazda bağımlı olduğu Rusya’ya nükleer santral süreci sonrası daha fazla bağlandığı eleştirilerini de cevaplandıran Bakan Taner Yıldız, “Bizim kurgumuza göre Rusya’ya bağımlılık NGS ile birlikte artmıyor, azalıyor. Çünkü biz 2019 yılında işletmeye alınacak olan Akkuyu’nun ilk ünitesinden sonra bunu Atatürk Barajı’nın, Keban Barajı’nın ürettiği elektriğin yerine ikame etmeyi değil, doğal gaz santrallerinde üretilen elektriğin yerine koymayı düşünüyoruz.” dedi. Akkuyu NGS ve Sinop NGS’nin üreteceği elektriğin toplamını doğal gaz ile üretebilmek için bugünkü parayla 7.2 milyar dolarlık gaz ithal etmek gerekeceğini kaydeden Yıldız, “NGS’lerle ürettiğimiz elektriği doğal gazın yerine koyarsak o zaman bu kadar ithalatı yapmamış olacağız. Dolayısıyla Rusya ile herşey dahil olarak anlaştığımız fiyatın yaklaşık 2035 yılına kadar fiyatının artmayacağı (eskalasyona tabi olmadığı), 2035 yılından sonra da şu ana kadar pek karşılaşılmayan “kârdan %20 hisse alınmasını” öngören bir model kurduk. Çünkü o zamana kadar projenin finansmanı geri dönecek ve maliyetler içerisindeki finansman yükü azalacak. Dolayısıyla proje şirketinin %20 kârdan hissesine Türkiye hazinesi olarak veya EÜAŞ olarak ortak olmuş olacağız” dedi.

‘NÜKLEER TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK’
EPDK Başkanı Hasan Köktaş ise dünya çapında daima hararetle tartışılan, karşıt ve yandaş görüşleri çok keskin olan nükleer enerjinin, herşeye rağmen son 30 yılda en önemli enerji kaynaklarından biri haline geldiğini dile getirdi. Bazı ülkelerin elektrik üretiminde %50, hatta %70-75’ler mertebesinde kullandığı nükleer kaynağın doğası gereği tartışmanın bitmeyeceğini  söyleyen Köktaş, ekonomideki ve enerji talebindeki büyüme hızı ve mevcut enerji kaynaklarındaki kısıtlar dikkate alındığında, nükleer enerjinin Türkiye açısından bir ‘tercih’ değil, ‘zorunlu bir sonuç’ olduğunun altını çizdi. Bu anlayış doğrultusunda kendilerinin de EPDK olarak nükleer santralin kurulmasını kolaylaştırıcı düzenlemelerle nükleer başvurularının hukuki altyapısını hazırladıklarını belirten Köktaş, diğer taraftan Akkuyu NGS için üretim lisansı başvurusu yapan şirketin yatırım için gerekli teminat tutarında - yatırımlarını kolayca yapabilmelerine imkan verecek şekilde - azaltmaya gittiklerini (bu miktarı 157 milyon 500 bin TL.’ye indirdiklerini), bunca büyük bir yatırım için gerekli asgari sermaye tutarını da %5’lik sınırda tuttuklarını, şirketin talepleri doğrultusunda teminat mektubu vb. konularda da mektup içerikleriyle ilgili olarak da gerekli kolaylığı gösterdiklerini söyledi.

SUPERFİN: SEÇİLEN SAHA UYGUN
Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürü Alexander Superfin ise proje sahasında tamamlanan kapsamlı etüdler sonucu, seçilen yerin NGS inşaatı için uygun bir saha olduğunu söyleyebilecek duruma geldiklerini söyledi. Superfin, Rus uzmanların proje alanında uluslararası iş yapan yüklenici ve diğer şirket temsilcileriyle yürüttüğü sismik, meteorolojik ve diğer etkenleri ortaya koyacak kapsamlı çalışmayı bitirmiş durumda olduğunu belirterek, “Şu anda bu çalışmalarla ilgili nihai rapor hazırlanıyor. Ama şu ana kadar yapılan çalışmalar sonucunda seçilen sahanın NGS inşaatı için uygun bir saha olduğunu söyleyebiliyoruz.” dedi. 2013 yılının proje ile ilgili evrakların tamamlanıp, izinlerin alınacağı önemli bir safha olduğunu kaydeden Superfin, bu yıl içerisinde elektrik üretim lisansını alıp, inşaat lisansı alma yönünde çalışmalar yapmayı planladıklarını, ayrıca (Türkiye dahilinde) yatırımlara da ciddi anlamda başlanacağını belirtti. Projenin inşaat aşamasında yerli imalat ve sanayiden yararlanma konusunun kendileri için önem arzeden bir konu olduğunu ifade eden Superfin, projenin inşasıyla ilgili ve yine o süreçte gerekli olacak çeşitli ekipman ve malzemelerle ilgili yapılabilecek iş miktarının 6 milyar dolar karşılığı olacağı bilgisini vererek, “Bu miktarın hem yerli sanayici ve katılımcılar için, hem de Rusya’daki yatırımcılar için önemli bir unsur olduğunun altını çizmek istiyorum.” dedi.  

‘ULUSLARARASI GEREKLİLİK NEYSE YAPILIYOR’
TAEK Başkanı Zafer Alper da nükleer tesisler için gerekli ilave lisanslama ve denetleme süreçleri hakkında bilgi vererek, nükleer güvenliğin sağlanması için gerekenleri anlattı. Alper, “Gerek söküm konusunda, gerek atık konusunda şu anki uluslararası yaklaşımı tamamıyla takip ediyor, bu konularda uluslararası alanda ne yapılıyorsa birebir uyguluyoruz. Yani nükleer tesisi kurulumuyla ilgili bize sunulan tasarımın içerisinde atıkların yönetimiyle ilgili ‘yüksek düzeyde’, ‘orta düzeyde’ ve ‘düşük düzeyde’ planları mutlaka en başta, daha tasarım aşamasında görmek istiyoruz. Bir nükleer tesisin ömrü yaklaşık 60 yıl, sökümü de dikkate alırsak 70-80 yıldır. Eğer başta o sökümle ilgili plan iyi yapılmazsa, sonradan tasarımda bina içerisinde yapılacak birtakım değişikliklerle söküm zor hale gelebilir. Onun için, en baştan bir söküm planı gelecek, bu plan belirli aralıklarla, günün teknolojik ve mevzuattaki gelişmelerine paralel olarak güncellenecek ve bunun takibi yapılacaktır” dedi.

‘EN GÜVENİLİR KAYNAK NÜKLEER GİBİ GÖZÜKÜYOR’
EÜAŞ Genel Müdürü Halil Alış ise, enerji gereksinimi her geçen gün artan Türkiye’nin 2021 yılında düşük senaryoya göre 424,8 milyar kWh, yüksek senaryoya göre ise 467,3 milyar kWh elektrik enerjisi tüketeceğinin tahmin edildiğini belirtti. Geleceğe yönelik üretim planlamasına göre, mevcut bulunan 118 milyar kWh’lık linyit rezervi ve 140 milyar kWh’lık hidrolik kaynakların tamamı kullanılsa dahi, 2020 yılı düşük senaryodaki 424 milyar kWh’lık talebin karşılanamadığını kaydeden Alış, “Bu nedenle yenilenebilir enerji kaynaklarının yanısıra enerji kaynaklarını çeşitlendirerek ve özellikle yılın 8 bin saati devrede olan nükleer santrallere büyük ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bunu birisinin söylemesi gerekir. Gerek sistem operatörü olarak, gerekse üretici olarak diyorum ki; talep gereksinimini karşılamak için kaynağa ihtiyacımız var. En güvenilir kaynak da nükleer santral gibi gözüküyor” dedi.

“HALKIN KABULÜ OLMADAN, OLMAZ!”
TÜBİTAK Enerji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Murat Aydın, Türkiye nükleer teknoloji transferinde izlemesi gereken yol konusunda düşüncelerini aktardı. Nükleer teknolojide ilerleme kaydedebilmek için dört adet “zorunluluk”tan söz eden Aydın, öncelikle “sabit, sürekli ve kararlı bir siyasi irade” gerekliliğinin altını çizdi. Hindistan’ın bu sayede 1950’lerde başladığı yolculuk sonucunda, bugün “uranyum plütonyum yakıtlı, toryum blanketli rezervlerini kullanmak için, kendi dizayn ettiği reaktörü inşa etme noktasına geldiğini” belirten Prof. Dr. Aydın, nükleer sahada çalışacak nitelikli uzmanların eğitilmesinin de ikinci bir zorunluluk olduğunu söyledi. Nükleer enerjide araştırma çalışmalarına ağırlık vermek, faal olmayan araştırma tesislerini bir an önce kullanıma almak ve güncellemek gerektiğini de belirten Prof. Aydın, “Bu işin dördüncü ayağı da halkın kabulüdür. Halkın sahiplenmediği, arkasında durmadığı projeler uzun ömürlü olamaz. Bizde projeler genelde şu reaktörü mü seçsek, bu reaktörü mü seçsek temelinde tartışılıyor. Oysa halkı bu işin içerisine mutlaka bir oyuncu olarak katmak ve onu doğru kaynaklardan bilgilendirmek gerekiyor. Bunun için ilk önce daha yerel anlamda, reaktör kurulacak yerlerde, ondan sonra bölgesel ve ulusal ölçekli üç ayrı program kapsamında halk bilgilendirilmeli, bilinçlendirilmeli ve işin içine katılmalıdır” diye konuştu.

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz