Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Petrol aramacılığında ruhsat spekülasyonlarına nasıl son verilecek?

Yeni Türk Petrol Kanunu’nu bazı eleştirmenlerin söylediği gibi, ‘yabancıların veya diğer yatırımcıların Türkiye’de tekel oluşturmasını sağlamak veya kamu şirketinin önünü kapamak’ için hazırlamadıklarını belirten Petrol İşleri Genel Müdürü Selami İncedalcı, “Herkese eşit, rekabetçi ve şeffaf bir ortam yaratmak, aramaların daha hızlı ve etkin bir şekilde yapılmasını, petrol varsa bir an önce bunun ekonomiye kazandırılmasını hedefledik” diyor.




selami_incedalci2007 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından “ulusal çıkarlara aykırı” bulunarak veto edilen Türk Petrol Kanunu, altı yıl sonra, sektör paydaşlarıyla yapılmış istişarelerin ardından “yenilenmiş bir tasarı halinde” yeniden TBMM gündeminde. Kanun tasarısının şu günlerde TBMM Enerji Komisyonu’nda ele alınması bekleniyor.
Geçen yıl Mart ayında ETKB bürokratları, arama ve üretim sektöründeki kamu ve özel şirketlerin temsilcileri ve ilgili mühendis odalarının bir araya gelmesiyle oluşan Petrol Kanunu Çalışma Grubu’nun başkanlığını yapan Petrol İşleri Genel Müdürü Selami İncedalcı, titiz bir çalışmayla ortaya konan tasarının hidrokarbon arama ve üretim faaliyetlerini teşvik edecek birçok yenilik içerdiğini söylüyor. 1954 tarihli mevcut Kanun’un yürürlükte olduğu 60 yıllık süreçte elde edilmiş sonuçların ruhsatlandırma konusunda ciddi yenilikler getirme ihtiyacını gözler önüne serdiğini belirten İncedalcı, tasarının işte bu anlayış doğrultusunda hazırlandığını vurguluyor. İncedalcı, “Yani bazı eleştirmenlerin söylediği gibi, ‘yabancıların veya diğer yatırımcıların Türkiye’de tekel oluşturmasını sağlamak veya kamu şirketinin önünü kapamak’ için böyle bir düzenleme yapmadık. Herkese eşit, rekabetçi ve şeffaf bir ortam yaratmak, aramaların daha hızlı ve etkin bir şekilde yapılmasını, petrol varsa bir an önce bunun ekonomiye kazandırılmasını hedefledik” diye konuşuyor.

Mevcut yasanın “güncellenme” gerektiren yönlerini de günün şartlarına uygun önlemlerle düzenleme gayreti içinde olduklarını dile getiren PİGM Genel Müdürü İncedalcı, şunları aktarıyor: “Geçtiğimiz 60 yıllık süreçte Petrol Kanunu içerisinde düzenlenmiş olmakla birlikte, daha sonradan Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesiyle birlikte birçok kurum ve kuruluşun vücut bulmuş olması, o kurumların da kendi mevzuatları gereği yaptıkları belli düzenlemeler (örneğin mali rejimle ilgili vergi düzenlemeleri veya çevreyle ilgili düzenlemeler) sektörün önünü kapatır hale gelmişti ve dolayısıyla bir güncelleme ihtiyacımız da doğdu. Diğer taraftan 1954’te kanun çıkarılırken kapsamında piyasa faaliyetleri de vardı. Ancak bunlar 2005 yılından sonra serbestleşme kapsamında EPDK tarafından yönetilir hale geldi, ayrıca kendi mevzuatları oluştu. Bu açıdan baktığımızda 130 maddelik Petrol Kanunu çok kafa karıştırıcı hale gelmişti. Dolayısıyla biz bu çalışmayla 1954 tarihli yasayı 32 maddelik çerçeve bir kanun haline getirdik. Petrol kapsamında doğal gaz, kömür yataklarından çıkarılacak konvansiyonel olmayan gazlar, şeyl gazlar ve hatta bitümlü şeyl (oil şeyl) gibi yeni konsepte uygun tekniklerle yapılan üretimleri de yasanın kapsamı içine aldık.”
PİGM Genel Müdürü Selami İncedalcı, TBMM’ye sevk edilmiş olan Türk Petrol Kanunu Tasarısı içeriğinde yer alan yeni ve en önemli hükümlerden birinin, arama ruhsatı başvurusu yapan şirketlere her bir ruhsat alanı için, orada yapacakları yatırımları ayrıntılı olarak ortaya koyan minimum iş programı taahhüdünde bulunma ve programda belirtilen yatırım tutarının %2’sini teminat olarak yatırma’ zorunluluğu getirilmesi” olduğunu söylüyor. Eğer şirket, süresi içinde taahhüdünü yerine getirmezse teminatı yanacak, ruhsatı da iptal edilecek. Böylece ruhsat sahalarının “çantacı”ların eline geçmesi ve hiçbir çalışma yapılmadan uzun yıllar gerçek yatırımcılara kapalı kalmasının önüne de geçilmiş olacak.

TAAHHÜT VE TEMİNAT ZORUNLULUĞU GELİYOR
Yeni Türk Petrol Kanunu Tasarısı içeriğinde yer alan yeni ve en önemli hükümlerden biri olan arama ruhsatları. Bundan sonra ruhsatlar hangi koşullarda verilecek?
Herkes kamu şirketi de olsa, gücü nispetinde ruhsat alsın, arama yapılmayacak alanlar için boşuna ruhsat alınmasın, böylece boş alanlar yaratabilelim istiyoruz. Şu anki uygulamada, adamın bir tane dahi kuyu açması mümkün değil, dolayısıyla bir tek ruhsat bile almaması gerekirken, bir bakıyorsunuz 10 tane, 15 tane ruhsat almış. Çünkü yasa buna olanak tanıyor. Açıyorsunuz zarfı, adam 100 milyon dolarlık iş programı vaat etmiş. Mevcut durumda bir teminat istenmediği, sermaye büyüklüğü koşulu olmadığı için zarftaki teklife bakarak, yapamayacağını bile bile ona vermek durumunda kalıyorsunuz. İşte bu gibi durumların önüne geçebilmek için yeni tasarıda ‘teminat’ şartı getirdik. Dedik ki, ‘Ruhsat sahibi, ruhsat alanında iki yıl üst üste çalışma yapmadığı takdirde hem teminatını yakalım, hem de ruhsatını feshedelim. 60 yıldan beri yapamadığımız bir şeydi bu. Şimdi şu tabloya da bir bakalım: 1954’ten bu yana şirketler bize 5147 tane ruhsat başvurusunda bulundu. Bunların 3332 tanesine ruhsat verdik. Peki o tarihten bu yana açılan arama kuyusu ne kadar? 1770 adet. Demek ki verdiğimiz her iki ruhsattan biri heba olmuş; ruhsat sahiplerine kuyu açtıramamışız. Oysa kanun gereği, verilen ruhsatların hepsinde bir arama kuyusu açılması yasal zorunluluk. Şirketlerin üç yıl içerisinde arama kuyusu açmaları gerekiyor.

Ruhsatın üstüne yatılmış yani?
Yatırmak istemesek de, kanun böyle. “Bir bölgede sekiz ruhsat için en az bir tane sondaj açar” diyor çünkü kanun.  Bundan dolayı ben sondaj açtıramıyorum şirkete. Geliyor bir tanesinde açıyor, mükellefiyetimi yerine getirdim deyip işin içinden çıkıyor. Onu da üç sene sonra açıyor. Diğer yedi ruhsat için ise hiç kuyu açmadan ruhsatları elinde tutuyor. Artık bunu terk ediyoruz. Artık yatırımcı her ruhsat için kendine özgü, minimum bir iş programı verecek. Örneğin “Kuyu için 10 milyon dolar harcayacağım!” diyorsa, biz bakacağız, o kuyu açıldı mı açılmadı mı? Açmadıysa eğer, o 10 milyon doların teminatı olan miktarı (%2’sini) yakmış olacak. Bu uygulama yatırımcıları mali güçleri oranında ruhsat almaya zorlayacak ve teminatlarını geri alabilmek için taahhüt ettikleri iş programını mutlaka yerine getirmeye yönlendirecek. Böylece şimdiki durumda olduğu gibi hemen hemen hiç faaliyet yapmadan uzun yıllar ruhsat spekülasyonu yapılmasının da önüne geçilecek. Tasarıdaki düzenlemeyle, karalarda iki defa 2’şer yıl, denizlerde 3’er yıl olarak belirlenmiş olan uzatma süreleri için de, her bir uzatma döneminde ve her bir ruhsatta mutlaka bir sondaj açılması ve bu sondajın parasal tutarının %2’sinin teminat olarak verilmesi gerekecek. Uzatım dönemlerine gelindiğinde ruhsatı elinde bulundurmak isteyen şirket, ruhsatında en az bir sondaj açmak zorunda olacak. Dolayısıyla bugün için sahip olunan ruhsatların %20’sinde sondajlı arama faaliyeti gerçekleştirilirken yeni uygulamayla bu oran %80-90’lar seviyesine çıkabilecek.  

YENİ SİSTEME UYANA ‘BONUS’ İKRAMI
Mevcut ruhsatlar, bu yeni sisteme nasıl uydurulacak?
“Ruhsat dönemimin sonuna kadar bu şekilde devam etmek istiyorum” diyenler, dönemlerinin sonuna kadar devam edecek. Ama yeni sisteme hemen uyum sağlamak isteyenlere bir yıllık bir geçiş dönemi verdik. Getirip teminatını yatıracak, bunun karşılığında da ruhsatı sıfırlanacak. Yani, ruhsatı dördüncü yılında bile olsa, “Yeni sisteme tabi olmak istiyorum, iş ve yatırım programım işte burada, sondaj taahhüdüm de şu! Teminatımı da yatıracağım!” dediği anda, “Buyurun gelin, biz de ruhsatınızı ‘sıfırdan’ vermiş olalım!” diyerek “bonus”unu ikram edeceğiz kendisine. O şekilde bir hak tanıdık.

TEKELLEŞMEYE YOL AÇAR MI?
Tasarıya yöneltilen eleştirilerden biri de, ruhsat alma konusundaki sınırlamanın kaldırılıyor olması.  İsteyen şirket istediği kadar ruhsat alabilecek. Bu durum “tekelleşmeye yol açabilir” deniyor…
Şu anda Türkiye’deki ruhsat alma işiyle ilgili özel şirketlerin de, TPAO’nun da bir tahdidi var: TPAO’nun tahdidi 12 ruhsat, Türkiye’nin tamamında 180 ruhsat. Ama şimdi öyle bir sınırlama kalmıyor, isterse 500 ruhsat alsın, gücü varsa tabii. Yani kimsenin önünü kapatmıyoruz, ne devlet şirketinin, ne özel sektörün. Peki bu durum tekelleşmeye yol açar mı? Eğer şirketin gücü varsa, söz konusu bölgeler aranmamışsa ve o da “Arayacağım” diyorsa, açar.  Ama unutulmamalı ki, bunun belli bir bedeli (%2’lik teminat bedeli) ve süresi var. Yani biz o ruhsatı hiçbir güvence almadan ve “sonsuza dek” veriyor değiliz. O nedenle “tekel” nitelemesi haklı bir eleştiri değil. Siz bir alanda sonsuza kadar hakimiyet oluşturmuşsanız ve kimse onu elinizden alamıyorsa, ancak ona “tekel” denebilir.
Tasarıdaki düzenlemeyle, eğer keşif yapmazsanız 4-5 yıl sonra sizden onu geri alacağımızı açıkça belirtiyoruz. Dolayısıyla petrol aramacılığı ve üretimi konusunda sonuç alabilmek bakımından bütün bu yöntemleri denemek zorundayız. Türkiye bugüne kadar yeterince aranmamıştır. Onun için de “Ülkemizde petrol var mıdır?” sorusuna şu an sağlıklı bir cevap vermek mümkün olamıyor. Türkiye’de petrol varsa, mutlaka bulunacak. Bunu topyekûn bir seferberlikle yapmamız gerekiyor, bu yapılan düzenlemeler de hep ona yöneliktir. Tasarıda bugüne kadar hiç olmayan bir diğer yenilik de, sismik araştırma şirketlerinin arama veya işletme ruhsatı edinmeksizin veri toplamasına ve bunları pazarlamasına imkân tanınmış olmasıdır.

Bu ne sağlayacak?
Özellikle deniz alanlarındaki çalışmalar için TPAO, dünyanın öbür ucundan sismik gemi getiriyor. Meksika’dan, Angola’dan gemi geliyor mesela. Bunların yol ücretleri çok pahalı. TPAO diyelim ki gelen gemiye burada 300 kilometrelik bir iş verdi ve iş iki ay sürdü. Ondan sonrası için de gemi iş alamamış, diyelim ki iki ay boş.  Diyor ki, “Ben burada çalışma yapayım, bu çalışmayı da uluslararası fuarlara götürüp Türkiye’de yatırım yapmak isteyenlere pazarlayayım” veya karasal alanda çalışmak için özel amaçlı gelmiş, yüzeyden numuneler (vs.) alan bir başka şirket. O da diyebiliyor ki, “Ben bu çalışmaları daha genişleterek yapayım, potansiyel alanlar varsa raporlarını hazırlayıp fuarlarda pazarlayayım!” Gerçekten de dünyada bu tür fuarlar var; ABD’de, Endonezya’da, petrol zengini ülkelerde yılın belli dönemlerinde bu tür fuarlar açılıyor ve yatırımcılar orada ellerindeki verileri pazarlıyorlar. Diyor ki örneğin, “Türkiye’de şöyle bir potansiyel alan var! Gidin ruhsat sahibiyle görüşün!” Ya da eğer boş bir alansa, “Devletle görüşün ve bu ruhsatı mutlaka alın!” diyor. Yani bir anlamda bizim adımıza tanıtım görevi yapıyor. Bu tür çalışmalarda bulunacak araştırmacılara sekiz yıl süreyle veri pazarlama imkânı veriyoruz yeni tasarıyla.
Bu araştırma izni uygulaması bütün dünyada var. Gemi geliyorsa buraya, gelsin araştırmasını da yapsın. Ki, bize petrol araştırmaları dışında, deniz dibi araştırmaları için gelen ekipler de oluyor. O arada zaten sismik de yapıyorlar. Ama (Türkiye Cumhuriyeti ile yaptıkları gizlilik anlaşması gereği) bunu ifşa edemiyor. Bu araştırmayı zaten yapmış ve elinde Türkiye’deki potansiyelle ilgili bilgi varsa, bunun pazarlanması bize ne zarar verir ki? Gelip benden ruhsat almadıktan sonra herhangi bir çalışma yapamaz zaten. Yeni tasarıyla bu tür çalışma yapanların hepsine kolaylık sağlayacak düzenlemeyi getirmiş oluyoruz.
Yapacakları araştırmaları sekiz yıl süreyle ticari olarak ruhsat sahiplerine veya yeni ruhsat alacaklara pazarlayabilecekler. Daha sonra bu veriler bize teslim edilecek, yatırımcılara pazarlanmasını biz yapacağız. Böylece araştırma izni kapsamında yapılacak detay jeolojik ve jeofizik etütler ile aranmamış veya az aranmış alanları yatırımcılar tarafından değerlendirilerek daha kısa sürede sonuca ulaşılacak, yatırım kararlarını vermelerine yardımcı olunabilecek.

ÜÇ MİLYON TL DAHA AZ PARA TAHSİL EDİLECEK
Tasarıda Devlet Hissesi oranıyla ilgili değişiklik yok, ancak hesaplama yöntemi değişmiş…
Evet, üretilecek ham petrolün 1/8’i oranındaki devlet hissesinin hesaplanmasında kuyubaşı fiyatı yerine Hazine için avantajlı olan; ham petrolde piyasa fiyatı, doğalgazda ise toptan satış fiyatı esas alındı. Ayrıca 21.5 API ve altındaki düşük graviteli ham petrolün üretimini teşvik etmek amacıyla her 0.1 API için 5 ABD Cent daha düşük devlet hissesi alınması benimsendi. Biliyorsunuz, mevcut kanunda üretilen ham petrolden alınan 1/8 oranındaki devlet hissesinin hesaplanmasında kuyu başı fiyatı esas alınıyor. Ayrıca, düşük graviteli ham petrolün üretiminin teşvik edici düzenleme de bulunmuyor. 2011 yılında üretilen ham petrolden kuyubaşı fiyatı hesabı üzerinden 346 milyon TL devlet hissesi alınmıştır. Tasarıdaki yeni düzenleme ile kuyubaşı fiyatı yerine piyasa fiyatı üzerinden devlet hissesi alınması durumunda devletin kasasına yıllık 5,7 milyon TL fazla para girecektir. Öte yandan üretim ve pazarlama güçlüğü bulunan ve toplam 16.4 milyon varil ham petrol üretimi içerisinde %37’lik bölümü oluşturan 21.5 API graviteden daha düşük graviteli ham petrolün üretiminin teşvik edilmesi amacıyla getirilen düzenleme sonucunda sektörden yıllık 3 milyon TL daha az para tahsil edilmiş olacak.

POTANSİYELİ YÜKSEK ALANLARDA ‘MÜZAYEDE’
Tasarıda müzayede ile arama ruhsatı verilmesine ilişkin bir düzenlemenin de bulunduğunu hatırlattığımız Petrol İşleri Genel Müdürü Selami İncedalcı bu konuya ilişkin şunları aktarıyor: “Evet, mevcut kanunda ruhsatlarla ilgili açık artırma diye bir yöntem yok. Şimdi (tasarıdaki hükme göre) ise potansiyeli yüksek, sondaja geçildiğinde hemen petrol üretilebileceğini düşündüğümüz alanları diğerlerinden farklı olarak açık artırmayla verebileceğiz. Yani diyeceğiz ki: ‘Şu alanın jeolojik ve jeofizik etüdleri tamam, hatta ve hatta 15-20 tane de kuyu açılmış, derinlikler belli, hedefler belli. Bunu diğerlerinden farklı olarak müzayedeyle veriyoruz!’ Böylece bu tür alanların daha verimli şekilde değerlendirilmesi mümkün olabilecek. Yine bu sayede, buralardaki operasyonlarla ilgili daha etkin söz söyleme imkânı da bulabileceğiz: ‘Arkadaş! Burada bir kuyu yetmez, beş kuyu açacaksın!’ gibi özel şartlar koyabileceğiz. Tabii bununla ilgili çok eleştiri gelecek: ‘Efendim, buralar zaten petrollü alanlar!’ denecek. Hayır, ‘petrollü’ değil, petrolün varlığını bilmiyoruz. Sadece bulgusunu biliyoruz. Yani bir emare var, ama bir türlü üretilememiş.”
 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz