Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Atık sektöründe 2 milyar dolar yatırıma ihtiyaç var

Türkiye’de ortalama yılda 1.2 milyon ton endüstriyel, 25 milyon ton ise evsel atık üretildiğini belirten Tüm Atık ve Çevre Yönetimi Derneği (TAYÇED) Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Saraç, “Atık miktarı ile ilgili istatistiklere baktığımızda mevcut yatırımların ihtiyacın çok gerisinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu kapsamda atık sektörüne yaklaşık 2 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor”  diyor.




atik_yonetimi_taycedDünyada ve Türkiye’de düne kadar kimsenin görmek istemediği atıklar, bugün çağın gereklerine göre yönetilmeye başlanarak ekonomiye büyük katkı sağlamaya başladı. Atık sektörü bugün itibariyle binlerce kişiye istihdam, sanayiciye hammadde, enerji tasarrufu ve herkese daha yaşanılabilir bir çevre oluşturmaya büyük kakı sağlar hale geldi. Türkiye’de atık yönetimi sektörü uzun bir emekleme sürecinin ardından sektörleşebildi. Bugün bu sektörün geleceğe dönük önemli hedefler belirleyen bir de derneği var: Tüm Atık ve Çevre Yönetimi Derneği (TAYÇED). Türkiye’deki atık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan TAYÇED Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Saraç, son veriler ışığında ülkemizde yılda 1.2 milyon ton endüstriyel ve 25 milyon ton evsel atık üretildiğini söylüyor. “Bunun ne kadar büyük bir israf olabileceğini düşünebiliyor musunuz?” diye soran Saraç, “Evsel atık günde 70 bin ton, tıbbi atık ise yılda 100 bin ton çıkıyor. TAYÇED’in 8 kurucu üyesinin bugün toplam 500 milyon dolar ciro büyüklüğüne ulaşmış durumda. Toplam 1 milyar dolara yakın yatırım yapan üyelerimiz tesislerinde 4 bin kişiye istihdam sağlıyor. Ülkemizdeki atık miktarı ile ilgili istatistiklere baktığımızda mevcut yatırımların ihtiyacın çok gerisinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu kapsamda atık sektörüne yaklaşık 2 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor.”

CİDDİ BİR ÜRETİM HEDEFİ VAR
Türkiye’deki atıkların ne kadarı enerjiye dönüştürülebiliyor?
Atık, alternatif enerji kaynağıdır. Üyelerimizden bazıları da olmak üzere bugün birçok firma evsel ya da endüstriyel atıkların yönetimi süreçlerinde, sözkonusu atıkların bertarafı veya geri kazanımı sonrasında enerji üretiyorlar. Bu firmalar, kendileri için gelir elde ettikleri gibi ürettikleri enerji kadar alternatif enerji üretim miktarını da arttırıyor. Uluslararası rekabetin, enerji fiyat ve politikalarıyla doğru orantılı olduğu dikkate alındığında, her türlü enerji kaynağının yanı sıra atığın da enerji olarak ekonomiye kazandırılmasının ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu kapsamda atık, yasal çerçevede yönetilmek suretiyle fiziksel ve kimyasal özellikleri çerçevesinde enerji hammaddesidir de diyebiliriz. Ülkemizde;  evsel çöplerden LFG dediğimiz çöpün içindeki metan gazının elektriğe çevrilmesi, termal yöntemlerle atığın bertarafı sonucu elde edilen ısının elektriğe çevrilmesi ve biyogaz dediğimiz organik atıklardan elektrik üretimine ilişkin ciddi üretim hedefler bulunuyor.

Enerjiye dönüştürülemeyen ve doğru yönetilemeyen atıklar Türkiye ekonomisine ve çevreye nasıl bir zarar veriyor?
Bu tür sorular aklıma 28 Nisan 1993 tarihinde İstanbul’un Ümraniye ilçesi Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazının patlaması sonucu meydana gelen faciayı getiriyor. Olayda 32 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Kaybolan 12 kişinin cesedine ise hala ulaşılamadı. Bu olay ülkemiz ve sektörümüz adına kara milatlardan biriydi. O gün faciaya neden olan metan gazının günümüzde değerlendirilmesi suretiyle ekonomik bir değer haline gelmesini önemli bir gelişme olarak görebiliriz.

Türkiye’de son 10 yılda atıkları depolama anlayışında da büyük değişiklikler oldu. Vahşi depolamadan, yer altı suları ve havanın kirlenmesini önleyen, çıkan gazlardan enerji üretiminin yapılabildiği standartları yüksek, düzenli depolamaya geçildiğini söyleyebiliriz. 10 yıl öncesine kadar düzenli depolamadan 19 milyon insan hizmet alırken yapılan yatırımlarla bugün bu oran 42 milyonu buldu. 2017’ye kadar bu sayının 50 milyon kişiye ulaşılması bekleniyor. Bu noktada, sosyal ve ekonomik faydayı tahvil ederek modern atık yönetimi anlayışı içinde günde 70 bin ton yılda ise yaklaşık 25 milyon ton çıkan evsel atıkları, ekonomiye artı girdi olarak görüp nasıl daha fazla enerji üretebileceğimizi düşünmek zorundayız. Ancak evsel atıklar için görünen sözkonusu tablonun, sanayiden kaynaklanan endüstriyel atıkları için söylenebilmesi zor. Yerel yönetimlerimizin evsel çöp toplama hizmetini verirken bu atıkların içine endüstriyel atıkların atılmamasını sağlamaları ve yerel düzeyde çevre konusunda bilinçlendirme çalışmalarını artırmaları gerekiyor.

ATIKLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ KONTROL DIŞINDA!
Çevre ve Atıklar konusundaki yasal düzenlemeleri yeterli buluyor musunuz? Türkiye’de atık yönetimi alanında yaşanan temel sıkıntılar neler?
Mevzuatımızın her şey gibi geliştirilmeye açık olmakla birlikte, iskelet olarak yeterli olduğunu söyleyebilirim. Bakanlığımız her yeni düzenleme ile ilgili olarak sektör firmalarının ve derneklerinin görüşünü soruyor. Bununla birlikte karşılaştığımız yeni süreçler özellikle de AB müktesebatına uyum sağlama konusunda daha çabuk hareket etmeliyiz. Olası belirsizlikler ortadan kaldırabilmeli ve çevre konusunda boşluk bırakılmamalıdır. Bunun da yolu kamu otoriteleriyle atık sektör temsilcilerinin samimi işbirliğinden geçiyor. Sektörde, tahmin ettiğimizden çok daha büyük bir atık envanteri var ama atıkları bir şekilde kontrol edemediğimiz için sıkıntılar yaşıyoruz. Bu atıklar kontrol altına alınsa, tüm firmalar pazarlama yerine yalnızca atıkları yönetmekle uğraşacaklardır. Sektöre yapılan yatırımların bir kısmı, gerçekçi verilere dayanmadan yapılıyor. Hatırlanacağı üzere 2006 yılında meydana gelen “Tuzla Varilleri” örneğinde olduğu gibi sıkı bir denetim sonucu artan atık gönderim taleplerinin karşılanmasında büyük zorluklar yaşandı. Aynı manzaralarla karşılaşmak istemiyoruz. Bunun yanında kontrolsüz ve fizibilitelere dayanmayan, dönemsel karlar peşinde koşan firma sayısı da her geçen gün artıyor. Atık sektörüne danışmanlık yapma iddiasındaki kişi ve kurumların verdiği bilgiler standart olmadığı gibi sorunları da çözemiyor.

Sektörün diğer bir sıkıntısı da, kayıt dışı olup yönetilemeyen, dolayısıyla kontrol dışı atıkların, atık yönetim sistemi içine yeterince çekilememesidir. Türkiye’deki sanayi üretimini ve yasal zeminde yönetilen atığın gerçek miktarın çok altında olduğunu biliyoruz. Demek ki bu atıkların büyük bir kısmı kontrol dışında kalıyor. Türkiye’nin ekonomisinin büyümesine paralel olarak yönetilmesi gereken atık miktarı da artıyor. Bizim sanayileşmeye de alternatif enerji kaynaklarına da ve elbette korunmuş ve gelecek nesillere gururla bırakabileceğimiz bir çevreye de ihtiyacımız var. Dolayısıyla çevre ile sanayileşmeyi birbirinin alternatifi gibi değil akılcı politikalarla birbirinin tamamlayıcısı olarak yönetebilmeliyiz.

Atık yönetimi konusunda TAYÇED’in gündemindeki projeler neler?
Ülkemizde atık bilinci hızlı bir şekilde ilerliyor. Ama hala klasik atık yönetimi piramitinin (atığın oluşmasının önlenmesi, yeniden kullanılması, geri kazanılması ve bertarafı) bile bizi tatmin edecek şekilde işlemiyor. Sanayimizin çok önemli bir kısmı KOBİ’lerden oluşuyor. KOBİ’lerin hepsinde, bu konuda yeterli teknik eleman ve ekipmanın olması da pek mümkün değil. “Çevre-Sanayi Barışı” konusunda bir paylaşım eksikliği kendisini hissettiriyor.

TAYÇED olarak çevre ve atık eğitim programları oluşturarak sektörün ihtiyaçları doğrultusunda eğitim hizmeti vermeyi planlıyoruz. Önümüzde, atık bilinci geliştirilmesi konusunda gideceğimiz uzun bir yol var. Şüphesiz TAYÇED, atık sektöründeki en tecrübeli firmaların oluşturduğu bir dernek olarak, sektörün bugününü ve yarınını, sektörün dışında olanlardan daha iyi okuyabilmek durumundadır. Bu kapsamda yatırımcı olarak sektöre girecek müteşebbisleri doğru bilgilendirerek, tecrübelerimizi paylaşacağız. Ayrıca üyelerimizle birlikte toplumsal çevre duyarlılığına hizmet edecek bazı projelere, sosyal sorumluluk çerçevesinde imkanlarımız ölçüsünde destek vermeyi planlıyoruz.

ATIK ENVANTERİ OLUŞTURACAĞIZ
Muhammet Saraç, atık sektörüne yatırım yapan, elini taşın altına koyan ve haklı olarak iş yapmak isteyen firmaların ortak sorunlarını dile getirmek ve ulusal bazda kimliklerini ortaya koyabilmek için “biz de varız” diyerek TAYÇED’i kurdukların söylüyor. Sektörün önde gelen firmalarından İzaydaş, İstaç, Petkim, Recydia, MSG Enerji, Remondis, Chimirec, Anel Doğa’nın derneğin kurucu üyeleri olduğu bilgisini veren Saraç, şunları aktarıyor: “Ülkemizin önde gelen atık sektör firmalarıyla yeni üyelik çalışmalarımız devam ediyor. Dernek olarak öncelikli hedefimiz atık sektörü adına, piyasa ilişkilerimizin bize kattığı tecrübelerimizle mevzuat oluşumu konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, destek vermek olacaktır. Ayrıca elbette atık piyasasını çağın koşullarına göre düzgün tanımlamamız gerekmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, yönetmeliklerin azaltılması yönünde çalışması var. Bu noktada amacımız, bakanlığa destek vermek. Diğer bir hedefimiz de güncel bir atık envanteri oluşturulmasını sağlayıp, bu envantere göre atık piyasasının genişlemesine katkı sağlayarak, kayıt dışı atık tanımını sektörel söylemlerimizden çıkarmak istiyoruz. Derneğimizin tüm kurucularının önemsediği ana prensiplerimiz var. Bunlar; yasallık, paylaşım, karşılıklı güven, centilmenlik, duyarlılık&sorumluluk ve sektöre değer katmak olup, başta üyelerimiz olmak üzere, dernek faaliyetleri çerçevesinde ilişkide bulunacağımız herkesten bu prensiplere saygılı olmalarını bekleyeceğiz. ”

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz