Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Doğu Karadeniz enerji için çağlayacak!

Türkiye’nin toplam enerji ihtiyacının %25’nin Doğu Karadeniz Bölgesi tarafından karşılandığına dikkat çeken Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, hem hidroelektrik yatırımlarının devreye alınması hem de TPAO’nun yürüttüğü petrol arama çalışlarında mutlu sona ulaşılmasıyla bölgenin enerji üretiminde bir üs haline geleceğini söylüyor.




suat_hacisalihoglu_trabzonTürkiye’nin Kafkaslara ve Orta Asya’ya açılan kapısı Doğu Karadeniz, enerji üretiminde de önemli bir merkez konumunda. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, Türkiye’nin enerji ihtiyacının %25’nin Doğu Karadeniz Bölgesi tarafından karşılandığını söylüyor. Son 10 yılda yapılan yatırımlarla bölgenin özellikle hidroelektrik alanında önemli bir çekim merkezi haline geldiğine dikkat çeken Hacısalihoğlu, “Türkiye genelinde 1400 adet HES lisansı bulunurken bunun 450 adeti Doğu Karadeniz Bölgesi’nde konuşlandırılmış durumda. Bölgemizde enerji üretimine yapılan yatırımlar tamamlandığında ciddi bir enerji üretimi sağlanacak. Böylece ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamada güçlü bir rol üstelenen bir bölge haline geleceğiz” diyor. TPAO’nun Doğu Karadeniz Bölgesi kıyı bandında yürüttüğü petrol arama çalışmalarının mutlu sonla bitmesinin herkesin umudu olduğuna dikkat çeken Hacısalihoğlu, önemli bir potansiyel olabileceği öngörülen Sinop’tan Sarp’a kadar olan deniz alanın da mutlaka sondaj çalışmalarının başlatılması gerektiğini vurguluyor.

HES POTANSİYELİNİN ’U KULLANILIYOR
Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki enerji yatırımları özellikle hangi bölgelerde yoğunlaşıyor? Bölgenizdeki üretim potansiyeli nedir?
Trabzon, Rize ve Artvin’indeki HES projeleri Doğu Karadeniz Bölgesi’ni enerji üretiminde önemli bir merkez haline getirdi. İrili ufaklı olmak üzere bölgede toplam 1000 yakın HES projesi bulunuyor. Yapılan tüm çalışmalara ve yatırımlara rağmen halen Doğu Karadeniz Bölgesi’nin hidroelektrik enerji potansiyelinin ancak ’u kullanılıyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde enerji üretiminde en önemli bölge Artvin’dir. Çoruh’un enerji üretebilecek toplam düşü 1400 mt’nin üzerindedir. Çoruh Vadisi üzerinde ana gövde de 10 ve yan kollarında da 17 olmak üzere toplam 27 adet baraj ve hidroelektrik santral kurulması planlanıyor. Bu barajlardan, Borçka sınırları içerinde yer alan Muratlı ve Borçka Barajları hizmete alındı. Deriner Barajı ve HES inşaatı ise devam ediyor. Artvin, Yusufeli, Bayram ve Bağlık barajları inşaatları ise başlamak üzeredir.
Yapılan araştırmalar sonucunda Çoruh Vadisi’nde, özellikle Artvin İl sınırları içerisinde yer alan barajlar ve HES’lerin tamamlanması halinde yaklaşık 10 milyar kWh’lık enerji üretilmesi öngörülüyor. Bu miktar ülkemizin HES’lerden elde ettiği enerji kapasitesinin %20’sinden fazlasını oluşturuyor. Yine bu yatırımlar toplam enerji üretimi içinde alacağı %7’lik payla ülke ekonomisine çok önemli bir katkı sağlayacak. Deriner, Borçka ve Muratlı barajlarının Türkiye ekonomisine katkısı yaklaşık 1 milyar TL’yi bulacak. 249 metrelik gövde yüksekliğiyle kemer barajı sınıfında Türkiye’nin en yüksek, dünyanın ise 6. yüksek barajı olan Deriner Barajı, Türkiye'deki hidroelektriğin yüzde 6'sını üretecek. 2,12 milyar kilowatt elektrik enerjisi üretecek olan 750 bin kişinin elektrik ihtiyacını karşılayacak Deriner, sadece bu özelliği ile Türkiye ekonomisine 575 milyon TL katkıda bulunacak.
Bölgemiz güneş enerjisi alanında da önemli bir potansiyele sahip. Doğu Karadeniz Bölgesi yıllık gün ışığı ortalaması dünya ortalaması olan 0.200kW/m² değerindedir. Fotovoltaik güneş enerjisi kullanımında dünya lideri olan Almanya ile Doğu Karadeniz karşılaştırıldığında birçok açıdan bölgemizin daha yüksek potansiyele sahip olduğu tespit edilmiş durumda. Bu anlamda bölgemizde termal veya güneş enerjisi projeleri için uygundur.  Ayraca Karadeniz’in su yüzeyinden 80 metre derinlikte bulunan hidrojen tabakası da enerji kullanımı için önemli bir potansiyelidir. Bugünkü teknolojinin henüz değerlendiremediği bu değerin zamanla ekonomiye enerji olarak katkı sağlayacağını ümit ediyoruz. Yine Karadeniz‘in tabanında kimyasal biçimde depolanmış hidrojen bulunması, Karadeniz’e uzun bir kıyısı olan Türkiye’nin hidrojen üretimi açısından şanslı bir konumu vardır.

Üretim açısından çok hassas bir parametre olan enerjideki yüksek maliyetler Türk sanayicisinin özellikle ihracat faaliyetlerini nasıl etkiliyor? TTSO üyesi şirketler enerji ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor?
Dünyada gelişmiş ülkelerin yakaladığı teknolojik süreçte üretimlerin rekabet üstünlüğünün kazanılmasında enerji parametresinin etkisi büyüktür. Yani enerji işletmelerimizin üretimlerinde, ihracatlarında kilit roldedir. Üretim maliyetlerinde ciddi bir pay tutan enerji tek başına rekabet alanında sanayicimizi etkiliyor. Veriler ışığında dünyada enerjiyi en pahalı kullanan ülkelerin başında olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu noktada mutlaka önümüzdeki süreçte sanayicilerimize en azından dünyadaki rakiplerinin kullandığı enerji maliyetlerini sunmalıyız. Sanayicilerimiz üretimlerinde enerji maliyetlerini uluslararası arenadaki rakiplerinin seviyesine gelmesi ile büyük avantaj elde edecektir. Bu avantaj ebette ülkemizin ihracatının artmasına, kalkınmasına ve gelişmesine katkı sunacaktır.
Üyelerimiz elektrik kullanımı yüksektir. Yine kısmen akaryakıt ve kömürün yanı sıra odun ve benzeri ürünler de kullananlar var. Bölgenin zor dağlık yapısı doğal gaz altyapı çalışmalarını geciktiriyor. Bölgeye, Erzincan-Bayburt üzerinden gelen doğal gaz boru hattı devamında Gümüşhane ve kıyı bandından Trabzon’a buradan da iki kolla Giresun, Ordu ile Rize Artvin’e ayrılıyor. Kısmen altyapısı tamamlanan bölgelerde doğal gaz kullanımı yaygınlaşmakta önümüzdeki süreçte altyapının tamamlanmasına paralel olarak üyelerimizin doğal gaz kullanım oranı artacaktır. Bunun yanı sıra bölgede tamamlanan hidroelektrik santraller enerji üretimine başladıkça hidro enerjide üyelerimizin enerji portföyüne katılıyor.  

‘ENERJİYİ VERİMLİ KULLANMAK MAHARET’
Türkiye’nin mevcut enerji politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle son süreçte hızlandırılan enerji verimliliği alanında sanayiciler ne tür destekler ve yasal düzenlemeler bekliyor?
Ülkemizde enerji alanında serbest ve rekabetçi bir piyasa oluşturulmaya çalışılıyor. Ancak enerjiyi ithal eden bir ülke olarak içerde birçok alanda reforma ihtiyacımızın olduğunu görmemiz gerekiyor. Bu reformların sektörde girişimciyi baş tacı etmesi lazım. Zira ithal ettiğimiz bir ürünü yurtiçinde üretmek için yatırım yapan girişimci bu ülkenin geleceği için önemlidir. Bu ülkenin geleceğine güvenen bir girişimcilerimizin olması, yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarımızın bulunması ülkemizin enerjideki güçlü yanlarıdır. Ancak bu adımlara karşın güçlü bir bürokrasimiz var. Enerji sektöründe deneyimli, bilgi ve tecrübeli iş gücümüz az sayıda. Hükümetten öncelikle beklentimiz ebetteki reformları hızlandırması, yatırım yapmak isteyen girişimciyi teşvik etmesi, uygulama ve işletme mevzuatlarını rahatlatılmasıdır. Enerji sektöründe bilgi paylaşımının artırılması da beklentilerimiz arasındadır.
Enerji israfını önlemek, verimliliği artırmak kutsal bir görevdir. Bu alanda eğitimlerle,  kampanyalarla ve teşvikle
toplumsal bilincimizi artırmamız gerekiyor. Sorunlarımıza toplumu sahiplendirmenin yoludur bunlar. Enerjiyi sadece üretmeyi teşvik etmek maharet değildir. Ürettiğini en verimli şekilde değerlendirmek ve kullanmaktadır asıl maharet.  Sanayicilerimiz elbette güçleri ölçüsünde yüksek enerji sarfiyatlı üretim modellerinden verimliliği yüksek üretim modellerine geçmelidir. Bu bir teşvik modeliyle desteklenebilir. Yine, kapasite kullanım düzeylerinde de dikkatli olmaları sağlanabilir. Aynı işi düşük bir kapasiteli üretim sisteminde çözümleyebilecek iken yüksek kapasiteli bir sistemde enerji maliyetlerini artırıcı işlerden kaçınmalıdır. Özellikle ortak üretim mekanizmaları, sektörlerde kümelenme çalışmaları da enerji sarfiyatlarını düşürebilecek çalışmalardır.
Bölgemizdeki sanayi kuruluşlarında özellikle son yıllarda yüksek teknolojik ürünlere yönelimin arttığını söyleyebiliriz. Bir bölümü de sermaye birikimlerini enerji yatırımlarına dönüştürüyor ve özellikle yenilenebilir enerjiye yatırım yapıyor. Üyelerimizin bu yöndeki stratejilerinin yanı sıra özellikle kümelenme çalışmalarına yapılan yatırımlar ile de enerji verimliliğinde ciddi bir kazanım hedefleniyor. Yine üyelerimiz için geliştirdiğimiz organize sanayi bölgeleri de başta enerji olmak üzere benzer girdilerde verimliliği artırıcı çalışmalar yürütüyor. Üyelerimizde yatırımlarını bu bölgelere yöneltiyor.

Türkiye’nin enerji arzı ve talebine ilişkin orta ve uzun vadeli öngörüleriniz neler?
Dünya Ekonomik Forumu’nun Accenture işbirliğiyle hazırladığı, ülkelerin enerji sistemlerinin güçlü ve zayıf yönlerinin,  ekonomik, çevresel ve enerji güvenliği perspektifinden ölçüldüğü “Küresel Enerji Mimarisi Performans İndeksi 2013” sonuçlarına göre Türkiye 105 ülke arasında 44’üncü sırada yer aldı. Bu enerjide konumuzla ile ilgili bir tespit yapmamıza katkı sağlayabilir. Yine araştırmalar, Dünyada Çin’den sonra enerji tüketimi artış hızı en yüksek ikinci ülke Türkiye olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’nin enerji tüketim potansiyeli yatırımcıları heyecanlandırıyor. Kalkınma ve enerji tüketimi arasındaki ilişki incelendiğinde Türkiye’nin 65 GJ (18 bin kilovatsaat) olan bugünkü kişi başına enerji tüketimi,1950’ler Avrupa’sı seviyesinde görülüyor. Yüksek gelirli ülkelerin, yeni enerji yapısına geçişte öncülük ettiğini ancak yine de, çevresel sürdürülebilirlik konusunda kat etmesi gereken yol olduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, artan küresel talebi karşılayabilmek için 2035 yılına kadar enerji tedarik altyapısına 38 trilyon dolarlık yatırım yapılması gerekiyor, 2023 yılına kadar enerji sektörüne 130 milyar dolar yatırım öngörülüyor. Bu yatırımların, dış finansman ihtiyacını artıracağına vurgu yapılıyor, cari açığa dikkat çekiliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının son tüketiciye ulaşabilmesi için akıllı şebeke sistemlerinin stratejik bir plan çerçevesinde ve koordineli bir şekilde geliştirilmesi gerekir. Benzer şekilde elektrik piyasasındaki serbestleşme hızla ilerlerken, Enerji Borsası kurulurken aralarında korelasyondan dolayı doğal gaz piyasasının da hızlandırılarak serbestleşmesi gerekir ki, istenen sonuçlara ulaşılabilsin. Artık hepimizin ezberlediği Türkiye’nin 2023 hedefleri kapsamında 500 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmemiz söz konusudur.  Bu ihracat 2 trilyon dolarlık bir Gayri Safi milli Hasıla gerektirdiği öngörülüyor. Bu Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda daha fazla üretim gerçekleştirmek zorunda olduğunu gösteriyor. Ekonomisini yılda en az %7-8 oranında büyütmesi gerekiyor. Üretimin artması, ekonominin büyümesi, ihracatın yükseltilmesi, istihdamın artırılması işte bütün bunlar enerjiye olan ihtiyacımızı ortaya koyuyor. Bugün mevcut yapımız da ekonomimizin ihtiyacı olan enerjiyi karşılayamıyoruz. Enerjinin ülkemizde pahalı oluşunun nedeni de budur.

‘ÖZEL SEKTÖR YATIRIMA AÇ’
Olası bir enerji krizi nasıl aşılabilir?
Öncelikle ithal ettiğimiz enerjide maliyetleri ucuzlatabilecek adımların hayata geçirilmesi gerekiyor. Enerji ithal ettiğimiz ülkeler ve yapılan anlaşmalar gözden geçirilmelidir. Enerji ithalatımızın belirli ülkelere bağımlılığından arındırılmalıdır. Enerji verimliliğinde gözetebileceğimiz bir husus kaba sanayi diye tabir ettiğimiz bir anlamda yüksek enerji maliyeti gerektiren sektörlerde yatırımlardan kaçınmamızdır. Sanayimizde, yüksek enerji kullanımı gerektirmeyen bilgiye ve Ar-Ge’ye dayalı teknolojik ürünlere ağırlık verilmeli. Ebetteki enerji üretimi konusunda, ülkemiz kaynaklarını yeteri kadar kullanmadığımız apaçık ortadır. Bu durumda yatırıma aç bir özel sektörün varlığını iyi değerlendirmemiz gerekiyor. İthalatını yaptığımız enerji maliyetlerimizi özel sektöre teşvik olarak sunabildiğimiz takdirde ciddi bir enerji üretim hamlesini gerçekleştirmiş oluruz. Ancak burada enerjiye yatırım yapmak isteyen özel sektörün teşvik edilmesi çok önemli. Şöyle ki bürokrasinin azaltılması dahi özel sektör için bir teşviktir. Türkiye 2023 hedefini, sahip olduğu özel sektör ile başaracaktır.
   
REFORMDA KETUM OLUNMAMALI!
“Borçla yatırım yapan bir girişimciden daha harcadığını kazanmadan TRT payı ve benzeri harcamaları tahsil etmek, büyük Türkiye söylemimize yakışmıyor” diyen Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, bu uygulamalara son verilmesi gerektiğini söylüyor. Sanayicinin maliyetlerinin minimize edilmesinin öncelikli gündem maddesi haline getirilmesi gerektiğinin altını çizen Hacısalihğolu, “Gelişmemizin ana koşulu enerji ise bu sağlanmak zorundadır. Enerji arzında özel sektörün payını muhakkak artırmalıyız. Girişimciyi yatırıma sürükleyecek ve iştahlandıracak reformlar, teşvikler gerekli. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarında fizibiliteleri yapılmış, gerekli bütün bürokratik izinleri sağlanmış projeleri hazırlayarak girişimcilere sunmalıdır. Enerji sektöründe özel sektör yatırımlarını hızlandırıcı katalizör etkisi görecek reformlara ihtiyaç vardır. Mademki bu ülke için enerji büyük bir ihtiyaç ve dışa bağımlı olduğumuz bir sektördür; girişimcimize ve yatırımcılarımıza ketum olmamalıyız. Ülke kazandıkça, bütün fertleri de kazanacaktır. Enerji sektöründe bu tür reformlar aynı zamanda sanayinin ihtiyaç duyduğu gerek arzın karşılanmasında gerekse fiyatların uluslararası değerlere çekilmesinde etkisi olacaktır” diyor.  



Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz