Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
ENERJİ ÇÖPTE, ÇÖP BELEDİYELERDE!

Aynur ACAR - Marmara Belediyeler Birliği Çevre Yönetim Merkezi Direktörü




aynur_acar_enerjiHer geçen gün atmosferdeki karbondioksit ve diğer kirleticilerin oranı ciddi bir artış gösteriyor. Tabii bu artış beraberinde dünyamızın ısınması, atmosferin kirlenmesi ve asit yağmurları gibi sorunları beraberinde getiriyor.  
Karbondioksit ve karbonmonoksit, azot, is, kükürt oksitler gibi kirleticilerin oranlarındaki artışların nedeni kullandığımız enerjiyi; kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlardan sağlamamızdır. Fosil yakıtlara olan bağımlılık her geçen gün artan atmosfer kirliliğini hızlandırıyor ve şartları da giderek güçleştiriyor. Fosil yakıtlara olan bağımlılığımızdan vazgeçerek veya en düşük seviyelere çekerek şartları iyileştirmemiz gerekiyor. Peki bunu nasıl sağlayabiliriz? Alternatif enerji kullanımını artırarak ve mevcut şartlarda enerji verimliliğini teşvik ederek elbette. Alternatif enerjiler hepimiz tarafından bilinmekte ancak kullanım teknikleri, bilgi yetersizliği ve bilgi kirliliği nedeniyle yeterince değerlendirilemiyor. Alternatif enerji kaynaklarını güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, biyokütle enerjisi, hes’ler, hidrojen enerjisi ve dalga enerjisi şeklinde sıralayabiliriz.

KAYNAKLARIMIZI KULLANAMIYORUZ!
Alternatif enerjiler alanında ülkemizin durumuna bakacak olursak, öncelikle topraklarımızın tamamında güneş radyasyonundan elektrik üretebilecek şartlara sahibiz. Oysa biz güney sahillerimizde 1900 kWh/m2/yıl güneş radyasyonuna maruz kalmamıza rağmen bu enerjiyle sadece su ısıtıyoruz. Güneş enerjisiyle elektrik üretimi yapılarak evler aydınlatılabilir ve bina ısıtmaları sağlanabilir. Türkiye haritasının üzerinde Kars’tan İzmir Çeşmeye kadar dümdüz biz çizgi çektiğimizde kuzey ve kuzeybatı bölgelerimizde rüzgar enerjisinden fazlasıyla istifade edebiliriz. Özel sektör yatırımlarıyla rüzgar enerjisi uygulamaları 1980’lerde başlamış olsa da istenilen hızda ilerlemiyor. Oysa Türkiye rüzgar potansiyeli yüksek ülkeler arasında sayılmakta ve yabancı yatırımcılar ülkemizi bu konuda iyi bir pazar olarak görüyor.
Türkiye jeotermal enerji bakımından dünyada önemli bir yere sahip ancak, kaplıcalar ve termal tesisler olarak turizm sektörünün hizmetine açılan bu alternatif enerji seçeneği sadece suyundan istifade edilerek yaygın biçimde kullanılıyor. Maalesef jeotermal enerjiden elektrik üretmiyoruz. Yine Türkiye OECD ülkeleri arasında ürün atıklarından hesaplanan toplam enerji potansiyelinde 9.5 milyon ton petrole eşdeğer olarak dördüncü sırada yer almaktadır. Ancak değerlendirilemiyor. Hidroelektrik yatırımlarında ise, HES’lerin ehliyetsiz inşaat firmalarının elinde ileri boyutta çevre tahribatıyla yapılmakta olduğunu görüyoruz.

TEMİZ ENERJİ BİRİNCİ TERCİH OLMALI

Türkiye’de biyogaz üretim potansiyeli tahmini 25 milyon kWh olarak öngörülüyor. Toplam biyogaz potansiyelinin %85’i gübre gazı, ’i ise katı atık düzenli depolama sahası gazından oluşuyor. Bölgesel ölçekli hedeflenmesi gereken biogaz yatırımları teşviklerle mümkündür. Örneğin; Ayçiçek tarlalarının bulunduğu Trakya Bölgesi’nde hayvancılık da teşvik edilirse ve inek çiftliklerinin yoğun bulunduğu Konya ovasındaki köylerde kanola, ayçiçeği vb. mahsul ekimi teşvik edilirse biogaz tesisleri kurulabilir ve enerji üretilebilir.
Ülkemizde hidrojen enerjisi ve dalga enerjisinde henüz bir girişim yok diyebiliriz. Nükleer enerji santralleri için ise Türkiye henüz yapacak-işletecek-üretecek kapasitede teknik insan ve tecrübeye sahip görünmüyor. Yarattığı riskler tüm dünyada bilinmekte ve birçok ülkenin yatırımından vazgeçtiği nükleer santralleri Türkiye’nin çok iyi değerlendirmesi gerekiyor.
Türkiye enerjide %80-85 oranında dışa bağımlıdır. 1990’lı yıllarda yurtdışından ithal ettiğimiz doğal gaz ile otoprodüktör sistemli santrallerle elektrik üretip sanayinin üretimde kullanmasını teşvik ettik. Sanayinin de yüksek maliyetli üretim/imalat yapmalarına sebep olduk ve bu da halka pahalı ürünlerle yansıdı. Diğer taraftan hep dillendirdiğimiz bir konu da Türkiye’deki termik santrallerin bakımsız ve içler acısı durumudur. Son süreçte bu konuda sevindirici haberler geliyor. Mevcut termik santrallerin revizyon modernizasyonu yapılıyor ve emisyonları en iyi şekilde elden geçirilerek tekrar ülkeye kazandırılmaya çalışılıyor. Hatta ülke kaynaklarının ciddi şekilde gözden geçirilerek yeni santrallerin yapıldığını ve planlandığını görüyoruz.
Enerjimiz ne kadar temiz, güvenilir ve yenilenebilir olursa kalkınmamızla paralel geleceğimize, çevreye ve dünyaya da sorumluluklarımızı yerine getirmiş oluruz. Temiz enerji her zaman birinci tercihimiz olmalıdır.

ENERJİ ÇÖPTE ÇÖP BELEDİYELERDE!
Modern depolama sahalarında mevzuatlara uygun depolama yapılmasa da (ambalaj atıkları halen gömülüyor) son zamanların en güzel gelişmesi, şehirlerin bomba gibi patlayan ve yangınlar çıkaran vahşi çöp döküm sahalarının elektrik üretimi için değerlendirilerek bu alandaki yatırımların artmasıdır.
Türkiye’de birkaç büyükşehir belediyesi haricinde belediyeler maalesef alternatif enerjileri kullanmıyor. Bunun en önemli nedeni öncelikle ekonomik, devamında da gerekli bölgesel fizibilite çalışmalarını yapacak kapasitelerinin olmamasıdır. Bazı büyükşehir belediyeleri bitkisel ve hayvansal atıklar, çöp gazı, atıkların yakılması, güneş enerjisi ve rüzgar tribünlerinden enerji elde edilmesi gibi alanlarda çalışmalar gerçekleştiriyor. Sinyalizasyon sistemlerine de güneş panellerinin kurulması dikkat çekiyor. Son bir yıldır bazı belediyeler de kurumsal karbon salınımı hesapları yapılarak enerji verimliliği konusunda girişimlerde bulunuluyor.
Bazı belediyelerde henüz kendi envanterini hazırlamış değiller. Ancak Enerji Verimliliği Kanunu’na göre bölgelerindeki vatandaşları bilinçlendiriyorlar. Yine bazı il ve ilçe belediyeleri yeşil bina konseptine geçmeye çalışarak sürdürülebilir enerji eylem planları hazırlıyor. Sera gazı envanteri yapan belediyelerin hizmet araçlarını elektrikli araçlarla yenilediğini gözlemliyoruz. Belediyelerin her attıkları adım ve her tür çalışmaları enerji tüketimi ile gerçekleşmektedir. Bu nedenle enerjilerini tasarruflu tüketebilir ve ihtiyaçlarını alternatif enerjilerden karşılayabilirlerse maliyetlerini büyük oranda düşüreceklerdir.
Yine belediyeler kendi binaları, park–bahçe aydınlatmaları, trafik lambaları, otobüs durakları, orta refüj aydınlatmaları ve otoparklar gibi mücavir alanlar için enerjiyi ihtiyacını güneş ve rüzgar enerjisinden sağlayabilirler. Belediyelerin teşvik edilmesi halinde tüm örnek enerji çalışmaları daha da yaygınlaştırılacak ve önü açılacaktır. Aksi takdirde ekonomik nedenlerden dolayı belediyeler alternatif enerjileri istenilen düzeyde kullanamamaktadır. Günümüz enerji ihtiyacının karşılanması esnasında gelecek kuşakların da kendi enerji ihtiyaçlarını karşılamaları için kaynakların ve en önemlisi çevrenin de sürekli koruma altında olması gerekiyor. Bu da sürdürülebilirlik ile mümkün.

ENERJİ OKULLARI AÇILMALI

Alternatif enerji kullanımının ve enerji verimliliğinin topluma çok iyi anlatılması için mutlaka enerji okullarının kurulması şart. Bu okullarda apartman yöneticilerinden kapıcılara, esnafa, kurumlara, belediyelere, ev hanımlarına vb. tüm kesimlere evlerinde veya yaşam alanlarında nasıl daha tasarruflu yaşayabilecekleri öğretilmelidir. Bir binada/evde gerçekleştirilecek bazı iyileştirilmelerin yapılması halinde %50-70 arasında vatandaşın bütçesinden parasal tasarruf sağlayacağı anlatılmalıdır. Sanayi ve Ticaret Odaları kanalıyla OSB’ler de veya illerde kurulacak enerji okulları ile meslek liselerinde alternatif enerji kullanımı ve teknolojileri ile ilgili müfredat dersleri konularak daha geniş kitleleri eğitmiş oluruz.
Enerji okullarında tam uygulama dersleri verilmelidir. Dış cephesini yalıtım yaptırırsa nasıl ısıdan tasarruf edeceğini, elektrik tasarruf tedbirlerini, su tasarruf tedbirlerini, güneş enerjisiyle sadece su değil nasıl elektrik üretilebildiğini, hatta evsel atıklarıyla apartmanlarda nasıl bahçeleri için kompost (gübre) yapabileceklerini ve geri dönüşümün faydalarını anlatmak çok önemli. Bu konuda tüm taraflar bir araya gelerek seferberlik başlatmalıyız. Enerjiyi verimli kullanma tedbirlerinden en önemlisi yol aydınlatmalarının azaltılmasıdır. Oto yollar, çevre yolları, şehir içi ana trafik yolları, cadde ve sokaklar, bağlantı yolları, kavşaklar, meydanlar vb. yerlerde enerji tasarruf tedbirleri alınmalıdır. Hatta oto yol ve şehir girişlerindeki çevre yollarında her 10 direkten 5’i kaldırılmalıdır. Özellikle başkentte bu önlem alınmalıdır.

ENERJİ VERİMLİLİK UYGULAMALARI
•    Enerji Yönetimi Birimi kurmak,
•    Enerji verimlilik danışmanlık ajansları kurmak (Büyükşehirler için geçerlidir),
•    Enerji değerlendirmeleri ve enerji verimliliği konusunda halkı bilinçlendirme çalışmaları yapmak,
•    Yapılan tüm enerji iyileştirmelerini uygun multimedya araçlarıyla halka duyurmak, örnek olmak,
•    Bütüncül bir enerji anlayışı inşa etmek (aydınlatma, ısıtma, enerjiyle çalışan teçhizat kullanımı vb.)
•    Belediye personeli gerek ofis ve gerekse saha çalışmalarında enerjiyi verimli kullanabilecek altyapıya sahip olması gerekmektedir. Bu bağlamda personele yönelik eğitim çalışmaları organize edilmelidir,
•    Bu eğitimler ile ilgili belediyeler eğitim konusunda mahalli idari birliklerine karşı talep kar olmalı ve ortak eğitim programları için protokoller imzalanmalıdır,
•    Belediyeler, enerjinin verimli kullanılması gerektiği ve bununla ilgili mevzuatın getirdiği yükümlülükleri konusunda halkı bilinçlendirmeli ve vatandaşları ‘Enerji Verimliliği Kanunu’ndan haberdar etmelidir, Enerji ile ilgili yaptığı tüm iyileştirme çalışmalarını en uygun işitsel ve görsel iletişim araçlarıyla halka duyurmalı, bir anlamda onlara örnek olmalıdır,
•    Yerel yönetimler enerjiyle dar bir bakış açısıyla değil bütüncül bir yaklaşımla bakmalıdırlar.  
•    Enerji tüketim verileri, enerji üretimi verileri, enerji tüketimi yoğunluk grafikleri, tasarruf getirileri, enerji (elektrik, yakıt vb.) birim maliyet verileri gibi alanlarda gereken istatistik çalışmaları mutlaka yapılmalıdır.

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz