Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Enerjide yeni umut şeyl gazda gözler İç Anadolu’ya çevrildi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TPAO ve MTA’nın gerçekleştirdiği sismiklerde Trakya, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bilinen şeyl gaz potansiyellerine ek olarak, İç Anadolu’da da şeyl yataklarıyla ilgili bulgulara rastlandığını, o yüzden arama çalışmalarına bu bölgede de ağırlık verileceğini söyledi.




seyl_gazPetrol Mühendisleri Odası ve Türkiye Petrol Jeologları Derneği’nin düzenlediği Uluslararası Şeyl Gazı ve Petrolü Konferansı Ankara Bilkent Otel’de yapıldı. Yerli-yabancı çok sayıda uzmanın katıldığı konferansta, geleneksel olmayan enerji kaynakları arasında son yıllarda çarpıcı bir gelişme gösteren şeyl gazı ve petrolünün aranması ve geliştirilmesinde uygulanan yeni teknolojiler ile Türkiye’deki şeyl sahalarının ekonomik olarak geliştirilmesi için yapabilecekler tartışıldı.
Konferansın açılışında konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TPAO ve MTA’nın gerçekleştirdiği sismiklerde Trakya, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bilinen şeyl gaz potansiyellerine ek olarak, İç Anadolu’da da şeyl yataklarıyla ilgili bulgulara rastlandığını, o yüzden arama çalışmalarına İç Anadolu’da da ağırlık verileceğini söyledi. Bakan Yıldız, “Eğer ülkemizde petrol varsa, biz bunu mutlaka bulacağız. Türkiye son on yılda 13,5 katına çıkan arama faaliyetlerine ayırdığımız bütçeyle beraber bu konuyu temel hedefleri arasındaki en önemli başlıklar arasına koyduk. Günlük 750 bin varil civarındaki petrol ihtiyacımızın yerli kaynaklardan karşılanmasıyla ilgili bu yapıyı mutlaka geliştirmek istiyoruz. Eğer ülke içerisinde bu kaynakları ekonomideki büyümeye yetecek miktarda bulamıyorsak, bu doğrultuda üçüncü ülkelerde yaptığımız çalışmaları mutlaka hızlandırmamız gerekiyor. Ki, bunu da yapıyoruz” dedi.
Shell ile 2011 yılında imzalanan ortaklık anlaşmasına bağlı olarak TPAO operatörlüğünde devam eden Diyarbakır’daki çalışmada, bölgedeki şeyl gaz potansiyelini ve bu gazın üretilebilirliğini belirlemek amacıyla açılan kuyunun 3 bin metreye kadar ulaştığını kaydeden Bakan Taner Yıldız, “Hedef 4 bin 500 metrelere kadar inip, eğer varsa gaz kapasitelerini belirlemek ve bunların yer altı jeolojisini çıkartmak. Ayrıca Shell ile yaptığımız son anlaşma da üç ayrı temel başlıktan oluşuyor: Akdeniz’de Antalya açıklarında yapılacak çalışmalar, Karadeniz çalışmaları ve şeyl gaz çalışmaları. Geniş bir ekiple beraber bu çalışmaların mutlaka Türkiye yararına gelişeceğine ve sonuçlanacağına inanıyoruz” dedi. Dünya birincil enerji üretiminde petrol, doğal gaz ve kömürün başı çekmeye devam ettiğini  belirten Bakan Yıldız, 2050 yılına geldiğinde dünyanın tüm enerji ihtiyacının yarısının yine petrol ve doğal gazdan karşılanacağını, bu nedenle tüm enerji ithalatçısı ülkeler gibi Türkiye’nin de hem geleneksel, hem de geleneksel olmayan kaynakları “yerli kaynağa” dönüştürme çabası içinde olduğunu vurguladı.

ŞEYL, TÜRKİYE İÇİN BİR ŞANS MI?
Konferans kapsamında ETKB Müsteşar Yardımcısı Selahattin Çimen’in yönetiminde gerçekleştirilen “Şeyl Gazı ve Petrolü Türkiye için Bir Fırsat mı?” başlıklı panelde konuşan Türkiye Petrol Jeologları Derneği Başkanı İsmail Bahtiyar, Türkiye’nin toplam enerji kaynaklarında  %75, petrolde %92, doğal gazda ise %98 düzeyinde dışa bağımlı olduğunu söyledi. Bahtiyar, “Bu nedenle potansiyel taşıdığı düşünülen şeyl gaz ve petrol kaynaklarımızın kısa sürede ekonomiye kazandırılması, ülkemiz ve yatırımcılar için birer fırsattır ve oyun değiştirici olacaktır” dedi.  Bu alanda başı çeken ABD’nin 2006 yılında 28 milyar metreküp olan şeyl gaz üretimini, 2011 yılında on kat artarak 241 milyar metreküpe çıkardığını ve ülkenin toplam doğal gaz üretiminin %30’unun bu şekilde karşılanır hale geldiğini belirten Bahtiyar, “2008 yılında Marcelleus şeyllerindeki faaliyet, 29 bin kişiye ek iş imkanı sağlarken 2.3 milyar dolarlık katma değer yarattı. Aynı şekilde 2010 yılında Barnett şeyllerindeki faaliyet de Teksas eyaleti gayrisafi hasılasına 13 milyar dolar katkı ve 120 bin kişiye de istihdam sağladı. ABD’de 2008 yılında 1000 metreküpü 281 dolar olan doğal gaz fiyatları da aynı süreç sonucunda - 2011 yılına gelindiğinde -  127 dolar mertebesine kadar geriledi” diye konuştu.

‘YENİ DÜZENLEMELERE İHTİYAÇ VAR’
Petrol Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Kul ise, şeyl gaz üretimiyle ilgili kapsamlı teknik bilgiler verdi ve çevresel risklerinin azaltılmasına yönelik önerilerde bulundu. Şeyl gaz üretimi için uygulanan sondaj yöntemlerinin esas olarak yatay kuyuları ve hidrolik çatlatma işlemlerini içerdiğini belirten Kul, hidrolik çatlatma sıvısının %98,5 – 99,5 su ve kum, %0,5 - %2 oranında ise kimyasal madde içerdiğini vurgulayarak şunları aktardı: “Bu kimyasalların kullanım amacı, operasyon sırasında sürtünmeyi azaltmak, korozyon ve bakteri oluşumunu kontrol altında tutmaktır. Hidrolik çatlatmada kullanılan su yüzey suyudur ve sadece sondaj sırasında kısa süre için yüksek miktarda gereklidir. Hidrolik çatlatmanın, uygun teknikler kullanıldığında yeraltı sularını kirletici herhangi bir etkisi yoktur. Çünkü çatlatma en derin su tablasının da çok altında yapılmaktadır. Ancak çatlatmanın yapıldığı su tablası ve gaz formasyonu arasında çatlakların su tablasına ulaşmamasına dikkat edilmelidir. Bu konu kanun koyucular tarafından kurallara bağlanmalı ve iyi yönetilmelidir. Geleneksel sondaja kıyasla çatlatma operasyonları için daha çeşitli ve özel ekipman ihtiyacının yanısıra yüzey tesislerinde su, atık su, kimyasal depolar gibi daha kapsamlı ihtiyaçların olması, hazırlanacak lokasyonun daha geniş alana yayılmasını gerektirir. Bu durum yüzey tahribatının daha fazla olacağını gösterir. Ayrıca geleneksel üretime göre şeyl geçirgenliğinin daha az olmasından dolayı, aynı miktarda üretim yapabilmek için daha fazla sondaj yapılması gerekecek, dolayısıyla daha fazla arazi ihtiyacı ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bu konuda ülke menfaatleri ön planda tutularak en üst düzey faydayı sağlayacak düzenlemelerin mutlaka yapılması gerekiyor. Tipik bir ankonvansiyonel gaz kuyusunun sondajı ve kuyu tamamlama aşamalarında yaklaşık 10-20 bin metreküp suya ihtiyaç olur. Ülkemiz su zengini olmadığı için kıt su kaynaklarının bilinçli kullanılması, tekrar kullanımının sağlanması ve bertarafı aşamasında çevre boyutunun iyi irdelenmesi gerekir. Bu unsurlar maliyet artırıcı olarak görünse dahi, üzerinde önemle durulmalı ve gerekenler uygulanmalıdır. Ayrıca hidrolik çatlatmada çatlağın kontrolsüz ilerlemesinin önüne geçilerek tatlı su tabakalarının kirletilmemesi de şarttır.”

‘ŞEYL PETROLÜ POTANSİYELİMİZ DE MEVCUT’
Petrol İşleri Genel Müdürü Selami İncedalcı da, Türkiye’de şeyl gaz potansiyeli olabilecek alanlarda açılmış kuyuların dağılımı ve özellikleri hakkında bilgi verdi. Diyarbakır-Hazro alanında yer alan kuyularda ortalama 2 bin 500 metre derinliklerde kesilen Üst Siluriyen-Alt Devoniyen yaşlı Dadaş formasyonunun, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da çok bilinen ve dünya ölçeğinde bir kaynak kaya olan Silüriyen şeyllerinin Türkiye’deki karşılığı olduğu bilgisini veren İncedalcı, bu formasyonun şeyl gaz ile birlikte “şeyl petrolü” potansiyeli de barındırdığını ifade etti. Diğer taraftan Trakya baseninde de şeyl gazı potansiyeline sahip Erken-Orta Eosen yaşlı Hamitabat formasyonu ve Erken Oligosen yaşlı Mezardere formasyonu olmak üzere iki kaynak kaya formasyonu bulunduğunu dile getiren İncedalcı,
ayrıca Doğu Anadolu’da Kömürlü, Karadeniz bölgesinde Çağlayan ve İç Anadolu’da da Karapınar Yaylası formasyonlarının şeyl gaz potansiyeli olabilecek alanlar olarak göründüğünü dile getirdi. TPAO ile Shell Upstream Turkey B.V. şirketi arasında 23 Kasım 2011 tarihinde imzalanan anlaşma çerçevesinde, Dadaş formasyonundaki şeyl gaz potansiyelinin üretilebilirliğini belirlemek amacıyla Diyarbakır’da Sarıbuğday-1 kuyusu sondajına başlandığını anımsatan PİGM Genel Müdürü İncedalcı, bu yıl içerisinde Shell şirketi tarafından bölgede iki adet kuyu daha açılarak fracking (çatlatma) işlemine başlanacağını da sözlerine ekledi.

TAŞI SIKIP SUYUNU ÇIKARMAK!
Şeyl devrimini “taşı sıkıp suyunu çıkarma” deyimiyle açıklayan TPAO Genel Müdür Yardımcısı Yurdal Öztaş da Güneydoğu’da paleozoik yaşlı Dadaş ve Bedirhan formasyonlarındaki çalışmalardan son derece sevindirici haberler geldiğini belirten Özaş, “Dadaş formasyonumuzun ABD’nin bu teknolojiyi ilk uyguladığı Barnett Şeyli yayılım alanından aşağı kalmadığını söyleyebiliriz. Bu teknolojiyi kullanarak, sadece Dadaş kaynaklı bile olsa Türkiye’nin önünü açacak çok güzel şeyler keşfedebiliriz” dedi. Öztaş, Türkiye’deki sedimanter kalınlıklarının da olgunlaşmaya elverişli olduğunu, yer yer 9 km’ye ulaşan sediman kalınlığı görmenin mümkün olduğunu, ayrıca Dadaş başta olmak üzere formasyonların çatlatmaya son derece elverişli bir yapı gösterdiklerini de sözlerine ekledi.

TÜRKİYE GİBİSİ YOK!
Trakya’da TPAO ile birlikte yürüttüğü “geleneksel olmayan gaz” araştırmalarını üretime dönüştürme başarısı gösteren ABD menşeyli TransAtlantic Petroleum’un Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Malone Mitchell de panelistler arasındaydı. “Türkiye’nin ankonvansiyonel kaynaklar açısından dünya çapında bir oyuncu olma ihtimali var mı?” sorusunu “Evet, bazı fırsatlar var!” diyerek cevaplandıran Mitchell sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkler ve Teksaslılar birbirine çok benziyor; karşımıza bir engel çıktığında onu aşmak istiyoruz. Ama ülkenize şeyl gazında başarılı olabilmek için gereken birinci şey, kayaçlar. Türkiye’de oldukça iyi çökelti havzaları var. Bazı ülkelerde böyle bir lüks de yok. Yani çok derinlere gömülü kayaçların olduğu çökelti havzaları da olabiliyor. Evet, gerekli kayaçlar var Türkiye’de. Ticari açıdan önemli bir diğer nokta da şu: Acaba Türkiye gerçekten ankonvansiyonel gaz ve petrol kaynaklarını teoriden çıkarıp geliştirme konusunda istekli mi? Bu sorunun yanıtı da bana göre olumlu. Devlet hissesi payının .5, gelir vergisinin %20 olması da gerçekten oldukça iyi. Diğer taraftan Romanya, Bulgaristan, Fas gibi ülkelerde birtakım fırsatları değerlendirmeye çalışırken gördük ki, ülke olarak ankonvansiyonel kaynakları geliştirme konusunda önem taşıyan bir numaralı şart, bu konuda proaktif tutum alan bir hükümetin varlığıdır. Siz aslında bunu başardınız ve Doğu Avrupa’da hiçbir ülkenin yaklaşamayacağı bir başarıya ulaştınız. Daha iyi kayaçları olan, fiziksel koşulları belki daha iyi olan başka ülkeler var ama başka hiçbir ülkede bu kadar proaktif bir hükümet, bu kadar iyi düzenlemeler, bu kadar iyi enerji mevzuatları olduğunu görmedik. Bu yüzden de Türkiye teoriyi fiiliyatı geçirme konusunda çok daha yüksek şansa sahip.”

MALİ REJİM YATIRIMCI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
Türkiye’de geleneksel olmayan kaynaklardan gaz ve petrol arama çalışmalarına giren bir diğer şirket olan Shell’in Uluslararası Ankonvansiyonel Girişimler Müdürü Hans Van Marle de, şeyl gaz ve petrol üretiminin geleneksel üretime göre daha az verimli olması nedeniyle geri ödeme sürecinin daha uzun sürdüğünü, dolayısıyla uygulanacak mali rejimin yatırımcılar açısından son derece önemli olduğunu söyledi. Marle, “Türkiye’de bu anlamda uygun bir ortamın var olması, ayrıca gerçekten yetenekli, teknik anlamda becerikli genç meslektaşların olması bizim için çok önemli” dedi. Türkiye’de çok iyi bir mali rejimin, güçlü bir düzenleyici ve hukuki çerçevenin bulunduğuna dikkat çeken Hans Van Marle, şunları aktardı: “Biz sağlam mevzuatın olduğu ülkelerde çalışmaktan memnuniyet duyuyor ve bunu tercih ediyoruz. Türkiye’de yüksek operasyonel standartlar var. Bu noktada operatörler olarak bizler de hesap verebilir durumda olmalıyız. Bu süreçte karbon ayak izlerimizi de en aza indirmemiz gerekiyor. Çalıştığımız araziyi ve içinde bulunduğumuz peyzajı oradaki işimiz bittikten sonra hiçbir şekilde korkunç bir halde bırakamayız. Bu bizim gelecek nesillere karşı bir sorumluluğumuz. Çatlatma yapılırken yüzey suyu veya yeraltı suyu kullanılıyor. ‘Bu suya ne oluyor?’ konusu hala insanların kafasında bir soru işareti. Sağlam mevzuatlar olsa bile bu konuda kaygılar var. Bunlara da kulak vermek gerekiyor. Biz tüm bu endişelere cevap verebilmek adına küresel ilkeler belirledik. Suyu, havayı, operasyonlarımızı gerçekleştirdiğimiz toplumu ve çevreyi korumak adına belirlediğimiz ilkeler konusunda çok özenliyiz. Kuyuların en güvenli şekilde açılması, tesislerin tasarlanması, kurulması ve işletilmesi konusunda sorumluluk üstlenmiş durumdayız.”

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz