Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Türk sanayicisi küresel rekabette yarışa 2-0 yenik başlıyor

Türkiye’de bir dolarlık Gayri Safi Milli Hasıla elde etmek için harcanan enerjinin OECD ülkelerinin ortalamasının en az iki, Japonya’nın ise dört katı olduğuna dikkat çeken Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Çevre & Enerji Danışmanı Murat Sungur Bursa, hem enerjide sürdürülebilirliğin sağlanması hem de global alanda rekabet gücünün artırılması için enerjide verimlilik çalışmalarına destek verilmesi gerektiğinin altını çiziyor.




murat_sungur_bursa_enerjiSürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Çevre ve Enerji Danışmanı Murat Sungur Bursa, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada enerjinin halkın refah artış beklentilerinin karşılanması ve ekonomik kalkınmanın sağlanması için kilit öneme sahip olduğunu söylüyor. Enerjinin kilit rolünün zincirleme olarak tüm sektörlerde kendisini hissettirdiğini vurgulayan Bursa, “Ülkemizdeki enerji tüketim verileri incelendiğinde, elektriğin %40-45’i sanayide, yine %40-45’i de belediye sınırları içindeki mesken, ticarethane, sokak aydınlatması ve resmi dairelerde tüketiliyor. Böylece sanayi ve belediyeler toplam tüketimin %80-90’ını temsil ediyor. Yılda ortalama %5-6 oranında büyüyen Türkiye ekonomisinin %7-8 ilave elektrik üretimine ihtiyacı vardır. İşte aynı oranda da sanayimizin ve belediye sınırları içindeki tüketimin artacağını kabul edebiliriz” diye konuşuyor  
Murat Sungur Bursa Türkiye’nin enerji yoğunluğu açısından olumsuz bir tablo çizileceğini ifade ederek şunları aktarıyor: “Yani enerjinin girdi maliyetleri içindeki payı, rekabet ettiğimiz pek çok ülkeye göre daha fazladır. Bu durumda uluslararası enerji fiyatlarındaki artış Türkiye ekonomisini doğrudan olumsuz bir şekilde etkiliyor. Dış ticaret açığımızın en önemli nedenlerinden birisi enerjide dışa bağımlılığımızdır. Enerji fiyatlarındaki artışlar sanayi mamullerimizin rekabet gücünü ve dolayısıyla ihracat potansiyelini düşürüyor. Türkiye’de bir dolarlık Gayri Safi Milli Hasıla elde etmek için harcanan enerji OECD ülkelerinin ortalamasının en az iki, Japonya’nın ise dört katı. Bu rakamlar Türk ekonomisinin eğer enerji verimliliği tedbirleri alınırsa, küresel rekabet gücünün de ne kadar artacağı konusunda bize fikir veriyor. Enerji verimliliğini artırıcı en önemli unsur bilinçlendirme, alınacak tedbirlerle ilgili teknik ve teknolojileri bilinir, ulaşılabilir kılma ve nihayetinde yapılacak yatırıma geri dönüşümü süresince elverişli koşullarda finansal destekler sağlamaktır” diyor.

ÇÖPTEN 200-300 MİLYON KWH ELEKTRİK ÜRETİLEBİLİR
Bursa, yine belediyelerin sürekli artan hizmet beklentilerini karşılamak için gelir kaynaklarını büyütme imkanı sınırlıyken, artan enerji maliyetleriyle işlerinin daha da zorlaştığını söylüyor. Murat Sungur Bursa Türkiye’de belediyelerin doğrudan enerji üretmek ya da enerji kaynakları elde etmek gibi bir misyonlarının olmadığını belirterek, “Ancak kişi başı üretilen evsel atıkların elektrik eşdeğeri günlük 0.5-1.0 kWh mertebesinde. Yani bir milyon nüfuslu bir belediyenin topladığı çöplerden yılda 200-300 milyon kWh elektrik elde edilebilir. Benzer şekilde atık arıtma çamurlarının da enerjileri ekonomiye kazandırılabilir ve belediyeler bu şekilde gelir elde edebilir. Ancak 2013 Türkiye’sinde çok az belediyemiz bu alanda hazırlıklarını yaparak enerji kazanımı için ihaleler yapmış durumda” diye konuşuyor.
Murat Sungur Bursa Türkiye’nin enerji alanında en zayıf yönün dışa bağımlılık olduğuna dikkat çekerek şunları aktarıyor: “Ancak gerek petrol gerekse doğal gaz kaynağı zengini ülkeler Türkiye’nin sınır komşusudur. Yani enerji kaynaklarına uzak değildir ve tedarik alternatifleri çoktur. Ayrıca enerji kaynağı ülkeler ile tüketici ve ithalatçı ülkeler arasında jeostratejik bir geçiş ülkesi konumundadır. Enerjide sürdürülebilirliği sağlayabilmek için bir taraftan yenilenebilir kaynakların kullanıma sunulmasına yönelik yatırımlar tamamlanmalı, öte yandan da enerji yoğunluğunun düşürülmesi ve verimliliğinin artırılması için çaba gösterilmelidir Ayrıca dışa bağımlılığı tamamen yok etmek mümkün olmadığına göre, tedarik alternatiflerini mümkün oldukça kaynak ve ülke bazında artırarak arz güvenliğinin sürdürülebilirliği esas alınmalıdır.”



Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz