Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Türkiye’nin atığından 200 MW gücünde 5 santral çıkar

Değerlendirilebilir Atık Malzemeler Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Kılıç, Türkiye’de 50 bin ton evsel atığın %20’si geri dönüşüm olarak kazanıldığında, geri kalan kısmı ise enerjiye dönüştürüldüğünde 1000 MW’lık bir enerji elde edilebileceğini söylüyor. Kılıç, “200 MW’lık bir enerji santralinin 500 bin konutun günlük elektrik ihtiyacını karşılayabildiğini düşündüğümüzde, atık olarak nitelendirdiğimiz malzemelerin oluşturabileceği değeri sanırım daha iyi anlayabiliriz” diyor.




tudam_atik_yonetimi2007 yılında lisanslı toplama ayırma ve geri dönüşüm tesisleri tarafından, atık yönetimi ve geri dönüşüm sektöründe faaliyet gösteren firmaların bilgi ve birikimlerini paylaşabileceği bir platform oluşturmak amacı ile kurulan Değerlendirilebilir Atık Malzemeler Sanayicileri Derneği (TÜDAM) bugün 50’nin üzerinde üyesi ile sektörün en güçlü sivil toplum örgütleri arasında yer alıyor. Dernek olarak evsel ve endüstriyel atıklarının sağlıklı ve sürdürülebilir bir sistem kapsamında ülke ekonomisine hammadde olarak geri kazandırılması ve bu atıkların çevresel etkilerinin minimize edilmesi yönünde faaliyet yürüttüklerini belirten TÜDAM Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Kılıç, Türkiye’de atık yönetimi konusunda özellikle son 10 yılda çok önemli ilerlemeler sağlandığını söylüyor. Hali hazırda tüm atıkların Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği, Tehlikesiz Atıkların Geri Kazanımı Tebliği gibi 20’den fazla yönetmelik ve tebliğe uygun olarak yönetildiğini ifade eden Kılıç, bu gelişmeye paralel olarak atık sektörüne yatırım yapan girişimci sayısında da artış yaşandığını belirtiyor.
Belediye atıkları söz konusu olduğunda ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Kılıç, “Günlük üretilen kişi başı atık miktarının içinde cam, plastik, metal ve kağıt ambalaj atıklarının oranı %20. Günlük olarak ülkemizde yaklaşık 50 bin ton çöp oluştuğunu düşündüğümüzde, yalnızca evlerde günlük olarak 10 bin ton geri dönüştürülebilir atık olduğunu hesaplayabiliriz. Yalnızca evlerde oluşan bu %20’lik geri dönüştürülebilir atığın kaynağında ayrı toplanarak geri kazanılması bile, hammadde tasarrufu sağlayarak ulusal ekonomiye ciddi katkıda sağlayabilir. Örneğin petrol türevi olan plastiğin geri dönüşümü ithal ikamesi yaratması açısından özel bir öneme sahiptir” diyor. Kılıç, ambalaj atıklarının belirli bir sistem dahilinde ayrı toplanması işinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yapıldığını ancak halen bu uygulamanın başlatılmadığı belediyeler olduğunu söylüyor. Bu konuda çalışma yapılan belediyelerde ise ciddi verimlilik sorunları yaşandığının altını çizen Kılıç, “Vatandaşların etkin katılımının sağlanamaması, belediyelerin yeterli önlemleri alamaması, caydırıcı yaptırımların uygulanamaması vb. sebeplerden ötürü, toplanması gereken tüm ambalaj atıkları kaynakta ayrı toplanamıyor. Şu anda günlük olarak evlerde oluşan ambalaj atıklarının 5’te birinden azı ancak toplanabilir durumda. Ancak yine de atık sektöründe en fazla istihdam olanağının yaratıldığı alan atık toplama ve geri dönüşüm faaliyetleridir” diye konuşuyor.

İLERLEME YETERLİ DEĞİL
Değerlendirilebilir nitelikteki atıkların dışında kalan %80’lik evsel atıklardan ise biyogaz teknolojisi ve yakma/gazlaştırma yöntemiyle enerji üretmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Vedat Kılıç şunları aktarıyor: “Katı atık alanlarında organik atıklardan enerji elde edilmesi ile ilgili bazı şehirlerimizde çalışmalar mevcut. Hali hazırda EPDK’dan 39 tane farklı yer için lisans alınmış olduğunu biliyoruz. 80 MW’lık enerji üretim tesisleri devreye alınmış 100 MW’lık da yapımı süren enerji üretim tesisi mevcut. Kaba bir hesapla, ülkemizde oluşan günlük 50 bin ton evsel atığın %20’sini geri dönüştürülmek üzere geri kazandığımızı, geri kalan kısmı ise biyogaz ve yakma/gazlaştırma yoluyla enerji geri kazanımına tabi tuttuğumuzda 1000 MW enerji elde edebiliriz. 200 MW’lık bir enerji santralinin 500 bin konutun günlük elektrik ihtiyacını karşılayabildiğini düşündüğümüzde, atık olarak nitelendirdiğimiz malzemelerin oluşturabileceği değeri sanırım daha iyi anlayabiliriz. Bununla birlikte atıkları geri dönüşüm ve enerji geri kazanım faaliyetlerine tabi tutmadan, ilkel yöntemlerle toprağa gömmenin de çok önemli bir maliyeti olduğunu da gözden kaçırmamamız gerekiyor. Aslında mevcut koşullarda ülkemiz genelinde toprağa gömülen atıklarla birlikte, atıklardan elde edebileceğimiz büyük değerler ve bu atıkları gömmek için harcadığımız paralar da bir anlamda toprağa gömülüyor. Yöntemlerin verimli bir şekilde kullanılması sayesinde, çöp depolama alanlarına ihtiyaç kalmamakta ve gündelik hayatımızda ortaya çıkan tüm atıklar bir değer haline getirilebiliyor. Bu bilgiler ışığında geri dönüşüm ve atık sektörünün ulaştığı büyüklüğün, Türkiye genelinde oluşan toplam atık miktarına göre yeterli olmadığını söyleyebiliriz.”

GERİ KAZANIMI MÜMKÜN OLMAYAN ATIKLAR ENERJİYE DÖNÜŞTÜRÜLMELİ
Tüm gelişmiş ülkelerdeki örneklere bakıldığında önleme, tekrar kullanım, geri dönüşüm ve kazanım, enerji geri kazanımı ve bertarafı içiren atık yönetimi hiyerarşisinin harfiyen uygulanmakta olduğunu vurgulayan Kılıç, Türkiye içinde bu hiyerarşinin hiçbir adımının atlanılmamasının çok önemli olduğunu belirtiyor. Kılıç, “Hiyerarşinin ilk iki adamı olan önleme ve tekrar kullanım, genel olarak yatırım gerektirmeyen, yasal düzenlemeler ve toplum bilinciyle uygulamaya konulabilecek efektif yöntemlerdir. Hiyerarşinin diğer üç basamağı geri dönüşüm/geri kazanım, enerji geri kazanımı ve bertaraf ise ciddi anlamda yatırım ve işletme maliyetlerini barındıran, uygulaması zor ve yasal otoritenin kontrolünde lisanslı tesis ve işletmelerce gerçekleştirilmesi gereken yöntemlerdir. Dolayısıyla öncelikle atık oluşumunun önlenmesi, tüm önlemlere rağmen oluşumu kaçınılmaz atıkların farklı amaçlar için tekrar kullanımı, devamında atığın kaynağında ayrıştırılarak geri dönüştürülüp hammaddeye çevrilmesi ve son olarak kalan kısmının gazlaştırma ve yakma sistemleri ile enerjiye çevrilmesi gerekiyor. Nihai olarak baktığımızda enerji, ülkemizin muhakkak çok önemli bir ihtiyacıdır. Ancak bu ihtiyaçtan yola çıkarak tüm atıkları enerji geri kazanımı için kullanmak doğru olmadığı gibi zincirleme bir hatanın da başlangıcı olur. Bu sebeple tüm atıkları enerjiye dönüştürmeye çabalamak yerine, hiçbir şekilde maddesel olarak geri kazanılamayan atıklardan enerji elde etmeyi amaçlamamızın daha doğru olacağına inanıyorum” diye konuşuyor.
Kılıç, bugün yerel yönetimlerin en büyük sorunlarından birinin evsel atık bertarafı olduğunu söylüyor.  Bu noktada yapılması gereken yegane işlemin atık yönetimi hiyerarşisinin bir silsile şeklinde uygulanması olduğunu vurgulayan Kılıç “Bu noktada geri kazanılamayan ve mevcut koşullarda mecburen toprağa gömülen atıklar için mutlak suretle enerji geri kazanımı yöntemini uygulamak gerekir. Atıkların enerji olarak geri kazanımı hem düzenli depolamaya nazaran çok daha az maliyetli olan, hem de sistem çıktısı olarak günümüzün en değerli ürünü olan enerjiyi bize sağlayan modern bir yöntemdir. Ancak sorunun çözümü için başlangıç noktası, devletin bu konu üzerine eğilerek önümüzdeki 10 yıl içinde mevcut düzenli depolama sahalarının maddesel ve enerji geri kazanımı yapan üniteler haline getirecek bir program oluşturmasıdır”  diyor.

‘KİRLETEN ÖDER’ PRENSİBİ UYGULANMALI!
TÜDAM Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Kılıç,2011 yılında Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle evsel ve endüstriyel atıkların birbirinden ayrıldığını hatırlatarak şunları aktarıyor: “Yönetmelik sonrasında kaynakta ayrı toplama çalışmaları çok radikal bir biçimde düşüş gösterdi. Bunun en temel nedeni ise kaynakta ayrı toplama çalışmalarının finansal yönünün göz ardı edilmesidir. Daha önceki yönetmelikte, yanlış olmasına rağmen sanayi kaynaklı ambalaj atıkları evsel toplama sistemlerinin sürdürülebilmesi için bir kaynak olarak tasarlanmış ve kullanılmıştı. Yeni yönetmelikte bu kaynak devre dışı bırakılıp yerine herhangi bir ikame yapılmadığı için, oluşturulan sistemler maalesef geriledi. Bu noktada sektör olarak beklentimiz; öncelikle mevcut kanun ve yönetmeliklerimizde bulunmasına rağmen gerektiği gibi uygulanamayan ‘kirleten öder’ prensibinin uygulanmasıdır. Yani atığı oluşumuna sebebiyet verenleri oluşan atığın geri dönüşümü, geri kazanımı ve bertarafına ilişkin tüm maliyetleri karşılamalıdırlar. Evsel kaynaklı atık yönetimi sorun yaşamayan ülkelerin tamamında kirleten öder prensibinin kararlılıkla uygulandığını görebiliriz.”  


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz