Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
ÜRETİME DE, VERİMLİLİĞE DE TEŞVİK

Dünyada birincil enerji üretiminde 47’nci, tüketimde ise 22’nci sırada yer alan Türkiye’de enerjinin %48,6’sı sanayi sektörü tarafından tüketiliyor. Bu durumun enerji ve sanayi politikalarının birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini ortaya koyduğunu belirten Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, yenilenebilir enerji kaynakları tesisleri kuran, bu alanda Ar-Ge çalışmaları yürüten, enerji verimliliğini artırmaya dönük projeler geliştiren sanayicilere verilen teşviklerle hem üretim hem de rekabet gücünün artırılacağını söylüyor.




nihat_ergun_enerjiSanayimizin Türkiye ekonomisi için yarattığı katma değer hakkında bilgi verir misiniz?
Türkiye 2011 yılı itibariyle milli gelirini 772 milyar doların üzerine çıkardı. Şu an için 2012 yılı verileri açıklanmamakla birlikte kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki, 2012’de de milli gelirimiz arttı. Milli gelir aslında ülkemizde yaratılan katma değerin de göstergesidir. Milli gelirin artmasında lokomotif rolü de sanayi sektörümüz oynuyor. Türkiye son 10 yılda reel bazda yıllık ortalama %5 civarında büyürken, sanayi sektörümüz de yıllık ortalama %5,9 seviyesinde büyüme gösterdi. Sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı %20’ler civarında olsa da, sektörün büyümesi, ülke büyümesinin yönü açısından belirleyici oluyor. Çünkü sanayi sektörü büyümesiyle lojistikten ticarete, finanstan haberleşmeye kadar birçok sektörü harekete geçiriyor.
Türkiye tüm plan ve programlarını sanayi sektörünü büyütecek, büyütürken de rekabetçiliğini artıracak şekilde tasarlıyor. Sanayinin büyümesinin temel şartı, hem ekonomik hem de siyasi istikrarı sağlamaktır. Nitekim Türkiye, 10 yılı aşkın süredir sahip olduğu siyasi ve ekonomik istikrar sayesinde yatırımların devamlı arttığı bir ülke oldu. Şu anda krizin kaynağı olan birçok ülke incelendiğinde sorunları bildiği halde siyasi istikrara sahip olamadıkları için ya hala karar alamıyorlar ya da aldığı kararları uygulayamıyorlar. Türkiye siyasi ve ekonomik açıdan kendisine o kadar güvenmektedir ki, birçok ülkenin bir gün sonrasını göremediği bir ortamda Orta Vadeli Programını açıkladı ve orada hedeflerini, öngörülerini sanayicilerle paylaştı.
Ülkemiz attığı makro adımlarla birlikte, belli sektörlere özgü daha detay adımlar da atıyor. Yayımlanan Sanayi Stratejisi çerçevesinde orta ve uzun dönemde uygulanacak politikalar sonucunda; sanayi sektörlerinin büyüme oranları, nitelikli istihdam oranları, Ar-Ge harcamaları, patent, faydalı model ve marka başvuruları, orta ve yüksek teknolojili sektörlerin ihracat ve üretim payları gibi göstergelerde artış hedefleniyor. Yine biliyoruz ki, sanayide rekabet gücünü ve katma değeri artırmanın yolu Ar-Ge’den, yenilikçilikten, tasarımdan geçiyor. Bu amaçla gerek Bakanlık gerekse de bağlı ilgili kuruluşlarımız aracılığıyla Ar-Ge’ye, tasarıma, markalaşmaya, girişimciliğe, inovasyona yönelik desteklerimizi her geçen gün artırıyoruz. Üniversitelerle sanayinin işbirliğini artırmak için yoğun çaba sarf ediyoruz.

SANAYİ ENERJİ TÜKETİMİNDE %48,6 PAY ALIYOR
Türk sanayinin enerji tüketim miktarı ve bunun toplam tüketim içindeki payı nedir?
Türkiye bugün gelinen nokta itibariyle dünyanın dört bir yanına 152 milyar doların üzerinde ihracat yapan bir ülkedir. İhraç ettiği ürünlerin %95’i de sanayi ürünlerinden oluşuyor. Bu durum 1980 yılındaki %37’lik payla birlikte düşünüldüğünde ülke sanayisinin geldiği yer açısından dikkat çekicidir. Bu kadar hızla gelişen ve katma değer yaratan sanayi sektöründe doğal olarak yüksek miktarlarda enerji ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin toplam elektrik tüketimi 2011 yılında 229,3 milyar kWh, 2012 yılında ise 239,1 milyar kWh olarak gerçekleşti. 2011 yılı için santral iç tüketimleri ile kayıp-kaçaklar çıktıktan sonra ulaşılan net tüketim rakamı 186,1 milyar kWh’dir. Bu net tüketim rakamının 88 milyar kWh’ı sanayi sektörü tarafından tüketildi. Sanayi sektörünün tüketmiş olduğu enerji, toplam enerji tüketiminin %48,6’sına karşılık geliyor.

Türk sanayicileri için ‘enerji’ nasıl bir kilit rolde?
Ülkemizdeki enerji arzının büyük bir bölümünün sanayi sektörü tarafından tüketildiği göz önüne alındığında, enerji politikaları ile sanayi politikalarının birbirinden bağımsız olması düşünülemez. Bu bağlamda konu, gerek Sanayi Stratejimiz gerekse de 2023 yılı vizyonumuz açısından değerlendirildiğinde ülkemiz enerji politikasının amacı; iktisadi kalkınmanın ve sosyal gelişmenin ihtiyaç duyduğu enerjinin, rekabetçi bir serbest piyasa ortamında sürekli, kaliteli, güvenli ve mümkün olan en düşük maliyetle teminidir.
Sanayinin en önemli girdi maliyetlerinden birini elektrik enerjisi oluşturuyor. Bu nedenle elektrik enerjisinin pahalı olması, genel olarak mal ve hizmet fiyatlarına artan maliyetler olarak yansıyor ve dolayısıyla sanayinin rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Ülkelerin gelişmesi ile enerji tüketimi arasında çok güçlü bir ilişki var. Gerek enerjinin üretimde bir girdi olarak kullanılmasında olsun gerekse de enerjinin doğrudan tüketilmesinde olsun bu ilişkiyi gözlemlemek mümkündür. Ülkemizin ekonomik büyümesindeki lokomotif sektörün sanayi sektörü olduğu göz önüne alındığında, enerji ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki de ortaya çıkıyor. Özellikle uluslararası ticarette elektriğin ucuz olduğu ülkelerde üretim yapan firmalar, rekabet gücü açısından avantajlı durumdadır. Bu nedenle, elektrik enerjisinin ucuz olması ülke ekonomisi açısından da çok önemli. Türkiye gibi gelişmekte olan ve elektrik talebi hızla artan, dolayısıyla yatırım ihtiyacı yüksek olan ancak yerli kaynakları kısıtlı olan ülkelerde yatırımcıların teşvik, vergi gibi iktisadi araç ve politikalarla doğru yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Sonuç olarak, elektrik üretiminin ucuza mal edilmesinin önemi, ekolojik ve ekonomik olarak sürdürülebilir olma gerekliliği ortadadır ve bunu sağlayacak adımlar önemlidir.

‘ENERJİYİ VERİMLİ KULLANARAK YENİ BİR KAYNAK YARATABİLİRİZ’
Verimlilik Girdi Maliyetleri’nde önemli bir yer tutan enerji fiyatlarındaki artış sanayicilere nasıl yansıyor?

Türkiye’nin 2012 yılındaki 60 milyar dolarlık enerji ithalatı, yine aynı yıl için 84 milyar dolar olan dış ticaret açığının büyük bir bölümüne karşılık geliyor. Toplam ithalatımız içerisinde %25 gibi büyük bir paya sahip olan enerji kalemi, ithalatımız içerisinde önemli bir rol oynuyor. Doğal gaz ve petrol açısından yeterli kaynaklara sahip olmadığımız için ihtiyacımız olan petrolün % 94’ünü, doğal gazın ise % 99’unu ithal ediyoruz. Ülkede tüketilen petrolün de büyük ölçüde ithalatla karşılanıyor olması, Türkiye’nin birincil enerji kaynakları açısından dışa bağımlılığını artırıyor. Tabi bu husus sanayimize ve genel ekonomik dengelere de yansıyor.
Birincil enerji üretiminde dünyada 47’nci ve tüketiminde 22’nci sırada yer alan Türkiye’nin sürdürülebilir bir büyüme yakalaması için enerji arz ve güvenliğini sağlaması son derece önemli. Bu gereklilik, Türkiye’nin doğal kaynak yoksunu olduğu göz önünde bulundurulduğunda iyice önem kazanıyor. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için yerli ve ucuz bir enerji kaynağı olan linyitten elektrik üretiminin artırılması ön plana çıkıyor. Halen ülkemizin toplam kurulu gücünün 'ye yakını linyit kaynaklı termik santrallerinden karşılanıyor. Türkiye’nin kesinleşen toplam linyit rezervi ise 11,7 milyar ton düzeyindedir. Dünya linyit rezervinin yaklaşık %1,6’sı Türkiye’de bulunuyor. Türkiye’deki linyitlerin büyük kısmının ısıl değeri düşük olduğu için termik santrallerde kullanımı ön plana çıkıyor. Bunun yanında, yenilenebilir enerji kaynağı alternatiflerinin de daha etkin bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.

Türkiye’yi 'enerji' açısından sanayisiyle güçlü diğer Avrupa ülkeleri ile kıyasladığınızda nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
Elektrik enerjisi fiyatları, ülkemizdeki imalat sanayi üretim maliyetlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Dünyada yaşanan küresel rekabet nedeniyle bazı sektörlerdeki 1-2 dolarlık ek maliyet bile sektörün rekabet gücünü büyük ölçüde etkiliyor. AB bölgesi ile Türkiye’yi elektrik ve doğal gaz fiyatları açısından karşılaştırdığımızda, Türkiye’nin AB-27 ülkelerine göre oldukça avantajlı durumda olduğu görülecektir. Mesela, Eurostat verilerine göre sanayide kullanılan elektriğin birim fiyatı AB-27 ülkelerinde ortalama 12 Avro cent civarında iken bu rakam Türkiye’de 7,84 Avro cent civarındadır. Sanayide kullanılan doğal gaz fiyatlarına gelince Türkiye, AB-27 ülkelerine göre doğal gazı yaklaşık olarak yarı fiyatına kullanıyor. Avrupa ülkelerinin çoğunluğu da bizim gibi enerjide dışa bağımlı bir bölgede yer alıyor. Enerjide dışa bağımlılık ve enerji arz güvenliğindeki tehditler Avrupa’yı dünyadaki diğer üretim bölgelerine göre dezavantajlı bir konuma getiriyor.  Kaldı ki Avrupa bölgesi birçok alanda üretimden çekilmiş ve üretimini dünyanın daha avantajlı bölgelerine kaydırmış durumda. Bu durum sanayicilerimize büyük fırsatlar sunuyor.
Dünyadaki diğer üretim merkezlerine göre Avrupa pazarına yakın oluşumuz bizim için bir avantajdır. Oluşturulacak ve uygulanacak doğru politikalarla Türkiye Avrupa’nın üretim merkezi haline gelecektir. Biz stratejilerimizi ve çalışmalarımızı bu doğrultuda oluşturuyoruz. Sadece Avrupa değil, başta Ortadoğu olmak üzere bu bölgenin üretim merkezi olma hedefimiz var ve adımlarımızı buna göre atıyoruz. Tabi tüm bu çalışmaları sanayicilerimizden bağımsız yapmıyoruz. Attığımız bütün adımlarda, yaptığımız bütün çalışmalarda sanayicilerimizle birlikte hareket ediyoruz.

Bakanlık olarak gerek enerji üretimi gerekse enerji verimliliği alanında sanayicilere ne tür destekler sunuyorsunuz?
Enerji sektöründeki teşvikler konusunda; sektöre yönelik yatırım ve Ar-Ge olmak üzere iki farklı teşvik söz konusudur. 2005 yılında yasalaşan Yenilenebilir Enerji Kanunu kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinde kullanılan mekanik, elektro-mekanik gibi aksam ve parçaların yurtiçinde imal edilmiş olması halinde, bu tesislerde üretilerek iletim veya dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisi için Kanunda belirtilen miktarlarda fiyatlara ilave yapılıyor. Yine bunun yanında Yeni Teşvik Kanunu kapsamında, enerji sektörü için makine ve ekipman üreten yatırımlar destekleniyor. Enerji verimliliği konusunda üreticilerimiz kendi işyerlerinde enerji verimliliği sağlayacak projelerle Bakanlığımız San-Tez Programı’na başvurduklarında ciddi oranlarda destek alabiliyor. Bununla birlikte, Bakanlığımız ilgili kuruluşlarından KOSGEB ve TÜBİTAK tarafından da enerji verimliliği konusunda ortaya konulan projelere destek ve teşvikler veriliyor. Sanayicilerimizi bu verdiğimiz teşviklerden yararlanmaya davet ediyorum. Enerji verimliliği konusunda atılan her adımı ve yapılan her projeyi çok değerli görüyoruz.
Ülkemizde üretilen elektriğin yaklaşık yarısı, sanayi sektöründeki elektriğin ise yaklaşık üçte ikisi elektrik motorları tarafından tüketiliyor. Ortalama bir motor yaklaşık 20 yıl olan çalışma ömrü boyunca satın alma bedelinin yaklaşık 200-250 katı kadar enerji tüketiyor. Avrupa Birliğinin 2009/125/EC sayılı direktifi Bakanlığımızca uyumlaştırılarak “Enerji İle İlgili Ürünlerin Çevreye Duyarlı Tasarımına İlişkin Yönetmelik” adıyla 7 Ekim 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandı. Söz konusu çerçeve direktif kapsamında, Avrupa Birliği’nin EC/640/2009 sayılı Tüzüğü’ne paralel olarak uyarlanan ve gücü 0,75 kW ile 375 kW arasında olan 3 fazlı, 50/60 Hz sincap kafesli endüksiyon motorlarını kapsayan “Elektrik Motorları İle İlgili Çevreye Duyarlı Tasarım Gereklerine Dair Tebliğ” Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. Anılan tebliğ kapsamdaki elektrik motorları, IE1, IE2 ve IE3 verim sınıfına ayrıldı ve 2012 Nisan ayından itibaren verimi düşük IE1 sınıfı motorların piyasaya arzı yasaklandı. Böylece sanayide büyük miktarlarda enerji tasarrufu sağlanmaya başlandı. En verimli sınıf olan IE3’e geçiş ise, motor anma güçlerine göre kademeli olarak 1 Ocak 2015 ve 1 Ocak 2017 tarihlerinde zorunlu olacak. Diğer taraftan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen ve Bakanlığımızın da yürütücü ortak olduğu ve Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından desteklenen “Türkiye’de Enerji Verimli Cihazların Piyasa Dönüşümü Projesi” kapsamındaki mevzuat uyumlaştırma, piyasa denetimi, eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları devam ediyor. Elektrikli ev aletlerinde ülkemizde son yıllarda A sınıfı ve üzeri etiketli cihazlara dönüşüm nedeniyle, elektrikli ev aletlerinin enerji tüketiminde ciddi düşüşler gerçekleştirildi.
ENERJİDE VERİMLİLİĞE ODAKLANDIK
Açıkladıkları Elektrik Elektronik Sektörü Strateji Belgesi enerji verimliliğine sahip elektrik motorları, klimalar, buzdolapları, ısı pompaları ve benzeri ürünlerin kullanımının özendirilmesine yönelik çalışmalar yürütüleceğini belirten Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bu kapsamda kısa bir süre içinde sanayide enerjiyi en çok tüketen elektrik motorları ile hazırladıkları çalışmayı kamuoyu ile paylaşacaklarını söylüyor. Bakan Ergün, belgede yer alan diğer eylemleri ise şöyle sıralıyor:  “Yenilenebilir enerji kaynaklarından; hidroelektrik, güneş, ısı pompası ve rüzgar enerjisi tesislerini kuran ve malzemelerini üretenlerin ve bu alanlarda Ar-Ge çalışmaları yürütenlerin teşvik edilmesi için çalışmalar yapılacak. Elektrik elektronik sektörü için büyük önem arz eden Cr-Ni paslanmaz çelik sacın, trafo, elektrik motoru ve gaz türbini üretimi için gerekli temel ürün olan silisyumlu çelik, süper alaşımlar, vasıflı çelik sac gibi ara ürünlerin, ülkemizde üretimine yönelik çalışma yapılacak. Akıllı elektrik enerji şebekeleri, bunların yazılımları ve bu şebekelerde kullanılan teçhizat ile ölçme, izleme, koruma ve kontrol amaçlı kullanılan akıllı elektronik cihazların tasarımı, üretimi ve Ar-Ge çalışmaları desteklenecek.”  



Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz