Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
EPDK Başkanı Köktaş: Kimse ağlamasın, sektör büyüyor!

Akaryakıt sektörünün 2012 yılında kaydettiği %3.8’lik büyümeyle Türkiye ekonomisinin büyüme oranı üstünde bir gelişim gösterdiğini belirten Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Hasan Köktaş, “Her ne kadar bayilerinden tutun da dağıtıcısına, rafinerisine kadar herkes yakınma peşindeyse de rakamlar bize sektörün geliştiğini gösteriyor” dedi.




hasan_koktas_epdkEnerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 2012 Yılı Petrol Piyasası Raporu’nu açıkladı. Raporun kamuoyuna duyurulması amacıyla Enerji Gazetecileri ve Medya Derneği (EGAD) üyesi basın mensuplarıyla bir araya gelen EPDK Başkanı Hasan Köktaş, akaryakıt sektörünün 2012 yılında kaydettiği %3,8’lik büyümeyle Türkiye ekonomisinin büyüme oranı üstünde bir gelişim gösterdiğini söyledi. Sektöre girişlerin artmaya başladığını, yeni ve büyük oyuncuların girişiyle birlikte sektördeki rekabetin önceki dönemlere göre daha keskin hale geldiğini kaydeden Köktaş, “Her ne kadar bayilerinden tutun da dağıtıcısına, rafinerisine kadar herkes yakınma peşindeyse de rakamlar bize sektörün geliştiğini gösteriyor” dedi. Segmentler arası geçişkenliklerin genel resimde değişikliklere sebep olduğunu belirten Köktaş, sektördeki genel manzarayı şöyle resmetti:
“Benzin ve fuel oil türleri satışında düşüş eğilimi sürerken dizel tarafı büyüyor. LPG sektörü büyüyor. Toplam akaryakıt satışları bir önceki yıla göre %3,8 artış göstererek 18,2 milyon ton olarak gerçekleşti. En büyük on şirketin pazardan aldığı pay, iki sene önce %89 iken %82.9’a gerilemiş; bu da rekabetin arttığını gösteriyor. En büyük on şirketin kendi içindeki sıralanışında da değişme var. Dolayısıyla sektördeki dinamizm devam ediyor. Ve bu dinamizm, sektörün daha da büyüyeceğinin göstergesi. Son üç yılda rafineri kapasitesi de artarak yüzde 68’den yüzde 78’in üzerine çıktı. Bütün bu gelişmelere karşın, yapısal sayılabilecek sorunlarımız da devam ediyor. Bunların da bilincindeyiz ve çözmeye çalışıyoruz.”

ÖZGÜN YAPISAL SORUNLAR
EPDK Başkanı Hasan Köktaş, Türkiye’nin coğrafya özellikleri nedeniyle akaryakıt ürünlerini nihai tüketiciye ulaştırmak için çok uzun kara taşımacılığı yapmak gerektiğini, maliyetler ve fiyatlar üzerinde etkili en önemli unsurlardan birinin bu olduğunu söyledi. Maliyet ve fiyat oluşumunu belirleyen önemli bir diğer yapısal sorunun da, “sektörde dikey bütünleşik bir yapı olmaması” olduğunu vurgulayan Köktaş, dağıtım şirketleri ile bayiler arasındaki intifa sözleşmelerini beş yılla sınırlayan 5 Mart 2009 tarihli Rekabet Kurulu kararından sonra durumun değişmeye başladığını belirterek şunları söyledi:
“Akaryakıt istasyonları tüm dünyada dağıtım şirketlerinin kendisine aittir. Hatta rafineri de onlara aittir. Yani bir entegrasyon vardır. Yani bizde olduğu gibi dağıtıcı için ayrı bir kâr marjı, bayi için ayrı kâr marjı, rafineri için ayrı kâr marjı söz konusu değildir; toplam üzerinden hareket edilir. Bu segmentlerin her birinin farklı olduğu herhalde tek ülkeyiz. Ama bizde de Rekabet Kurulu’nun malum (dağıtım şirketleri ile bayiler arasındaki intifa sözleşmelerini beş yılla sınırlayan) kararından sonra buna yönelik yoğun bir dönüşüm var. Son üç yıldan beri dağıtım şirketlerinin kendi akaryakıt istasyonlarına sahip olma yönünde ciddi gayretleri var. Halihazırda sektörün toplamında (rafineri, dağıtıcı, bayi) maliyetler çok yüksek, kâr marjları ise düşük. Ve dikkat ederseniz, her bir akaryakıt istasyonumuz dört yıldızlı otel gibidir. Son derece lüks, altyapısı son derece iyi, iyi hizmet veren istasyonlardır çoğu…Hizmetten ve kaliteden taviz vermediğinizde, o marjları başka yerde oluşturmanız gerekiyor. Dolayısıyla yeni önlemlere ihtiyaç var, onun yolu da entegrasyondan geçiyor. Entegrasyon bütün dünyada bir gereklilik. Sadece bu iş kolunda değil. Eğer maliyetiniz artıyorsa ve maliyeti kontrol edebilir durumda değilseniz, dikey bir bütünleşik yapı oluşturarak, kârı maksimize edecek ve artan maliyetleri karşılayacak tarzda bir kâr temerküzü (konsantrasyonu) oluşturursunuz. Süreç, doğal bir sonuç olarak buraya doğru gidiyor. Bu yapı istenendir, istenmeyendir tartışmasına girmeden bunu söylüyorum. İşin doğasına uygun olarak devam edip gidiyor. Biz Kurum olarak 1998 otomatik fiyatlandırma mekanizmasının sisteme geldiği günden bugüne kâr marjı trendlerinin analizlerini yaptık. Bütün bunlara baktığınızda kâr marjlarının sektörün tümünde inanılmaz derecede düştüğü görülüyor. Buna karşın maliyetler artıyor, kurlar artıyor. Dolayısıyla yeni önlemlere ihtiyaç var. Entegrasyon bu çerçevede bir önlem olarak ortaya çıkıyor.”

İSTASYON VERİMLİLİĞİ DÜŞÜK
EPDK Başkanı Hasan Köktaş, Türkiye’deki akaryakıt istasyonlarının tekil satış rakamları ve verimliliklerinin de düşük olduğunu, fiyat bileşenlerine olumsuz yansıyan unsurlardan birinin de bu olduğunu söyledi. ABD’deki bir akaryakıt istasyonunun günlük ortalama 10 bin litre, Avrupa’daki bir istasyonun 7 bin 500 litre, Türkiye’deki bir istasyonun ise 3 bin 500 litre satış yaptığını söyleyen Köktaş, “13 bin akaryakıt istasyonunda ortalama beş çalışan olduğunu varsaysak, toplam 65 bin çalışan yapar. 65 bin çalışan, 250 bin kişinin ekmek kapısı demektir. Böyle bir istihdam yapısı var orada, bunun sosyolojisine dikkat etmek lazım” diye konuştu.

EN FAZLA CEZA UYGULAYAN KURUM: EPDK
EPDK’nın protokolcü kurumlar vasıtasıyla gerçekleştirdiği denetimlerin 2012 yılında da yoğun şekilde devam ettiğini kaydeden Köktaş, bu kapsamda 1480 firmaya 229 milyon 328 bin TL tutarında idari para cezası işlemi yapıldığı bilgisini verdi. Ceza veya yaptırıma konu olan fiiller arasında; teknik kriterlere uygun olmayan akaryakıt ikmali, dağıtıcı dışında ve menşei belli olmayan akaryakıt ikmali ile tağşiş edilmiş ve menşei belli olmayan akaryakıt ikmali fiillerinin öne çıktığını belirten EPDK Başkanı Köktaş, 2012 yılı boyunca eklenenlerle birlikte toplam 9 bin 304 firmaya kesilen idari para cezaları toplamının 1 milyar 458 milyon TL’ye ulaştığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Sevinerek değil üzülerek söylüyorum: Bu rakamlar bizim ne kadar etkin bir denetim yaptığımızı gösterirken, neredeyse aktör başına bir cezai işlem düştüğünü de gösteriyor. 9304 ceza… Piyasada 70 tane dağıtıcı, 13 bin de bayi olduğunu düşünürseniz; demek ki her aktör etkin denetimden geçmiş durumda. Türkiye’de açık ara yapılan denetimlerde en fazla ceza uygulaması yapan kurumuz. Bu övündüğümüz bir şey değil. Ama çok etkin bir denetim yapıyoruz. En son otomasyonun devreye alınması, Maliye Bakanlığımızın getirdiği vergi iadesi sistemiyle ‘10 numara’ yağa yönelik önlemlerin alınması vs. hepsi etkin bir denetim yapıldığını gösteriyor. Bütün bunlara rağmen sistemin bir şekilde açıklarını bulmaya çalışan, onlardan istifade etmeye çalışanlar mutlaka hâlâ vardır. Ama bu noktada mutlaka vurgulamak istediğim bir konu var: Kaçakla mücadele ile ilgili olarak Kanun’da bir değişiklik yaptık. Eskiden kaçakla mücadele çerçevesinde bütün suçlar Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendiriliyordu. Bu da şu anlama geliyordu: Bir ceza düzenlemesi yaptığımızda, eğer muhatabı dava açarsa, dava sonuçlanana kadar tahsilat duruyordu. Dolayısıyla caydırıcılık unsuru olmuyordu. Çünkü cezayı ödemiyordu sonuçta. Ama şimdi bu fiil, Kabahatler Kanunu kapsamından çıkartılarak, Kaçakçılık Kanunu kapsamına alındı. Şimdi artık şöyle oluyor: Biz bu fiili tespit edip evrakı hazırladığımız ve Kurulumuzda ceza işlemi kararını aldığımız an, defterdarlıklar üzerinden tahsilatını, icra işlemi de dahil  hemen yapıyoruz. Dolayısıyla kaçakçılıkla mücadeleyi bundan böyle çok daha etkin yürütebileceğiz.”

HERKES AYAĞINI DENK ALACAK!
Kaçakla mücadele kapsamında kanunda yapılan değişikliklerin, akaryakıt bayilerince  “çok ağır” bulduğu bazı yaptırımlara kapı araladığını belirten ve “Diyelim ki, tesiste ulusal marker ile ilgili sıkıntı varsa tüm tesis kapatılıyor. Daha önce ise ilgili pompa kapatılıyordu. Bu düzenleme sektörde istenen sonucu yaratır mı, yoksa beklenenin ötesinde ağır sonuçları mı olur?” diye soran bir basın mensubuna, EPDK Başkanı Köktaş, “Evet, insanların panik yaptığı kadar sert bir kanun bu. Öyle de olması gerekiyor. Çünkü hiç kimse haksız rekabet koşulları oluşturamaz ve devletin vergisini iç edemez. Etmemesi gerekir” cevabını vererek şöyle sürdürdü: “Buna biz müsaade edemeyiz. Evet, markerla ilgili birtakım sorunlar çıkacak, doğrudur. Ama bütün aktörler bu kanunun yeni mantığına ve ruhuna uygun davranmak durumundalar. Eskiden bir istasyonda bir vukuat olduğunda ve biz bununla ilgili bir karar aldığımızda, bir gün sonra o istasyon pompacı üzerinden tekrar açılıyordu. Yeni kanun buna fırsat vermiyor, artık cezalandırılan istasyonun kendisi olacak. Evet, sert bir kanun, ama kanun oyunculara uymayacak, oyuncular kanuna uyacak!”

KARAYOLUNA BAĞIMLILIK KANITI
EPDK’nın hizmet binasında düzenlenen basın toplantısında 2012 Petrol Piyasası Raporu içeriğiyle ilgili ayrıntılı sunumu EPDK Petrol Piyasası Daire Başkanı Taner Mutlu yaptı. Türkiye’de akaryakıtın en fazla %86’lık bir oranla ulaşımda kullanıldığını, akaryakıtın ulaşımda kullanımıyla ilgili dünya ortalamasının ise %50 olduğunu anımsatan Mutlu, “Türkiye ile dünya arasındaki bu fark, bizim lojistik anlamında karayoluna olan bağımlılığımızın kanıtı gibidir.” dedi. Mutlu, petrol piyasasının 2012 yılı sonu itibarıyla görünümünü, rapordan alıntılarla şu şekilde özetledi:
“Türkiye’deki petrol ticaretiyle ilgili bilgileri gümrük bölge müdürlüklerinden alıp değerlendirmeye tabi tuttuk. Buna göre ham petrol ve akaryakıt ithalatının %90’ı rafinerilerin bulunduğu Kocaeli ve İzmir’de oluşuyor. Batman’da da bir antrepo var; ama Batman’da üretilen petrol yurtdışından gelmiyor, yurtdışına ihraç da edilmiyor. Yerli akaryakıt üretiminin tamamı Batman Rafinerisi’nde gerçekleştiriliyor. Rafineri anlamında faaliyette bulunan şu anda bir tek şirket var: TÜPRAŞ. 2012 yılında 21 milyon 809 bin tonluk bir ham petrol temini yapmış. Bunun %90’ını dışardan alıyoruz. ’u yerli üretim. TÜPRAŞ’ın alımlarına baktığımızda, İran’dan yapılan alımların azaldığı görülüyor. 2011’de %51’ini İran’dan alırken 2012’de %39’a geriledi. Irak’tan yapılan alımlar ise ’den ’ye çıktı, diğer taraftan 2010 ve 2011 yılında sistemde olmayan Libya’dan da 1 milyon tonluk bir ham petrol alımı yapıldı. 2012 yılında toplam rafineri üretiminde %6’lık bir artış var. Benzin üretiminde 2012 yılında bir önceki yıla göre %2’lik, motorin üretiminde ise ’lik artış görülüyor. Fuel oil üretiminin, tüketimindeki düşüşle birlikte 2012 yılında %56’lık düşüş gösterdiğini görüyoruz.”

MOTORİN SATIŞLARINDA YÜKSELİŞ
Piyasada yapılan benzin, motorin ve LPG satışlarının “toplam dağıtıcı satışları” başlığı altında değerlendirildiğini belirten Mutlu, 2011’de 2010 yılına göre %4.7 gerileyen benzin satışlarının, 2012 yılında da bir önceki yıla göre %6.6’lık düşüşle gerilemeye devam ettiğini, buna karşın motorin türleri satışındaki artışın sürdüğünü dile getirdi: “Motorin türü satışları 2011 yılında 2010’a göre %6 arttı, 2012 yılında da 2011’e göre %6.1 artış gösterdi. Benzin satışları 2012’de de LPG’nin gerisinde kaldı. 2010 yılında benzin türleri toplamında 2 milyon 75 bin ton olan dağıtıcı satışları, 2012 yılında 1 milyon 848 bin tona düştü. Buna karşın 2010 yılında 2 milyon 489 bin ton olan LPG satışı, 2012 yılında 2 milyon 695 bin ton seviyesine yükseldi. Bu arada dağıtıcıların pazar paylarında da değişiklikler oluyor. Her geçen gün ilk on firmanın pazar payları azalıyor. 2010 yılında ilk on dışındaki diğer dağıtıcı firmaların pazar payı iken, 2012 yılında .1 seviyesine yükseldi. İlk on firmanın pazar payı da 2010 yılındaki %87 seviyesinden 2012 yılında %82.9 seviyesine indi. Bu da gösteriyor ki, akaryakıt dağıtım piyasasında yoğunlaşma her geçen yıl azalıyor.”

TOPLAM VERGİNİN .2’Sİ AKARYAKIT SEKTÖRDEN
Akaryakıt sektöründen 2012 yılında toplam 43.5 milyar TL vergi tahsil edildiğini belirten EPDK Petrol Piyasası Daire Başkanı Taner Mutlu, bu rakamın Türkiye’de toplanan vergilerin .2’sine denk düştüğünü belirtti ve şöyle konuştu:
“Türkiye’de satılan 95 oktan kurşunsuz benzinin fiyatının %28.5’i ürün fiyatıdır; vergi ve paylar ise %71.5’ine denk düşmektedir. Vergi ve paylar içerisinde ÖTV %46.72, KDV .25, dağıtıcı payı %4.93, bayi payı %3.81 ve rafineri payı da %0.76 olarak ortaya çıkmaktadır. Motorinde ise pompa fiyatının %35.38’i ürün fiyatı, %64.62’si ise vergi ve paylardır. Vergi ve payların kendi içinde dağılımına baktığımızda ise: %38.12’si ÖTV, .25’i KDV, %5.99’u dağıtıcı payı, %4.65’i bayi payı ve %0.60’ı da rafineri payıdır.”
 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz